Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Aile ve Yaşam
Şahin Kuşunun Hazin Hikâyesi..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="GÖNÜLSIZIM" data-source="post: 213034" data-attributes="member: 11723"><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"><strong><span style="color: red">Mevlânâ Hazretleri Mesnevî’de bir hikâye anlatır</span></strong>. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>“</strong></span>Yaralı şahin kuşu, bir yaşlı kadının bahçesine kondu. Yaşlı kadın perişan görünümlü şahine acıdı, merhamet etti yanına aldı. </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">Aç şahinin önüne çocukları için hazırladığı hamur bulamacını koydu. Şahinin, önüne konan tasa gagasını daldırması ile başını sallayarak geri çekmesi bir oldu. Çünkü şahin et yerdi, hamur bulamacını yiyemedi. </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">Yaşlı kadın, şahinin bu hâlini görünce üzüldü: </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">«-Vah!» dedi, «Gagan uzamış, kıvrım kıvrım olmuş. Yumuşacık bir hamur bulamacını bile yiyemez olmuşsun. Senin önceki sahibin hiç mi Allah’tan korkmazdı ki, şu gaganı düzeltmemiş hiç!..» dedi ve eline aldığı kör makas ile şahinin gagasını kesmeye çalıştı. </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">Şahin yaşlı kadının elinden kurtulmak için çırpınsa da, nâfile, kaçamadı. Yaşlı kadın şahinin gagasını kesti. </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">Şahin çırpınırken, yaşlı kadın, şahinin kanatlarını gördü: </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">«-Vah!..» dedi, «Senin eski sahibin sana hiç bakmamış, şu kanatların ne hâle gelmiş, kimi uzun, kimi kısa kalmış!..» diyerek, şahinin o güzelim kanatlarını elindeki makasla düzeltmeye başladı. </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">Şahin acı ile kıvrandı, çırpındı... Çâresizce pençelerini kadının koluna attı ve tırnaklarını kadının koluna geçirdi. Yaşlı kadın, şahinin kanatlarını -güya- düzeltirken koluna batan tırnakları gördü: </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">«-Vah vah! Önceki sahibin nasıl merhametsizmiş ki, bir kere bile tırnaklarını kesmemiş. Tırnakların ne de çirkin olmuş.» dedi ve elindeki makas ile şahinin avlanmakta kullandığı pençelerini söküp attı. </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">Câhil ve yaşlı bu kadının elinde rezil olan şahinin gözleri doldu. Yaşlı kadın, şahinin bu hâlini görünce hiddetlendi: </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">“-Kimseye iyilik yaramıyor ki!..” dedi, “Ben iyilik yapıyorum, kuş ağlıyor.” diye söylendi. Sonra da elindeki kuşu: </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">“-Git hadi, bildiğin yere!..” diyerek kaldırdı havaya attı. </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">Şahin çırpındı uçmak için… Ama kanatları kesikti, uçamadı… Acı ile yere inmek istedi, tırnakları sökülmüştü yere de konamadı… Kendini yan üzeri bir kulübeciğin arkasına attı. </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">Koca koca avları, gökyüzünde süzüle süzüle avlayan cesur şahin kuşu, câhil kadının elinde korkak bir kargaya dönüşmüştü. </span></span></p><p> </p><p><span style="color: darkgreen"><span style="font-size: 10px"><strong><span style="color: red">Çocuğu Tanımadan, Çocuk Terbiyesi Olmaz</span></strong> </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">Birçok anne-baba, çocuklarını yeterince tanıyamadıkları için, ellerindeki “şahin” bakışlı çocukları, kargaya çeviriyorlar da, farkında değiller. </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">Hâlbuki çocuk terbiyesinin birinci ve en önemli maddesi, çocuğu tanımaktır. </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">Hiçbir çocuk, bir diğeri ile aynı değildir. Nasıl ki, gökyüzünden dökülen milyarlarca kar tanesi görünüşte birbirine benzediği hâlde, aslında hiçbiri bir diğerinin aynı değildir; tıpkı bunu gibi, her çocuk da bir diğerinden farklı karaktere sahiptir. Bu çocuklar öz kardeş bile olsalar...</span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">Eğer çocukların bu farklılıkları göz önüne alınmadan, çocukların karakterleri tanınmadan çocuk terbiyesine girişilir ise, o takdirde, şahin karakterli bir çocuk, bir süre sonra korkak bir kargaya dönüşme riski taşır. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: red"><strong>Çocuğunuzu Yeniden Keşfedin</strong> </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">Albert Einstein’ı bilirsiniz. Hani dünyanın en zeki adamı olarak kabul edilen ünlü Alman fizikçi… </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">Albert Einstein’ı, çocukluk yıllarında ne öğretmenleri, ne de âilesi yeterince keşfedebilmişti. </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">Öğretmeni, Einstein’ı her defasında babasına şikâyet ediyor: </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">“-Çocuğunuz öğrenim zorluğu çekiyor, bu da diğer çocuklara öğreteceğim konuların hızını kesiyor!” diyordu. </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">Einstein’ın babası, artık okulun bu baskılarından bunaldığı için, oğlunu okuldan aldı ve “hiç olmazsa bir mesleği olsun” diyerek meslek okuluna kayıt ettirdi. </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">12 yaşına kadar oğlunun eğitim problemleriyle boğuşan baba, elindeki çocuğunun dünyanın en zeki insanı olduğunu bilseydi, her sinirlendiğinde: </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">“-Senin kadar aptal bir çocuk daha dünyaya gelmemiştir!..” diye bağırıp çağırmazdı. </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">Einstein okulda başarısızdı, çünkü öğretmenin öğretmeye çalıştığı konular onun ilgisini çekmiyordu. O dönemde tarım toplumu olan Almanya’da; “İnek nasıl sağılır, toprak nasıl gübrelenir, ağaç nasıl budanır?” konuları çocuklara öğretiliyordu. Einstein için bunlar anlamsız şeylerdi. O yüzden dikkatini veremiyordu bir türlü anlatılan derslere… O, kâinâttaki ince dengenin nasıl kurulduğunu, maddenin ötesindeki mânânın nasıl şekillendiğini merak ediyordu. </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">Yıllar sonra onun farklılığı fark edildiğinde, bilim dünyası onun her konuşması karşısında nefeslerini kesip onu dinlemeye başlamıştı başlamasına, ama ne yazık ki, her çocuk Einstein kadar şanslı değildi!.. Derslerinde başarısız olan binlerce çocuk, bir ömür boyu karga muâmelesi yapılarak; tırnakları, gagası, kanatları yolunarak; şahini şahin yapan tüm özellikler kopartılıyor da kimsecikler fark etmiyor bile… </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">Tıpkı Van Gogh’un fark edilmediği gibi… Dünyaca ünlü ressam Van Gogh’un tabloları bu gün paha biçilemeyecek kadar değerli olduğu hâlde, yaşadığı dönemde kimsecikler dönüp onun yaptığı resimlere bakmıyordu bile... Hatta eşi ona bir gün: </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">“-Bırak şu gereksiz işleri de, git adam gibi bir işte çalış!.. Evinin ihtiyacını karşıla, evde yemek yapacak bir şeyimiz kalmadı.” dediğinde, öyle sinirlenmişti ki, atölyesinde bulunan onlarca tabloyu o gün sokak ortasında bir parça ekmek karşılığında satmıştı. Dün bir ekmek karşılığında satılan o tablolar, bu gün kimin elinde ise, o kişi dev bir hazinenin sahibi durumunda… </span></span></p><p><strong><span style="color: red">Çocuğu En İyi Tanıyan Annedir</span> </strong></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkgreen">Hiç kimse, bir çocuğun kabiliyetini keşfetme konusunda anne-baba kadar bilgiye sahip olamaz. Özellikle anneler, çocuklarının doğduğu ilk günden son güne kadar hangi kabiliyetlerinin olduğunu anlayabilecek özel donanıma sahiptirler. Yeter ki, bu donanımı “empati: karşısındakinin yerine kendini koyma” kanallarını tıkamadan kullanabilsinler. Tabiî ki, her anne-baba iyi niyetlidir ve çocuklarının geleceğini en iyi biçimde şekillenmesini ister. Ancak iyi niyet, her zaman iyi netice vermez… Nitekim Mevlânâ’nın hikâyesindeki yaşlı kadın da iyi niyetliydi, bahçesine konan şahinin gagasını, kanatlarını ve pençesini iyi niyetle kesti. Ancak o güzelim şahin, iyi niyetli, ama bilgisiz yaşlı kadının elinde rezil olmaktan kendini kurtaramadı. </span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: red">adem güneş</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="GÖNÜLSIZIM, post: 213034, member: 11723"] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkgreen][B][COLOR=red]Mevlânâ Hazretleri Mesnevî’de bir hikâye anlatır[/COLOR][/B]. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=2][COLOR=darkgreen][FONT=Comic Sans MS][B]“[/B][/FONT]Yaralı şahin kuşu, bir yaşlı kadının bahçesine kondu. Yaşlı kadın perişan görünümlü şahine acıdı, merhamet etti yanına aldı. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]Aç şahinin önüne çocukları için hazırladığı hamur bulamacını koydu. Şahinin, önüne konan tasa gagasını daldırması ile başını sallayarak geri çekmesi bir oldu. Çünkü şahin et yerdi, hamur bulamacını yiyemedi. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]Yaşlı kadın, şahinin bu hâlini görünce üzüldü: [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]«-Vah!» dedi, «Gagan uzamış, kıvrım kıvrım olmuş. Yumuşacık bir hamur bulamacını bile yiyemez olmuşsun. Senin önceki sahibin hiç mi Allah’tan korkmazdı ki, şu gaganı düzeltmemiş hiç!..» dedi ve eline aldığı kör makas ile şahinin gagasını kesmeye çalıştı. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]Şahin yaşlı kadının elinden kurtulmak için çırpınsa da, nâfile, kaçamadı. Yaşlı kadın şahinin gagasını kesti. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]Şahin çırpınırken, yaşlı kadın, şahinin kanatlarını gördü: [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]«-Vah!..» dedi, «Senin eski sahibin sana hiç bakmamış, şu kanatların ne hâle gelmiş, kimi uzun, kimi kısa kalmış!..» diyerek, şahinin o güzelim kanatlarını elindeki makasla düzeltmeye başladı. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]Şahin acı ile kıvrandı, çırpındı... Çâresizce pençelerini kadının koluna attı ve tırnaklarını kadının koluna geçirdi. Yaşlı kadın, şahinin kanatlarını -güya- düzeltirken koluna batan tırnakları gördü: [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]«-Vah vah! Önceki sahibin nasıl merhametsizmiş ki, bir kere bile tırnaklarını kesmemiş. Tırnakların ne de çirkin olmuş.» dedi ve elindeki makas ile şahinin avlanmakta kullandığı pençelerini söküp attı. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]Câhil ve yaşlı bu kadının elinde rezil olan şahinin gözleri doldu. Yaşlı kadın, şahinin bu hâlini görünce hiddetlendi: [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]“-Kimseye iyilik yaramıyor ki!..” dedi, “Ben iyilik yapıyorum, kuş ağlıyor.” diye söylendi. Sonra da elindeki kuşu: [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]“-Git hadi, bildiğin yere!..” diyerek kaldırdı havaya attı. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]Şahin çırpındı uçmak için… Ama kanatları kesikti, uçamadı… Acı ile yere inmek istedi, tırnakları sökülmüştü yere de konamadı… Kendini yan üzeri bir kulübeciğin arkasına attı. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]Koca koca avları, gökyüzünde süzüle süzüle avlayan cesur şahin kuşu, câhil kadının elinde korkak bir kargaya dönüşmüştü. [/COLOR][/SIZE] [COLOR=darkgreen][SIZE=2][B][COLOR=red]Çocuğu Tanımadan, Çocuk Terbiyesi Olmaz[/COLOR][/B] [/SIZE][/COLOR] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]Birçok anne-baba, çocuklarını yeterince tanıyamadıkları için, ellerindeki “şahin” bakışlı çocukları, kargaya çeviriyorlar da, farkında değiller. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]Hâlbuki çocuk terbiyesinin birinci ve en önemli maddesi, çocuğu tanımaktır. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]Hiçbir çocuk, bir diğeri ile aynı değildir. Nasıl ki, gökyüzünden dökülen milyarlarca kar tanesi görünüşte birbirine benzediği hâlde, aslında hiçbiri bir diğerinin aynı değildir; tıpkı bunu gibi, her çocuk da bir diğerinden farklı karaktere sahiptir. Bu çocuklar öz kardeş bile olsalar...[/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]Eğer çocukların bu farklılıkları göz önüne alınmadan, çocukların karakterleri tanınmadan çocuk terbiyesine girişilir ise, o takdirde, şahin karakterli bir çocuk, bir süre sonra korkak bir kargaya dönüşme riski taşır. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=red][B]Çocuğunuzu Yeniden Keşfedin[/B] [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]Albert Einstein’ı bilirsiniz. Hani dünyanın en zeki adamı olarak kabul edilen ünlü Alman fizikçi… [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]Albert Einstein’ı, çocukluk yıllarında ne öğretmenleri, ne de âilesi yeterince keşfedebilmişti. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]Öğretmeni, Einstein’ı her defasında babasına şikâyet ediyor: [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]“-Çocuğunuz öğrenim zorluğu çekiyor, bu da diğer çocuklara öğreteceğim konuların hızını kesiyor!” diyordu. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]Einstein’ın babası, artık okulun bu baskılarından bunaldığı için, oğlunu okuldan aldı ve “hiç olmazsa bir mesleği olsun” diyerek meslek okuluna kayıt ettirdi. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]12 yaşına kadar oğlunun eğitim problemleriyle boğuşan baba, elindeki çocuğunun dünyanın en zeki insanı olduğunu bilseydi, her sinirlendiğinde: [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]“-Senin kadar aptal bir çocuk daha dünyaya gelmemiştir!..” diye bağırıp çağırmazdı. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]Einstein okulda başarısızdı, çünkü öğretmenin öğretmeye çalıştığı konular onun ilgisini çekmiyordu. O dönemde tarım toplumu olan Almanya’da; “İnek nasıl sağılır, toprak nasıl gübrelenir, ağaç nasıl budanır?” konuları çocuklara öğretiliyordu. Einstein için bunlar anlamsız şeylerdi. O yüzden dikkatini veremiyordu bir türlü anlatılan derslere… O, kâinâttaki ince dengenin nasıl kurulduğunu, maddenin ötesindeki mânânın nasıl şekillendiğini merak ediyordu. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]Yıllar sonra onun farklılığı fark edildiğinde, bilim dünyası onun her konuşması karşısında nefeslerini kesip onu dinlemeye başlamıştı başlamasına, ama ne yazık ki, her çocuk Einstein kadar şanslı değildi!.. Derslerinde başarısız olan binlerce çocuk, bir ömür boyu karga muâmelesi yapılarak; tırnakları, gagası, kanatları yolunarak; şahini şahin yapan tüm özellikler kopartılıyor da kimsecikler fark etmiyor bile… [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]Tıpkı Van Gogh’un fark edilmediği gibi… Dünyaca ünlü ressam Van Gogh’un tabloları bu gün paha biçilemeyecek kadar değerli olduğu hâlde, yaşadığı dönemde kimsecikler dönüp onun yaptığı resimlere bakmıyordu bile... Hatta eşi ona bir gün: [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]“-Bırak şu gereksiz işleri de, git adam gibi bir işte çalış!.. Evinin ihtiyacını karşıla, evde yemek yapacak bir şeyimiz kalmadı.” dediğinde, öyle sinirlenmişti ki, atölyesinde bulunan onlarca tabloyu o gün sokak ortasında bir parça ekmek karşılığında satmıştı. Dün bir ekmek karşılığında satılan o tablolar, bu gün kimin elinde ise, o kişi dev bir hazinenin sahibi durumunda… [/COLOR][/SIZE] [B][COLOR=red]Çocuğu En İyi Tanıyan Annedir[/COLOR] [/B] [SIZE=2][COLOR=darkgreen]Hiç kimse, bir çocuğun kabiliyetini keşfetme konusunda anne-baba kadar bilgiye sahip olamaz. Özellikle anneler, çocuklarının doğduğu ilk günden son güne kadar hangi kabiliyetlerinin olduğunu anlayabilecek özel donanıma sahiptirler. Yeter ki, bu donanımı “empati: karşısındakinin yerine kendini koyma” kanallarını tıkamadan kullanabilsinler. Tabiî ki, her anne-baba iyi niyetlidir ve çocuklarının geleceğini en iyi biçimde şekillenmesini ister. Ancak iyi niyet, her zaman iyi netice vermez… Nitekim Mevlânâ’nın hikâyesindeki yaşlı kadın da iyi niyetliydi, bahçesine konan şahinin gagasını, kanatlarını ve pençesini iyi niyetle kesti. Ancak o güzelim şahin, iyi niyetli, ama bilgisiz yaşlı kadının elinde rezil olmaktan kendini kurtaramadı. [/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=red]adem güneş[/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Aile ve Yaşam
Şahin Kuşunun Hazin Hikâyesi..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst