Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Sahip olduğumuz nimetleri farketmek ve şükretmek
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 332237" data-attributes="member: 1004566"><p><span style="font-size: 12px">İsa aleyhisselam bir ağacın altında dua eden birini gördü. Dikkatlice</span></p><p> <span style="font-size: 12px">baktığında adamın ayakları yürümeyen bir kötürüm olduğunu anladı. İki gözü</span></p><p><span style="font-size: 12px">de görmüyordu. Vücudunda ise baras hastalığı olduğu anlaşılıyordu. Ama adam</span></p><p><span style="font-size: 12px">bütün bunlara rağmen ellerini kaldırmış mutluluktan uçacakmış gibi dua</span></p><p><span style="font-size: 12px">ediyordu:</span></p><p><span style="font-size: 12px">– Ey nice zenginlere vermediği nimeti bana ikram eden Rabbim! Sana ağaçların</span></p><p><span style="font-size: 12px">yaprakları sayısınca şükürler olsun! ..</span></p><p><span style="font-size: 12px">Hazret-i İsa kötürüm adama yaklaştı:</span></p><p><span style="font-size: 12px">– Ayağın yürümüyor, gözün görmüyor. Bedenin de sıhhatli görünmüyor? Buna</span></p><p><span style="font-size: 12px">rağmen çoğu zenginlere verilmeyen nimetlerin sana verildiğini düşünmekte,</span></p><p><span style="font-size: 12px">bunun için de büyük bir mutlulukla şükretmektesin. Hangi nimettir nice</span></p><p><span style="font-size: 12px">zenginlere verilmediği halde sana verilen?</span></p><p><span style="font-size: 12px">Kapalı gözleriyle sesin geldiği yana yönelen kötürüm adam dedi ki:</span></p><p><span style="font-size: 12px">– Efendi! Allah bana öyle bir kalp vermiş ki, o kalple Onu tanıyorum. Öyle</span></p><p><span style="font-size: 12px">de bir dil vermiş ki, o dille de ona şükrediyorum. Halbuki, dünyanın serveti</span></p><p><span style="font-size: 12px">elinde olan nice zenginler var ki, kalbinde Onu tanıma sevinci, dilinde de</span></p><p><span style="font-size: 12px">Ona şükretme mutluluğu yoktur. Ama gel gör ki, ayakları topal, gözleri kör,</span></p><p><span style="font-size: 12px">bedeninde hastalıklar bulunan bu kötürüm adama Rabbim, bu sevgiyi ihsan</span></p><p><span style="font-size: 12px">eylemiş, bu nimetin farkına varma tefekkürünü nasip eylemiş. İşte bunu</span></p><p><span style="font-size: 12px">düşününce kendimi tutamıyor da:</span></p><p><span style="font-size: 12px">– Nice zenginlere vermediği nimeti bana veren Rabbim! Sana ağaçların</span></p><p><span style="font-size: 12px">yaprakları sayısınca şükürler olsun! Diye teşekkürden kendimi alamıyorum.</span></p><p><span style="font-size: 12px">Kafa gözü kapalı da olsa kalp gözü açık olan bu adama yaklaşan İsa</span></p><p><span style="font-size: 12px">aleyhisselam:</span></p><p><span style="font-size: 12px">– Ver şu elini öyle ise! diyerek elinden tutar, eğilerek görmeyen</span></p><p><span style="font-size: 12px">gözlerinden öper.</span></p><p><span style="font-size: 12px">Peygamberin dudaklarının değdiği gözler anında açılır. Karşısındakinin İsa</span></p><p><span style="font-size: 12px">aleyhisselam olduğunu görünce heyecanlanan adam:</span></p><p><span style="font-size: 12px">– Sen şu ölüleri dirilten, hastalara şifalar bahşeden mucizelerin sahibi</span></p><p><span style="font-size: 12px">Peygamber değil misin? der. İsa Peygamber:</span></p><p><span style="font-size: 12px">– Belli olmuyor mu? deyince:</span></p><p><span style="font-size: 12px">– Gözlerimden belli oluyor da ayaklarımdan henüz belli değil, der. Tebessüm</span></p><p><span style="font-size: 12px">eden Hz. İsa:</span></p><p><span style="font-size: 12px">Sen hele bir ayağa kalkmayı dene! Deyince, silkinen kötürüm adam dimdik</span></p><p><span style="font-size: 12px">ayağa kalkar.</span></p><p><span style="font-size: 12px">Ayakları üzerine dikilebildiğini anlayınca söylediği ilk sözü şu olur:</span></p><p><span style="font-size: 12px">– Ey Allahın Nebisi, sendeki bu mucizeler de O’ndan değil mi? Öyle ise izin</span></p><p><span style="font-size: 12px">ver de geç kalmayayım, O’na şükredeyim, diyerek hemen yere iner, başını</span></p><p><span style="font-size: 12px">secdeye koyar ve der ki:</span></p><p><span style="font-size: 12px">– Rabbim! Seni tanıyan bir kalple, şükreden bir dil nimetinin şükrünü</span></p><p><span style="font-size: 12px">yapmaktan acizken, şimdi gören bir çift gözle, yürüyen iki de ayak da</span></p><p><span style="font-size: 12px">lütfettin. Artık bilemiyorum nasıl şükretmem gerekiyor bu eşsiz nimetler</span></p><p><span style="font-size: 12px">karşısında?</span></p><p><span style="font-size: 12px">Bu sırada çevreden toplanan halk, gösterdiği bu mucizelerden dolayı İsa</span></p><p><span style="font-size: 12px">aleyhisselamın elini öpmek isterler. Ama Allahın Nebisi işaret eder:</span></p><p><span style="font-size: 12px">– Benim değil secdedeki şu kötürüm adamın elini öpün! ..</span></p><p><span style="font-size: 12px">Derler ki:</span></p><p><span style="font-size: 12px">– Onu secdeye indiren nimetlere biz baştan beri sahibiz. Ama hiç birimiz</span></p><p><span style="font-size: 12px">onun duyduğu gibi bir mutluluk duymadık.</span></p><p><span style="font-size: 12px">– Öyle ise, der, tefekkür edin, siz de düşünün.</span></p><p><span style="font-size: 12px">Sözünü şöyle bağlar Allahın Nebi’si:</span></p><p><span style="font-size: 12px">– Düşünen sahip olduğu nimetin farkına varır. Düşünmeyen ise kendisini</span></p><p><span style="font-size: 12px">mahrumiyette sanır! </span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 332237, member: 1004566"] [SIZE=3]İsa aleyhisselam bir ağacın altında dua eden birini gördü. Dikkatlice baktığında adamın ayakları yürümeyen bir kötürüm olduğunu anladı. İki gözü de görmüyordu. Vücudunda ise baras hastalığı olduğu anlaşılıyordu. Ama adam bütün bunlara rağmen ellerini kaldırmış mutluluktan uçacakmış gibi dua ediyordu: – Ey nice zenginlere vermediği nimeti bana ikram eden Rabbim! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun! .. Hazret-i İsa kötürüm adama yaklaştı: – Ayağın yürümüyor, gözün görmüyor. Bedenin de sıhhatli görünmüyor? Buna rağmen çoğu zenginlere verilmeyen nimetlerin sana verildiğini düşünmekte, bunun için de büyük bir mutlulukla şükretmektesin. Hangi nimettir nice zenginlere verilmediği halde sana verilen? Kapalı gözleriyle sesin geldiği yana yönelen kötürüm adam dedi ki: – Efendi! Allah bana öyle bir kalp vermiş ki, o kalple Onu tanıyorum. Öyle de bir dil vermiş ki, o dille de ona şükrediyorum. Halbuki, dünyanın serveti elinde olan nice zenginler var ki, kalbinde Onu tanıma sevinci, dilinde de Ona şükretme mutluluğu yoktur. Ama gel gör ki, ayakları topal, gözleri kör, bedeninde hastalıklar bulunan bu kötürüm adama Rabbim, bu sevgiyi ihsan eylemiş, bu nimetin farkına varma tefekkürünü nasip eylemiş. İşte bunu düşününce kendimi tutamıyor da: – Nice zenginlere vermediği nimeti bana veren Rabbim! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun! Diye teşekkürden kendimi alamıyorum. Kafa gözü kapalı da olsa kalp gözü açık olan bu adama yaklaşan İsa aleyhisselam: – Ver şu elini öyle ise! diyerek elinden tutar, eğilerek görmeyen gözlerinden öper. Peygamberin dudaklarının değdiği gözler anında açılır. Karşısındakinin İsa aleyhisselam olduğunu görünce heyecanlanan adam: – Sen şu ölüleri dirilten, hastalara şifalar bahşeden mucizelerin sahibi Peygamber değil misin? der. İsa Peygamber: – Belli olmuyor mu? deyince: – Gözlerimden belli oluyor da ayaklarımdan henüz belli değil, der. Tebessüm eden Hz. İsa: Sen hele bir ayağa kalkmayı dene! Deyince, silkinen kötürüm adam dimdik ayağa kalkar. Ayakları üzerine dikilebildiğini anlayınca söylediği ilk sözü şu olur: – Ey Allahın Nebisi, sendeki bu mucizeler de O’ndan değil mi? Öyle ise izin ver de geç kalmayayım, O’na şükredeyim, diyerek hemen yere iner, başını secdeye koyar ve der ki: – Rabbim! Seni tanıyan bir kalple, şükreden bir dil nimetinin şükrünü yapmaktan acizken, şimdi gören bir çift gözle, yürüyen iki de ayak da lütfettin. Artık bilemiyorum nasıl şükretmem gerekiyor bu eşsiz nimetler karşısında? Bu sırada çevreden toplanan halk, gösterdiği bu mucizelerden dolayı İsa aleyhisselamın elini öpmek isterler. Ama Allahın Nebisi işaret eder: – Benim değil secdedeki şu kötürüm adamın elini öpün! .. Derler ki: – Onu secdeye indiren nimetlere biz baştan beri sahibiz. Ama hiç birimiz onun duyduğu gibi bir mutluluk duymadık. – Öyle ise, der, tefekkür edin, siz de düşünün. Sözünü şöyle bağlar Allahın Nebi’si: – Düşünen sahip olduğu nimetin farkına varır. Düşünmeyen ise kendisini mahrumiyette sanır! [/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Sahip olduğumuz nimetleri farketmek ve şükretmek
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst