Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur ve Nur Cemaati
*Şahsı Değil, Kitabı Esas Almak, Bir Esastır*
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="OrhanCAN" data-source="post: 189594" data-attributes="member: 1004338"><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><strong><u>C –</u></strong> Velâyetin, şeyhliğin, <strong>büyüklüğün şe’ni tevazu ve mahviyettir, tekebbür ve tahakküm değildir.</strong> Demek, tekebbür eden sabiyy-i müteşeyyihtir. Siz de büyük tanımayınız.» (Münazarat sh: 23)</span></span></strong></span></p><p> </p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><strong><span style="font-family: 'Arial'">21-</span></strong><span style="font-family: 'Arial'"><strong> «İlm-i mantıkta “kaziye-i makbule” tâbir ettikleri, yani <strong>büyük zatların delilsiz sözlerini kabul etmektir </strong>mantıkça yakîn ve kat’iyyeti ifade etmiyor, belki zann-ı galiple kanaat verir. İlm-i mantıkda burhan-ı yakînî, hüsn-ü zanna ve makbul şahıslara bakmıyor, cerh edilmez delile bakar ki, bütün Risale-i Nur hüccetleri, bu burhan-ı yakinî kısmındandır.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px">Çünkü, ehl-i velâyetin amel ve ibad</span></span></strong></span><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px">et ve sülûk ve riyazetle gördüğü hakikatler ve perdeler arkasında müşahede ettikleri hakaik-i imaniye, aynen onlar gibi, <strong>Risale-i Nur, ibadet yerinde, ilim içinde hakikate bir yol açmış sülûk ve evrad yerinde, mantıkî burhanlarla ilmî hüccetler içinde hakikatü’l-hakaike yol açmış ve ilm-i tasavvuf ve tarikat yerinde, doğrudan doğruya ilm-i kelâm içinde ve ilm-i akîde ve usûlü din içinde bir velâyet-i kübrâ yolunu açmış ki,</strong> bu asrın hakikat ve tarikat cereyanlarına galebe çalan felsefî dalâletlere galebe ediyor, meydandadır.» (Emirdağ Lâhikası-l sh: 91)</span></span></strong></span></p><p> </p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><strong><span style="font-family: 'Arial'">22-</span></strong><span style="font-family: 'Arial'"><strong> «Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsi ve o şahs-ı mânevîyi temsil eden <strong>has şakirdlerinin şahs-ı mânevîsi “Ferid” makamına</strong>(Kastamonu Lâhikası sh: 196) mazhar oldukları için, değil hususî bir memleketin kutbu, belki ekseriyet-i mutlakayla Hicaz’da bulunan kutb-u âzamın tasarrufundan hariç olduğunu ve onun hükmü altına girmeye mecbur değil.» </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><strong><span style="font-family: 'Arial'">23-</span></strong><span style="font-family: 'Arial'"><strong> «İstibdad-ı hissiyatın seyyielerindendir ki: Mesalik ve mezahibi ikame edecek, galiben taassup veya tadlil-i gayr veya safsata idi. Halbuki üçü de nazar-ı şeriatta mezmum ve uhuvvet-i İslâmiyeye ve nisbet-i hemcinsiyeye ve teâvün-ü fıtrîye münafidir. Hattâ o derece oluyor, bunlardan biri taassup ve safsatasını terk ederek nâsın icmâ ve tevatürünü tasdik ettiği gibi, birden mezhep ve mesleğini tebdil etmeye muztar kalıyor. </strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial'"><strong>Halbuki, t<strong>aassup yerinde hak ve safsata yerinde burhan ve tadlil-i gayr yerinde tevfik ve tatbik ve istişare ederse, dünya birleşse, hak olan mezhep ve mesleğini bir parça tebdil edemez. Nasıl ki, zaman-ı saâdette ve Selef‑i Salihîn zamanlarında hükümfermâ hak ve burhan ve akıl ve meşveret</strong> olduklarından, şükûk ve şübehatın hükümleri olmazdı.</strong></span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px">Kezalik görüyoruz ki: Fennin himmetiyle, zaman-ı halde filcümle, inşaallah <strong>istikbalde bitamamihî hükümfermâ,</strong> kuvvete bedel <strong>hakburhan</strong> ve tab’a bedel <strong>akıl</strong> ve hevâya bedel <strong>hüdâ</strong> ve taassuba bedel <strong>metanet</strong> ve garaza bedel <strong>hamiyet</strong> ve müyûlât-ı nefsaniyeye bedel <strong>temayülât-ı ukul</strong> ve hissiyata bedel <strong>efkâr</strong> olacaklardır —karn-ı evvel ve sanî ve salisteki gibi ve beşinci karna kadar filcümle olduğu gibi. Beşinci asırdan şimdiye kadar kuvvet hakkı mağlup eylemişti. ve safsataya bedel </span></span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px">Saltanat-ı efkârın icrâ-yı hasenesindendir ki: Hakaik-i İslâmiyetin güneşi, evham ve hayalât bulutlarından kurtulmuş, her yeri tenvire başlamıştır. <strong>Hattâ dinsizlik bataklığında taaffün eden adamlar dahi o ziyayla istifadeye başlamıştırlar. </strong></span></span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><strong><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px">Hem de meşveret-i efkârın mehasinindendir ki: Makasıd ve mesalik, <strong>burhan-ı kàtı’ üzerine teessüs ve</strong> her kemale mümidd olan <strong>hakk-ı sabitle hakaikı rapteylemesidir.</strong> Bunun neticesi: Batıl, hak suretini giymekle efkârı aldatmaz.» (Muhakemat sh:37) </span></span></strong></span></p><p> </p><p><span style="color: #000000"><span style="font-size: 12px"><strong><span style="font-family: 'Arial'">24-</span></strong><span style="font-family: 'Arial'"><strong> «Kur’ân’ın zincirini muhkem tut. Onun sözüne kulak ver. Başkaları seni aldatmasın. Şu zamanın gafil sarhoşları içinde seni, terk-i şeaire ve medeniyet-i dünyaya davet edenlere de ki: “Hey sersem gafiller! Benim halim sizi dinlemeye müsait değil.» (Nurun İlk Kapısı sh: 143)</strong></span></span></span></p><p> </p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: red">Daha bunun gibi tesbiti mümkün beyanlardan açıkça görülür ki: Risale-i Nur mesleğinde taklit değil tahkik esastır ve <u><em>akılları ta’lim, kalbleri irşad ve tenvir eden hakaik-i Kur’aniye asıl mürşid ve mercidir.</em></u></span></span></span></strong></p><p> </p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: red"><a href="http://www.ittihad.com.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=301&Itemid=34" target="_blank">ittihad.com.tr - 27- Şahsı Değil, Kitabı Esas Almak Esası</a></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="OrhanCAN, post: 189594, member: 1004338"] [FONT=Arial][B][COLOR=#000000][SIZE=3][B][U]C –[/U][/B] Velâyetin, şeyhliğin, [B]büyüklüğün şe’ni tevazu ve mahviyettir, tekebbür ve tahakküm değildir.[/B] Demek, tekebbür eden sabiyy-i müteşeyyihtir. Siz de büyük tanımayınız.» (Münazarat sh: 23)[/SIZE][/COLOR][/B][/FONT] [COLOR=#000000][SIZE=3][B][FONT=Arial]21-[/FONT][/B][FONT=Arial][B] «İlm-i mantıkta “kaziye-i makbule” tâbir ettikleri, yani [B]büyük zatların delilsiz sözlerini kabul etmektir [/B]mantıkça yakîn ve kat’iyyeti ifade etmiyor, belki zann-ı galiple kanaat verir. İlm-i mantıkda burhan-ı yakînî, hüsn-ü zanna ve makbul şahıslara bakmıyor, cerh edilmez delile bakar ki, bütün Risale-i Nur hüccetleri, bu burhan-ı yakinî kısmındandır.[/B][/FONT][/SIZE][/COLOR] [FONT=Arial][B][COLOR=#000000][SIZE=3]Çünkü, ehl-i velâyetin amel ve ibad[/SIZE][/COLOR][/B][/FONT][FONT=Arial][B][COLOR=#000000][SIZE=3]et ve sülûk ve riyazetle gördüğü hakikatler ve perdeler arkasında müşahede ettikleri hakaik-i imaniye, aynen onlar gibi, [B]Risale-i Nur, ibadet yerinde, ilim içinde hakikate bir yol açmış sülûk ve evrad yerinde, mantıkî burhanlarla ilmî hüccetler içinde hakikatü’l-hakaike yol açmış ve ilm-i tasavvuf ve tarikat yerinde, doğrudan doğruya ilm-i kelâm içinde ve ilm-i akîde ve usûlü din içinde bir velâyet-i kübrâ yolunu açmış ki,[/B] bu asrın hakikat ve tarikat cereyanlarına galebe çalan felsefî dalâletlere galebe ediyor, meydandadır.» (Emirdağ Lâhikası-l sh: 91)[/SIZE][/COLOR][/B][/FONT] [COLOR=#000000][SIZE=3][B][FONT=Arial]22-[/FONT][/B][FONT=Arial][B] «Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsi ve o şahs-ı mânevîyi temsil eden [B]has şakirdlerinin şahs-ı mânevîsi “Ferid” makamına[/B](Kastamonu Lâhikası sh: 196) mazhar oldukları için, değil hususî bir memleketin kutbu, belki ekseriyet-i mutlakayla Hicaz’da bulunan kutb-u âzamın tasarrufundan hariç olduğunu ve onun hükmü altına girmeye mecbur değil.» [/B][/FONT][/SIZE][/COLOR] [COLOR=#000000][SIZE=3][B][FONT=Arial]23-[/FONT][/B][FONT=Arial][B] «İstibdad-ı hissiyatın seyyielerindendir ki: Mesalik ve mezahibi ikame edecek, galiben taassup veya tadlil-i gayr veya safsata idi. Halbuki üçü de nazar-ı şeriatta mezmum ve uhuvvet-i İslâmiyeye ve nisbet-i hemcinsiyeye ve teâvün-ü fıtrîye münafidir. Hattâ o derece oluyor, bunlardan biri taassup ve safsatasını terk ederek nâsın icmâ ve tevatürünü tasdik ettiği gibi, birden mezhep ve mesleğini tebdil etmeye muztar kalıyor. [/B][/FONT][/SIZE][/COLOR] [COLOR=#000000][SIZE=3][FONT=Arial][B]Halbuki, t[B]aassup yerinde hak ve safsata yerinde burhan ve tadlil-i gayr yerinde tevfik ve tatbik ve istişare ederse, dünya birleşse, hak olan mezhep ve mesleğini bir parça tebdil edemez. Nasıl ki, zaman-ı saâdette ve Selef‑i Salihîn zamanlarında hükümfermâ hak ve burhan ve akıl ve meşveret[/B] olduklarından, şükûk ve şübehatın hükümleri olmazdı.[/B][/FONT][/SIZE][/COLOR] [FONT=Arial][B][COLOR=#000000][SIZE=3]Kezalik görüyoruz ki: Fennin himmetiyle, zaman-ı halde filcümle, inşaallah [B]istikbalde bitamamihî hükümfermâ,[/B] kuvvete bedel [B]hakburhan[/B] ve tab’a bedel [B]akıl[/B] ve hevâya bedel [B]hüdâ[/B] ve taassuba bedel [B]metanet[/B] ve garaza bedel [B]hamiyet[/B] ve müyûlât-ı nefsaniyeye bedel [B]temayülât-ı ukul[/B] ve hissiyata bedel [B]efkâr[/B] olacaklardır —karn-ı evvel ve sanî ve salisteki gibi ve beşinci karna kadar filcümle olduğu gibi. Beşinci asırdan şimdiye kadar kuvvet hakkı mağlup eylemişti. ve safsataya bedel [/SIZE][/COLOR][/B][/FONT] [FONT=Arial][B][COLOR=#000000][SIZE=3]Saltanat-ı efkârın icrâ-yı hasenesindendir ki: Hakaik-i İslâmiyetin güneşi, evham ve hayalât bulutlarından kurtulmuş, her yeri tenvire başlamıştır. [B]Hattâ dinsizlik bataklığında taaffün eden adamlar dahi o ziyayla istifadeye başlamıştırlar. [/B][/SIZE][/COLOR][/B][/FONT] [FONT=Arial][B][COLOR=#000000][SIZE=3]Hem de meşveret-i efkârın mehasinindendir ki: Makasıd ve mesalik, [B]burhan-ı kàtı’ üzerine teessüs ve[/B] her kemale mümidd olan [B]hakk-ı sabitle hakaikı rapteylemesidir.[/B] Bunun neticesi: Batıl, hak suretini giymekle efkârı aldatmaz.» (Muhakemat sh:37) [/SIZE][/COLOR][/B][/FONT] [COLOR=#000000][SIZE=3][B][FONT=Arial]24-[/FONT][/B][FONT=Arial][B] «Kur’ân’ın zincirini muhkem tut. Onun sözüne kulak ver. Başkaları seni aldatmasın. Şu zamanın gafil sarhoşları içinde seni, terk-i şeaire ve medeniyet-i dünyaya davet edenlere de ki: “Hey sersem gafiller! Benim halim sizi dinlemeye müsait değil.» (Nurun İlk Kapısı sh: 143)[/B][/FONT][/SIZE][/COLOR] [B][FONT=Arial][SIZE=3][COLOR=#000000][/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=4][COLOR=red]Daha bunun gibi tesbiti mümkün beyanlardan açıkça görülür ki: Risale-i Nur mesleğinde taklit değil tahkik esastır ve [U][I]akılları ta’lim, kalbleri irşad ve tenvir eden hakaik-i Kur’aniye asıl mürşid ve mercidir.[/I][/U][/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][SIZE=3][COLOR=#003366][/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [SIZE=4][COLOR=red][URL="http://www.ittihad.com.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=301&Itemid=34"]ittihad.com.tr - 27- Şahsı Değil, Kitabı Esas Almak Esası[/URL][/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur ve Nur Cemaati
*Şahsı Değil, Kitabı Esas Almak, Bir Esastır*
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst