Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Sadeleştirme Analizi
Said Nursi filmiyle (Hür Adam) ilgili endişeleri filmin yonetmenine sorduk
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="FaKiR" data-source="post: 213033" data-attributes="member: 10"><p><strong>Cevap: Said Nursi filmiyle (Hür Adam) ilgili endişeleri filmin yonetmenine</strong></p><p></p><p><strong>SADELEŞTİRME İLE İLGİLİ ENDİŞELER VAR</strong></p><p> </p><p> </p><p><strong>Sadeleştirme ile ilgili endişeler var. Risale-i Nur’un sadeleştirilmesinin gereğini sanki Üstad böyle bir sohbet yapmış gibi... Sizin böyle zaaflarınızın olduğu kulaktan kulağa yayıldı. Biliyorsunuz, hayırlı işlerin muzır manileri çok olur.</strong></p><p> </p><p> </p><p>Onunla ilgili açıklamalar da yapalım. Mesela Üstad, reformisttir, yenilikçidir. Ne teknoloji varsa hepsini kullanmak istiyorum. Önemli olan halka anlatalım. Halk da o zamanki, kendi düşüncelerinde olmayan gazetelerde haberler çıkıyor ve menfi müspet diyor ki, “Bizim reklamımızı yap, tanıtım yap.” Üstad her türlü reklama razı. Şimdi o dönemlerde matbaalar çıkmaya başlıyor. Üstad, “Arapça yazıdan Latinceye basalım” diyor. Hüsrev ağabey karşı çıkıyor, diyor ki; ‘Üstadım, elle yazalım, Arapça yazalım, Latince yazmayalım.’ Üstad da “Hayır kardeşim, her şey Latinceye döndü, Arapça azaldı.” Böyle bir konuşma var. Bir de Mehmet Feyzi ağabey, “Üstadım, Risaleleri sadeleştirsek nasıl olur?” diyor. Üstad, “Kardeşim yap ama benim ismimi koyma. Benimki orijinal kalsın. Siz kendiniz alın ve sadeleştirilmiş yazın.” Biz bunları anlatmaya çalışıyoruz. Bunların hepsi gerçek, kitaplarda da yazıyor. Bir tanesi orada Latinceye karşı geliyor, ona cevap veriyor Üstad, diyor ki; “Kardeşim, geniş kitlelere hitap etmemiz lazım.” Öteki de sadeleştirmeyi soruyor, Üstad da yorum yapmıyor, hiçbir şey söylemiyor.</p><p> </p><p> </p><p><strong><img src="http://www.risalehaber.com/images/other/mehmet_tanrisever2.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></strong></p><p> </p><p> </p><p><strong>Şimdi şöyle, Üstad hazretlerine ‘Üstadım, sadeleştirsek’ deyince Üstad hazretleri ‘Kardeşim yap ama’ demiyor, ‘Yapacaksan, kendi ismini yaz’ diyor. </strong></p><p> </p><p> </p><p>Biz onu da koymadık mesela. Çünkü gerek yok, Üstad yorum yapmıyor ki.</p><p> </p><p><strong>Ama yorum yapmıyor, bırakırsanız; bu hem sizin aleyhinizde olur, hem filmin aleyhinde olur hem de Üstad’ın aleyhinde olur. </strong></p><p> </p><p> </p><p>Bakın, ötekine de çok yorum yapmıyor. Burada ben şunu anlatıyorum, Üstadımız değişimden yana, yenilikten yana. Şartlara göre ne ise onu yaptı. Bugünün şartları sinema ise sinema yapıyoruz. Niye sinema yapılmıyor? Tarihçe-i Hayatı’nı getiriyorlar Üstad’a. Bakıyor, resimleri göremiyor. Diyor ki, “Kardeşlerim benim resimlerim niye yok?” Ellili yıllarında, en iyi, canlı, şahin bakışlı resimlerini seçiyor ve onların basılmasını istiyor.</p><p> </p><p> </p><p><strong>Siz de biliyorsunuz. Mehmet Feyzi ağabeyin sadeleştirme ile ilgili ‘yaparsan kendi ismini yaz, benimki orijinal kalacak’ demesi. Şimdi bu röportajı bütün Türkiye okuyor, eğer bunu koyarsanız bütün Nur Talebeleri memnun kalacak. </strong></p><p> </p><p> </p><p>Onu öyle yapalım. Mehmet Feyzi ağabey de demeyelim, bir talebesi diyelim. O zaman deriz ki, “Kardeşim, yazacaksan kendi ismini koy, benimki orijinal kalsın.”</p><p> </p><p> </p><p><strong>‘Sadeleştir ama’ değil, ‘Sadeleştireceksen kendi ismini yaz.’ Bunu yazdığınız zaman hiçbir problem olmaz. Bütün Nur Talebeleri de memnun kalır. Yani aslı budur.</strong></p><p> </p><p> </p><p>İnşallah öyle olur.</p><p> </p><p><strong>Bu röportaj da aramızda sanki bir senet gibi kalacak. Sizde buna sadık kaldığınızın bu ifadesi olacak.</strong></p><p> </p><p>Şimdi bu daha vurgulu olur. O zaman diyecek ki Üstad, “Tamam kardeşim. Sadeleştirin ama sadeleştirirseniz kendi isminizi koyun, benimki orijinal olarak kalsın.”</p><p> </p><p> </p><p><strong>Evet. Onu güzel bir şekilde yaparsanız olur.</strong></p><p> </p><p> </p><p>Biz burada ne diyoruz, bütün insanlarımıza Üstadın duygularını anlatmaya çalışıyoruz.</p><p><strong>Ben sizin iyi niyetinizden eminim. Ama biliyorsunuz ki, iyi niyet bazı durumlar için yeterli olmuyor. </strong></p><p> </p><p> </p><p>Ama burada da yine biz Üstadımızın hep değişimden yani fenden, ilimden, gelişmeden yana özelliğini vurguluyoruz. Radyo meselesi var mesela. O da var filmde. Bir tanesi diyor ki, “Ben radyo tamiri yapıyorum, arkadaşlar beni ayıplıyor” Üstad da diyor ki, “Kardeşim, öyle zaman gelecek ki bu radyolarla milyonlar sevap kazanılacak. Sen devam et. Şu ağızdan kötü söz de çıkar, iyi söz de çıkar. O zaman dudağı mı kesmek lazım?” Yani radyo iyi bir araçtır, sen tamirciliğine devam et, buradan ne verirsen orada onu çalacak gibi. Yani Üstadımız her şeyin kolaylığının ve güzelliğinin ortasında duruyor. Her şeyin ortasında, hiçbir şeyde aşırılık yok.</p><p> </p><p> </p><p><strong><img src="http://www.risalehaber.com/images/other/iraz_tanrisever2.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></strong></p><p> </p><p> </p><p><strong>Hatırlarsanız Risale-i Nur’un neden sadeleştirilmemesi gerektiğini bana anlatabilecek olan olursa hizmete büyük nakit para vereceğim demiştiniz. Ben bunu Abdulkadir Badıllı ağabeye söyledim. O da, ‘Hemen sen onu bana getir, ben ona ispat edeyim’ dedi.</strong></p><p> </p><p> </p><p>Niye götürmediniz o zaman?</p><p><strong>Götüreceğim.</strong></p><p>Zaman geçecek.</p><p> </p><p><strong>Hakikatleri öğrenmek için zaman geçmiyor.</strong></p><p>Bir değişiklik yok. Ben yine o fikrimi savunuyorum. Ben şunu istiyorum. İnsanlar, tamam orijinali bir tarafta kalsın, Abdurrahman Bey de sadesini yazmış, desin. Ben bunu savunuyorum. İsteyen orijinalini okusun, isteyen sadesini okusun.</p><p> </p><p> </p><p><strong>Bu sizin fikriniz... </strong></p><p> </p><p>Herkes okusun, faydalansın. Ben şimdi buradaki insanlara veriyorum, bir-iki saat okuyup kapatıyorlar, anlamıyoruz diye. O zaman ben üzülüyorum. Nasıl yapalım o zaman? Derslere de götüremiyorum. Haydi, bunlar yetmiş kişi ama yetmiş milyon var yani. Onun için ben bir tarafta sade olsun, Üstadımızın orijinal hali yine dursun. Onu çok iyi bilen ağabeyler okusunlar.</p><p> </p><p> </p><p><strong>Üstadın talebeleri hayatta. Ben Abdullah Yeğin ağabey ile konuştum. Abdullah Yeğin ağabey Lügati hazırladı, biliyorsunuz. Üstad hazretleri önceleri ona bile müsaade etmemiş. Sonra, üzerine kendi adını yazacağı için tamam demiş. </strong></p><p> </p><p> </p><p>Şimdi o fikre saygı duymak lazım. Üstad diyor ki, kardeşim benim yorum ve düşüncem budur; siz ne kadar yaparsanız sizindir, benim değildir. Çünkü orada Üstadın bir cümlesi, diğerinin on sayfasına bedel.</p><p> </p><p> </p><p><strong>KÜLTÜR BAKANLIĞI FİLME SAHİP ÇIKMALI</strong></p><p><strong>Sanayicisiniz. Bir film yapmaya ihtiyacınızın olmadığını zannediyorum. Sizi film setinde, toz toprak içerisinde, her tarafı yanmış, dudakları çatlamış, alerjisi çıkmış bir şekle getiren nedir?</strong></p><p> </p><p> </p><p>Dava, Üstadımızın davasını anlatmak olarak bakıyorum. Zaten Elhamdülillah, ekonomik durumumu Allah lütfetti güzel bir evimiz var. İşlerimiz ve imkânlarımız da iyi. Ama ben o işten sıkılıyorum. Bu daha hoşuma gidiyor. Tabi zor, geldiğim zaman nefsimin patlama noktalarına geliyordu, ağlıyordu nefsim. Ben de diyordum ki, bu dava adamı olmak kolay değildir. Sonunda bunun mükâfatını alırsın. Öyle iç çelişkilerim oldu.</p><p> </p><p> </p><p><strong><img src="http://www.risalehaber.com/images/other/said_nursi_film_seti.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></strong></p><p> </p><p> </p><p><strong>Bediüzzaman’la ilgili bir şey yapmak nasıl bir histir?</strong></p><p> </p><p>Bazen aklım ve mantığımla düşünüp tefekkür ettiğim zaman, çok büyük bir heyecan duyuyorum. Yani Allah bu işi lütfediyor diyorum. Bazen işin içine girince o zaman, ben neredeyim, diyorum. Sonra kendi kendime, bu yüksek bir dava, sahip çık, diyorum. Böyle gel-gitlerim oluyor. Bazen çok mühim bir hadise imiş gibi bakıyorum, bazen de paldır küldür içeri giriyoruz, çekimler derken o zaman üzülüyorum. Tabi çok hassas bir konu bu. Çok büyük manevi ağırlıklar var üzerimde. Maddiyetten bir sıkıntımız yok. Onun için o baskı da bazen beni küçültüyor, tüketiyor. Başım ağrıyor, yoruluyorum. Zihin bitiyor çünkü daha güzel nasıl yapabiliriz diye.</p><p>Bir de ekibi organize etmek, yirmi gündür gurbete gelmişsin buraya. Yemesinden, yatacağı yerden bütün her şey bana geliyor. Sıkıntıların çoğu bana geliyor. Ben burada yönetmen olduğum kadar yapımcıyım da. Yapımcı olunca bütün sorunlar bana geliyor. Tek yönetmen olsa filmi çeker gider. Onun için zorlanıyorum ama sonu hayırlı olacak. Doğru iş yaptığıma inanıyorum. Bir de diyorum ki; Ben, sanayici herhangi bir insanım. Bu kadar akademisyenler var, sinema-televizyon okulunu bitirenler var, bunlar nerede? Hükümet mesela hükümet nerede? Hükümetin de bir Kültür Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, TRT’si var. Bunların en başta sahip çıkması lazım. Ben bir şahısım ve imkânlarım bu kadar. Şu ana kadar o film için sponsorluk hazırladık ama bir tanesi çıkmadı. Ya korkuyor ya da çekiniyor. Bir tane inşaatçıya sordum. ‘Ben Levent’te inşaat yapıyorum. Nasıl olacak?’ ‘O zaman senin ismini koymayalım ama fatura keselim’ dedim. Bu durumlarda yalnız, bir garip gibiyiz. Bize Allah’tan başka kimse sahip çıkmıyor, orada üç-beş Müslüman kardeşimize dua ediyorlar, bu kadar.</p><p> </p><p><strong><span style="color: #0000ff">RisaleHaber</span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="FaKiR, post: 213033, member: 10"] [b]Cevap: Said Nursi filmiyle (Hür Adam) ilgili endişeleri filmin yonetmenine[/b] [B]SADELEŞTİRME İLE İLGİLİ ENDİŞELER VAR[/B] [B]Sadeleştirme ile ilgili endişeler var. Risale-i Nur’un sadeleştirilmesinin gereğini sanki Üstad böyle bir sohbet yapmış gibi... Sizin böyle zaaflarınızın olduğu kulaktan kulağa yayıldı. Biliyorsunuz, hayırlı işlerin muzır manileri çok olur.[/B] Onunla ilgili açıklamalar da yapalım. Mesela Üstad, reformisttir, yenilikçidir. Ne teknoloji varsa hepsini kullanmak istiyorum. Önemli olan halka anlatalım. Halk da o zamanki, kendi düşüncelerinde olmayan gazetelerde haberler çıkıyor ve menfi müspet diyor ki, “Bizim reklamımızı yap, tanıtım yap.” Üstad her türlü reklama razı. Şimdi o dönemlerde matbaalar çıkmaya başlıyor. Üstad, “Arapça yazıdan Latinceye basalım” diyor. Hüsrev ağabey karşı çıkıyor, diyor ki; ‘Üstadım, elle yazalım, Arapça yazalım, Latince yazmayalım.’ Üstad da “Hayır kardeşim, her şey Latinceye döndü, Arapça azaldı.” Böyle bir konuşma var. Bir de Mehmet Feyzi ağabey, “Üstadım, Risaleleri sadeleştirsek nasıl olur?” diyor. Üstad, “Kardeşim yap ama benim ismimi koyma. Benimki orijinal kalsın. Siz kendiniz alın ve sadeleştirilmiş yazın.” Biz bunları anlatmaya çalışıyoruz. Bunların hepsi gerçek, kitaplarda da yazıyor. Bir tanesi orada Latinceye karşı geliyor, ona cevap veriyor Üstad, diyor ki; “Kardeşim, geniş kitlelere hitap etmemiz lazım.” Öteki de sadeleştirmeyi soruyor, Üstad da yorum yapmıyor, hiçbir şey söylemiyor. [B][IMG]http://www.risalehaber.com/images/other/mehmet_tanrisever2.jpg[/IMG][/B] [B]Şimdi şöyle, Üstad hazretlerine ‘Üstadım, sadeleştirsek’ deyince Üstad hazretleri ‘Kardeşim yap ama’ demiyor, ‘Yapacaksan, kendi ismini yaz’ diyor. [/B] Biz onu da koymadık mesela. Çünkü gerek yok, Üstad yorum yapmıyor ki. [B]Ama yorum yapmıyor, bırakırsanız; bu hem sizin aleyhinizde olur, hem filmin aleyhinde olur hem de Üstad’ın aleyhinde olur. [/B] Bakın, ötekine de çok yorum yapmıyor. Burada ben şunu anlatıyorum, Üstadımız değişimden yana, yenilikten yana. Şartlara göre ne ise onu yaptı. Bugünün şartları sinema ise sinema yapıyoruz. Niye sinema yapılmıyor? Tarihçe-i Hayatı’nı getiriyorlar Üstad’a. Bakıyor, resimleri göremiyor. Diyor ki, “Kardeşlerim benim resimlerim niye yok?” Ellili yıllarında, en iyi, canlı, şahin bakışlı resimlerini seçiyor ve onların basılmasını istiyor. [B]Siz de biliyorsunuz. Mehmet Feyzi ağabeyin sadeleştirme ile ilgili ‘yaparsan kendi ismini yaz, benimki orijinal kalacak’ demesi. Şimdi bu röportajı bütün Türkiye okuyor, eğer bunu koyarsanız bütün Nur Talebeleri memnun kalacak. [/B] Onu öyle yapalım. Mehmet Feyzi ağabey de demeyelim, bir talebesi diyelim. O zaman deriz ki, “Kardeşim, yazacaksan kendi ismini koy, benimki orijinal kalsın.” [B]‘Sadeleştir ama’ değil, ‘Sadeleştireceksen kendi ismini yaz.’ Bunu yazdığınız zaman hiçbir problem olmaz. Bütün Nur Talebeleri de memnun kalır. Yani aslı budur.[/B] İnşallah öyle olur. [B]Bu röportaj da aramızda sanki bir senet gibi kalacak. Sizde buna sadık kaldığınızın bu ifadesi olacak.[/B] Şimdi bu daha vurgulu olur. O zaman diyecek ki Üstad, “Tamam kardeşim. Sadeleştirin ama sadeleştirirseniz kendi isminizi koyun, benimki orijinal olarak kalsın.” [B]Evet. Onu güzel bir şekilde yaparsanız olur.[/B] Biz burada ne diyoruz, bütün insanlarımıza Üstadın duygularını anlatmaya çalışıyoruz. [B]Ben sizin iyi niyetinizden eminim. Ama biliyorsunuz ki, iyi niyet bazı durumlar için yeterli olmuyor. [/B] Ama burada da yine biz Üstadımızın hep değişimden yani fenden, ilimden, gelişmeden yana özelliğini vurguluyoruz. Radyo meselesi var mesela. O da var filmde. Bir tanesi diyor ki, “Ben radyo tamiri yapıyorum, arkadaşlar beni ayıplıyor” Üstad da diyor ki, “Kardeşim, öyle zaman gelecek ki bu radyolarla milyonlar sevap kazanılacak. Sen devam et. Şu ağızdan kötü söz de çıkar, iyi söz de çıkar. O zaman dudağı mı kesmek lazım?” Yani radyo iyi bir araçtır, sen tamirciliğine devam et, buradan ne verirsen orada onu çalacak gibi. Yani Üstadımız her şeyin kolaylığının ve güzelliğinin ortasında duruyor. Her şeyin ortasında, hiçbir şeyde aşırılık yok. [B][IMG]http://www.risalehaber.com/images/other/iraz_tanrisever2.jpg[/IMG][/B] [B]Hatırlarsanız Risale-i Nur’un neden sadeleştirilmemesi gerektiğini bana anlatabilecek olan olursa hizmete büyük nakit para vereceğim demiştiniz. Ben bunu Abdulkadir Badıllı ağabeye söyledim. O da, ‘Hemen sen onu bana getir, ben ona ispat edeyim’ dedi.[/B] Niye götürmediniz o zaman? [B]Götüreceğim.[/B] Zaman geçecek. [B]Hakikatleri öğrenmek için zaman geçmiyor.[/B] Bir değişiklik yok. Ben yine o fikrimi savunuyorum. Ben şunu istiyorum. İnsanlar, tamam orijinali bir tarafta kalsın, Abdurrahman Bey de sadesini yazmış, desin. Ben bunu savunuyorum. İsteyen orijinalini okusun, isteyen sadesini okusun. [B]Bu sizin fikriniz... [/B] Herkes okusun, faydalansın. Ben şimdi buradaki insanlara veriyorum, bir-iki saat okuyup kapatıyorlar, anlamıyoruz diye. O zaman ben üzülüyorum. Nasıl yapalım o zaman? Derslere de götüremiyorum. Haydi, bunlar yetmiş kişi ama yetmiş milyon var yani. Onun için ben bir tarafta sade olsun, Üstadımızın orijinal hali yine dursun. Onu çok iyi bilen ağabeyler okusunlar. [B]Üstadın talebeleri hayatta. Ben Abdullah Yeğin ağabey ile konuştum. Abdullah Yeğin ağabey Lügati hazırladı, biliyorsunuz. Üstad hazretleri önceleri ona bile müsaade etmemiş. Sonra, üzerine kendi adını yazacağı için tamam demiş. [/B] Şimdi o fikre saygı duymak lazım. Üstad diyor ki, kardeşim benim yorum ve düşüncem budur; siz ne kadar yaparsanız sizindir, benim değildir. Çünkü orada Üstadın bir cümlesi, diğerinin on sayfasına bedel. [B]KÜLTÜR BAKANLIĞI FİLME SAHİP ÇIKMALI[/B] [B]Sanayicisiniz. Bir film yapmaya ihtiyacınızın olmadığını zannediyorum. Sizi film setinde, toz toprak içerisinde, her tarafı yanmış, dudakları çatlamış, alerjisi çıkmış bir şekle getiren nedir?[/B] Dava, Üstadımızın davasını anlatmak olarak bakıyorum. Zaten Elhamdülillah, ekonomik durumumu Allah lütfetti güzel bir evimiz var. İşlerimiz ve imkânlarımız da iyi. Ama ben o işten sıkılıyorum. Bu daha hoşuma gidiyor. Tabi zor, geldiğim zaman nefsimin patlama noktalarına geliyordu, ağlıyordu nefsim. Ben de diyordum ki, bu dava adamı olmak kolay değildir. Sonunda bunun mükâfatını alırsın. Öyle iç çelişkilerim oldu. [B][IMG]http://www.risalehaber.com/images/other/said_nursi_film_seti.jpg[/IMG][/B] [B]Bediüzzaman’la ilgili bir şey yapmak nasıl bir histir?[/B] Bazen aklım ve mantığımla düşünüp tefekkür ettiğim zaman, çok büyük bir heyecan duyuyorum. Yani Allah bu işi lütfediyor diyorum. Bazen işin içine girince o zaman, ben neredeyim, diyorum. Sonra kendi kendime, bu yüksek bir dava, sahip çık, diyorum. Böyle gel-gitlerim oluyor. Bazen çok mühim bir hadise imiş gibi bakıyorum, bazen de paldır küldür içeri giriyoruz, çekimler derken o zaman üzülüyorum. Tabi çok hassas bir konu bu. Çok büyük manevi ağırlıklar var üzerimde. Maddiyetten bir sıkıntımız yok. Onun için o baskı da bazen beni küçültüyor, tüketiyor. Başım ağrıyor, yoruluyorum. Zihin bitiyor çünkü daha güzel nasıl yapabiliriz diye. Bir de ekibi organize etmek, yirmi gündür gurbete gelmişsin buraya. Yemesinden, yatacağı yerden bütün her şey bana geliyor. Sıkıntıların çoğu bana geliyor. Ben burada yönetmen olduğum kadar yapımcıyım da. Yapımcı olunca bütün sorunlar bana geliyor. Tek yönetmen olsa filmi çeker gider. Onun için zorlanıyorum ama sonu hayırlı olacak. Doğru iş yaptığıma inanıyorum. Bir de diyorum ki; Ben, sanayici herhangi bir insanım. Bu kadar akademisyenler var, sinema-televizyon okulunu bitirenler var, bunlar nerede? Hükümet mesela hükümet nerede? Hükümetin de bir Kültür Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, TRT’si var. Bunların en başta sahip çıkması lazım. Ben bir şahısım ve imkânlarım bu kadar. Şu ana kadar o film için sponsorluk hazırladık ama bir tanesi çıkmadı. Ya korkuyor ya da çekiniyor. Bir tane inşaatçıya sordum. ‘Ben Levent’te inşaat yapıyorum. Nasıl olacak?’ ‘O zaman senin ismini koymayalım ama fatura keselim’ dedim. Bu durumlarda yalnız, bir garip gibiyiz. Bize Allah’tan başka kimse sahip çıkmıyor, orada üç-beş Müslüman kardeşimize dua ediyorlar, bu kadar. [B][COLOR=#0000ff]RisaleHaber[/COLOR][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Sadeleştirme Analizi
Said Nursi filmiyle (Hür Adam) ilgili endişeleri filmin yonetmenine sorduk
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst