Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman'ın Hayatı
Said Nursî, hayatını imana adayan bir âlim
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="NuruAhsen" data-source="post: 21985" data-attributes="member: 857"><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"><strong>Rus gazeteci Nadejda Kevorkova, 8. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu sonrası gözlemlerini, Rusya’da yayınlanan, 72 bin tirajlı liberal eğilimiyle bilinen Gazeta gazetesinde yazdı. </strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"><strong></strong>Daha önce, İstanbul’daki sempozyumun açış konuşmasında, Rusya’da bazı risâlelerin yasaklanması ile ilgili olarak Kevorkova şöyle demişti: </span></span></span><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">“Size iki haberim zar. Biri iyi, diğeri kötü. Önce kötü olanı söyleyeyim: Said Nursî’nin eseri Rusya’da yasaklandı. İyi haber de aynısı. Çünkü bu sayede Said Nursî ve eserleri Rusya’da meşhur olacaklar.” </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Rus Gazeteci, Nadejda Kevorkova’nın Uluslararası Adalet Sempozyumu sonrası yazdığı gözlemleri olarak Gazeta gazetesinin 220. sayısında 23.11.2007</span></span></span><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"> tarihinde yayınlanan yazısı şöyle:</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Şahsî hiçbir şeyi, ailesi, mal varlığı, başını sokacağı bir evi, hatta mezarı bile yok. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Bütün hayatını imana adayan bir âlim. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Birinci Dünya Savaşı kahramanı, esir düşmüş, tutuklu ve sürgün edilmiş. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Cezalandırıcı yönetime karşı çıkma cesaretini göstermiş, inananlara aman vermeyen rejime ölümüne muhalefet etmiş. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Söz, sanki GULAG’a* düşmüş bir Rus çilekeşinden açıldı, detaylar o kadar benzeşiyor ki... Fakat söz, </span></span><a href="http://www.delinetciler.net/forum/autolink.php?id=2&script=showthread&forumid=33" target="_blank"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Türkiye</span></span></a><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">’nin Allah’a karşı gelinen 1920-1950 arası yıllarının mütevazî tutsağını konu alıyor. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Türkiye’nin entelektüel ve bilim hayatı hayli zengindir, gerçi bu ülkenin üniversitelerini, onun Avrupa’daki en zengin müzelerini ve koleksiyonlarını, siyasî ve bilimsel olaylarını bilmeyen milyonlarca Rus turist, buna çok dikkat etmez. Osif Brodskiy’in kin dolu hatıralarına ve Osmanlı zamanı ile Sovyet yöneticilerini kıyaslayan tuhaflıklarına bağlılıklarını koruyan kültürlü Ruslar İstanbul’a gitmiyor. Ticaretle uğraşanların kendi işleri başlarından aşkın. Almanlar ve İngilizler’in Ayasofya’yı, antik harabeleri, Anadolu uygarlıklarını ve sonsuz güzel camileri gezerek eski ve bugünkü </span></span><a href="http://www.delinetciler.net/forum/autolink.php?id=2&script=showthread&forumid=33" target="_blank"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Türkiye</span></span></a><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">’ye anlayış ve ilgiyle nüfuz ettikleri ortaya çıkıyor. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Rusya adlî mercileri Said Nursî’yi yasaklamasaydı, Gazeta muhabirinin böyle bir sempozyuma katılacağının şüpheli olacağını tereddütsüz söyleyebilirim. Daha fazlasını söyleyeceğim: Tataristan Müslümanları arasında kütleler halinde aramalar yapılmasaydı—ki bu aramalarda sadece Nursî’nin kitapları değil Kur’ân bile toplatıldı—Nursî’nin tek bir risâlesini bile açmayacak ve ABD’den İngiltere’ye, Filipinler’den Singapur’a kadar farklı dinlerden insanların, bu oldukça zor felsefî metinleri hayranlıkla okuduklarını öğrenmeyecektim. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"></span></span></span><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"><strong><span style="color: red">NURSÎ, İNSAN VE DÜNYA </span></strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"><strong><span style="color: red">AHENGİNİ DE YAZMIŞ</span></strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Nursî’yi araştıran ve onu takip eden 8000 kişi, İstanbul’un en büyük salonunu kimi oturarak, kimi ayakta hınca hınç doldurmuştu. Organize heyetinin başkanı Faris Kaya’nın söylediğine göre katılımcıların üçte biri Hıristiyan’dı, ötekiler İslâm dünyasındandılar. Ve iftiharla anlatıyordu: “Arapça yazılmayan yegâne tefsir olan Said Nursî’nin Arapça’ya tercüme edilen bütün tefsiri, İslâm ilâhiyatı ve Kur’ân tefsirlerinin en önemlilerinden biridir. Siyasîleri çağırmakta acele etmiyoruz, fakat gücümüz ölçüsünde onları haberdar edeceğiz.” Ancak gelmek isteyenleri de kovmuyorlar. Meselâ </span></span><a href="http://www.delinetciler.net/forum/autolink.php?id=2&script=showthread&forumid=33" target="_blank"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Türkiye</span></span></a><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">’nin bugünkü başbakanı, 1995 yılında belediye başkanı sıfatıyla sempozyuma misafir olarak katılmış. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Sempozyumun konusu; İslâm hukuku, ilahiyatı ve etiğinin kilit kategorilerinden biri olan adaletti. Arapçası ve Türkçesi adalet, İngilizcesi justice. </span></span><a href="http://www.delinetciler.net/forum/autolink.php?id=2&script=showthread&forumid=33" target="_blank"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Türkiye</span></span></a><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">’de ilgili bakanlık da böyle adlandırılıyor. Adalet bakanı, bakanlığı adına sempozyumu selâmlama konuşmasını yapmanın meslekî görevi olduğunu söyledi. Sempozyumda çevre bakanlığından çok temsilci vardı nedense. Anlaşıldı ki Nursî, insan ve dünya ahengi hakkında çok yazmış. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"><strong><span style="color: red">FELSEFECİLERİN GEMİSİ</span></strong> </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Sempozyum felsefî kategorilerden, koridorlarda gür konuşmalardan ve fikir teâtisinden ibaretti. İngiltere’den Prof. Colin adaletin felsefî anlayışını konu alan ayrıntılı bir tebliğ sundu. İngilizler en kalabalık ve aktif gruptu. Prof. Colin’in meslektaşları, dünya ve İngiliz basın yayın organlarında İslâmî konuların nasıl aydınlatıldığını konuştular. Nursî’nin daha ikinci dünya savaşından önce devlet ateizmi ve komünizmine karşı inananlar arasındaki ihtilâfların ne kadar önemsiz olduğunu basiretle anlattığını söylediler. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Rusyalı bilim adamları sempozyumu tam anlamıyla fethettiler. Felsefenin en zor konularını Türkçe ve Arapça rahatlıkla anlatarak şarkiyat ekolümüzün şöhretini teyid ettiler. Rusya Federasyonu Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsünden Dmitriy Vasilyev, toplantıda Türkçe konuşan tek misafir oldu. İslâm dünyasının Müslüman olmayan en büyük hukuk ve şeriat uzmanı Leonid Syukiyaynen Arapça konuştu. İkisi de zamanında Rus mahkemelerine Nursî’nin derin bir analizini yapmış ve bu mirasta aşırılık belirtisi veya başka bir ideolojik tehlike görememişlerdi. Rus mahkemesi, bilim adamlarının düşüncelerine aldırmamıştı. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"><span style="color: red"><strong>TÜRK VERNADSKİ’Sİ**</strong> </span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"><span style="color: red"></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Dimitri Vasilyev, Nursî’nin görüşleri itibariyle Rus geleneğinde Trubetskiy, Florenskiy ve Vernadski’ye yakın olduğunu düşünüyor. Bunların aşırı olduklarından, ancak Stalin’in savcıları şüphelenebilirdi. “Köylü ihtiyarlar, Nursî’yi okumaz ve bilmezler. Onlar İslâm’da herhangi bir yenilikten korkarlar ancak onun fikirlerini sadece </span></span><a href="http://www.delinetciler.net/forum/autolink.php?id=2&script=showthread&forumid=33" target="_blank"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Türkiye</span></span></a><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">’deki Müslüman intelijansiya bilmiyor. Zira bugünkü dünyamızda dinî düşünce, her şeyden önce eğitim alanında talep ediliyor” diyor Vasilyev. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Halbuki Nursî, sufilere sevgisini korudu. Ölmeden önce ünlü mutasavvıf ve şair Rûmî’nin kabrini ziyaret etti. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Vatikan’ın Dinler arası Diyalog Konseyinin sekreteri Thomas Michel, Nursî’nin eski uzmanıdır. Nursî, hayatta iken Vatikan’la yazıştı ve onların dinsiz dünyada inançlı tutumlarıyla ortak çalışmalar yapma düşüncelerini heyecanla benimsedi. Nursî’nin eserleri hakkında, o da, dinler arası diyalog sağlanması düşüncelerinin önemini belirterek Rusya başsavcısına rapor yazdı. Fakat fikirlerini önemsemediler. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Peder Thomas, Nursî’nin inançlı insanların gayretlerinin takviye edilmesi düşüncesinin ancak ölümünden sonra II. Vatikan konseyinde destek bulduğunu hatırlattı. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Nursî’nin biyografisi, inancı uğruna hapishaneye, sürgüne ve ölüme giden imanlı bir insanın sarsılmaz ****netinin bir örneğidir. O, bu yönüyle Rusya Hıristiyanlarınca anlaşılır. Bizim bir mezar taşı olmayan binlerce çilekeşimiz var. Cizvit Sekreteri Michel, İslâm dünyasını ve onun Batıda anlaşılmasının zorluklarını iyi bilir. Ancak o da, Nursî’nin 14 kitabının Rusya’da yasaklanması olayına bir açıklama getiremedi. Onun verdiği bilgilere göre iki üç yazarın sadece birkaç eseri Fransa ve Suudi Arabistan’da yasaklandı, o da kısa bir süreliğine. Peder, Hıristiyan ve Müslüman diyaloğunun bu kadar önemli zorluklarla karşılaştığı bir dönemde bu yasakların probleme yardımcı olmadığını üzüntüyle belirtti. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Ürdün Kraliyet Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü Aref Ali Nayed, merkezinin İslâm ilahiyatçılarının girişimiyle Hıristiyan liderlere kısa bir süre önce bir mektup yazdığını anlattı. Mektubu dünyadan 200 dolayında müftü ve imamın imzaladığını anlattı. En büyük Hıristiyan topluluklarının liderlerinin cevapları şimdilik zayıf. Vatikan baştan savma bir cevapla geçiştirdi, Moskova Patriği susuyor, Protestan kiliselerinden bir tepki yok. “Dünya, diyaloğun önemini çok konuşuyor ama karşılıklı konuşmak gerçekleşmiyor” tesbitini yapıyor Nayed. “Nursî’nin kitapları belki bu yüzden dünyada bu kadar popüler. Onlarda düşünce yarışı yok, ortak tutum arayışı var”. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"></span></span></span><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"><strong><span style="color: red">ÜÇ KİŞİDEN FAZLA TOPLANMANIN </span></strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"><strong><span style="color: red">ZARARI HAKKINDA</span></strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Nursî’nin yasaklanmasını bir şekilde açıklayan Rusya’daki o uzmanlar, sempozyumlara gitmezler ve adlarını da açığa çıkarmazlar. Onlar, ağdalı üsluplu kitapları okumak ve birbirlerini mânevî olarak desteklemek için bir araya gelen Nur Talebelerinin tehlikeli grup olduklarını düşünüyorlar. Sempozyumu düzenleyen heyetin başkanı Faris Kaya, bunu saklamıyor: “İnanç öğretisinin karışık konularını beraber öğrenmek için insanlar, toplanmayı sıklıkla tercih ediyor. Dağınık dünyada normaldir bu”! </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">Rusya’da aynı düşünceden olup da resmî olmayan gruplar şüphelidirler. Ben, Amerikalı uzmanların, “taraflarının beraber yemek yediği her türlü dinî topluluk tehlikelidir” raporunu okuma fırsatını da buldum. İki bin yıl önce ibadethanelerinde yemek yiyen İsa (as) ve havarilerini de böyle tehlikeli bulmuşlardı. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">İşte böyle. Rusya başkanı Putin, Ömer Hayyam’ı, Nizami’yi, Firdevsi’yi, Rumi’yi okuyabilir fakat yalnızken. Ama Rusya’da Kur’ân veya Nursî okunmaz, üstelik inananların meclisinde. Adalet, o yüzden dünyada felsefî bir kategori olarak kalıyor, hukukun kavramı olarak değil. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">(Gazeta, 220. sayı, 23.11.2007) </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"><span style="color: red"><strong>Dipnotlar: </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred">* Gulag (Glavnaye Upravlenniye Lagerey: Kamplar Genel Müdürlüğü): Sovyet toplama kampları yönetimi için kullanılan bir kısaltmadır. ** Vernadski: Vladimir İvanoviç (1863 - San Petersburg / 1945 - Moskova). Yirminci yüzyılın önde gelen Rus bilim adamı. Tabiî bilimci, mütefekkir ve toplum adamı. Birçok bilimsel okulun kurucusu. Rus kozmolojisinin temsilcilerinden biridir. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: darkred"></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NuruAhsen, post: 21985, member: 857"] [SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred][B]Rus gazeteci Nadejda Kevorkova, 8. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu sonrası gözlemlerini, Rusya’da yayınlanan, 72 bin tirajlı liberal eğilimiyle bilinen Gazeta gazetesinde yazdı. [/B]Daha önce, İstanbul’daki sempozyumun açış konuşmasında, Rusya’da bazı risâlelerin yasaklanması ile ilgili olarak Kevorkova şöyle demişti: [/COLOR][/FONT][/SIZE][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]“Size iki haberim zar. Biri iyi, diğeri kötü. Önce kötü olanı söyleyeyim: Said Nursî’nin eseri Rusya’da yasaklandı. İyi haber de aynısı. Çünkü bu sayede Said Nursî ve eserleri Rusya’da meşhur olacaklar.” Rus Gazeteci, Nadejda Kevorkova’nın Uluslararası Adalet Sempozyumu sonrası yazdığı gözlemleri olarak Gazeta gazetesinin 220. sayısında 23.11.2007[/COLOR][/FONT][/SIZE][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred] tarihinde yayınlanan yazısı şöyle: Şahsî hiçbir şeyi, ailesi, mal varlığı, başını sokacağı bir evi, hatta mezarı bile yok. Bütün hayatını imana adayan bir âlim. Birinci Dünya Savaşı kahramanı, esir düşmüş, tutuklu ve sürgün edilmiş. Cezalandırıcı yönetime karşı çıkma cesaretini göstermiş, inananlara aman vermeyen rejime ölümüne muhalefet etmiş. Söz, sanki GULAG’a* düşmüş bir Rus çilekeşinden açıldı, detaylar o kadar benzeşiyor ki... Fakat söz, [/COLOR][/FONT][URL="http://www.delinetciler.net/forum/autolink.php?id=2&script=showthread&forumid=33"][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]Türkiye[/COLOR][/FONT][/URL][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]’nin Allah’a karşı gelinen 1920-1950 arası yıllarının mütevazî tutsağını konu alıyor. Türkiye’nin entelektüel ve bilim hayatı hayli zengindir, gerçi bu ülkenin üniversitelerini, onun Avrupa’daki en zengin müzelerini ve koleksiyonlarını, siyasî ve bilimsel olaylarını bilmeyen milyonlarca Rus turist, buna çok dikkat etmez. Osif Brodskiy’in kin dolu hatıralarına ve Osmanlı zamanı ile Sovyet yöneticilerini kıyaslayan tuhaflıklarına bağlılıklarını koruyan kültürlü Ruslar İstanbul’a gitmiyor. Ticaretle uğraşanların kendi işleri başlarından aşkın. Almanlar ve İngilizler’in Ayasofya’yı, antik harabeleri, Anadolu uygarlıklarını ve sonsuz güzel camileri gezerek eski ve bugünkü [/COLOR][/FONT][URL="http://www.delinetciler.net/forum/autolink.php?id=2&script=showthread&forumid=33"][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]Türkiye[/COLOR][/FONT][/URL][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]’ye anlayış ve ilgiyle nüfuz ettikleri ortaya çıkıyor. Rusya adlî mercileri Said Nursî’yi yasaklamasaydı, Gazeta muhabirinin böyle bir sempozyuma katılacağının şüpheli olacağını tereddütsüz söyleyebilirim. Daha fazlasını söyleyeceğim: Tataristan Müslümanları arasında kütleler halinde aramalar yapılmasaydı—ki bu aramalarda sadece Nursî’nin kitapları değil Kur’ân bile toplatıldı—Nursî’nin tek bir risâlesini bile açmayacak ve ABD’den İngiltere’ye, Filipinler’den Singapur’a kadar farklı dinlerden insanların, bu oldukça zor felsefî metinleri hayranlıkla okuduklarını öğrenmeyecektim. [/COLOR][/FONT][/SIZE][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred][B][COLOR=red]NURSÎ, İNSAN VE DÜNYA AHENGİNİ DE YAZMIŞ[/COLOR][/B] Nursî’yi araştıran ve onu takip eden 8000 kişi, İstanbul’un en büyük salonunu kimi oturarak, kimi ayakta hınca hınç doldurmuştu. Organize heyetinin başkanı Faris Kaya’nın söylediğine göre katılımcıların üçte biri Hıristiyan’dı, ötekiler İslâm dünyasındandılar. Ve iftiharla anlatıyordu: “Arapça yazılmayan yegâne tefsir olan Said Nursî’nin Arapça’ya tercüme edilen bütün tefsiri, İslâm ilâhiyatı ve Kur’ân tefsirlerinin en önemlilerinden biridir. Siyasîleri çağırmakta acele etmiyoruz, fakat gücümüz ölçüsünde onları haberdar edeceğiz.” Ancak gelmek isteyenleri de kovmuyorlar. Meselâ [/COLOR][/FONT][URL="http://www.delinetciler.net/forum/autolink.php?id=2&script=showthread&forumid=33"][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]Türkiye[/COLOR][/FONT][/URL][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]’nin bugünkü başbakanı, 1995 yılında belediye başkanı sıfatıyla sempozyuma misafir olarak katılmış. Sempozyumun konusu; İslâm hukuku, ilahiyatı ve etiğinin kilit kategorilerinden biri olan adaletti. Arapçası ve Türkçesi adalet, İngilizcesi justice. [/COLOR][/FONT][URL="http://www.delinetciler.net/forum/autolink.php?id=2&script=showthread&forumid=33"][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]Türkiye[/COLOR][/FONT][/URL][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]’de ilgili bakanlık da böyle adlandırılıyor. Adalet bakanı, bakanlığı adına sempozyumu selâmlama konuşmasını yapmanın meslekî görevi olduğunu söyledi. Sempozyumda çevre bakanlığından çok temsilci vardı nedense. Anlaşıldı ki Nursî, insan ve dünya ahengi hakkında çok yazmış. [B][COLOR=red]FELSEFECİLERİN GEMİSİ[/COLOR][/B] Sempozyum felsefî kategorilerden, koridorlarda gür konuşmalardan ve fikir teâtisinden ibaretti. İngiltere’den Prof. Colin adaletin felsefî anlayışını konu alan ayrıntılı bir tebliğ sundu. İngilizler en kalabalık ve aktif gruptu. Prof. Colin’in meslektaşları, dünya ve İngiliz basın yayın organlarında İslâmî konuların nasıl aydınlatıldığını konuştular. Nursî’nin daha ikinci dünya savaşından önce devlet ateizmi ve komünizmine karşı inananlar arasındaki ihtilâfların ne kadar önemsiz olduğunu basiretle anlattığını söylediler. Rusyalı bilim adamları sempozyumu tam anlamıyla fethettiler. Felsefenin en zor konularını Türkçe ve Arapça rahatlıkla anlatarak şarkiyat ekolümüzün şöhretini teyid ettiler. Rusya Federasyonu Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsünden Dmitriy Vasilyev, toplantıda Türkçe konuşan tek misafir oldu. İslâm dünyasının Müslüman olmayan en büyük hukuk ve şeriat uzmanı Leonid Syukiyaynen Arapça konuştu. İkisi de zamanında Rus mahkemelerine Nursî’nin derin bir analizini yapmış ve bu mirasta aşırılık belirtisi veya başka bir ideolojik tehlike görememişlerdi. Rus mahkemesi, bilim adamlarının düşüncelerine aldırmamıştı. [COLOR=red][B]TÜRK VERNADSKİ’Sİ**[/B] [/COLOR] Dimitri Vasilyev, Nursî’nin görüşleri itibariyle Rus geleneğinde Trubetskiy, Florenskiy ve Vernadski’ye yakın olduğunu düşünüyor. Bunların aşırı olduklarından, ancak Stalin’in savcıları şüphelenebilirdi. “Köylü ihtiyarlar, Nursî’yi okumaz ve bilmezler. Onlar İslâm’da herhangi bir yenilikten korkarlar ancak onun fikirlerini sadece [/COLOR][/FONT][URL="http://www.delinetciler.net/forum/autolink.php?id=2&script=showthread&forumid=33"][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]Türkiye[/COLOR][/FONT][/URL][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred]’deki Müslüman intelijansiya bilmiyor. Zira bugünkü dünyamızda dinî düşünce, her şeyden önce eğitim alanında talep ediliyor” diyor Vasilyev. Halbuki Nursî, sufilere sevgisini korudu. Ölmeden önce ünlü mutasavvıf ve şair Rûmî’nin kabrini ziyaret etti. Vatikan’ın Dinler arası Diyalog Konseyinin sekreteri Thomas Michel, Nursî’nin eski uzmanıdır. Nursî, hayatta iken Vatikan’la yazıştı ve onların dinsiz dünyada inançlı tutumlarıyla ortak çalışmalar yapma düşüncelerini heyecanla benimsedi. Nursî’nin eserleri hakkında, o da, dinler arası diyalog sağlanması düşüncelerinin önemini belirterek Rusya başsavcısına rapor yazdı. Fakat fikirlerini önemsemediler. Peder Thomas, Nursî’nin inançlı insanların gayretlerinin takviye edilmesi düşüncesinin ancak ölümünden sonra II. Vatikan konseyinde destek bulduğunu hatırlattı. Nursî’nin biyografisi, inancı uğruna hapishaneye, sürgüne ve ölüme giden imanlı bir insanın sarsılmaz ****netinin bir örneğidir. O, bu yönüyle Rusya Hıristiyanlarınca anlaşılır. Bizim bir mezar taşı olmayan binlerce çilekeşimiz var. Cizvit Sekreteri Michel, İslâm dünyasını ve onun Batıda anlaşılmasının zorluklarını iyi bilir. Ancak o da, Nursî’nin 14 kitabının Rusya’da yasaklanması olayına bir açıklama getiremedi. Onun verdiği bilgilere göre iki üç yazarın sadece birkaç eseri Fransa ve Suudi Arabistan’da yasaklandı, o da kısa bir süreliğine. Peder, Hıristiyan ve Müslüman diyaloğunun bu kadar önemli zorluklarla karşılaştığı bir dönemde bu yasakların probleme yardımcı olmadığını üzüntüyle belirtti. Ürdün Kraliyet Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü Aref Ali Nayed, merkezinin İslâm ilahiyatçılarının girişimiyle Hıristiyan liderlere kısa bir süre önce bir mektup yazdığını anlattı. Mektubu dünyadan 200 dolayında müftü ve imamın imzaladığını anlattı. En büyük Hıristiyan topluluklarının liderlerinin cevapları şimdilik zayıf. Vatikan baştan savma bir cevapla geçiştirdi, Moskova Patriği susuyor, Protestan kiliselerinden bir tepki yok. “Dünya, diyaloğun önemini çok konuşuyor ama karşılıklı konuşmak gerçekleşmiyor” tesbitini yapıyor Nayed. “Nursî’nin kitapları belki bu yüzden dünyada bu kadar popüler. Onlarda düşünce yarışı yok, ortak tutum arayışı var”. [/COLOR][/FONT][/SIZE][SIZE=3][FONT=Palatino Linotype][COLOR=darkred][B][COLOR=red]ÜÇ KİŞİDEN FAZLA TOPLANMANIN ZARARI HAKKINDA[/COLOR][/B] Nursî’nin yasaklanmasını bir şekilde açıklayan Rusya’daki o uzmanlar, sempozyumlara gitmezler ve adlarını da açığa çıkarmazlar. Onlar, ağdalı üsluplu kitapları okumak ve birbirlerini mânevî olarak desteklemek için bir araya gelen Nur Talebelerinin tehlikeli grup olduklarını düşünüyorlar. Sempozyumu düzenleyen heyetin başkanı Faris Kaya, bunu saklamıyor: “İnanç öğretisinin karışık konularını beraber öğrenmek için insanlar, toplanmayı sıklıkla tercih ediyor. Dağınık dünyada normaldir bu”! Rusya’da aynı düşünceden olup da resmî olmayan gruplar şüphelidirler. Ben, Amerikalı uzmanların, “taraflarının beraber yemek yediği her türlü dinî topluluk tehlikelidir” raporunu okuma fırsatını da buldum. İki bin yıl önce ibadethanelerinde yemek yiyen İsa (as) ve havarilerini de böyle tehlikeli bulmuşlardı. İşte böyle. Rusya başkanı Putin, Ömer Hayyam’ı, Nizami’yi, Firdevsi’yi, Rumi’yi okuyabilir fakat yalnızken. Ama Rusya’da Kur’ân veya Nursî okunmaz, üstelik inananların meclisinde. Adalet, o yüzden dünyada felsefî bir kategori olarak kalıyor, hukukun kavramı olarak değil. (Gazeta, 220. sayı, 23.11.2007) [COLOR=red][B]Dipnotlar: [/B][/COLOR] * Gulag (Glavnaye Upravlenniye Lagerey: Kamplar Genel Müdürlüğü): Sovyet toplama kampları yönetimi için kullanılan bir kısaltmadır. ** Vernadski: Vladimir İvanoviç (1863 - San Petersburg / 1945 - Moskova). Yirminci yüzyılın önde gelen Rus bilim adamı. Tabiî bilimci, mütefekkir ve toplum adamı. Birçok bilimsel okulun kurucusu. Rus kozmolojisinin temsilcilerinden biridir. [/COLOR][/FONT][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman'ın Hayatı
Said Nursî, hayatını imana adayan bir âlim
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst