Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Said Nursi ve Mehmed Akif - Bir Dil, İki İnsan
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 124877" data-attributes="member: 27"><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: Red">Bir dil, iki insan</span></span></span></p><p><span style="color: DarkSlateGray"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></span></span></p><p><span style="color: DarkSlateGray"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></span></span> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><img src="http://www.yeniasya.com.tr/2009/05/08/resim/iki.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /> </span></span></span><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong>Aynı dili konuştular. İki insan, bir dil. Biri Said Nursî, biri Mehmet Âkif. İkisi de birer ıztırap, çile, feryat ve dik duruşun simgesi. </strong></span></span></span></p> <p style="text-align: left"></p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">1878’de dünyaya gelen Bediüzzaman Said Nursî, <strong>Risâle-i Nur Külliyatı’nı–bazı mektuplar hâriç—<span style="color: Red">1926-1949</span> yılları arasında telif etti, 1960’da vefat etti.</strong> </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">1873- 1936 yılları arasında yaşayan <strong>Mehmet Âkif Ersoy da 11.240 dizeden oluşan Safahat’ını ve diğer nesir yazılarını (tefsirler, vaazlar, makaleler vb.) miras bıraktı. </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Bu iki insan, iki samimî Müslüman, karanlıklar içinde birer muştu oldular. Eskimez bir uygarlığın sesiyle, diliyle konuştular. Kur’ânî ve Nebevî terminolojinin kelime ve kavramlarını adım adım işlediler. <strong>Eserlerindeki “yüksek, gür seda”, istikbal inkılâbatı içinde hâlâ diri. </strong>Tazarru, niyaz, tefekkür söylemleri… Mânâ âlemlerinin Yusufî güzelliğiyle kendinden geçen ve ellerinin kesildiğinin, sürgünlere gönderildiğinin, <strong>kendi kişisel dertlerinin farkına bile varmayan, daha doğrusu bunları önemsemeyen iki cehd oldular.</strong> Bizi âyetlerin, rahlelerin, nakışların, çinilerin, mahyaların, hüsnühatların, duâların tanıdık kelimelerine çağırdılar. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">İki insan… Milletin imanını selâmette görmek için hakikat önünde diz çöküp okuyor, yazıyor, okuyor, yazıyor. Birinden kelime kelime Risâle dökülüyor, birinden safha safha, dize dize Safahat. </span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></strong></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Rahat ve lüks yataklarda derin uykular, gafletler, zevk ve eğlenceler, kişisel çıkarlar, onların hayatında yok. <strong>Onlar, yerli düşüncenin, yerli ölümsüz uygarlığın diri tutulması, hakikat sedasının yüksek olması için çok didindiler, çok terlediler, çok uykusuz kaldılar, çok çabaladılar, tahkir ve tezyifler arasında izzetin şahikalarına çıktılar.</strong> <strong>En yüksek hakikatleri korkmadan, çekinmeden haykırdılar. Hevesli akılsız çocuklar gibi, geçici, önemsiz lezzetlerin peşinde koşmadılar, koşmamızı istemediler.</strong> Sıkıntı ve elemlerin, bilâkis, mânevî lezzetler ve uhrevî sevaplar verdiğini söylediler. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Ve onlar, bir dil buldular, bir dile ulaştılar, uygarlığımızın toz duman yıkıntıları arasında taze, canlı, sıcak kelimelerle konuştular. Yüzer âyetten tereşşuh eden gerçeklerle kuşandılar. <strong>Son nefeslerine kadar bize sonsuzdan, sonsuzluktan, kalıcı olandan, hakikî insandan, insanlıktan haber verdiler.</strong> Habercilerin haberlerini getirdiler. Fısıldadılar, haykırdılar, uyardılar, şefkat ve hikmetle seslendiler. Gizli gizli ağladılar. <strong>İki insandılar, fakat bir dil oldular. </strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong>Aynı dili konuştular. Cemal ve celâl dediler, ezan ve şahadet dediler, şark ve garp dediler, tehlikeleri bertaraf ettiler, iman ve hilâl dediler. Mütefekkir ve şair oldular.</strong> Bu aynı dilden dolayıdır ki risâlelerin bir yerinde, <strong><span style="color: DarkGreen">“Merhum Mehmed Âkif’in, </span></strong></span></span></span></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkGreen"><span style="color: DarkSlateGray">Doğrudan doğruya Kur’ân’dan alıp ilhamı, Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâmı</span> </span></span></span></strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong><span style="color: DarkGreen">beytiyle ifade ettiği idealini tahakkuk ettirmek, Bediüzzaman’a müyesser olmuştur”</span></strong> ifadesi geçmektedir. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">İki ayrı insandılar. Bir dili konuştular. Savaş meydanlarında, bağ ve bahçelerde, uzun gurbetlerde, Kosturma’da ve Mısır’da, tel örgülerin ardında Kur’ân’ı düşündüler, anlayıp anlattılar. Gece yarılarında yalvarıp yakardılar yüce Hâlık’a, Rahman ve Rahîm olana, Semi ve Basîr olana, Vedud ve Kahhar olana. Rububiyetten ve ubudiyetten bahsettiler. <strong>“Dost istersen Allah yeter”</strong> dediler, <strong>“Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu / Gelir de adl-î İlâhî sorar Ömer’den onu”</strong> dediler. Peygamberlerin serin bakışlarını anlattılar. Sahabe dediler, Asr-ı Saadet dediler. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Cesur ve mütevazi, özgür ve kararlı, diğerkâm ve merhametli idiler. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Gizli komiteler, dinimizi ve dilimizi yozlaştırmaya, yok etmeye çalışırken onlar Sırat-ı Müstakîm üzere oldular. <strong>“Bin seneden beri Kur’ân-ı Hakîmin bir bayraktarı olarak bütün cihana karşı meydan okuyan”</strong> Türk milletini, bu vatan gençlerini, bu toprağın insanlarını, hatta bütün insanlığın sonsuz hayatını kurtarmak için çırpındılar. Kur’ân’ın elmas kılıncı ile küfrün, inkârcılığın, materyalizmin aklını parçaladılar. Vuzuhla konuştular. Kur’ân’ın sönmez ve söndürülmez bir güneş olduğunu gösterdiler. Tasdik, iman, şuhud, tahkik, iz’an, dâvâ içinde burhan dediler.</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Asım’ın nesli dediler. <strong>“Din, terakkiye mânidir”</strong> <strong>düşüncesinin ancak bir hezeyan olduğunu izah ettiler.</strong> Şakî olmadılar. Aydınlanmacı, Nemrutçu, Firavuncu olmadılar. Münevver, aydın, aydınlık oldular. <strong>Eskinin içindeki eskimezleri göremeyen sahte aydınlardan olmadılar. Bu yüzden sahte aydınlar, onları yürekten sevemedi zaten.</strong> <strong>Kâinatta en yüksek hakikatin iman olduğunu âyet âyet nakşetmeye çalıştılar zihinlere. </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong></strong></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong><span style="color: Red">Er kişi oldular. Said oldular, Âkif oldular. </span></strong></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p></p><p style="text-align: right"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"> <span style="font-size: 10px"><u><strong><span style="color: DarkGreen">TAHA ÇAĞLAROĞLU </span></strong></u></span></span></span></span> </p> <p style="text-align: right"><span style="font-size: 10px"><u><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: DarkGreen"> 08.05.2009</span></span></strong></u></span></p> <p style="text-align: right"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><span style="font-size: 10px"><u><strong><span style="color: DarkGreen">Elif/Yeniasya</span></strong></u></span></span></span></span></p> <p style="text-align: right"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span> </p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 124877, member: 27"] [CENTER][FONT=Comic Sans MS][SIZE=5][COLOR=Red]Bir dil, iki insan[/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [COLOR=DarkSlateGray][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS] [/FONT][/SIZE][/COLOR] [CENTER][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][IMG]http://www.yeniasya.com.tr/2009/05/08/resim/iki.jpg[/IMG] [/COLOR][/SIZE][/FONT][LEFT][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][B]Aynı dili konuştular. İki insan, bir dil. Biri Said Nursî, biri Mehmet Âkif. İkisi de birer ıztırap, çile, feryat ve dik duruşun simgesi. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [/LEFT] [/CENTER] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]1878’de dünyaya gelen Bediüzzaman Said Nursî, [B]Risâle-i Nur Külliyatı’nı–bazı mektuplar hâriç—[COLOR=Red]1926-1949[/COLOR] yılları arasında telif etti, 1960’da vefat etti.[/B] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]1873- 1936 yılları arasında yaşayan [B]Mehmet Âkif Ersoy da 11.240 dizeden oluşan Safahat’ını ve diğer nesir yazılarını (tefsirler, vaazlar, makaleler vb.) miras bıraktı. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Bu iki insan, iki samimî Müslüman, karanlıklar içinde birer muştu oldular. Eskimez bir uygarlığın sesiyle, diliyle konuştular. Kur’ânî ve Nebevî terminolojinin kelime ve kavramlarını adım adım işlediler. [B]Eserlerindeki “yüksek, gür seda”, istikbal inkılâbatı içinde hâlâ diri. [/B]Tazarru, niyaz, tefekkür söylemleri… Mânâ âlemlerinin Yusufî güzelliğiyle kendinden geçen ve ellerinin kesildiğinin, sürgünlere gönderildiğinin, [B]kendi kişisel dertlerinin farkına bile varmayan, daha doğrusu bunları önemsemeyen iki cehd oldular.[/B] Bizi âyetlerin, rahlelerin, nakışların, çinilerin, mahyaların, hüsnühatların, duâların tanıdık kelimelerine çağırdılar. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]İki insan… Milletin imanını selâmette görmek için hakikat önünde diz çöküp okuyor, yazıyor, okuyor, yazıyor. Birinden kelime kelime Risâle dökülüyor, birinden safha safha, dize dize Safahat. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Rahat ve lüks yataklarda derin uykular, gafletler, zevk ve eğlenceler, kişisel çıkarlar, onların hayatında yok. [B]Onlar, yerli düşüncenin, yerli ölümsüz uygarlığın diri tutulması, hakikat sedasının yüksek olması için çok didindiler, çok terlediler, çok uykusuz kaldılar, çok çabaladılar, tahkir ve tezyifler arasında izzetin şahikalarına çıktılar.[/B] [B]En yüksek hakikatleri korkmadan, çekinmeden haykırdılar. Hevesli akılsız çocuklar gibi, geçici, önemsiz lezzetlerin peşinde koşmadılar, koşmamızı istemediler.[/B] Sıkıntı ve elemlerin, bilâkis, mânevî lezzetler ve uhrevî sevaplar verdiğini söylediler. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Ve onlar, bir dil buldular, bir dile ulaştılar, uygarlığımızın toz duman yıkıntıları arasında taze, canlı, sıcak kelimelerle konuştular. Yüzer âyetten tereşşuh eden gerçeklerle kuşandılar. [B]Son nefeslerine kadar bize sonsuzdan, sonsuzluktan, kalıcı olandan, hakikî insandan, insanlıktan haber verdiler.[/B] Habercilerin haberlerini getirdiler. Fısıldadılar, haykırdılar, uyardılar, şefkat ve hikmetle seslendiler. Gizli gizli ağladılar. [B]İki insandılar, fakat bir dil oldular. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][B]Aynı dili konuştular. Cemal ve celâl dediler, ezan ve şahadet dediler, şark ve garp dediler, tehlikeleri bertaraf ettiler, iman ve hilâl dediler. Mütefekkir ve şair oldular.[/B] Bu aynı dilden dolayıdır ki risâlelerin bir yerinde, [B][COLOR=DarkGreen]“Merhum Mehmed Âkif’in, [/COLOR][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkGreen][COLOR=DarkSlateGray]Doğrudan doğruya Kur’ân’dan alıp ilhamı, Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâmı[/COLOR] [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][B][COLOR=DarkGreen]beytiyle ifade ettiği idealini tahakkuk ettirmek, Bediüzzaman’a müyesser olmuştur”[/COLOR][/B] ifadesi geçmektedir. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]İki ayrı insandılar. Bir dili konuştular. Savaş meydanlarında, bağ ve bahçelerde, uzun gurbetlerde, Kosturma’da ve Mısır’da, tel örgülerin ardında Kur’ân’ı düşündüler, anlayıp anlattılar. Gece yarılarında yalvarıp yakardılar yüce Hâlık’a, Rahman ve Rahîm olana, Semi ve Basîr olana, Vedud ve Kahhar olana. Rububiyetten ve ubudiyetten bahsettiler. [B]“Dost istersen Allah yeter”[/B] dediler, [B]“Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu / Gelir de adl-î İlâhî sorar Ömer’den onu”[/B] dediler. Peygamberlerin serin bakışlarını anlattılar. Sahabe dediler, Asr-ı Saadet dediler. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Cesur ve mütevazi, özgür ve kararlı, diğerkâm ve merhametli idiler. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Gizli komiteler, dinimizi ve dilimizi yozlaştırmaya, yok etmeye çalışırken onlar Sırat-ı Müstakîm üzere oldular. [B]“Bin seneden beri Kur’ân-ı Hakîmin bir bayraktarı olarak bütün cihana karşı meydan okuyan”[/B] Türk milletini, bu vatan gençlerini, bu toprağın insanlarını, hatta bütün insanlığın sonsuz hayatını kurtarmak için çırpındılar. Kur’ân’ın elmas kılıncı ile küfrün, inkârcılığın, materyalizmin aklını parçaladılar. Vuzuhla konuştular. Kur’ân’ın sönmez ve söndürülmez bir güneş olduğunu gösterdiler. Tasdik, iman, şuhud, tahkik, iz’an, dâvâ içinde burhan dediler.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Asım’ın nesli dediler. [B]“Din, terakkiye mânidir”[/B] [B]düşüncesinin ancak bir hezeyan olduğunu izah ettiler.[/B] Şakî olmadılar. Aydınlanmacı, Nemrutçu, Firavuncu olmadılar. Münevver, aydın, aydınlık oldular. [B]Eskinin içindeki eskimezleri göremeyen sahte aydınlardan olmadılar. Bu yüzden sahte aydınlar, onları yürekten sevemedi zaten.[/B] [B]Kâinatta en yüksek hakikatin iman olduğunu âyet âyet nakşetmeye çalıştılar zihinlere. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [CENTER][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][B][COLOR=Red]Er kişi oldular. Said oldular, Âkif oldular. [/COLOR][/B] [/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [RIGHT][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray] [SIZE=2][U][B][COLOR=DarkGreen]TAHA ÇAĞLAROĞLU [/COLOR][/B][/U][/SIZE][/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=2][U][B][FONT=Comic Sans MS][COLOR=DarkGreen] 08.05.2009[/COLOR][/FONT][/B][/U][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][SIZE=2][U][B][COLOR=DarkGreen]Elif/Yeniasya[/COLOR][/B][/U][/SIZE] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [/RIGHT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Said Nursi ve Mehmed Akif - Bir Dil, İki İnsan
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst