Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Said Nursi'nin mezarı ve Dersim olayları
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="uður1" data-source="post: 277541" data-attributes="member: 1016557"><p>Said Nursi'nin mezarı ve Dersim olayları</p><p> 27 Kasım 2011 / 14:29</p><p> Doç. Dr. Yalçın Akdoğan; "Dersim 2011" başlıklı yazısında gündemi değerlendirdi...</p><p> </p><p> <span style="color: #0000ff"><u><strong>Risale haber - Haber Merkezi</strong></u></span></p><p> Siyaset Bilimci Doç. Dr. Yalçın Akdoğan; Star Gazetesi'nin Açık Görüş ekinde yayınlanan "Dersim 2011" başlıklı yazısında, Cumhuriyetin kurulduğu dönemde Said Nursi gibi isimlerin 'öteki' haline getirildiğini ve sistemin düşmanı gibi konumlandırıldığını yazdı.</p><p> Akdoğan yazısında, "Mezarlarına dahi tahammül edilemeyen bu insanların yaşadıkları dramlar, aslında farklı toplum kesimlerinin yaşadıkları dramlardır" dedi.</p><p> <strong>İşte Yalçın Akdoğan'ın "Dersim 2011" başlıklı yazısının ilgili bölümü:</strong></p><p> Cumhuriyet tarihinde kimi şahısların mezarları üzerinden yapılan tartışmalar, aslında büyük siyasi mücadeleleri ifade eder. Sembolleşen isimlerin hayatlarına da ölülerine de tahammül gösterilmemesi, kitleselleşme istidadı taşıyan siyasi hareketlere öne çıkan liderler bırakmama arayışının bir sonucudur.</p><p> Şey Said, Seyyid Rıza ve Bediüzzaman Said Nursi gibi birçok ismin mezar yeriyle ilgili bugün hala devam eden tartışmalar vardır. Kürtler, Aleviler, dindar muhafazakarlar(İslamcılar) Cumhuriyet döneminde 'öteki' haline getirilmiş, sistemin düşmanı gibi konumlandırılmıştır. (Nazım Hikmet özelinde solcular da bu kapsamda görülebilir) Mezarlarına dahi tahmmül edilemeyen bu insanların yaşadıkları dramlar, aslında farklı toplum kesimlerinin yaşadıkları dramlardır.</p><p> Devletin siyasi sebeplerle cenazeler ve mezarlar üzerinde tasarrufta bulunması kabul edilemeyecek bir durumdur. (Bediüzzaman Hazretlerinin örneğinde olduğu gibi, kendisi mezarıyla ilgili farklı düşüncelere sahip olsa de devletin kötü niyetli müdahalesi göz ardı edilemez). Tektipçi ulus devlet anlayışı tüm farklılıkları eriterek aynileştirmeyi hedeflemiş, aynileştirme süreci ise büyük mücadelelere, acılara, zulümlere, baskılara sebep olmuştur.</p><p> Birleştirme girişimin yanlış felsefeyle yapılması , ayrıştıran, ötekileştiren, dışlayan eylemler üretmiştir. Devlet, karşı devrim hareketi olarak gördüğü tüm bu unsurları farklı dozajlarda tehdit olarak algılamış, farklı yöntemlerle sindirmeye, bastırmaya, etkisizleştirmeye çalışmıştır. Yanlış kurgulanan devlet mekanizması, farklılıkları bir arada yaşatabilecek bir felsefe üretmekte zorlanmıştır.</p><p> Demokratik tahammül ve katılım meslesi olarak üstesinden gelinebilecek meseleler, gvenlik ve asayiş meselesi haline getirilerek halledilmeye çalışıldıkça daha derin krizlere sebep olmuştur.</p><p> Baskı ve zulümden yılan kesimlerin yanlış bir şekilde silaha sarılarak sorunu çözme girişimleri ise çok sert tedbirlerle bastırılmıştır. İşte Dersim hadisesi devlet-millet arasındaki ilişkinin doğru kurulamamasından kaynaklanan sorunlardan sadece bir tanesidir.</p><p> </p><p></p><p> </p><p> <span style="color: blue">Hür Adam, meşrebimizce bir saygı duruşudur</span></p><p> 27 Kasım 2011 / 12:23</p><p> ''Hür Adam: Bediüzzaman'' filmine de imza atan yapımcı-senarist-yönetmen Mehmet Tanrısever</p><p> </p><p> <span style="color: #0000FF"><u><strong>Risale Haber - Haber Merkezi</strong></u></span></p><p> Yeni Şafak sinema editörü Ali Murat Güven, Bediüzzaman'ın hayatını anlatan "Hür Adam: Bediüzzaman" filmine de imza atan yapımcı-senarist-yönetmen Mehmet Tanrısever ile yaptığı röportajın haberini verdiği bugünkü yazısında Tanrısever'in şu sözlerine yer verdi:</p><p> 'Kimsenin lafıyla değil, yalnızca kendi vicdanımın sesini dinleyerek ilerliyorum'</p><p> "Feza Film'i 1989'da kurdum. Demek ki sinemacılıkta 22 yılı geride bırakmışım. O tarihten bu yana, pek çoğu kamuoyunda büyük ses getiren, izlenme rekorları kıran, ulusal ve uluslararası platformlarda önemli ödüller kazanan bir düzine dolayında filmin yapımcılığını ya da yönetmenliğini üstlendim.</p><p> Açık söyleyeyim, eğer bu sektördekilerin bitmez tükenmez dedikodularına, idealist insanları yıldırmak, yıpratmak ve yaptığı işten soğutmaktan başka hiç bir amacı olmayan haset dolu eleştirilerine lüzûmundan fazla kulak verip yüreğimdeki sinema sevdasına erkenden küsseydim, bugün ne Feza Film şirketi, ne de o sansasyonel filmler olurdu.</p><p> Dahası, sinema sektörüne ilk adımlarını benim yaptığım filmlerde çalışarak atan yüzlerce insan da böyle bir şansı kolay kolay bulamazdı. Yalnızca 'Hür Adam' bile, hayat çizgimize yön vermiş bir İslâm büyüğünün aziz hatırasına kendi meşrebimizce bir saygı duruşu olmasının yanı sıra, binlerce kişinin sektöre girmesine ya da yapım ve dağıtım sürecinde rızkını rahat rahat kazanmasına vesile olmuştur.</p><p> Bazıları bu gibi basit gerçekleri görmezler, göremezler. Çünkü, sinema-TV piyasasında, kalpleri fesatlıktan dolayı katran karasıyla kaplanmış, dilleri ve kalemleri zehir saçan insanlarla muhatap olmak durumundayız ne yazık ki..."</p><p> <a href="http://www.risalehaber.com/" target="_blank">www.risalehaber.com</a></p><p></p><p><a href="http://www.risalehaber.com/" target="_blank">www.risalehaber.com</a></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="uður1, post: 277541, member: 1016557"] Said Nursi'nin mezarı ve Dersim olayları 27 Kasım 2011 / 14:29 Doç. Dr. Yalçın Akdoğan; "Dersim 2011" başlıklı yazısında gündemi değerlendirdi... [COLOR=#0000ff][U][B]Risale haber - Haber Merkezi[/B][/U][/COLOR] Siyaset Bilimci Doç. Dr. Yalçın Akdoğan; Star Gazetesi'nin Açık Görüş ekinde yayınlanan "Dersim 2011" başlıklı yazısında, Cumhuriyetin kurulduğu dönemde Said Nursi gibi isimlerin 'öteki' haline getirildiğini ve sistemin düşmanı gibi konumlandırıldığını yazdı. Akdoğan yazısında, "Mezarlarına dahi tahammül edilemeyen bu insanların yaşadıkları dramlar, aslında farklı toplum kesimlerinin yaşadıkları dramlardır" dedi. [B]İşte Yalçın Akdoğan'ın "Dersim 2011" başlıklı yazısının ilgili bölümü:[/B] Cumhuriyet tarihinde kimi şahısların mezarları üzerinden yapılan tartışmalar, aslında büyük siyasi mücadeleleri ifade eder. Sembolleşen isimlerin hayatlarına da ölülerine de tahammül gösterilmemesi, kitleselleşme istidadı taşıyan siyasi hareketlere öne çıkan liderler bırakmama arayışının bir sonucudur. Şey Said, Seyyid Rıza ve Bediüzzaman Said Nursi gibi birçok ismin mezar yeriyle ilgili bugün hala devam eden tartışmalar vardır. Kürtler, Aleviler, dindar muhafazakarlar(İslamcılar) Cumhuriyet döneminde 'öteki' haline getirilmiş, sistemin düşmanı gibi konumlandırılmıştır. (Nazım Hikmet özelinde solcular da bu kapsamda görülebilir) Mezarlarına dahi tahmmül edilemeyen bu insanların yaşadıkları dramlar, aslında farklı toplum kesimlerinin yaşadıkları dramlardır. Devletin siyasi sebeplerle cenazeler ve mezarlar üzerinde tasarrufta bulunması kabul edilemeyecek bir durumdur. (Bediüzzaman Hazretlerinin örneğinde olduğu gibi, kendisi mezarıyla ilgili farklı düşüncelere sahip olsa de devletin kötü niyetli müdahalesi göz ardı edilemez). Tektipçi ulus devlet anlayışı tüm farklılıkları eriterek aynileştirmeyi hedeflemiş, aynileştirme süreci ise büyük mücadelelere, acılara, zulümlere, baskılara sebep olmuştur. Birleştirme girişimin yanlış felsefeyle yapılması , ayrıştıran, ötekileştiren, dışlayan eylemler üretmiştir. Devlet, karşı devrim hareketi olarak gördüğü tüm bu unsurları farklı dozajlarda tehdit olarak algılamış, farklı yöntemlerle sindirmeye, bastırmaya, etkisizleştirmeye çalışmıştır. Yanlış kurgulanan devlet mekanizması, farklılıkları bir arada yaşatabilecek bir felsefe üretmekte zorlanmıştır. Demokratik tahammül ve katılım meslesi olarak üstesinden gelinebilecek meseleler, gvenlik ve asayiş meselesi haline getirilerek halledilmeye çalışıldıkça daha derin krizlere sebep olmuştur. Baskı ve zulümden yılan kesimlerin yanlış bir şekilde silaha sarılarak sorunu çözme girişimleri ise çok sert tedbirlerle bastırılmıştır. İşte Dersim hadisesi devlet-millet arasındaki ilişkinin doğru kurulamamasından kaynaklanan sorunlardan sadece bir tanesidir. [COLOR=blue]Hür Adam, meşrebimizce bir saygı duruşudur[/COLOR] 27 Kasım 2011 / 12:23 ''Hür Adam: Bediüzzaman'' filmine de imza atan yapımcı-senarist-yönetmen Mehmet Tanrısever [COLOR=#0000FF][U][B]Risale Haber - Haber Merkezi[/B][/U][/COLOR] Yeni Şafak sinema editörü Ali Murat Güven, Bediüzzaman'ın hayatını anlatan "Hür Adam: Bediüzzaman" filmine de imza atan yapımcı-senarist-yönetmen Mehmet Tanrısever ile yaptığı röportajın haberini verdiği bugünkü yazısında Tanrısever'in şu sözlerine yer verdi: 'Kimsenin lafıyla değil, yalnızca kendi vicdanımın sesini dinleyerek ilerliyorum' "Feza Film'i 1989'da kurdum. Demek ki sinemacılıkta 22 yılı geride bırakmışım. O tarihten bu yana, pek çoğu kamuoyunda büyük ses getiren, izlenme rekorları kıran, ulusal ve uluslararası platformlarda önemli ödüller kazanan bir düzine dolayında filmin yapımcılığını ya da yönetmenliğini üstlendim. Açık söyleyeyim, eğer bu sektördekilerin bitmez tükenmez dedikodularına, idealist insanları yıldırmak, yıpratmak ve yaptığı işten soğutmaktan başka hiç bir amacı olmayan haset dolu eleştirilerine lüzûmundan fazla kulak verip yüreğimdeki sinema sevdasına erkenden küsseydim, bugün ne Feza Film şirketi, ne de o sansasyonel filmler olurdu. Dahası, sinema sektörüne ilk adımlarını benim yaptığım filmlerde çalışarak atan yüzlerce insan da böyle bir şansı kolay kolay bulamazdı. Yalnızca 'Hür Adam' bile, hayat çizgimize yön vermiş bir İslâm büyüğünün aziz hatırasına kendi meşrebimizce bir saygı duruşu olmasının yanı sıra, binlerce kişinin sektöre girmesine ya da yapım ve dağıtım sürecinde rızkını rahat rahat kazanmasına vesile olmuştur. Bazıları bu gibi basit gerçekleri görmezler, göremezler. Çünkü, sinema-TV piyasasında, kalpleri fesatlıktan dolayı katran karasıyla kaplanmış, dilleri ve kalemleri zehir saçan insanlarla muhatap olmak durumundayız ne yazık ki..." [URL="http://www.risalehaber.com/"]www.risalehaber.com[/URL] [URL="http://www.risalehaber.com/"]www.risalehaber.com[/URL] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Said Nursi'nin mezarı ve Dersim olayları
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst