Son Şahitler'den Abdullah Ekinci anlatıyor:
Muhacirlikten dönmüştük. Çok fakirdik, iflas etmiştim. Memurluğa talip oldum. Anneme sorunca, "Git, Seyda'ya sor. O razı olursa gir" dedi.
1923 yılındaydı. Üstad (Bediüzzaman Said Nursi) çok değişmişti. Tamamen yeni Said olduğu belli idi. Çok mütevazi bir elbise giymişti.
Memuriyete, polisliğe girmek istediğimi söyledim. Üstad:
"Polislik vazifesi çok mukaddestir. Mazlumları korur, milletin malını, şahsiyetini korur, zulme imkân bırakmaz, haksızlıkları önler" dedi.
Üstad bunları söyledikten sonra ayrıca ilâve etti:
"Eğer sen bunları yapabilirsen, polisliğe gir."
Ben de bu mukaddes vazifeleri yapmak azmiyle polislik mesleğine girdim.
(Son Şahitler, Necmeddin Şahiner)
Muhacirlikten dönmüştük. Çok fakirdik, iflas etmiştim. Memurluğa talip oldum. Anneme sorunca, "Git, Seyda'ya sor. O razı olursa gir" dedi.
1923 yılındaydı. Üstad (Bediüzzaman Said Nursi) çok değişmişti. Tamamen yeni Said olduğu belli idi. Çok mütevazi bir elbise giymişti.
Memuriyete, polisliğe girmek istediğimi söyledim. Üstad:
"Polislik vazifesi çok mukaddestir. Mazlumları korur, milletin malını, şahsiyetini korur, zulme imkân bırakmaz, haksızlıkları önler" dedi.
Üstad bunları söyledikten sonra ayrıca ilâve etti:
"Eğer sen bunları yapabilirsen, polisliğe gir."
Ben de bu mukaddes vazifeleri yapmak azmiyle polislik mesleğine girdim.
(Son Şahitler, Necmeddin Şahiner)