Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Şakaklarımdan Akıyor Hasretinin Alazları...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="SaYa" data-source="post: 92809" data-attributes="member: 5"><p><strong>Gecenin karanlığına yüreğimi asıp sana yazıyorum. Yüreğimi sana kanatlandırıp seni düşlüyorum kırık dökük hayallerimde.. Uzakları aşındıran kelimelerimi satırlara serip seni soluyorum mürekkebimle. Yine yokluğun düşüyor hecelerime, yine yokluğun bir hançer gibi deliyor hücrelerimi..</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Ne yapsam, ne etsem fayda etmiyor. Sensizlikte kanayan dudaklarımı nehirlerde yıkasam da silinir mi yokluğunun acılarını ?. Zaman sanki hasretinde durmuş.. Herşey hasrete prangalı…</strong></p><p><strong>Şakaklarımdan akıyor hasretinin alazları. Ayak uçlarıma düşen kangren geceyi kaldırıp yokluğunu yumrukluyorum sıvasız duvarlarda. Pervasızca yüzüme vuran yalnızlığın rüzgarları siliyor hasretinin kanla karışık terini…Olmuyor…Sensiz olmuyor işte. Hasretinde sesi kısılmış bir rüzgar gibiyim ..</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Yutkunuyorum acının kanlı gözyaşlarını…Yapamıyorum, ne yapsam uyutamıyorum sensizliğin suskun kelimelerini…Ne zaman saçlarımı okşasa rüzgar, ılık nefesin biliyorum. Ne zaman gecenin koynunu serinleten ılık bir meltem esse yüreğime doğru, senin kokun diye ciğerlerimde soluyorum meltemleri.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Bir gelsen, karanlığı ezen yıldızları sayacağım birer birer.. Ne zaman seni düşünsem yıldızlar düşüyor saçlarına Bir gelsen, yollarıma bir kez uğrasan gülümseyecek umutsuzluğa boyanmış geleceğim . Yokluk zindanı aşıp bir gelsen vuslatı giydireceğim ayazlara. Ah bir uğrasan şehrime, seninle kır bahçesinde sıcak çaylarımızı yudumlarken sevincimden simitlerimizin kırıntılarıyla yavru kuşları doyuracağım..</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Ellerim ellerine değdiğinde avuç içlerimin terini bırakacağım ılık meltemlerin koynuna …Bir gelsen bir dokunsan yüreğime, mevsim ne olursa olsun gelişin bahar olacak dudaklarımda..</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Biliyorum imkansızlığın ötesinde seni yaşamak istiyorum.. Kana kana gülüşlerini içmek varlığının huzurunda. Hayallerimle gezinsem bir an ; kabullenip ama bir türlü ezemediğimiz gerçekler bir tokat gibi iniyor yüzüme.. Yıkılıyorum olduğum yere.Tutunmak için bir dal bir el arıyorum… Düşüyorum..Acıyor yüreğim...</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Boynu celladın kanlı ellerinde suskunluğa vurulmuş bir mahkum gibi arkama bakmadan şehrinin karanlıklarına yürüyorum..Ve kayboluyorum göğü çalınmış kuşlar gibi köhne sokaklarında ardında…Vuslat kelimeleri çalınmış yetim çocuklar gibi ağlıyorum yağmur bulutların avuçlarında. Kimse gözyaşlarımı görmesin diye gecenin karanlığını örtüyorum üzerime,.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Zaman akıyor gidiyor. Mevsimler değişiyor, turnalar şehrimi terk ediyor.. Ama bir ben kalıyorum yokluğunda..Her düş kırıntısından sonra kirli sakallarımla vuslata isyan bayraklarını açıyorum. Yüzümü yıkadığımda aynalarla yüzleşmekten korkuyorum. Pencereleri bir açsam senin sesin diye fırlıyorum dışarıya. Ne zaman telefonum çalsa buğulu sesin diye koşuyorum. Ama her defasında yıkılıyorum olduğum yere..</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Biliyorum, ağır aksak hayat yokuşunda seninle yürümeyeceğiz. Belki kelimeler hep dillerde saklı kalacak. Karanlıklar büyüyecek avuç içlerimizde. Ellerimiz hep yabancı kalacak birbirine. Ve yüreklerimiz hep yalancı baharlarda soluyacak isimlerimizi..</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Hayat yükünü taşıyan sırtımız diye nemli duvarlara yaslanıp kendimizle dertleşeceğiz.</strong></p><p><strong>.Ağladığımızda dizlerimi arayıp seni seviyorum kelimelerini gözbebeklerimizde ıslatacağız.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Ama ne olursa olsun, hasret perdelerinden bir gün sevda türküleriyle uyanacağız vuslat sabahına.. Melek’lerin ağladığı gönül bahçelerinde delicesine gezip gülüşlerimizi delicesine soluyacağız. Sabırla, umutla vuslatı bekleyecegiz. Vakit, hasret zamanı. Ne olur ağlama. Ben senin icin bu satırları yazarken hasretimize ağladım. Ne olur üzülme sen ağladığıma..</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Bırak aksın gözyaşlarım. Silemesem de ellerimle gözyaşlarımı, yüreğimde umutlarla kurumuştur gözbebeklerim.. Ne olur dayan bu hasrete..Bir gün vuslatın bahar kokulu gecelerinde yıldızlarda gezineceğiz. Seni seviyorken ne olur gülümse…</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>"Birazdan yokluğunu sereceğim</strong></p><p><strong>Hasretinin duvarlarına.</strong></p><p><strong>Ve yüreğimi ateşleyeceğim</strong></p><p><strong>Katransı yokluğuna..</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Ve gözbebeklerimi ıslatıp</strong></p><p><strong>Seni sayıklayacağım</strong></p><p><strong>Gecenin koynunda..</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Hasretini dudaklarımda öldürüp</strong></p><p><strong>Güneşle boynuna sarılacağım</strong></p><p><strong>Bahar kokulu sabahlarda.."</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>İsmail Sarıgene</strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="SaYa, post: 92809, member: 5"] [B]Gecenin karanlığına yüreğimi asıp sana yazıyorum. Yüreğimi sana kanatlandırıp seni düşlüyorum kırık dökük hayallerimde.. Uzakları aşındıran kelimelerimi satırlara serip seni soluyorum mürekkebimle. Yine yokluğun düşüyor hecelerime, yine yokluğun bir hançer gibi deliyor hücrelerimi.. Ne yapsam, ne etsem fayda etmiyor. Sensizlikte kanayan dudaklarımı nehirlerde yıkasam da silinir mi yokluğunun acılarını ?. Zaman sanki hasretinde durmuş.. Herşey hasrete prangalı… Şakaklarımdan akıyor hasretinin alazları. Ayak uçlarıma düşen kangren geceyi kaldırıp yokluğunu yumrukluyorum sıvasız duvarlarda. Pervasızca yüzüme vuran yalnızlığın rüzgarları siliyor hasretinin kanla karışık terini…Olmuyor…Sensiz olmuyor işte. Hasretinde sesi kısılmış bir rüzgar gibiyim .. Yutkunuyorum acının kanlı gözyaşlarını…Yapamıyorum, ne yapsam uyutamıyorum sensizliğin suskun kelimelerini…Ne zaman saçlarımı okşasa rüzgar, ılık nefesin biliyorum. Ne zaman gecenin koynunu serinleten ılık bir meltem esse yüreğime doğru, senin kokun diye ciğerlerimde soluyorum meltemleri. Bir gelsen, karanlığı ezen yıldızları sayacağım birer birer.. Ne zaman seni düşünsem yıldızlar düşüyor saçlarına Bir gelsen, yollarıma bir kez uğrasan gülümseyecek umutsuzluğa boyanmış geleceğim . Yokluk zindanı aşıp bir gelsen vuslatı giydireceğim ayazlara. Ah bir uğrasan şehrime, seninle kır bahçesinde sıcak çaylarımızı yudumlarken sevincimden simitlerimizin kırıntılarıyla yavru kuşları doyuracağım.. Ellerim ellerine değdiğinde avuç içlerimin terini bırakacağım ılık meltemlerin koynuna …Bir gelsen bir dokunsan yüreğime, mevsim ne olursa olsun gelişin bahar olacak dudaklarımda.. Biliyorum imkansızlığın ötesinde seni yaşamak istiyorum.. Kana kana gülüşlerini içmek varlığının huzurunda. Hayallerimle gezinsem bir an ; kabullenip ama bir türlü ezemediğimiz gerçekler bir tokat gibi iniyor yüzüme.. Yıkılıyorum olduğum yere.Tutunmak için bir dal bir el arıyorum… Düşüyorum..Acıyor yüreğim... Boynu celladın kanlı ellerinde suskunluğa vurulmuş bir mahkum gibi arkama bakmadan şehrinin karanlıklarına yürüyorum..Ve kayboluyorum göğü çalınmış kuşlar gibi köhne sokaklarında ardında…Vuslat kelimeleri çalınmış yetim çocuklar gibi ağlıyorum yağmur bulutların avuçlarında. Kimse gözyaşlarımı görmesin diye gecenin karanlığını örtüyorum üzerime,. Zaman akıyor gidiyor. Mevsimler değişiyor, turnalar şehrimi terk ediyor.. Ama bir ben kalıyorum yokluğunda..Her düş kırıntısından sonra kirli sakallarımla vuslata isyan bayraklarını açıyorum. Yüzümü yıkadığımda aynalarla yüzleşmekten korkuyorum. Pencereleri bir açsam senin sesin diye fırlıyorum dışarıya. Ne zaman telefonum çalsa buğulu sesin diye koşuyorum. Ama her defasında yıkılıyorum olduğum yere.. Biliyorum, ağır aksak hayat yokuşunda seninle yürümeyeceğiz. Belki kelimeler hep dillerde saklı kalacak. Karanlıklar büyüyecek avuç içlerimizde. Ellerimiz hep yabancı kalacak birbirine. Ve yüreklerimiz hep yalancı baharlarda soluyacak isimlerimizi.. Hayat yükünü taşıyan sırtımız diye nemli duvarlara yaslanıp kendimizle dertleşeceğiz. .Ağladığımızda dizlerimi arayıp seni seviyorum kelimelerini gözbebeklerimizde ıslatacağız. Ama ne olursa olsun, hasret perdelerinden bir gün sevda türküleriyle uyanacağız vuslat sabahına.. Melek’lerin ağladığı gönül bahçelerinde delicesine gezip gülüşlerimizi delicesine soluyacağız. Sabırla, umutla vuslatı bekleyecegiz. Vakit, hasret zamanı. Ne olur ağlama. Ben senin icin bu satırları yazarken hasretimize ağladım. Ne olur üzülme sen ağladığıma.. Bırak aksın gözyaşlarım. Silemesem de ellerimle gözyaşlarımı, yüreğimde umutlarla kurumuştur gözbebeklerim.. Ne olur dayan bu hasrete..Bir gün vuslatın bahar kokulu gecelerinde yıldızlarda gezineceğiz. Seni seviyorken ne olur gülümse… "Birazdan yokluğunu sereceğim Hasretinin duvarlarına. Ve yüreğimi ateşleyeceğim Katransı yokluğuna.. Ve gözbebeklerimi ıslatıp Seni sayıklayacağım Gecenin koynunda.. Hasretini dudaklarımda öldürüp Güneşle boynuna sarılacağım Bahar kokulu sabahlarda.." İsmail Sarıgene[/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Şakaklarımdan Akıyor Hasretinin Alazları...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst