Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Samimiyetin Keramet
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="nurhadimi" data-source="post: 16473" data-attributes="member: 526"><p><strong><strong>Samimiyetin Kerameti</strong></strong></p><p></p><p></p><p></p><p>SEKİZ YAŞINDAKİ yeğen, okulundaki derslerinden birinde ödevini yapmak sadedinde bir mektup yazıyor. Amerika’daki dayısına hitaben özlem ve iştiyak dolu satırlar karalıyor. Ardından mektubu göndereceği adresi kendinden emin olarak “Missisipee Üniv.” ve dayısının ismini zarfın üzerine herhangi bir intizamı gözetmeksizin yazıyor. Bu olaydan sonra, annesi dayısını arıyor ve “bizim oğlan sana mektup yazıp göndermiş. Sana ulaşacağı için çok sevinçli, sana mektubun ulaşıp ulaşmadığını sorarsa onu mutlu edecek bir şekilde vaziyeti idare et” türünden cümleler kuruyor. </p><p>Bu haber dayıyı tebessüm ettiriyor. Yeğeninin niyeti yeter ne de olsa. Sıcacık duygular o anda zuhur etmeye başlıyor. Üzerinden 1-2 ay geçiyor. “Mississippi State University” Uluslararası Öğrenciler Bürosu’ndan bir telefon geliyor dayıya. “Bir mektubunuz var, gelip alın lütfen”. Dayısı kafasında soru işaretleri ile gidiyor mektubu almaya. Neden bir mektup kendi ev adresine gelmez de oraya gider? Neyin nesi bu mektup? Derken mektubu eline aldı dayı. Üzerinde ismi yazılı olan mektup “University of Mississippi”’den geliyordu. Kafasındaki soru işaretleri iyice artmıştı dayının. Zarfı açtığında bir zarfla daha karşılaştı ki ikinci zarfın yeğenine ait olduğunu anlayarak bir kere daha tebessüm etti dayı. O ikinci zarfın üzerinde üç tane de post-it not vardı. En alttan üste doğru notlar şöyleydi: 1-Christal, Donna’ya mektubun üzerinde yazılı ismi tanıyıp yanımadığını soruyordu.2-Evelyn, başka birine mektubun üzerinde ismi yazılı şahsı tanıyıp tanımadığını soruyordu.3-Donna, bir çocuğun dayısına ulaşmaya çalıştığını, dayısının kendi üniversitelerinde kayıtlı bir öğrenci olmadığını ifade ediyordu ve “Miss. State” yetkililerine bu ismin onlarda kayıtlı öğrenci olup olmadığını soruyordu. </p><p>Ve bu iç içe iki mektup dayının elinde idi. Küçük, sıradan, gündelik bir hadise olmakla birlikte 4-5 kişiyi tebessüm ettirmişti mektup. Bu hikayeyi dinleyenleri de tabi ki. Dayısı her iki üniversitenin mektubu ulaştırmak için gösterdikleri gayrete hayran kalmıştı. Mektup ‘neme lazım’ denlip çöpe atılmamıştı ilkin. Türkiye’den üzerinde ne olduğu belirsiz bir Amerika adresli mektup çıkabilmişti. Amerika’da genel uygulamanın aksine adresine ulaşmayan bir mektup geri de gönderilmemişti. Yeğenin mektubunu okuduğunda mektubun Amerika’daki bir Türk’e ingilizceye çevrilttiği de anlaşılıyordu. Bu ne gayret ve vazife bilinci, ahlakı idi. Bu insanların böylesine müslüman sıfatlara haiz olmalarına hayran olmamak içten değildi. Dayısı her iki üniversitenin ilgili birimlerine teşekkür maili attığında aldığı cevaplar da takdire şayandı. Dayısının bulunduğu kurum “Bizim vazifemiz her zaman size hizmettir. Mutluysanız mutluyuz.” İştiyakında bir cevap yazarken, yanlış adres olan kurum “O mektup sonunda size ulaştı, harika” sürürunda bir cevap yazmıştı. Gerçekten de “işini teenniyle yapan” kuluna Allah “çıkış yolu” gösteriyordu. </p><p>“Bütün bu güzel duyguların yaşanmasını tetikleyen neydi?” sorusunun cevabına dayısı, olsa olsa yeğeninin samimiyetinin kerametidir diyordu. </p><p></p><p>HARUN PİRİM</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="nurhadimi, post: 16473, member: 526"] [B][B]Samimiyetin Kerameti[/B][/B] SEKİZ YAŞINDAKİ yeğen, okulundaki derslerinden birinde ödevini yapmak sadedinde bir mektup yazıyor. Amerika’daki dayısına hitaben özlem ve iştiyak dolu satırlar karalıyor. Ardından mektubu göndereceği adresi kendinden emin olarak “Missisipee Üniv.” ve dayısının ismini zarfın üzerine herhangi bir intizamı gözetmeksizin yazıyor. Bu olaydan sonra, annesi dayısını arıyor ve “bizim oğlan sana mektup yazıp göndermiş. Sana ulaşacağı için çok sevinçli, sana mektubun ulaşıp ulaşmadığını sorarsa onu mutlu edecek bir şekilde vaziyeti idare et” türünden cümleler kuruyor. Bu haber dayıyı tebessüm ettiriyor. Yeğeninin niyeti yeter ne de olsa. Sıcacık duygular o anda zuhur etmeye başlıyor. Üzerinden 1-2 ay geçiyor. “Mississippi State University” Uluslararası Öğrenciler Bürosu’ndan bir telefon geliyor dayıya. “Bir mektubunuz var, gelip alın lütfen”. Dayısı kafasında soru işaretleri ile gidiyor mektubu almaya. Neden bir mektup kendi ev adresine gelmez de oraya gider? Neyin nesi bu mektup? Derken mektubu eline aldı dayı. Üzerinde ismi yazılı olan mektup “University of Mississippi”’den geliyordu. Kafasındaki soru işaretleri iyice artmıştı dayının. Zarfı açtığında bir zarfla daha karşılaştı ki ikinci zarfın yeğenine ait olduğunu anlayarak bir kere daha tebessüm etti dayı. O ikinci zarfın üzerinde üç tane de post-it not vardı. En alttan üste doğru notlar şöyleydi: 1-Christal, Donna’ya mektubun üzerinde yazılı ismi tanıyıp yanımadığını soruyordu.2-Evelyn, başka birine mektubun üzerinde ismi yazılı şahsı tanıyıp tanımadığını soruyordu.3-Donna, bir çocuğun dayısına ulaşmaya çalıştığını, dayısının kendi üniversitelerinde kayıtlı bir öğrenci olmadığını ifade ediyordu ve “Miss. State” yetkililerine bu ismin onlarda kayıtlı öğrenci olup olmadığını soruyordu. Ve bu iç içe iki mektup dayının elinde idi. Küçük, sıradan, gündelik bir hadise olmakla birlikte 4-5 kişiyi tebessüm ettirmişti mektup. Bu hikayeyi dinleyenleri de tabi ki. Dayısı her iki üniversitenin mektubu ulaştırmak için gösterdikleri gayrete hayran kalmıştı. Mektup ‘neme lazım’ denlip çöpe atılmamıştı ilkin. Türkiye’den üzerinde ne olduğu belirsiz bir Amerika adresli mektup çıkabilmişti. Amerika’da genel uygulamanın aksine adresine ulaşmayan bir mektup geri de gönderilmemişti. Yeğenin mektubunu okuduğunda mektubun Amerika’daki bir Türk’e ingilizceye çevrilttiği de anlaşılıyordu. Bu ne gayret ve vazife bilinci, ahlakı idi. Bu insanların böylesine müslüman sıfatlara haiz olmalarına hayran olmamak içten değildi. Dayısı her iki üniversitenin ilgili birimlerine teşekkür maili attığında aldığı cevaplar da takdire şayandı. Dayısının bulunduğu kurum “Bizim vazifemiz her zaman size hizmettir. Mutluysanız mutluyuz.” İştiyakında bir cevap yazarken, yanlış adres olan kurum “O mektup sonunda size ulaştı, harika” sürürunda bir cevap yazmıştı. Gerçekten de “işini teenniyle yapan” kuluna Allah “çıkış yolu” gösteriyordu. “Bütün bu güzel duyguların yaşanmasını tetikleyen neydi?” sorusunun cevabına dayısı, olsa olsa yeğeninin samimiyetinin kerametidir diyordu. HARUN PİRİM [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Samimiyetin Keramet
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst