Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Sefertası
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ali Said" data-source="post: 143489" data-attributes="member: 8283"><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Senden sonra her şey değişti.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Artık senin zamanından pek bir şey kalmadı.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Ne gaz ocağı var, ne de mangal. Adına kim “idare” gibi muhteşem bir isim takmışsa gecenin hafif aydınlatmasını sağlamak için kullanılan küçük lambalar da yok. Hohlayarak bir gece önceden üzerinde kalan isi silinen camlarıyla gizemli gaz lambaları da, ancak özel günlerde yakılan dokunsan dökülen tülleriyle o kadar ışığı nasıl verdiği bir türlü anlaşılamayacak lüks adındaki aydınlatma araçları da yok. Kovalarla tenekelerle durmadan sular taşınan çamaşır günleri de kalmadı artık. Köpüçlerle dövülen beyazlasın diye kaynama suyuna mavi renkli çivitlerin atıldığı çamaşır yıkama şekilleri de bitti.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Kolalı suya batırılıp kömürlü ütülerle ütülenen beyaz sert yakaların süslediği siyah önlükler tarihe karışalı çok oldu. Yakası dik dursun diye küçük yuvasına balina denen plastik parçaların takıldığı Frenk gömlekleri de kalmadı. Ağızları lehimlenerek perkitilen teneke kutular yerlerini kullanılıp atılacak kaplara bıraktılar.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Mutfakların teldolaplarına özenle sıralanan çinko sırla kaplı çay demlikleri, tahta rafların süslü örtülerine dizilmiş bakır kaplar, daha el değmeyecek yerlerde mesela camlı bir dolabın içinde tutulan Kütahya porseleninden tabaklar, çay demlikleri, çin porseleni kahve takımları da bitti bitecek.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Görülen ve dokunulan ne varsa onu biraz daha güzel biraz daha sevimli gösterecek bir şeylerle süsleme ihtiyacı da yok. Elbette bunları göz nuru dökerek üretecek günler geceler boyunca üzerine eğilerek işleyecek sabır ve güç de kalmadı. Masaların, tahta rafların, sehpaların, sedirlerin, minderlerin, seccadelerin, yatakların, yastıkların, elbiselerin üzerini el ile işlenerek bezenmiş bir örtüyle kaplama geleneğinden bahsediyorum.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Her biri için ayrı desenlerin, farklı figürlerin, değişik tarz ve üslupların kullanıldığı işlemelerden. Nerede, ne zaman, nasıl icat edildikleri bilinmeyen ama elden ele dilden dile geçip her genç kızın gelin gideceği evi için yıllarca hazırlayıp sakladığı, biriktirip yığdığı sanat eserlerinden.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Yatak takımı, yatak örtüsü, çarşaf takımı, yastık, kırlent, sedir yastık örtüsü olarak kullanılan kanaviçelerden. Pike takımı, oda takımı, sehpa örtüsü, vitrin örtüsü olarak kullanılan kasnakta yapılmış beyaz işlerden. Mevlitlerde takılacak başörtüleri için, geceliklere, sabahlıklara kullanılan patiskaya eğer para yetmemişse ağartılmış amerikan bezine işlenen Ciğerdeldilerden. Makinenin alt mekiğine kalın iplik takılarak kasnakta yapılan Astragan işinden. yine makinede saten kumaşa, deseni kalın ipin üzerinde kabartmayla yapılıp nişan bohçalarında kullanılan filtre sarmadan. Saten kumaşlara, seccadelere işlenen Çin iğnesinden. Havlu, perde, mutfak perdesi, mutfak takımlarına uygulanan Aplikeden. Etamin kumaşın deliklerinde çarpı ip işlenerek yapılan, divan örtülerine, seccadelere işlenen cami figürleri, eski Türk motifleri, geometrik şekiller, dışı koyu renklerle içi açık renklerle yapılmış gül desenlerinin olduğu hesap işlerinden. Yemeni kenarı, örtü kenarı, yazma, bohça kenarlarını süsleyen İğne oyalarından. Mekik oyasından. Sehpa örtülerinin, namaz başörtülerinin, sehpa örtülerinin yapıldığı firketeden. Mendillerin kenarlarına delikler açılarak, açılan deliklerden iplik geçirilerek yapılan antika işinden. Mutfak takımlarının, peçetelerin kenarlarına, bardakaltlıklarına, tepsi örtülerine makinede veya kasnakta gergef gibi işlenerek yapılan Türk işinden. Beş şişle örülen yün patiklerden. Komşuyla sohbet ederken ellerin boş durmasın diye öylesine yapıverdiğin orlondan örülmüş tencere tutacaklarından, liflerden, battaniyelerden, şallardan. Vazo çiçeği, gelin başı, gelin çiçeği olsun diye atık kumaştan imal edilmiş yapma çiçeklerden. Yine atık kumaşların atık bez parçalarının değerlendirildiği el tezgâhlarında dokunan yolluklardan. Yapağı yünün iğde eğirilip ip hâline getirildikten sonra o saf yünden elde örülen çoraplardan kazaklardan.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Her şey çok hızlı değişti.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Mangalın icadıyla ateşin keşfi arasında belki binlerce sene vardı. Ama mangaldan mikro dalga fırına, toprak güveçlerden, porselen tabaklardan petrol türevi kullan at kaplara geçiş için on beş yirmi sene yetti. Bu kadar kısa süre içinde bu kadar büyük farklılaşmaya insanoğlu nasıl tahammül etti bilinmez. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Tahammül etti mi acaba, o da bilinmez?</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Ama siz bunları görseydiniz eminim ki tepkiniz bizim tepkimiz gibi olmayacaktı. Normalleşmiş hatta içselleşmiş belki çaresizlikten kabul edilmiş veya teslim olunmuş veya boyun eğilmiş tuhaflıklara şaşırmadan bakamayacaktınız.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">“Bugün ne pişirsek” programlarının nerde satıldığını bilmek bile akademik düzeyde çaba gerektiren tuhaf malzemelerine bakıp, ebegümeçlerinden, acicelerden, tere otundan, pirpirimden öğün savacak yemekler üretebilmenin nasıl olduğuna hayret edecektiniz.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Çalışan ve okuyan üç oğluna dışarıda yemek zorunda kalmasınlar diye sabahın köründe yemekler yapardın. En az üç çeşit olurdu. Bakırdan yapılmış kenarları süslü kayık tabakları ve üstlerine yerleştirilen kapakları olan bir sefertasımız vardı. Üst üste gelince kenarlarındaki yuvalarından geçen vidalı mil birbirine yapıştırır, içinde sulu yemek de olsa çorba da olsa dökülmeden taşınabilir hâle gelirdi. O sefertasıyla o kadar çok yemek taşıdım ki say deseler sayamam. Basit, ucuz, ama son derecede lezzetli yemekler. Haşlanmış patatesin taze soğan, kırmızıbiberle zenginleştirilmiş salatası, ilk aklıma gelenlerden birisi. Taze pideyi içine bandırarak katık yaptığımız zeytinyağıyla son derecede sağlıklı yiyeceklerden biriydi.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Sen diyetisyen miydin?</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Bugün artık her taraf; ayaküstü tıkınacak yerlerden, büfelere, seyyar satıcılardan görkemli lokantalara kadar her çeşidinin adım başı karşımıza çıkan mekânlarla doldu. Bu kadar çok ve bu kadar dolu olması aslında bir tek şeyi gösteriyor. Evinde yemek yiyenlerin sayısı gittikçe azalıyor. Açık büfe kahvaltı servisi yapanlar da yeterli miktara ulaşınca hiç kimse evinde kahvaltı bile yapmayacak artık.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Zaman zaman dışarıda yemenin evde yapılan yemeklerden daha ucuza geldiğine dair iddialar da duyuluyor. Aslında mesele ucuzluk pahalılık değil. Mesele, yaşam tarzındaki akıl almaz bir hızla yaşanan değişimdir. Sefertasından ayaküstü tıkınma alışkanlığına giden bir dönüşüm. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Bu dönüşüme ne ad verileceği de ciddi bir tartışma konusu.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Sefertasını; ruhuma dikilmiş bir onur, sadakat, dürüstlük ve temizlik anıtı gibi hatırlayışıma bakacak olursak bu dönüşümü sonu vahim bitecek bir çürüyüş olarak görenler tarafındayım.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Sizin zamanınızda ev ve ocak kelimeleri eş anlamlı kullanılırdı. Evin başına gelen büyük felaketler “ocağımız söndü” diye ifade edilirdi.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Mikro dalga fırınlar ayak üstü tıkınma mekânları sefertaslarını tarih sahnesinden kaldırmaya kaldırdı.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Ama ocağımızı söndürmeye yakın bir yer gelmediğini umalım.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Zaten ummaktan başka çaremiz de yok.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">COŞKUN YÜKSEL</span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ali Said, post: 143489, member: 8283"] [B][FONT=Comic Sans MS]Senden sonra her şey değişti. Artık senin zamanından pek bir şey kalmadı. Ne gaz ocağı var, ne de mangal. Adına kim “idare” gibi muhteşem bir isim takmışsa gecenin hafif aydınlatmasını sağlamak için kullanılan küçük lambalar da yok. Hohlayarak bir gece önceden üzerinde kalan isi silinen camlarıyla gizemli gaz lambaları da, ancak özel günlerde yakılan dokunsan dökülen tülleriyle o kadar ışığı nasıl verdiği bir türlü anlaşılamayacak lüks adındaki aydınlatma araçları da yok. Kovalarla tenekelerle durmadan sular taşınan çamaşır günleri de kalmadı artık. Köpüçlerle dövülen beyazlasın diye kaynama suyuna mavi renkli çivitlerin atıldığı çamaşır yıkama şekilleri de bitti. Kolalı suya batırılıp kömürlü ütülerle ütülenen beyaz sert yakaların süslediği siyah önlükler tarihe karışalı çok oldu. Yakası dik dursun diye küçük yuvasına balina denen plastik parçaların takıldığı Frenk gömlekleri de kalmadı. Ağızları lehimlenerek perkitilen teneke kutular yerlerini kullanılıp atılacak kaplara bıraktılar. Mutfakların teldolaplarına özenle sıralanan çinko sırla kaplı çay demlikleri, tahta rafların süslü örtülerine dizilmiş bakır kaplar, daha el değmeyecek yerlerde mesela camlı bir dolabın içinde tutulan Kütahya porseleninden tabaklar, çay demlikleri, çin porseleni kahve takımları da bitti bitecek. Görülen ve dokunulan ne varsa onu biraz daha güzel biraz daha sevimli gösterecek bir şeylerle süsleme ihtiyacı da yok. Elbette bunları göz nuru dökerek üretecek günler geceler boyunca üzerine eğilerek işleyecek sabır ve güç de kalmadı. Masaların, tahta rafların, sehpaların, sedirlerin, minderlerin, seccadelerin, yatakların, yastıkların, elbiselerin üzerini el ile işlenerek bezenmiş bir örtüyle kaplama geleneğinden bahsediyorum. Her biri için ayrı desenlerin, farklı figürlerin, değişik tarz ve üslupların kullanıldığı işlemelerden. Nerede, ne zaman, nasıl icat edildikleri bilinmeyen ama elden ele dilden dile geçip her genç kızın gelin gideceği evi için yıllarca hazırlayıp sakladığı, biriktirip yığdığı sanat eserlerinden. Yatak takımı, yatak örtüsü, çarşaf takımı, yastık, kırlent, sedir yastık örtüsü olarak kullanılan kanaviçelerden. Pike takımı, oda takımı, sehpa örtüsü, vitrin örtüsü olarak kullanılan kasnakta yapılmış beyaz işlerden. Mevlitlerde takılacak başörtüleri için, geceliklere, sabahlıklara kullanılan patiskaya eğer para yetmemişse ağartılmış amerikan bezine işlenen Ciğerdeldilerden. Makinenin alt mekiğine kalın iplik takılarak kasnakta yapılan Astragan işinden. yine makinede saten kumaşa, deseni kalın ipin üzerinde kabartmayla yapılıp nişan bohçalarında kullanılan filtre sarmadan. Saten kumaşlara, seccadelere işlenen Çin iğnesinden. Havlu, perde, mutfak perdesi, mutfak takımlarına uygulanan Aplikeden. Etamin kumaşın deliklerinde çarpı ip işlenerek yapılan, divan örtülerine, seccadelere işlenen cami figürleri, eski Türk motifleri, geometrik şekiller, dışı koyu renklerle içi açık renklerle yapılmış gül desenlerinin olduğu hesap işlerinden. Yemeni kenarı, örtü kenarı, yazma, bohça kenarlarını süsleyen İğne oyalarından. Mekik oyasından. Sehpa örtülerinin, namaz başörtülerinin, sehpa örtülerinin yapıldığı firketeden. Mendillerin kenarlarına delikler açılarak, açılan deliklerden iplik geçirilerek yapılan antika işinden. Mutfak takımlarının, peçetelerin kenarlarına, bardakaltlıklarına, tepsi örtülerine makinede veya kasnakta gergef gibi işlenerek yapılan Türk işinden. Beş şişle örülen yün patiklerden. Komşuyla sohbet ederken ellerin boş durmasın diye öylesine yapıverdiğin orlondan örülmüş tencere tutacaklarından, liflerden, battaniyelerden, şallardan. Vazo çiçeği, gelin başı, gelin çiçeği olsun diye atık kumaştan imal edilmiş yapma çiçeklerden. Yine atık kumaşların atık bez parçalarının değerlendirildiği el tezgâhlarında dokunan yolluklardan. Yapağı yünün iğde eğirilip ip hâline getirildikten sonra o saf yünden elde örülen çoraplardan kazaklardan. Her şey çok hızlı değişti. Mangalın icadıyla ateşin keşfi arasında belki binlerce sene vardı. Ama mangaldan mikro dalga fırına, toprak güveçlerden, porselen tabaklardan petrol türevi kullan at kaplara geçiş için on beş yirmi sene yetti. Bu kadar kısa süre içinde bu kadar büyük farklılaşmaya insanoğlu nasıl tahammül etti bilinmez. Tahammül etti mi acaba, o da bilinmez? Ama siz bunları görseydiniz eminim ki tepkiniz bizim tepkimiz gibi olmayacaktı. Normalleşmiş hatta içselleşmiş belki çaresizlikten kabul edilmiş veya teslim olunmuş veya boyun eğilmiş tuhaflıklara şaşırmadan bakamayacaktınız. “Bugün ne pişirsek” programlarının nerde satıldığını bilmek bile akademik düzeyde çaba gerektiren tuhaf malzemelerine bakıp, ebegümeçlerinden, acicelerden, tere otundan, pirpirimden öğün savacak yemekler üretebilmenin nasıl olduğuna hayret edecektiniz. Çalışan ve okuyan üç oğluna dışarıda yemek zorunda kalmasınlar diye sabahın köründe yemekler yapardın. En az üç çeşit olurdu. Bakırdan yapılmış kenarları süslü kayık tabakları ve üstlerine yerleştirilen kapakları olan bir sefertasımız vardı. Üst üste gelince kenarlarındaki yuvalarından geçen vidalı mil birbirine yapıştırır, içinde sulu yemek de olsa çorba da olsa dökülmeden taşınabilir hâle gelirdi. O sefertasıyla o kadar çok yemek taşıdım ki say deseler sayamam. Basit, ucuz, ama son derecede lezzetli yemekler. Haşlanmış patatesin taze soğan, kırmızıbiberle zenginleştirilmiş salatası, ilk aklıma gelenlerden birisi. Taze pideyi içine bandırarak katık yaptığımız zeytinyağıyla son derecede sağlıklı yiyeceklerden biriydi. Sen diyetisyen miydin? Bugün artık her taraf; ayaküstü tıkınacak yerlerden, büfelere, seyyar satıcılardan görkemli lokantalara kadar her çeşidinin adım başı karşımıza çıkan mekânlarla doldu. Bu kadar çok ve bu kadar dolu olması aslında bir tek şeyi gösteriyor. Evinde yemek yiyenlerin sayısı gittikçe azalıyor. Açık büfe kahvaltı servisi yapanlar da yeterli miktara ulaşınca hiç kimse evinde kahvaltı bile yapmayacak artık. Zaman zaman dışarıda yemenin evde yapılan yemeklerden daha ucuza geldiğine dair iddialar da duyuluyor. Aslında mesele ucuzluk pahalılık değil. Mesele, yaşam tarzındaki akıl almaz bir hızla yaşanan değişimdir. Sefertasından ayaküstü tıkınma alışkanlığına giden bir dönüşüm. Bu dönüşüme ne ad verileceği de ciddi bir tartışma konusu. Sefertasını; ruhuma dikilmiş bir onur, sadakat, dürüstlük ve temizlik anıtı gibi hatırlayışıma bakacak olursak bu dönüşümü sonu vahim bitecek bir çürüyüş olarak görenler tarafındayım. Sizin zamanınızda ev ve ocak kelimeleri eş anlamlı kullanılırdı. Evin başına gelen büyük felaketler “ocağımız söndü” diye ifade edilirdi. Mikro dalga fırınlar ayak üstü tıkınma mekânları sefertaslarını tarih sahnesinden kaldırmaya kaldırdı. Ama ocağımızı söndürmeye yakın bir yer gelmediğini umalım. Zaten ummaktan başka çaremiz de yok. COŞKUN YÜKSEL[/FONT][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Sefertası
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst