Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sorularla İslamiyet
Şefkat ve hoşgörü ne demektir.
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 193777" data-attributes="member: 5987"><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black">Şefkat ve hoşgörü ne demektir. Bu duyguları nasıl kullanmalıyız?</span></span></strong></p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong>Şefkat: Büyük insanlarda bulunan yüksek bir vasıf. Merhamet, hamiyet, ihsan ve kerem gibi yüksek seciyelerin müjdecisi... </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong>Üstat Bediüzzaman hazretlerinin “acz, fakr, şefkat, tefekkür” yolu olarak tarif ettiği, iman ve Kur’an hizmetinin dört esasından birisi de şefkattir. Şefkat, insanı “rahîm ismine “ ulaştıran en büyük bir vesiledir. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong>Rahîm ismine kâmil mânâda mazhariyet, insanlara iyiliklerin en büyüğü olan iman vadisinde yardımcı olmakla, onları ebedî azaptan kurtarıp sonsuz bir saadete kavuşturmak için bütün himmet ve gayretiyle çalışmakla olur. Allah Resûlü (asm.) bu mânânın en ileri temsilcisidir. O, müşrikleri tevhide davet eder, onların cehennem azabından kurtulmaları için en ağır ve dayanılmaz şartlar altında gayret gösterirdi. Ama, şirkin de amansız düşmanıydı. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong>Malûmdur ki, kâfire düşmanlık küfrü içindir. Üstat Bediüzzaman hazretlerinin ifadesiyle, “Bir insan zâtı için sevilmez, sıfatı için sevilir.” (Münazarat) Bu kaideye göre, bir insana zatı için değil kötü sıfatları için düşmanlık edilir. O halde biz, kâfirin küfür sıfatına düşman olacak, o sıfatı taşıdığı için de onu sevmeyeceğiz. Ama onun, küfürden kurtulması için de şefkat ile gayret edeceğiz. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong>Biraz da şefkate yakın gibi görünen ve çoğu kez onunla karıştırılan “hoşgörü” üzerinde duralım. Hoşgörü çoğu zaman “sabır, afv, hilm ve şefkat” karışımı, değişik bir mânâda kullanılıyor. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong>Hoşgörü denilince, “mânen hasta insanların nazını çekme, onlara iyi davranıp kurtuluşları için sabırla çalışma” anlaşılmalıdır. Bu mânâsıyla hoşgörü, şefkatin bir şubesidir ve ulvî bir sıfattır. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong>Günümüzde hoşgörüyü bu yönüyle ele alanlar maalesef çok az. Hoşgörü denilince, kimsenin hatasına karışmamak, insanların günahlarına isyanlarına ilişmemek, onlarla uğraşıp da canımızı sıkmamak, huzurumuzu bozmamak gibi görünüşte insancıl, gerçekte ise tam bir egoizm ifade eden tuhaf bir mânâ anlaşılıyor. Tuhaf diyorum, çünkü bunun görünüşü nezaket, centilmenlik, hakikati ise muhatabının ebedî cehenneme gitmesini gülerek karşılamaktır. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong>Bir hususun da önemle belirtilmesi gerekiyor: Her şey gibi, hoşgörünün de hudutları vardır. Bunun ötesinde hoşgörülü olma hakkına sahip değiliz. Günlük hayatta karşılaştığımız hâdiseler ya “hukukullah” ile (namaz, oruç gibi) yahut “hukuk-u ibad” yâni “kul hakkı” ile ilgilidir. Allah’a karşı işlenen suçlarda, günahlarda, haramlarda insanoğlunun hoşgörü yetkisi olamaz. Bilâkis, bu gibi hallerde insanları ikaz etme görevi pek mukaddes addedilmiş ve Kur’an’da Ümmet-i Muhammed’in (asm.) diğer ümmetlerden daha hayırlı olmasının en büyük bir sebebi olarak haber verilmiştir: “Siz insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a inanırsınız.” (Âl-i imran Sûresi, 110) </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong>Buna göre, Allah’ın razı olmadığı, yasakladığı bir davranışı biz de hoş görmeyecek ve onun ortadan kaldırılmasına imkânımız ölçüsünde gayret göstereceğiz. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong>Kul hakkına gelince, bir başkasının hukukuna yapılan maddî veya mânevî bir tecavüz karşısında da hoşgörülü olamayız. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong>Geriye, insanın kendisine karşı işlenen suçlar kalıyor. İşte hoşgörünün sahası burasıdır. Malımıza zarar veren, yahut gıybetimizi yapan bir kimseyi affetme yetkisine sahibiz. Bu hakkımızı kullanmamız, intikam almamızdan daha iyidir. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong>Biz Allah’ın kullarına karşı şefkatli olalım ki, Rabbimizden de rahmet bekleyebilelim. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong>Biz, raiyetimizin hatalarına karşı affedici, hoşgörülü olalım ki, Cenâb-ı Hakk’ın af ve gufranını ummaya yüzümüz olsun. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkOrange"><strong>Alaaddin Başar (Prof.Dr.)</strong></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 193777, member: 5987"] [B][SIZE="2"][COLOR="Black"]Şefkat ve hoşgörü ne demektir. Bu duyguları nasıl kullanmalıyız?[/COLOR][/SIZE][/B] [SIZE="2"][COLOR="DarkOrange"][B]Şefkat: Büyük insanlarda bulunan yüksek bir vasıf. Merhamet, hamiyet, ihsan ve kerem gibi yüksek seciyelerin müjdecisi... Üstat Bediüzzaman hazretlerinin “acz, fakr, şefkat, tefekkür” yolu olarak tarif ettiği, iman ve Kur’an hizmetinin dört esasından birisi de şefkattir. Şefkat, insanı “rahîm ismine “ ulaştıran en büyük bir vesiledir. Rahîm ismine kâmil mânâda mazhariyet, insanlara iyiliklerin en büyüğü olan iman vadisinde yardımcı olmakla, onları ebedî azaptan kurtarıp sonsuz bir saadete kavuşturmak için bütün himmet ve gayretiyle çalışmakla olur. Allah Resûlü (asm.) bu mânânın en ileri temsilcisidir. O, müşrikleri tevhide davet eder, onların cehennem azabından kurtulmaları için en ağır ve dayanılmaz şartlar altında gayret gösterirdi. Ama, şirkin de amansız düşmanıydı. Malûmdur ki, kâfire düşmanlık küfrü içindir. Üstat Bediüzzaman hazretlerinin ifadesiyle, “Bir insan zâtı için sevilmez, sıfatı için sevilir.” (Münazarat) Bu kaideye göre, bir insana zatı için değil kötü sıfatları için düşmanlık edilir. O halde biz, kâfirin küfür sıfatına düşman olacak, o sıfatı taşıdığı için de onu sevmeyeceğiz. Ama onun, küfürden kurtulması için de şefkat ile gayret edeceğiz. Biraz da şefkate yakın gibi görünen ve çoğu kez onunla karıştırılan “hoşgörü” üzerinde duralım. Hoşgörü çoğu zaman “sabır, afv, hilm ve şefkat” karışımı, değişik bir mânâda kullanılıyor. Hoşgörü denilince, “mânen hasta insanların nazını çekme, onlara iyi davranıp kurtuluşları için sabırla çalışma” anlaşılmalıdır. Bu mânâsıyla hoşgörü, şefkatin bir şubesidir ve ulvî bir sıfattır. Günümüzde hoşgörüyü bu yönüyle ele alanlar maalesef çok az. Hoşgörü denilince, kimsenin hatasına karışmamak, insanların günahlarına isyanlarına ilişmemek, onlarla uğraşıp da canımızı sıkmamak, huzurumuzu bozmamak gibi görünüşte insancıl, gerçekte ise tam bir egoizm ifade eden tuhaf bir mânâ anlaşılıyor. Tuhaf diyorum, çünkü bunun görünüşü nezaket, centilmenlik, hakikati ise muhatabının ebedî cehenneme gitmesini gülerek karşılamaktır. Bir hususun da önemle belirtilmesi gerekiyor: Her şey gibi, hoşgörünün de hudutları vardır. Bunun ötesinde hoşgörülü olma hakkına sahip değiliz. Günlük hayatta karşılaştığımız hâdiseler ya “hukukullah” ile (namaz, oruç gibi) yahut “hukuk-u ibad” yâni “kul hakkı” ile ilgilidir. Allah’a karşı işlenen suçlarda, günahlarda, haramlarda insanoğlunun hoşgörü yetkisi olamaz. Bilâkis, bu gibi hallerde insanları ikaz etme görevi pek mukaddes addedilmiş ve Kur’an’da Ümmet-i Muhammed’in (asm.) diğer ümmetlerden daha hayırlı olmasının en büyük bir sebebi olarak haber verilmiştir: “Siz insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a inanırsınız.” (Âl-i imran Sûresi, 110) Buna göre, Allah’ın razı olmadığı, yasakladığı bir davranışı biz de hoş görmeyecek ve onun ortadan kaldırılmasına imkânımız ölçüsünde gayret göstereceğiz. Kul hakkına gelince, bir başkasının hukukuna yapılan maddî veya mânevî bir tecavüz karşısında da hoşgörülü olamayız. Geriye, insanın kendisine karşı işlenen suçlar kalıyor. İşte hoşgörünün sahası burasıdır. Malımıza zarar veren, yahut gıybetimizi yapan bir kimseyi affetme yetkisine sahibiz. Bu hakkımızı kullanmamız, intikam almamızdan daha iyidir. Biz Allah’ın kullarına karşı şefkatli olalım ki, Rabbimizden de rahmet bekleyebilelim. Biz, raiyetimizin hatalarına karşı affedici, hoşgörülü olalım ki, Cenâb-ı Hakk’ın af ve gufranını ummaya yüzümüz olsun. Alaaddin Başar (Prof.Dr.)[/B][/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sorularla İslamiyet
Şefkat ve hoşgörü ne demektir.
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst