Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Şehâdetin böylesi…
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Muvahhid1" data-source="post: 239484" data-attributes="member: 1003203"><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: black">Bütün devirlerde Allah’a iman eden her mü’min, hayatının son durağı hep şehâdet olsun istemiştir. Ölümün kapısından şehâdet şerbeti içerek girmek istemiştir. Ama o mertebeye ancak nasibi olanlar ulaşmışlardır. Tıpkı Allah ve Resûlünün aşkıyla yanan Abdullah bin Cahş (ra) gibi…</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: black">Günlerden Cuma. Yarenleriyle birlikte yola koyulan Kâinatın Efendisi Uhud yolunda. Uhud toprakları birazdan, tarihinin en kahraman ordusunu üzerinde taşıyacak. Çünkü Peygamber ordusu Bedir’de kazandığı zaferi Uhud’a da taşımak istiyor. Peygamber ordusu kararlı adımlarla yürüyor Uhud’a. Bu öyle bir ordu ki içlerinden hangi yiğide baksak hep nur akıyor yüzlerinden, gönüllerinden iman akıyor. Ve bir yiğit yürüyor ön saflarda “El Mücâhidü fillâh” (Allah yolunun fedaisi) namıyla anılan. Bu yiğit sahâbe, karanlıkların dağılıp Mekke’nin aydınlığa büründüğü ilk davet günlerinde, kudsî mücadelenin saflarına 25-26 yaşlarında gencecik bir delikanlı olarak girmişti. İslâm’a giren ilk otuz kişiden biriydi. Mü’minlerin annesi ve Peygamberin pak zevcesi olan Zeyneb binti Cahş’ın erkek kardeşiydi. İşte bu yiğit kahraman sahâbe, Peygamberine âşık Abdullah ibni Cahş’dı.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: black">Abdullah bin Cahş, Uhud günü büyük bir cengâverlikle Allah düşmanlarını öldürürken kırk yaşlarındaydı. Savaşırken kılıcını düşmanın üzerine sallıyor, şehit olmaktan başka bir şey düşünmüyordu. Zaten İslâmiyet’e ilk girdiği yıllardan beri yanıp tutuşmaktaydı şehâdet için. Daima savaşın en ön saflarında yer alırdı. Peygamberimizin “Açlığa ve susuzluğa en çok dayanan ve katlanan” diye övdüğü bu mübarek sahâbenin, cihat esnasında aldığı yaralara ve acılara da dayanma tahammülü büyüktü. Âdeta canını hiçe sayıyordu.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: black">Savaşın en ateşli ve en kritik anlarıydı. Çarpışmalar alabildiğince kızıştığı bir sırada Abdullah, halasının oğlu Sa’ad bin Ebi Vakkas (ra)’ın yanına sokuldu. Elini tutarak bir kayanın dibine çekti ve şöyle dedi:</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: black">- Şimdi burada sen duâ et, ben “âmin” diyeyim. Sonra ben duâ edeyim, sen de “âmin” de.</span></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: black">Saad bin Ebi Vakkas “Olur” dedi ve Rabbine şöyle duâ etti:</span></span></strong></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: black">- Allah’ım senden bana çok kuvvetli bir kâfiri göndermeni istiyorum. Onunla kıyasıya vuruşayım. Sonra onu mağlup edip sevabını alayım ve Resûlullah’ın karşısına gazi olarak geri döneyim.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: black">Abdullah bin Cahş, Sa’ad bin Ebi Vakkas’ın ettiği bu duâya bütün kalbiyle “âmin” dedi. Ancak onun ruh hali sanki daha farklıydı. Sonra kendisi şöyle duâ etti:</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: black">- Allah’ım benim karşıma da güçlü bir kâfir çıkar. Onunla kıyasıya savaşayım ve önce gazilik unvanını alayım. Ardından o, beni şehit etsin. Ağzımı burnumu kulağımı kessin. Senin huzuruna öyle geleyim. Sen bana sor:</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: black">“Abdullah, ağzını burnunu kulağını ne yaptın?” ben de sana cevap vereyim:</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: black">“Allah’ım ben onlarla dünyada iken çok günah işledim. Huzuruna öyle günahkâr azalarla gelmek istemedim. Onları dünyada bırakıp öyle geldim.”</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: black">Sa’ad bin Ebi Vakkas da bu duâya “âmin” dedi. Ama o, bu duâ karşısında biraz şaşırmıştı. Abdullah bin Cahş’ın duâsını kendi duâsından daha hayırlı buldu. Belki de “Neden ben de böyle bir duâ düşünemedim.” diye hayıflanmıştı.</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: black">Bu iki kahraman, birbirlerinin duâlarına ‘âmin’ dedikten sonra yıldırım hızıyla düşman saflarına atıldılar. İkisi de son derece bahadırâne harbediyor, düşman saflarını tarumar ediyordu. Fakat Abdullah bin Cahş savaşırken de bir başkaydı. Duâsı sürekli zihninden geçiyordu. Düşmanın üzerine yürürken, ölümün üzerine yürüyordu sanki. Savaşın en kızıştığı bir ara Abdullah bin Cahş’ın kılıcı kırıldı. O anda Allah Resûlü ona bir hurma dalı uzatarak devam etmesini buyurdu. Sahâbeler arasında Allah Resûlü'ne olan aşkı ve bağlılığıyla meşhur olan Abdullah bin Cahş, Peygamberinin bu emrini hiç düşünmeden yerine getirdi. Eline aldığı hurma dalıyla kâfirlerin üzerine yürüdü. O anda bir mucize gerçekleşti. Abdullah bin Cahş’ın elindeki dal çok keskin bir kılıç oldu. Abdullah bu kılıçla önüne geleni kesmeye başladı. Birçok düşmanı öldürdü.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: black">Kahramancasına savaşan Abdullah bin Cahş savaş bittiğinde arzusuna kavuşmuştu. Bir müşrik onu önce şehit etmiş sonra da ağzını kulaklarını ve burnunu kesip bir ipe dizerek ağaç dalına asmıştı. İhlâsla kalkan elleri boş çevirmeyen Allah, Abdullah bin Cahş’ın duâsını aynı niyetiyle kabul etmiş, hayatını muhteşem bir şehâdetle noktalamıştı.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: black">Abdullah bin Cahş bir numune. Daha pek çok Allah dostları Allah ve Resûlünün uğrunda kendini feda etmiştir. O güzide ashab, kâinat güneşinin yörüngesinde dönen birer yıldız gibidir. Asr-ı Saadet'e dönüp hayatlarına baktığımızda gözlerimiz kamaşır, onlar ışıl ışıl pırıltılarla dünyamızı aydınlatır.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: black">Bütün devirlerde Allah’a iman eden her mü’min, hayatının son durağı hep şehâdet olsun istemiştir. Ölümün kapısından şehâdet şerbeti içerek girmek istemiştir. Ama o mertebeye ancak nasibi olanlar ulaşmışlardır. Tıpkı Allah ve Resûlünün aşkıyla yanan Abdullah bin Cahş gibi…</span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: black">Allah onlardan razı olsun.</span></span></p><p> </p><p><a href="http://www.irfanmektebi.com/YazarinYazilari.php?YazarId=37" target="_blank"><span style="color: red">Ayşenur YİĞİTER</span></a></p><p><a href="http://www.irfanmektebi.com/YazarinYazilari.php?YazarId=37" target="_blank"></a></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Muvahhid1, post: 239484, member: 1003203"] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black]Bütün devirlerde Allah’a iman eden her mü’min, hayatının son durağı hep şehâdet olsun istemiştir. Ölümün kapısından şehâdet şerbeti içerek girmek istemiştir. Ama o mertebeye ancak nasibi olanlar ulaşmışlardır. Tıpkı Allah ve Resûlünün aşkıyla yanan Abdullah bin Cahş (ra) gibi…[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black]Günlerden Cuma. Yarenleriyle birlikte yola koyulan Kâinatın Efendisi Uhud yolunda. Uhud toprakları birazdan, tarihinin en kahraman ordusunu üzerinde taşıyacak. Çünkü Peygamber ordusu Bedir’de kazandığı zaferi Uhud’a da taşımak istiyor. Peygamber ordusu kararlı adımlarla yürüyor Uhud’a. Bu öyle bir ordu ki içlerinden hangi yiğide baksak hep nur akıyor yüzlerinden, gönüllerinden iman akıyor. Ve bir yiğit yürüyor ön saflarda “El Mücâhidü fillâh” (Allah yolunun fedaisi) namıyla anılan. Bu yiğit sahâbe, karanlıkların dağılıp Mekke’nin aydınlığa büründüğü ilk davet günlerinde, kudsî mücadelenin saflarına 25-26 yaşlarında gencecik bir delikanlı olarak girmişti. İslâm’a giren ilk otuz kişiden biriydi. Mü’minlerin annesi ve Peygamberin pak zevcesi olan Zeyneb binti Cahş’ın erkek kardeşiydi. İşte bu yiğit kahraman sahâbe, Peygamberine âşık Abdullah ibni Cahş’dı.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black]Abdullah bin Cahş, Uhud günü büyük bir cengâverlikle Allah düşmanlarını öldürürken kırk yaşlarındaydı. Savaşırken kılıcını düşmanın üzerine sallıyor, şehit olmaktan başka bir şey düşünmüyordu. Zaten İslâmiyet’e ilk girdiği yıllardan beri yanıp tutuşmaktaydı şehâdet için. Daima savaşın en ön saflarında yer alırdı. Peygamberimizin “Açlığa ve susuzluğa en çok dayanan ve katlanan” diye övdüğü bu mübarek sahâbenin, cihat esnasında aldığı yaralara ve acılara da dayanma tahammülü büyüktü. Âdeta canını hiçe sayıyordu.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black]Savaşın en ateşli ve en kritik anlarıydı. Çarpışmalar alabildiğince kızıştığı bir sırada Abdullah, halasının oğlu Sa’ad bin Ebi Vakkas (ra)’ın yanına sokuldu. Elini tutarak bir kayanın dibine çekti ve şöyle dedi:[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black]- Şimdi burada sen duâ et, ben “âmin” diyeyim. Sonra ben duâ edeyim, sen de “âmin” de.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][/COLOR][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][COLOR=black]Saad bin Ebi Vakkas “Olur” dedi ve Rabbine şöyle duâ etti:[/COLOR][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][/COLOR][/FONT][/B] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black]- Allah’ım senden bana çok kuvvetli bir kâfiri göndermeni istiyorum. Onunla kıyasıya vuruşayım. Sonra onu mağlup edip sevabını alayım ve Resûlullah’ın karşısına gazi olarak geri döneyim.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black]Abdullah bin Cahş, Sa’ad bin Ebi Vakkas’ın ettiği bu duâya bütün kalbiyle “âmin” dedi. Ancak onun ruh hali sanki daha farklıydı. Sonra kendisi şöyle duâ etti:[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black]- Allah’ım benim karşıma da güçlü bir kâfir çıkar. Onunla kıyasıya savaşayım ve önce gazilik unvanını alayım. Ardından o, beni şehit etsin. Ağzımı burnumu kulağımı kessin. Senin huzuruna öyle geleyim. Sen bana sor:[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black]“Abdullah, ağzını burnunu kulağını ne yaptın?” ben de sana cevap vereyim:[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black]“Allah’ım ben onlarla dünyada iken çok günah işledim. Huzuruna öyle günahkâr azalarla gelmek istemedim. Onları dünyada bırakıp öyle geldim.”[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black]Sa’ad bin Ebi Vakkas da bu duâya “âmin” dedi. Ama o, bu duâ karşısında biraz şaşırmıştı. Abdullah bin Cahş’ın duâsını kendi duâsından daha hayırlı buldu. Belki de “Neden ben de böyle bir duâ düşünemedim.” diye hayıflanmıştı.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black]Bu iki kahraman, birbirlerinin duâlarına ‘âmin’ dedikten sonra yıldırım hızıyla düşman saflarına atıldılar. İkisi de son derece bahadırâne harbediyor, düşman saflarını tarumar ediyordu. Fakat Abdullah bin Cahş savaşırken de bir başkaydı. Duâsı sürekli zihninden geçiyordu. Düşmanın üzerine yürürken, ölümün üzerine yürüyordu sanki. Savaşın en kızıştığı bir ara Abdullah bin Cahş’ın kılıcı kırıldı. O anda Allah Resûlü ona bir hurma dalı uzatarak devam etmesini buyurdu. Sahâbeler arasında Allah Resûlü'ne olan aşkı ve bağlılığıyla meşhur olan Abdullah bin Cahş, Peygamberinin bu emrini hiç düşünmeden yerine getirdi. Eline aldığı hurma dalıyla kâfirlerin üzerine yürüdü. O anda bir mucize gerçekleşti. Abdullah bin Cahş’ın elindeki dal çok keskin bir kılıç oldu. Abdullah bu kılıçla önüne geleni kesmeye başladı. Birçok düşmanı öldürdü.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black]Kahramancasına savaşan Abdullah bin Cahş savaş bittiğinde arzusuna kavuşmuştu. Bir müşrik onu önce şehit etmiş sonra da ağzını kulaklarını ve burnunu kesip bir ipe dizerek ağaç dalına asmıştı. İhlâsla kalkan elleri boş çevirmeyen Allah, Abdullah bin Cahş’ın duâsını aynı niyetiyle kabul etmiş, hayatını muhteşem bir şehâdetle noktalamıştı.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black]Abdullah bin Cahş bir numune. Daha pek çok Allah dostları Allah ve Resûlünün uğrunda kendini feda etmiştir. O güzide ashab, kâinat güneşinin yörüngesinde dönen birer yıldız gibidir. Asr-ı Saadet'e dönüp hayatlarına baktığımızda gözlerimiz kamaşır, onlar ışıl ışıl pırıltılarla dünyamızı aydınlatır.[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black]Bütün devirlerde Allah’a iman eden her mü’min, hayatının son durağı hep şehâdet olsun istemiştir. Ölümün kapısından şehâdet şerbeti içerek girmek istemiştir. Ama o mertebeye ancak nasibi olanlar ulaşmışlardır. Tıpkı Allah ve Resûlünün aşkıyla yanan Abdullah bin Cahş gibi…[/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=black]Allah onlardan razı olsun.[/COLOR][/FONT] [URL="http://www.irfanmektebi.com/YazarinYazilari.php?YazarId=37"][COLOR=red]Ayşenur YİĞİTER[/COLOR] [/URL] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Şehâdetin böylesi…
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst