Şehirlerin Müslümanlığını ölçmek

_bamteli_

Well-known member
Şehirlerin Müslümanlığını ölçmek
Belki biraz garip karşılayabilirsiniz fakat ben şehirlerin müslümanlığını, İslama bağlılıklarını şehirlerarası otobüs yolculukları esnasındaki sabah namazlarıyla ölçerim. Mola verdikleri yerde sabah namazına denk gelmişse, kaç kişinin sabah namazı kıldığına bakarım ve ona göre bir değerlendirme yaparım.

Maalesef bu konuda çoğu zaman şahid olduklarımıza üzülüyoruz. Koskoca otobüste bazen sabah namazı kılan tek kişi siz oluyorsunuz, veya bir kişi, olmadı iki kişi daha katılıyor size. Otobüsün geldiği şehri öğreniyorsun, dindar olarak bildiğiniz bir şehirden namaz için bu kadar az kişinin inmesine hayret ediyorsunuz. İnsanımıza birileri yolculuk esnasında namazların kaza edileceğini mi öğretti acaba? Çünkü bu insanların önemli bir bölümü, yolcu olmadıkları zaman namazlarını kılan kişiler. Ya bayanlarımıza ne demeli, sanki onlar için özel bir ferman indi ki, yolculuk esnasında size namaz yok, varınca evinizde kılarsınız denilmiş sanki. Tesettürlü, eli yüzü nurlu, namaz ehli birisi olduğu ap açık belli. Fakat bir çoğunun yolculukta namaz kılmadıklarına, özellikle sabah namazı kılmadıklarına şahit oluyoruz. İşin acı tarafı, kocası mescide gidiyor kılıyor, eşini yanında götürmüyor, kimden ferman almışsa…

Eğer bir de sabah namazı vakti molaya denk gelmezse, otobüsü durdurarak namaz kılmak hiç kimsenin aklına da gelmiyor, işine de gelmiyor galiba. Hele bir de, söylendiği halde kaptanlar durmuyorlarsa, tamam artık, sanki bütün vebal bizden gitti, artık biz de inince kaza ederiz diyoruz, kabullenip boyun eğiyoruz.

İnsanımız bu konuda kesinlikle aydınlatılmalıdır, namazın hiçbir durumda terkedilemeyeceği, kazaya bırakılamayacağı öğretilmelidir.

Ve hepsinden önemlisi, otobüsler sabah namazı için mutlaka durdurulmalıdır. Kaptanlar, firmalar artık bunu kabullenmelidirler. Eğer buna gücümüz yetmiyorsa, daha başta biletler alınırken bu konu dile getirilmelidir, yani mola yerine denk gelmediği takdirde sabah namazı için durup durmayacağ sorulmalıdır ve kesin söz alınmalıdır. Kabul etmeyen otobüslere binilmemelidir. “Hele bir şeyler yaparız, siz binin bakalım da…” gibi sözlere itibar edilmemelidir.

Şu anda her birimizin yolculuk esnasında sabah namazıyla ilgili mutlaka bir hatırası, başından geçen bir hikayesi vardır. Bir aziz dostun, bir güzel müslümanın bir sabah namazı hatırası ile yazımızı bitirelim:

Otobüsle İstanbul'a gitmektedir, sabah namazının vakti girmiştir. Muavini çağırır ve sabah namazı için otobüsün müsait bir yerde durmasını ister. Muavin bunun kesinlikle mümkün olmadığını söyler. Mesele kaptana iletilir, o da aynı şekilde bunun mümkün olmadığını bildirir. Kardeşimiz sabah namazını kılmakta ısrarlıdır, bu konuda asla taviz vermeyen birisidir. Meseleye yolcular da karışır, onlar da otobüsün durmasını istemezler. Her biri kendisince fetva vermeye başlar: Kardeşim, bir tek müslüman sen misin, biz müslüman değil miyiz, başkalarını bekletmeye ne hakkın var, inince kaza edersin, veya bir çoklarının yaptığı gibi oturduğun yerde otobüste kılarsın vesselam… Otobüsün namaz için durmayacağını anlayan kardeşimiz çantasını yanına alır ve kaptanın yanına varır dikilir, namaz için müsait bir yere yaklaşınca: “Dur şurda, ben ineceğim, yolculuğum buraya kadar, der. Kardeşimiz iner, otobüs yoluna devam eder gider. Sabah namazını rahat ve güzel bir şekilde eda eder, yeniden yolun kenarına çıkar ve gelen otobüslere el kaldırmaya başlar, biri durmasa öteki duracaktır mutlaka. Aradan yirmi dakika geçmiştir. Hayret, İstanbula giden değil de, İstanbul istikametinden gelen bir otobüs kardeşimizin hizasına gelir durur. Bir de ne görsün, kendisini yolda bırakıp giden otobüs! Geri dönüp gelir ve kardeşimizi alır, yoluna devam eder. Bu duruma şaşıran kardeşimiz meselenin iç yüzünü yanında oturan kişiden öğrenir. Meğer otobüs kardeşimizi bırakıp gittikten sonra yolcular biraz paniklemişler, korkmuşlar. İçlerinden birisi ayağa kalkmış ve yüksek bir sesle: “Arkadaşlar, galiba biz yanlış bir şey yaptık, o adamın namaz kılmasına müsaade etmeliydik. Ben başımıza bir iş gelmesinden korkuyorum…” demiş. Sanki öteki yolcular da böyle bir şey söylemek için bekliyor gibi hir koltuktan sesler yükselmiş. Evet, evet, yanlış bir iş yaptık, biz de korkuyoruz, Allah korusun otobüsümüzün başına bir iş gelebilir. Hatta yolculardan birisi: “Yahu adam belki hızır olabilir, derhal geri dönelim…” demiş. Kaptanı da bir korku sarmış, yirmi dakika sonra bıraktıkları yolcuyu geri almışlar.

Artık bu olayın yorumu size aittir.

Mehmet Göktaş / dogruhaber
​

 
Üst