Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Bunları Biliyormusunuz
Tarihden Bir Yaprak
şems-i tebrizi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="NurYolcusu" data-source="post: 132407" data-attributes="member: 12837"><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Konya’da, eski adıyla güllük mevkiinde Şems Parkı olarak bilinen alanın içinde eski bir cami ve türbe vardır. Yılın her günü ziyaretçilerle dolup taşan Mevlânâ türbesine yaklaşık on dakikalık mesafedeki bu mekânı bilen ve ziyaret edenlerin sayısı ise parmakla gösterilecek kadar azdır.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Sözünü ettiğimiz türbe, Mevlânâ’yı hakikâtin sırlarına ulaştıran bir zatın adını taşımaktadır. Tahmin ettiğiniz gibi Şems-i Tebrizi’nin adını.... </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Büyük bir arif olduğu bilinen Melikdad oğlu Ali adlı bir kişinin oğlu olan Muhammed Şemseddin, 1164 senesinde Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Henüz çocukluk ve ilk gençlik yıllarında bile kendi kuşağının çocuklarından bambaşka olduğunu göstermiş, anne babasını,yakınlarını, hocalarını hayrete düşüren davranışlar ortaya koymuştur. Zamanın ölçülerini aşan bu zat, çocukluk dönemine ait bir anıyı şöyle anlatıyor:</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>“Henüz ergenlik çağına girmemiştim. Aşk deryasına daldım mı otuz kırk gün hiçbir şey yiyemezdim; istekten kesilirdim. Günlerce açlığa susuzluğa katlanırdım. Bir gün babam bana çıkıştı : ’ Oğlum’, dedi ‘ben senin bu halinden bir şey anlamıyorum. Bunun sonu nereye varacak?‘ ben ona şu cevabı verdim:</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>‘Baba, seninle benim babalık ve evlatlık ilişkimiz neye benzer bilir misin? Bir tavuğun altına tavuk yumurtalarıyla bir de kaz yumurtası koymuşlar. Vakti gelip de civcivler çıktığı zaman, bunlar hep birlikte analarının ardına düşerler, bir göl kenarına gelirler. Kaz yumurtasından çıkan civciv hemen kendini suya atar, bunu gören ana tavuk, eyvah yavrum boğulacak der. Çırpınmaya başlar. Halbuki kaz yavrusu, neşe içinde suda yüzmektedir. İşte, seninle benim aramdaki fark da böyledir.” </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Muhammed Şemseddin, bazı görüşlerin ve Mevlana’nın müridi, öğrencisi olduğu yolundaki yaygın inanışın aksine, basit bir batıni dervişi değil, üstün vasıflarla bezenmiş, hatta vasıftan dahi söz edilemeyecek yapıda bir zattır. Mevlana gibi zahir ve batın ilimlerinde yüksek derecelere ermiş, müderrislik, müftülük yapmış seçkin bir insanı aşk ateşiyle pişirip ona mânâ aleminin pencerelerini açan biri hakkında başka nasıl düşünebiliriz ki? </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Her sözü, sohbeti ve bakışı ile insanları alt üst eden, dar, sınırlı bir ahlaktan Allah’ın ahlakı anlayışına çeken Şems, kendisi için şunları söylüyor :</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>“Ben bir tarafta, dünyanın insanla şenelmiş dörtte bir kısmının halkı da bir tarafta olsa,beni sorguya çekse onlara cevap vermekten kaçınmam ve daldan sıçramam. Ne kadar zor şey sorsalar cevap üstüne cevap veririm. Benim bir sözüm, onlardan her birisi için on cevap ve hüccet olur.” </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Bir gün Baba Kemal’in, kendisine Şeyh Fahreddin Iraki’ye açılan sırlardan ve hakikâtlerden yana bir keşif gelip gelmediğini, sorması üzerine Tebrizi: </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>“Ondan daha çok müşahade gelir! Ancak onun bildiği bazı ıstılahlar vardır,onun için gördüğünü en sevimli şekilde sunar. Bana gelince, bende öyle güç yoktur.” diye cevap verir. Baba Kemal de</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>“Allah ü Teala, sana günlük bir arkadaş versin ki, evvellerin ahirlerin bilgilerini hakikâtlerini senin adına izhar etsin. Hikmet ırmakları onun kalbinden diline aksın, harf ve ses kıyafetine girsin, o kıyafetin rütbesi de senin adına olsun” der.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Makalat adlı eserindeki ifadelerinden onun Tebriz’de Ebubekir adlı Şeyhinden feyz aldığı anlaşılır, ancak yine kendisinin bildirdiğine göre, şeyhi onda olan bir şeyi görememiş, başka kimsenin de göremediği bu farkı, sadece Hüdavendigârı Mevlana anlayabilmiştir.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Zaten şeyhi onu daha fazla olgunlaştırmanın kendi gücünü aştığını anladığı zaman seyahate çıkmasına izin verir. O da diyar diyar gezip Sohbetine dayanabilecek bir dost, bir mürşit arar. Fakat aradığını bir türlü bulamaz, hiç kimse onu tatmin edemez. Konuştuğu kişileri imtihan eder,istediği cevabı alamayınca oradan ayrılır. Kendisini olgunlaştıracak bir şeyh aradığını söyler; ama bütün şeyhleri kendine mürid yapıp arayışına devam eder. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Memleketi olan Tebriz’de kendisine manevi kemalinden dolayı “Kamili Tebrizi”, durmadan gezdiği, yolları tayy ettiği için “Şemseddin-i Perende” (uçan Şemseddin) derler. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Bir gün yolu Bağdat şehrine düşer. Orada meşhur sofilerden Şeyh Evhadüddin Kirmani’yi bulup neyle meşgul olduğunu sorar.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>“Ayı leğendeki suda görüyorum” diye cevap verir Kirmani.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Şems Hazretleri bu cevap üzerine:</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong> “Boynunda çıban yoksa neden başını kaldırıp da onu gökte görmüyorsun? Kendini tedavi ettirmek için bir doktor bulmaya bak. Böylece, neye bakarsan gerçekten bakılmaya değer olanı onda görürsün” der.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Kirmani Hazretleri Şems’in ellerine sarılıp müridi olmak istediğini söyler. Şems’in cevabı kesindir: “Sen benim arkadaşlığıma dayanamazsın!”</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Ama, Evhadüddin, ısrarlıdır. Nihayet, Şems, Bağdat pazarının tam ortasında birlikte şarap içmek şartıyla kabul edeceğini söyler. Evhadüddin “bunu yapamam” deyince, </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>“O zaman benim için şarap bulup getirir misin?” sorusunu yöneltir. Onu da yapamayacağını bildiren Kirmani’ye “ben içerken bana arkadaşlık eder misin? ”diye sorar. “Edemem” yanıtı üzerine artık Şems Hazretleri, “ Erlerin huzurundan ırak ol!”diye bağırır. “Bana arkadaş olamazsın . Bütün müridlerini ve dünyanın bütün namus ve şerefini bir kadeh şaraba satmalısın. Bu aşk meydanı erlerin ve bilenlerin işidir. Ve şunu da iyi bil ki ben mürid değil, şeyh arıyorum.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Hem de rastgele bir şeyh değil, hakikâti arayan olgun bir şeyh!..”</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Kirmani, teslimiyet ve kabiliyet imtihanını bu nedenle geçememiş, onun asıl maksadını idrak edememiştir. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Tebrizi, arayışları sırasında bir rüya görür. Rüyasında kendisine bir velinin arkadaş edileceği bildirilir. Üst üste iki gece rüya tekrarlanır ve o velinin Rum ülkesinde olduğu haberi verilir.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Onu aramak için yollara düşmek ister, fakat daha zamanının gelmediği, “işlerin vakitlerine tabi ve rehinli olduğu bildirilir.”</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Şems ilahi tecellilerle mest olduğu, tam mânâsıyla istiğraka daldığı, müşahedenin güzelliğine beşer kuvvetiyle tahammül gösteremediği zamanlarda “gizli velilerinden birini bana göster” diyerek niyaz eder ve sabırsızlanır. Üzerindeki o yoğun halleri dağıtmak için başka işlerle oyalanmaya çalışır. Para almadan inşaat işlerinde bile çalışır.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Nihayet bir gün;</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>“Madem ki ısrar ve arzu ediyorsun O halde şükrane olarak ne vereceksin?” diye bir ilham gelir.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>O da “başımı!..” cevabını verir.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Bu cevaba karşılık olarak,</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Bütün kâinatta Mevlana-yı Rumi Hazretlerinden başka, senin şerefli arkadaşın yoktur.” haberi gelir.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Artık Rum ülkesine gitmek, o sevgili ile görüşmek ve yolunda başını feda etmek üzere yola çıkacaktır. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Uzun bir yolculuğun ardından Şemseddin Muhammed, M. 1244 yılının Ekim ayında Konya’ya gelir. Kaldığı han odasının anahtarını boynuna zamanın tüccarları gibi asıp çarşıda dolaşmaya başlar aşk ve ilmin tüccarı olduğuna işaret ederek...</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>İkindiye doğru, ana caddede, katıra binmiş, talebeleri etrafında dört dönen bir müderris görünür. Şems aradığı dostun o olduğunu anlar. Önüne geçerek katırın dizginlerini tutar ve keskin bakışlarıyla:</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>“Sen Belhli Baha Veled’in oğlu Mevlana Celaleddin misin?” diye sorar.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Mevlana “evet” diye cevap verir. Şems:</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>“Ey müslümanların imamı! Bir müşkülüm var. Hz. Muhammed mi büyük, Bayezid-i Bistami mi?</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Sorunun heybetinden kendinden geçen Mevlana, kendini toplayınca;</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>“Bu nasıl sual böyle? Tabi ki, Allah’ın elçisi Hz. Muhammed bütün yaratıkların en büyüğüdür.”</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>O zaman Şems:</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>“O halde neden Peygamber bu kadar büyüklüğü ile Ya Rabbi seni tenzih ederim, biz seni layık olduğun vechile bilemedik” buyururken,</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Bayezid, “Ben kendimi tenzih ederim! Benim şanım çok yücedir. Zira cesedimin her zerresinde Allah’tan başka varlık yok!..” demekte?</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Mevlana:</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>“Hz. Muhammed, müthiş bir manevi susuzluk hastalığına tutulmuştu,’biz senin göğsünü açmadık mı?’ şerhiyle kalbi genişledi. Bunun için de susuzluktan dem vurdu. O Her gün sayısız makamlar geçiyor, her makamı geçtikçe evvelki bilgi ve makamına istiğfar ediyor, daha çok yakınlık istiyordu.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Bayezid ise, bir yudum suyla susuzluğu dindi ve suya kandığından dem vurdu. Vardığı ilk makamın sarhoşluğuna kapılarak kendinden geçti ve o makamda kalarak bu sözü söyledi.” </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Şemsi Tebrizi, bu cevap karşısında “Allah”diyerek yere yuvarlanır.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Mevlana, hemen atından inip yanındaki adamların da yardımıyla onu yerden kaldırıp medresesine götürür. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Artık bu medresede iki âşık, hiç dışarı çıkmadan, yanlarına kimsenin girmesine izin verilmeden aylarca sürecek sohbetlere dalacaktır. Mevlana bunca zaman kitapların, sayfaların arasında aradığı ve Şeyhi Seyyid Burhaneddin’in yıllarca önceden müjdelediği sevgilisine, gönül dostuna kavuşmuş,o andan itibaren de bütün yaşamı değişmiştir. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Şems, önce onu çok değer verdiği zatların, hatta babasının bile eserlerini okumaktan men eder, değer verdiği bütün kitaplarını birer birer havuza atar. Daha sonra hiç kimseyle konuşmasına izin vermez.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Medresedeki derslerini, vaazlarını terk etmek zorunda kalır. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Şimdi sıra imtihanlardadır...</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Bir gün Şems-i Tebrizi, Mevlana’yı denemek maksadıyla güzel bir sevgili ister ondan. O da güzellikte eşi bulunmayan karısını getirir tereddüt etmeden . Şems, “bu benim can kız kardeşimdir. Bu olmaz. Bana hizmet edecek bir erkek çocuğu bul” der.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Mevlana, Oğlu Sultan Veled’i ona kul olsun diye getirir. Şems, “bu kalbimi bağlayan oğlumdur. Şimdi şarap olsaydı, su yerine onu içerdim. Ben onsuz yapamam” deyince, Mevlana hemen gidip Yahudi mahallesinden bir testi şarap getirir. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Şems, bu teslimiyet ve itaatten hayrete düşüp</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>“Başlangıcı olmayan başlangıcın ve sonu olmayan sonun hakkı için diyorum ki, dünyanın başından sonuna kadar senin gibi gönül yutan bir Muhammed yürekli bu aleme ne gelmiş ne de gelecektir.” dedi.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Ben Mevlana’nın hilminin derecesini anlamak için bu imtihanları yaptım. Onun iç alemi o kadar geniş ki, rivayet ve hikaye çerçevesine sığmaz.” der.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Kendisine hürmetle, sevgiyle yaklaşan diğer insanlara da çeşitli imtihanlar uygulamış, örneğin kendisinden para isteyince bütün parasını, malını mülkünü ayaklarına seren Hüsameddin Çelebi’ye Velilerin gıpta ettiği bir makamı müjdelemiştir. O servetin içinden de sadece bir dirhem alır. Geri kalanını Hüsameddin’e bağışlar.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Mevlana ve Şemsi Tebrizi’ye gönül verenler bu haldeyken, sohbetlerden ve bu sofradaki zenginlikten mahrum kalanlar Şems’ten kendilerine bir gönül hoşluğu gelmediğini öne sürüp kıskançlık içinde fitne tohumlarını atmaktadırlar. Dedikodularla atılan düşmanlık tohumları iyice olgunlaştığında Şems, bir gece aniden Konya’yı terk ederek kayıplara karışır. On altı ay boyunca hiçbir haber alınamaz. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Bu ayrılık süresince Mevlana tekrar eski haline gelmek, halka ve derslerine dönmek şöyle dursun, kimseyle görüşmez konuşmaz, medresesini büsbütün bırakır, keder içinde yalnızlığa çekilir. Hastalanır. Artık neredeyse can verecekken, Şam’dan gelen mektupla canlanır. Şems ikinci kez Konya’ya gelir. Birkaç ay süren sohbetler, görüşmeler neticesinde yine fitneler düşmanlıklar baş gösterir. Bunun üzerine Şems, tekrar kayıplara karışır... </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Mevlana için yine ayrılık başlamıştır, coşkun bir aşk ve cezbe halinde aylarca gözyaşı döker gazeller söyler, her gelenden onu sorar, yalan haber getirenlere bile üstünde ne varsa verir, doğru haberi verene canını teslim edeceğini söyleyerek... </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Bu arada fesat ve dedikodu çıkaranların çoğu, bu yolla Mevlana’yı kendilerini döndüremeyeceklerini anlar, bazıları da Şems’in kıymetini fark ederek pişmanlık içinde özür dilerler.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Birkaç ay sonra Şems-i Tebrizi’nin Şam’da olduğu haberi gelince Mevlana halini anlatan mektuplar gönderir, yalvarır, dualar eder. Nihayet üçüncü mektuba aylar süren bekleyişten sonra karşılık gelir. Şems de aynı coşkunlukla ona cevap gönderir.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Mektubu alan Mevlana, hemen oğlu Sultan Veledi çağırıp eline dördüncü mektubu vererek şunları söyler:</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>“Birkaç arkadaşınla Mevlana Şems’i aramaya git. Giderken şu kadar gümüş ve altın parayı da beraberinde götür. Bu paraları Şam’da O Tebriz Sultanının ayakkabısı içine dök ve onun mübarek ayakkabısını Rum tarafına çevir. Benim selamımı ilet ve âşıklara yaraşır secdemi O’na arz et. Şam’a ulaştığın vakit,Cebel-i Salihiye’de meşhur bir han vardır, doğru oraya git. Orada Mevlana Şemseddin’in güzel bir Frenk çocuğuyla satranç oynadığını görürsün. Sonunda oyunu Şems kazanırsa, Frengin malını alır. Frenk çocuğu kazanırsa, Şems’e bir tokat vurur. Sen onun vurduğunu görünce hata edip kızmayasın. Çünkü o çocuk kutuplardandır. Fakat o kendini iyi tanımıyor. Şems’in sohbetinin bereketi ve inayeti ile halinin olgunlaşması lazımdır.” </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Sultan Veled, babasının dediklerini aynen yaparak yanındaki adamlarla birlikte yola çıkar. Şam’a varınca hemen hana gider. Şems, Mevlana’nın söylediği gibi bir frenk çocuğuyla satranç oynamaktadır. Sultan Veled, babasının mektubunu, armağanlarını Şems’e teslim ettikten sonra, bütün dostların yaptıklarından pişman olduklarını kendisini saygı ve hasretle Konya’da beklediklerini anlatır. Yalvarıp türlü niyaz ve ricalarla onu dönmeye ikna eder. Birlikte yola çıkarlar. Şemsi kendi atına bindiren Sultan Veled, aşk ve neşe içinde Konya’ya kadar yayan olarak gelir. Şems onun gösterdiği bu saygı ve bağlılıktan çok hoşnut kalır, ona övgü dolu sözler söyler. Uzun bir yolculuktan sonra, Konya’ya yakın Zencirli Hanı’na geldiklerinde babasına müjdelemek için şehre bir derviş gönderir. Mevlana bu müjdeyi duyunca üstünde ne varsa çıkarıp dervişe verir. Konya halkına haber salıp emirlerden, bilginlerden, fakirlerden ve ahilerden onu karşılamak isteyenlerin toplanmasını ister. Kendisi de ata binerek bütün Konya ileri gelenleri ve ahalisiyle birlikte Şems’i şehre getirir. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Bu defa da altı ay boyunca medresedeki bir hücrede baş başa kalırlar. Yanlarına kuyumcu Selahaddin ve Sultan Veled’den başkası girememektedir. Mevlana’nın Şems’e bağlılığı bu son gelişte daha da artmıştır. Öylesine kaynaşmışlardır ki, artık ayrılık mümkün görünmemektedir. Şems, himmet ve teveccühleriyle Mevlana’yı daha da olgunlaştırmış aşk ateşiyle pişirip Hakk’a vuslatı sağlamıştır. Daha önce Şems’e muhalefet edenler de gelip birer birer özür dilerler.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Onun rahat edebilmesi ve hizmetinin görülmesi için evde evlatlık olarak yetiştirilmiş Kimya adındaki genç ve güzel kız Şems’e nikah edilir. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Ama bu sefer de müritler arasında kıskançlık başgösterir. Mevlana’nın diğer oğlu Alaeddin Çelebi bile edebi aşan birkaç davranışıyla kıskançlığını dile getirir. Bu arada Şems’i sevmeyenler de her fırsatta muhalefete, hakaret, iftira ve düşmanlık dolu hareketlere yönelirler. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Şems ile Mevlana, sohbet ve irşadın son merhalelerini, en güzel dönemlerini yaşarken onlar da dışarda kaynamaya, taşkınlık etmeye başlarlar. Artık Mevlana, istenen mertebeye gelmiş Şems’in irşad vazifesi tamamlanmış, daha önce kendisine bildirilen hüküm gereğince başını feda etme zamanı gelmiştir.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Hanımı Kimya Hatun da rahatsızlanıp vefat etmiştir. Bu haberin şehre yayılmasından sonra onu ne pahasına olursa olsun uzaklaştırmak ve Mevlana’yı elinden kurtarmak(!) isteyenler bir plan kurup bu iş için yedi kişi seçerler. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>1247 yılının Aralık ayında, aralarında Mevlana’nın oğlu Alaeddin Çelebi’nin de olduğu rivayet edilen bu yedi kişi medresenin avlusunda pusuya yatar. Bir derviş kapıdan seslenerek Şems Hazretlerini dışarı çağırır. Şems derhal yerinden kalkıp çıkarken Mevlana’ya:</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>“Görüyormusun beni dönüşü olmayan bir davetle dışarıya çağırıyorlar!” diyerek vedalaşıp çıkar. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Sonra bir “Allah “ feryadı yankılanır gecede...</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Kapı açıldığında ise, ortalıkta kimseler yoktur.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Sadece birkaç damla kan lekesi görülür yerde...</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Başka da bir iz bulunamaz.</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Bu son ayrılıktır. Mevlana yine aylarca süren bekleyişe, diyar diyar gezip aramaya başlar. Ama onu maddeten olmasa da manen kendinde bulduğunu şu dizelerle dile getirir: </strong></span></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>“Beden bakımından ondan uzağız amma; </strong></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Cansız bedensiz ikimiz de bir nuruz;</strong></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>İster O’nu gör, ister beni...</strong></span></span></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Tahoma'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>Ey arayan kişi! Ben O’yum, O da ben”</strong></span></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NurYolcusu, post: 132407, member: 12837"] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Konya’da, eski adıyla güllük mevkiinde Şems Parkı olarak bilinen alanın içinde eski bir cami ve türbe vardır. Yılın her günü ziyaretçilerle dolup taşan Mevlânâ türbesine yaklaşık on dakikalık mesafedeki bu mekânı bilen ve ziyaret edenlerin sayısı ise parmakla gösterilecek kadar azdır.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Sözünü ettiğimiz türbe, Mevlânâ’yı hakikâtin sırlarına ulaştıran bir zatın adını taşımaktadır. Tahmin ettiğiniz gibi Şems-i Tebrizi’nin adını.... [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Büyük bir arif olduğu bilinen Melikdad oğlu Ali adlı bir kişinin oğlu olan Muhammed Şemseddin, 1164 senesinde Tebriz’de dünyaya gelmiştir. Henüz çocukluk ve ilk gençlik yıllarında bile kendi kuşağının çocuklarından bambaşka olduğunu göstermiş, anne babasını,yakınlarını, hocalarını hayrete düşüren davranışlar ortaya koymuştur. Zamanın ölçülerini aşan bu zat, çocukluk dönemine ait bir anıyı şöyle anlatıyor:[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]“Henüz ergenlik çağına girmemiştim. Aşk deryasına daldım mı otuz kırk gün hiçbir şey yiyemezdim; istekten kesilirdim. Günlerce açlığa susuzluğa katlanırdım. Bir gün babam bana çıkıştı : ’ Oğlum’, dedi ‘ben senin bu halinden bir şey anlamıyorum. Bunun sonu nereye varacak?‘ ben ona şu cevabı verdim:[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]‘Baba, seninle benim babalık ve evlatlık ilişkimiz neye benzer bilir misin? Bir tavuğun altına tavuk yumurtalarıyla bir de kaz yumurtası koymuşlar. Vakti gelip de civcivler çıktığı zaman, bunlar hep birlikte analarının ardına düşerler, bir göl kenarına gelirler. Kaz yumurtasından çıkan civciv hemen kendini suya atar, bunu gören ana tavuk, eyvah yavrum boğulacak der. Çırpınmaya başlar. Halbuki kaz yavrusu, neşe içinde suda yüzmektedir. İşte, seninle benim aramdaki fark da böyledir.” [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Muhammed Şemseddin, bazı görüşlerin ve Mevlana’nın müridi, öğrencisi olduğu yolundaki yaygın inanışın aksine, basit bir batıni dervişi değil, üstün vasıflarla bezenmiş, hatta vasıftan dahi söz edilemeyecek yapıda bir zattır. Mevlana gibi zahir ve batın ilimlerinde yüksek derecelere ermiş, müderrislik, müftülük yapmış seçkin bir insanı aşk ateşiyle pişirip ona mânâ aleminin pencerelerini açan biri hakkında başka nasıl düşünebiliriz ki? [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Her sözü, sohbeti ve bakışı ile insanları alt üst eden, dar, sınırlı bir ahlaktan Allah’ın ahlakı anlayışına çeken Şems, kendisi için şunları söylüyor :[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]“Ben bir tarafta, dünyanın insanla şenelmiş dörtte bir kısmının halkı da bir tarafta olsa,beni sorguya çekse onlara cevap vermekten kaçınmam ve daldan sıçramam. Ne kadar zor şey sorsalar cevap üstüne cevap veririm. Benim bir sözüm, onlardan her birisi için on cevap ve hüccet olur.” [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Bir gün Baba Kemal’in, kendisine Şeyh Fahreddin Iraki’ye açılan sırlardan ve hakikâtlerden yana bir keşif gelip gelmediğini, sorması üzerine Tebrizi: [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]“Ondan daha çok müşahade gelir! Ancak onun bildiği bazı ıstılahlar vardır,onun için gördüğünü en sevimli şekilde sunar. Bana gelince, bende öyle güç yoktur.” diye cevap verir. Baba Kemal de “Allah ü Teala, sana günlük bir arkadaş versin ki, evvellerin ahirlerin bilgilerini hakikâtlerini senin adına izhar etsin. Hikmet ırmakları onun kalbinden diline aksın, harf ve ses kıyafetine girsin, o kıyafetin rütbesi de senin adına olsun” der.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Makalat adlı eserindeki ifadelerinden onun Tebriz’de Ebubekir adlı Şeyhinden feyz aldığı anlaşılır, ancak yine kendisinin bildirdiğine göre, şeyhi onda olan bir şeyi görememiş, başka kimsenin de göremediği bu farkı, sadece Hüdavendigârı Mevlana anlayabilmiştir.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Zaten şeyhi onu daha fazla olgunlaştırmanın kendi gücünü aştığını anladığı zaman seyahate çıkmasına izin verir. O da diyar diyar gezip Sohbetine dayanabilecek bir dost, bir mürşit arar. Fakat aradığını bir türlü bulamaz, hiç kimse onu tatmin edemez. Konuştuğu kişileri imtihan eder,istediği cevabı alamayınca oradan ayrılır. Kendisini olgunlaştıracak bir şeyh aradığını söyler; ama bütün şeyhleri kendine mürid yapıp arayışına devam eder. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Memleketi olan Tebriz’de kendisine manevi kemalinden dolayı “Kamili Tebrizi”, durmadan gezdiği, yolları tayy ettiği için “Şemseddin-i Perende” (uçan Şemseddin) derler. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Bir gün yolu Bağdat şehrine düşer. Orada meşhur sofilerden Şeyh Evhadüddin Kirmani’yi bulup neyle meşgul olduğunu sorar.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]“Ayı leğendeki suda görüyorum” diye cevap verir Kirmani.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Şems Hazretleri bu cevap üzerine:[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B] “Boynunda çıban yoksa neden başını kaldırıp da onu gökte görmüyorsun? Kendini tedavi ettirmek için bir doktor bulmaya bak. Böylece, neye bakarsan gerçekten bakılmaya değer olanı onda görürsün” der.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Kirmani Hazretleri Şems’in ellerine sarılıp müridi olmak istediğini söyler. Şems’in cevabı kesindir: “Sen benim arkadaşlığıma dayanamazsın!”[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Ama, Evhadüddin, ısrarlıdır. Nihayet, Şems, Bağdat pazarının tam ortasında birlikte şarap içmek şartıyla kabul edeceğini söyler. Evhadüddin “bunu yapamam” deyince, [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]“O zaman benim için şarap bulup getirir misin?” sorusunu yöneltir. Onu da yapamayacağını bildiren Kirmani’ye “ben içerken bana arkadaşlık eder misin? ”diye sorar. “Edemem” yanıtı üzerine artık Şems Hazretleri, “ Erlerin huzurundan ırak ol!”diye bağırır. “Bana arkadaş olamazsın . Bütün müridlerini ve dünyanın bütün namus ve şerefini bir kadeh şaraba satmalısın. Bu aşk meydanı erlerin ve bilenlerin işidir. Ve şunu da iyi bil ki ben mürid değil, şeyh arıyorum.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Hem de rastgele bir şeyh değil, hakikâti arayan olgun bir şeyh!..”[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Kirmani, teslimiyet ve kabiliyet imtihanını bu nedenle geçememiş, onun asıl maksadını idrak edememiştir. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Tebrizi, arayışları sırasında bir rüya görür. Rüyasında kendisine bir velinin arkadaş edileceği bildirilir. Üst üste iki gece rüya tekrarlanır ve o velinin Rum ülkesinde olduğu haberi verilir. Onu aramak için yollara düşmek ister, fakat daha zamanının gelmediği, “işlerin vakitlerine tabi ve rehinli olduğu bildirilir.”[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Şems ilahi tecellilerle mest olduğu, tam mânâsıyla istiğraka daldığı, müşahedenin güzelliğine beşer kuvvetiyle tahammül gösteremediği zamanlarda “gizli velilerinden birini bana göster” diyerek niyaz eder ve sabırsızlanır. Üzerindeki o yoğun halleri dağıtmak için başka işlerle oyalanmaya çalışır. Para almadan inşaat işlerinde bile çalışır.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Nihayet bir gün;[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]“Madem ki ısrar ve arzu ediyorsun O halde şükrane olarak ne vereceksin?” diye bir ilham gelir.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]O da “başımı!..” cevabını verir.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Bu cevaba karşılık olarak,[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Bütün kâinatta Mevlana-yı Rumi Hazretlerinden başka, senin şerefli arkadaşın yoktur.” haberi gelir.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Artık Rum ülkesine gitmek, o sevgili ile görüşmek ve yolunda başını feda etmek üzere yola çıkacaktır. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Uzun bir yolculuğun ardından Şemseddin Muhammed, M. 1244 yılının Ekim ayında Konya’ya gelir. Kaldığı han odasının anahtarını boynuna zamanın tüccarları gibi asıp çarşıda dolaşmaya başlar aşk ve ilmin tüccarı olduğuna işaret ederek...[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]İkindiye doğru, ana caddede, katıra binmiş, talebeleri etrafında dört dönen bir müderris görünür. Şems aradığı dostun o olduğunu anlar. Önüne geçerek katırın dizginlerini tutar ve keskin bakışlarıyla: “Sen Belhli Baha Veled’in oğlu Mevlana Celaleddin misin?” diye sorar.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Mevlana “evet” diye cevap verir. Şems:[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]“Ey müslümanların imamı! Bir müşkülüm var. Hz. Muhammed mi büyük, Bayezid-i Bistami mi?[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Sorunun heybetinden kendinden geçen Mevlana, kendini toplayınca;[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]“Bu nasıl sual böyle? Tabi ki, Allah’ın elçisi Hz. Muhammed bütün yaratıkların en büyüğüdür.”[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]O zaman Şems:[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]“O halde neden Peygamber bu kadar büyüklüğü ile Ya Rabbi seni tenzih ederim, biz seni layık olduğun vechile bilemedik” buyururken,[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Bayezid, “Ben kendimi tenzih ederim! Benim şanım çok yücedir. Zira cesedimin her zerresinde Allah’tan başka varlık yok!..” demekte?[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Mevlana:[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]“Hz. Muhammed, müthiş bir manevi susuzluk hastalığına tutulmuştu,’biz senin göğsünü açmadık mı?’ şerhiyle kalbi genişledi. Bunun için de susuzluktan dem vurdu. O Her gün sayısız makamlar geçiyor, her makamı geçtikçe evvelki bilgi ve makamına istiğfar ediyor, daha çok yakınlık istiyordu. Bayezid ise, bir yudum suyla susuzluğu dindi ve suya kandığından dem vurdu. Vardığı ilk makamın sarhoşluğuna kapılarak kendinden geçti ve o makamda kalarak bu sözü söyledi.” [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Şemsi Tebrizi, bu cevap karşısında “Allah”diyerek yere yuvarlanır. Mevlana, hemen atından inip yanındaki adamların da yardımıyla onu yerden kaldırıp medresesine götürür. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Artık bu medresede iki âşık, hiç dışarı çıkmadan, yanlarına kimsenin girmesine izin verilmeden aylarca sürecek sohbetlere dalacaktır. Mevlana bunca zaman kitapların, sayfaların arasında aradığı ve Şeyhi Seyyid Burhaneddin’in yıllarca önceden müjdelediği sevgilisine, gönül dostuna kavuşmuş,o andan itibaren de bütün yaşamı değişmiştir. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Şems, önce onu çok değer verdiği zatların, hatta babasının bile eserlerini okumaktan men eder, değer verdiği bütün kitaplarını birer birer havuza atar. Daha sonra hiç kimseyle konuşmasına izin vermez.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Medresedeki derslerini, vaazlarını terk etmek zorunda kalır. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Şimdi sıra imtihanlardadır... Bir gün Şems-i Tebrizi, Mevlana’yı denemek maksadıyla güzel bir sevgili ister ondan. O da güzellikte eşi bulunmayan karısını getirir tereddüt etmeden . Şems, “bu benim can kız kardeşimdir. Bu olmaz. Bana hizmet edecek bir erkek çocuğu bul” der.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Mevlana, Oğlu Sultan Veled’i ona kul olsun diye getirir. Şems, “bu kalbimi bağlayan oğlumdur. Şimdi şarap olsaydı, su yerine onu içerdim. Ben onsuz yapamam” deyince, Mevlana hemen gidip Yahudi mahallesinden bir testi şarap getirir. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Şems, bu teslimiyet ve itaatten hayrete düşüp[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]“Başlangıcı olmayan başlangıcın ve sonu olmayan sonun hakkı için diyorum ki, dünyanın başından sonuna kadar senin gibi gönül yutan bir Muhammed yürekli bu aleme ne gelmiş ne de gelecektir.” dedi.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Ben Mevlana’nın hilminin derecesini anlamak için bu imtihanları yaptım. Onun iç alemi o kadar geniş ki, rivayet ve hikaye çerçevesine sığmaz.” der.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Kendisine hürmetle, sevgiyle yaklaşan diğer insanlara da çeşitli imtihanlar uygulamış, örneğin kendisinden para isteyince bütün parasını, malını mülkünü ayaklarına seren Hüsameddin Çelebi’ye Velilerin gıpta ettiği bir makamı müjdelemiştir. O servetin içinden de sadece bir dirhem alır. Geri kalanını Hüsameddin’e bağışlar.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Mevlana ve Şemsi Tebrizi’ye gönül verenler bu haldeyken, sohbetlerden ve bu sofradaki zenginlikten mahrum kalanlar Şems’ten kendilerine bir gönül hoşluğu gelmediğini öne sürüp kıskançlık içinde fitne tohumlarını atmaktadırlar. Dedikodularla atılan düşmanlık tohumları iyice olgunlaştığında Şems, bir gece aniden Konya’yı terk ederek kayıplara karışır. On altı ay boyunca hiçbir haber alınamaz. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Bu ayrılık süresince Mevlana tekrar eski haline gelmek, halka ve derslerine dönmek şöyle dursun, kimseyle görüşmez konuşmaz, medresesini büsbütün bırakır, keder içinde yalnızlığa çekilir. Hastalanır. Artık neredeyse can verecekken, Şam’dan gelen mektupla canlanır. Şems ikinci kez Konya’ya gelir. Birkaç ay süren sohbetler, görüşmeler neticesinde yine fitneler düşmanlıklar baş gösterir. Bunun üzerine Şems, tekrar kayıplara karışır... [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Mevlana için yine ayrılık başlamıştır, coşkun bir aşk ve cezbe halinde aylarca gözyaşı döker gazeller söyler, her gelenden onu sorar, yalan haber getirenlere bile üstünde ne varsa verir, doğru haberi verene canını teslim edeceğini söyleyerek... [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Bu arada fesat ve dedikodu çıkaranların çoğu, bu yolla Mevlana’yı kendilerini döndüremeyeceklerini anlar, bazıları da Şems’in kıymetini fark ederek pişmanlık içinde özür dilerler. Birkaç ay sonra Şems-i Tebrizi’nin Şam’da olduğu haberi gelince Mevlana halini anlatan mektuplar gönderir, yalvarır, dualar eder. Nihayet üçüncü mektuba aylar süren bekleyişten sonra karşılık gelir. Şems de aynı coşkunlukla ona cevap gönderir.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Mektubu alan Mevlana, hemen oğlu Sultan Veledi çağırıp eline dördüncü mektubu vererek şunları söyler:[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]“Birkaç arkadaşınla Mevlana Şems’i aramaya git. Giderken şu kadar gümüş ve altın parayı da beraberinde götür. Bu paraları Şam’da O Tebriz Sultanının ayakkabısı içine dök ve onun mübarek ayakkabısını Rum tarafına çevir. Benim selamımı ilet ve âşıklara yaraşır secdemi O’na arz et. Şam’a ulaştığın vakit,Cebel-i Salihiye’de meşhur bir han vardır, doğru oraya git. Orada Mevlana Şemseddin’in güzel bir Frenk çocuğuyla satranç oynadığını görürsün. Sonunda oyunu Şems kazanırsa, Frengin malını alır. Frenk çocuğu kazanırsa, Şems’e bir tokat vurur. Sen onun vurduğunu görünce hata edip kızmayasın. Çünkü o çocuk kutuplardandır. Fakat o kendini iyi tanımıyor. Şems’in sohbetinin bereketi ve inayeti ile halinin olgunlaşması lazımdır.” [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Sultan Veled, babasının dediklerini aynen yaparak yanındaki adamlarla birlikte yola çıkar. Şam’a varınca hemen hana gider. Şems, Mevlana’nın söylediği gibi bir frenk çocuğuyla satranç oynamaktadır. Sultan Veled, babasının mektubunu, armağanlarını Şems’e teslim ettikten sonra, bütün dostların yaptıklarından pişman olduklarını kendisini saygı ve hasretle Konya’da beklediklerini anlatır. Yalvarıp türlü niyaz ve ricalarla onu dönmeye ikna eder. Birlikte yola çıkarlar. Şemsi kendi atına bindiren Sultan Veled, aşk ve neşe içinde Konya’ya kadar yayan olarak gelir. Şems onun gösterdiği bu saygı ve bağlılıktan çok hoşnut kalır, ona övgü dolu sözler söyler. Uzun bir yolculuktan sonra, Konya’ya yakın Zencirli Hanı’na geldiklerinde babasına müjdelemek için şehre bir derviş gönderir. Mevlana bu müjdeyi duyunca üstünde ne varsa çıkarıp dervişe verir. Konya halkına haber salıp emirlerden, bilginlerden, fakirlerden ve ahilerden onu karşılamak isteyenlerin toplanmasını ister. Kendisi de ata binerek bütün Konya ileri gelenleri ve ahalisiyle birlikte Şems’i şehre getirir. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Bu defa da altı ay boyunca medresedeki bir hücrede baş başa kalırlar. Yanlarına kuyumcu Selahaddin ve Sultan Veled’den başkası girememektedir. Mevlana’nın Şems’e bağlılığı bu son gelişte daha da artmıştır. Öylesine kaynaşmışlardır ki, artık ayrılık mümkün görünmemektedir. Şems, himmet ve teveccühleriyle Mevlana’yı daha da olgunlaştırmış aşk ateşiyle pişirip Hakk’a vuslatı sağlamıştır. Daha önce Şems’e muhalefet edenler de gelip birer birer özür dilerler. Onun rahat edebilmesi ve hizmetinin görülmesi için evde evlatlık olarak yetiştirilmiş Kimya adındaki genç ve güzel kız Şems’e nikah edilir. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Ama bu sefer de müritler arasında kıskançlık başgösterir. Mevlana’nın diğer oğlu Alaeddin Çelebi bile edebi aşan birkaç davranışıyla kıskançlığını dile getirir. Bu arada Şems’i sevmeyenler de her fırsatta muhalefete, hakaret, iftira ve düşmanlık dolu hareketlere yönelirler. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Şems ile Mevlana, sohbet ve irşadın son merhalelerini, en güzel dönemlerini yaşarken onlar da dışarda kaynamaya, taşkınlık etmeye başlarlar. Artık Mevlana, istenen mertebeye gelmiş Şems’in irşad vazifesi tamamlanmış, daha önce kendisine bildirilen hüküm gereğince başını feda etme zamanı gelmiştir. Hanımı Kimya Hatun da rahatsızlanıp vefat etmiştir. Bu haberin şehre yayılmasından sonra onu ne pahasına olursa olsun uzaklaştırmak ve Mevlana’yı elinden kurtarmak(!) isteyenler bir plan kurup bu iş için yedi kişi seçerler. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]1247 yılının Aralık ayında, aralarında Mevlana’nın oğlu Alaeddin Çelebi’nin de olduğu rivayet edilen bu yedi kişi medresenin avlusunda pusuya yatar. Bir derviş kapıdan seslenerek Şems Hazretlerini dışarı çağırır. Şems derhal yerinden kalkıp çıkarken Mevlana’ya: “Görüyormusun beni dönüşü olmayan bir davetle dışarıya çağırıyorlar!” diyerek vedalaşıp çıkar. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Sonra bir “Allah “ feryadı yankılanır gecede...[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Kapı açıldığında ise, ortalıkta kimseler yoktur.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Sadece birkaç damla kan lekesi görülür yerde...[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Başka da bir iz bulunamaz.[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Bu son ayrılıktır. Mevlana yine aylarca süren bekleyişe, diyar diyar gezip aramaya başlar. Ama onu maddeten olmasa da manen kendinde bulduğunu şu dizelerle dile getirir: [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [CENTER][FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]“Beden bakımından ondan uzağız amma; [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Cansız bedensiz ikimiz de bir nuruz;[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]İster O’nu gör, ister beni...[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=Tahoma][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]Ey arayan kişi! Ben O’yum, O da ben”[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT][/CENTER] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Bunları Biliyormusunuz
Tarihden Bir Yaprak
şems-i tebrizi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst