Sen hiç değişmiyorsun ölüm

Livza

Well-known member
ey ölüm!!!!

her şeye herkese yakıştırıyoruz seni.

gökte özgür uçan kuşamasum bir çocuğa sokakta her şeyden habersiz yürüyen adama
yaşlı komşu amcaya nice şahin bakışlıya nice...
bir kendimize yakıştıramıyoruz ey ölüm!
ey ölüm! ey lezzetleri acılaştıran! ey dizlerimi soğutan! ey acziyetin doruğu!
ey ölüm! bak her şey değişti herşey değişiyor.
İklimler değişti çağlar değişti insanlar değişti.
bir sen değişmedin değişmiyorsun. başkalaşmıyorsun.
sen hep aynısın aynı ses aynı sima aynı kararlılık...
sen hiç değişmiyorsun ölüm!
ey ölüm! her şeye alıştık şu fani dünyada; acıya vefasızlığa kavgaya
değişmeye değişimlere sabitliğe.
bir sana alışamadık. bir sana alıştıramadık yüreklerimizi.
buz kesildi her adını duyduğumuzda kulaklarımız.
her kıyından geçişte terler döktük her yamacımıza uğrayışta ....
yalan sandık her defasında inanamadık.
sen hep vardın oysa bizim için.
bizden daha eskiydin hatta daha gerçektin.
her şeyden daha sıradan daha olağandın.
yine de alışamadık sana ey ölüm! alışamıyoruz.
biz kaçtıkça peşimizden geliyorsun.
umulmadık bir zamanda ve mekanda konuk oluyorsun en içten gülen göz bebeklerimize.
deli gibi çarpan yüreğimize ya da hiç kıyamadığımız bir yarenimize.
sahi söyle senin de var mı sevdiklerin?
her gelişin depremlerle tufanlarla oluyor.
feryatlar figanlar kopuyor bağrımızdan sen giderken duymuyorsun.
ayak seslerin çağlar içinde çınlıyor fark etmiyorsun.
alışılmıyorsun ey ölüm! alışılamıyorsun.
belki kurtuluşsun bazıları için
bazıları için bir nimet.
zulüm olurdu belki yokluğun
arkana takıp götürdüklerinden çoğu için
belki varlığın bir rahmet. fakat yine de
zor seçiliyorsun ey ölüm!
eninde sonunda bizde karşılaşacağız seninle.
bilmiyorum nasıl nerede?
varlığın benliğimde
sabırsızlanıyor ey ölüm!
sahi sen de ölür müsün bir gün böyle
 

Livza

Well-known member
ölüm kucakla ruhumu....

İnsanoğlunun fıtratından mıdır nedir, her gün başkalarının ölümüne şahit olduğu halde her nedense, çok uzakmış gibi bir zanla ölümü kendine yakıştıramaz Oysaki yemin edildiğinde keffaret gerektirmeyen tek gerçeğin ölüm olduğunu bildiğimiz halde, arkadaş ortamlarında ölüm söz konusu olduğunda, ustaca bir tavırla konuyu değiştirme yoluna gideriz

Eskiden, kabirleri camilerin yada evlerin önlerine yaparlardı ki insanlar gelip geçtikçe ölümü hatırlasınlar Şimdi yüksek yüksek mezarlık duvarları iyice unutturdu bize ölümü Her gün minarelerden duyulan yanık sâdâlar ve ekranlarda izlediğimiz ölüm haberlerini öyle kanıksamışız ki sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi bir tavrın içindeyiz

Oysa ruhları mahfuz olan kutsiler, ebedi ölümsüzlüğe geçiş olan ölümü her daim terennüm etmişler ve ruhlarının nurani vasıflarla donatılmaları nedeniyle bedenlerini, sadece Allah’a ulaşmak için zaruri ve geçici bir araç olarak görmüşlerdir

Onlara göre ölüm, her zaman unutulmayan bir gerçek ve sonsuz bir yolculuğun habercisi olmuştur Öyle bir yolculuk ki ölümsüzlükle donatılan ruhun, belli bir süre hapsedildiği ten kafesinden sıyrılıp adeta sonsuzluk yurduna yürümesidir Hani demişti ya Mevlânâ “ruh gurbette, asli vatanını arzular” diye

Yine bir Allah dostu şöyle demiş; “ârif ölümü dost, rahatlığı da düşman görür Allah-u Teâlâ’yı devamlı hatırlamayı en büyük saadet bilir Başının üstünde dolaşan ölümü düşünerek son yolculuğu için hazırlığını tam yapar

Ölümü bir felaket olarak görenlere ise büyük mutasavvıf İmam-ı Rabbani Hazretleri ne güzel söylemiş; “Ölmek felaket değildir, öldükten sonra başına gelecekleri bilmemek felakettir”

Gelin şimdi de Asr-ı Saadet’e bir lahzâ uzanalım ve O kutlu sahabenin bu konudaki haleti ruhiyesine bakalım

Ağlıyordu Ebu Hureyre (ra), inci inci dökülmüştü de sakalını ıslatmıştı billur gözyaşları, o mübarek sahabenin Vefatının yaklaştığını hissediyordu: “Kardeşlerim, öyle bir sefere çıkıyorum ki yol çok uzak, azık az, yakînim zaif, bir de sırat üzerinden geçerken cehenneme düşmek korkusu var” diyordu

Ebu Zerr (ra) de şöyle diyordu: “Ey ölüm, haydi tez gel! Canım Rabbine kavuşmak sevgisiyle çırpınmaktadır”

Selam olsun, ölümü bir sevgili gibi kucaklayanlara…
 

nurunalanur

Well-known member
...Şunu bil ki, ölüm mutlaka bir gün gelecek. Ve bu geliş, senin umduğun kadar pek de uzak olmayacak. Çünkü, "gelecek olan her şey gelecektir ve bütün gelecek olanlar yakındır."...

Ölüm öldürülmüyor kabir kapısı kapanmıyor. Geniş zannettiğimiz dünyamız musibet duvarlarına çarptığımız da ne kadar da daralıyor. Anın hakikatine yanaşıyoruz. Ölüm haktır diye haykırıyor her bir manzara.
 
Üst