Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Sen Hiç Dikenli Yolda Yürüdün mü?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 401039" data-attributes="member: 1004566"><p> <table style='width: 100%'><tr><td>Sen Hiç Dikenli Yolda Yürüdün mü?<br /> <br /> <br /> <br /> </td></tr><tr><td><br /> <table style='width: 100%'><tr><td><br /> <table style='width: 100%'><tr><td><strong>Cenâb-ı Hak buyuruyor:</strong><br /> <br /> <strong>“Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ne babanın evlâdı, ne de evlâdın babası nâmına birşey ödeyemeyeceği günden çekinin. Bilin ki, Allâh’ın vaadi hakikattir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve şeytan, Allâh’ın affına güvendirerek sizi kandırmasın!” </strong>(Lokmân, 33)<br /> </td></tr><tr><td></td></tr><tr><td><strong>Rasûlullah (sav) buyurdular:</strong><br /> <br /> <em>“Mü’min, günâhını şöyle görür: O, sanki üzerine her an düşme tehlikesi olan bir dağın dibinde oturmaktadır. «Dağ üzerime düşer mi?» diye korkar durur. Fâcir (günahkâr) ise, günahı burnunun üzerinden geçen bir sinek gibi görür.” </em>(Buhârî, Deavât, 4; Müslim, Tevbe, 3)<br /> </td></tr><tr><td><br /> <br /> <br /> </td></tr><tr><td><br /> <p style="text-align: left">Hz. Ömer, bir gün Übey bin Kâ’b (ra)’a takvânın ne olduğunu sormuştu. Übey (ra) ona:<br /> <br /> “–Sen hiç dikenli bir yolda yürüdün mü ey Ömer?” dedi.<br /> <br /> Hz. Ömer:<br /> <br /> “–Evet, yürüdüm.” karşılığını verince bu sefer:<br /> <br /> “–Peki, ne yaptın?” diye sordu.<br /> <br /> Hz. Ömer de:“–Elbisemi topladım ve dikenlerin bana zarar vermemesi için bütün gücümü sarf ettim.” cevâbını verdi.<br /> <br /> Bunun üzerine Übey bin Kâ’b şöyle dedi:<br /> <br /> “–İşte takvâ budur.” (İbn-i Kesîr, Tefsîr, I, 42)<br /> </p> Takvâ, insanın kendi fânîliğini unutmamasıdır. Zira ham nefsin mayasında fânîliğe isyan vardır. O nefis, sonsuzluğun seyyâhı olmak ister. Dünyadaki fânî hayatın kabına sığamaz. Ebedîliğin hasretiyle fânilikten kaçış hâlindedir. Bu yüzden fânîliği hatırlatan ölüm, nefsin gözünde korkunç hâle gelir. Aklın ve kalbin îcâbı ise, kuru bir ölüm korkusu yerine, nefsânî arzuları bertaraf edip amel-i sâlihlerde bulunarak ölümü güzelleştirmektir.</td></tr><tr><td><br /> <br /> </td></tr><tr><td><strong><em>Her Güne Bir Esma-ül Hüsna</em></strong><strong><em>(Allah’ın En Güzel İsimleri)<br /> </em></strong><br /> <strong>el-Afüvv</strong><strong>: </strong>Kullarının günahlarınıkendilerinde sorumluluk kalmayacak bir şekilde affeden, amel defterinden günahları silen, hatırlayıp da mahcup olmasınlar diye de kuluna o günahı unutturan demektir.<br /> </td></tr><tr><td><br /> <br /> </td></tr><tr><td><strong><em>Kısa Günün Kârı<br /> </em></strong><br /> Hiçbir zaman unutulmamalıdır ki, günahlar, cennet yasaklarıdır. İnsan bu hatalarını artırdıkça, cennete girme imkânı da daralmış olmaktadır. Bu yüzden hatalardan vazgeçilecek, yeni ve güzel amel-i sâlihler edinilecek mevsim, gençlik devridir. Zira gençlikte Allâh’a yaklaşmak, hem daha kolay, hem de daha bereketlidir. Fakat bu hususta da aceleci olmak ve hayırlı niyet ve amelleri tehir etmemek gerekmektedir. Çünkü ömür kısa, vakit ise hızla tükenmektedir.<br /> </td></tr></table></td></tr></table></td></tr></table></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 401039, member: 1004566"] [TABLE="width: 606, align: center"] [TR] [TD="bgcolor: #FFFFFF, align: left"]Sen Hiç Dikenli Yolda Yürüdün mü? [/TD] [/TR] [TR] [TD="colspan: 2"] [TABLE="width: 606"] [TR] [TD="width: 580, bgcolor: #FFFFFF, align: left"] [TABLE="width: 570, align: center"] [TR] [TD][B]Cenâb-ı Hak buyuruyor:[/B] [B]“Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ne babanın evlâdı, ne de evlâdın babası nâmına birşey ödeyemeyeceği günden çekinin. Bilin ki, Allâh’ın vaadi hakikattir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve şeytan, Allâh’ın affına güvendirerek sizi kandırmasın!” [/B](Lokmân, 33) [/TD] [/TR] [TR] [TD="align: center"][/TD] [/TR] [TR] [TD][B]Rasûlullah (sav) buyurdular:[/B] [I]“Mü’min, günâhını şöyle görür: O, sanki üzerine her an düşme tehlikesi olan bir dağın dibinde oturmaktadır. «Dağ üzerime düşer mi?» diye korkar durur. Fâcir (günahkâr) ise, günahı burnunun üzerinden geçen bir sinek gibi görür.” [/I](Buhârî, Deavât, 4; Müslim, Tevbe, 3) [/TD] [/TR] [TR] [TD="align: center"] [/TD] [/TR] [TR] [TD] [LEFT]Hz. Ömer, bir gün Übey bin Kâ’b (ra)’a takvânın ne olduğunu sormuştu. Übey (ra) ona: “–Sen hiç dikenli bir yolda yürüdün mü ey Ömer?” dedi. Hz. Ömer: “–Evet, yürüdüm.” karşılığını verince bu sefer: “–Peki, ne yaptın?” diye sordu. Hz. Ömer de:“–Elbisemi topladım ve dikenlerin bana zarar vermemesi için bütün gücümü sarf ettim.” cevâbını verdi. Bunun üzerine Übey bin Kâ’b şöyle dedi: “–İşte takvâ budur.” (İbn-i Kesîr, Tefsîr, I, 42) [/LEFT] Takvâ, insanın kendi fânîliğini unutmamasıdır. Zira ham nefsin mayasında fânîliğe isyan vardır. O nefis, sonsuzluğun seyyâhı olmak ister. Dünyadaki fânî hayatın kabına sığamaz. Ebedîliğin hasretiyle fânilikten kaçış hâlindedir. Bu yüzden fânîliği hatırlatan ölüm, nefsin gözünde korkunç hâle gelir. Aklın ve kalbin îcâbı ise, kuru bir ölüm korkusu yerine, nefsânî arzuları bertaraf edip amel-i sâlihlerde bulunarak ölümü güzelleştirmektir.[/TD] [/TR] [TR] [TD="align: center"] [/TD] [/TR] [TR] [TD][B][I]Her Güne Bir Esma-ül Hüsna[/I][/B][B][I](Allah’ın En Güzel İsimleri) [/I][/B] [B]el-Afüvv[/B][B]: [/B]Kullarının günahlarınıkendilerinde sorumluluk kalmayacak bir şekilde affeden, amel defterinden günahları silen, hatırlayıp da mahcup olmasınlar diye de kuluna o günahı unutturan demektir. [/TD] [/TR] [TR] [TD="align: center"] [/TD] [/TR] [TR] [TD][B][I]Kısa Günün Kârı [/I][/B] Hiçbir zaman unutulmamalıdır ki, günahlar, cennet yasaklarıdır. İnsan bu hatalarını artırdıkça, cennete girme imkânı da daralmış olmaktadır. Bu yüzden hatalardan vazgeçilecek, yeni ve güzel amel-i sâlihler edinilecek mevsim, gençlik devridir. Zira gençlikte Allâh’a yaklaşmak, hem daha kolay, hem de daha bereketlidir. Fakat bu hususta da aceleci olmak ve hayırlı niyet ve amelleri tehir etmemek gerekmektedir. Çünkü ömür kısa, vakit ise hızla tükenmektedir. [/TD] [/TR] [/TABLE] [/TD] [/TR] [/TABLE] [/TD] [/TR] [/TABLE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Sen Hiç Dikenli Yolda Yürüdün mü?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst