Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Sen onun kalbini mi yardın?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Muvahhid1" data-source="post: 258386" data-attributes="member: 1003203"><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #2f4f4f"><strong>MEDİNE'ye dönen askerler Hz. Peygamber'in karşısındadır. Sevgili peygamberimiz son derece sinirlidir. Arkadaşları O'nu böyle görmeye pek alışık değillerdir. Ama o bir olaya odaklanmış, cevabını beklemektedir.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #2f4f4f"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #2f4f4f"><strong></strong>Olay önemlidir, çünkü Hz. Peygamber dönemindeki her olay ve O'nun her olaya karşı takındığı tavır, sonrakiler için bir ölçü oluşturacaktır. Bu yüzden hassas, onun için ısrarlı...</span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #2f4f4f"></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #2f4f4f">Karşısına aldığı delikanlı daha 18 yaşlarında. Belki biraz az, belki biraz fazla. O aslında yanlışlık yapanları karşısına koyup doğrudan hedef almazdı. O'nun tarzı değildi bu zira. Bir hata gördüğünde <strong>"Bazılarına ne oluyor ki, şöyle şöyle yapıyorlar"</strong> tarzında konuşurdu. Tenkidini genele yayar, olayları kişiselleştirmezdi. Ama bu sefer farklıydı ve yanlış yapanı karşısına almıştı. Üstelik bu delikanlı, O'nun çok sevdiği, canı kadar sevdiği bir delikanlı olan <strong>Hz. Zeyd'</strong>in oğlu <strong>Hz. Usame </strong>idi. Geleceği parlak, tanınan ve sevilen bir delikanlı.</span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #2f4f4f"></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #2f4f4f">Peygamberimizin tepkisini çeken olay şöyle gelişmişti:</span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #2f4f4f"></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #2f4f4f"><strong>Hz. Usame </strong>ve arkadaşları bir seferdeyken, düşmanla karşılaşırlar. Sürtüşme çıkar ve bu esnada <strong>Hz. Usame </strong>muhatabıyla boğuşmaya başlar. Rakibini yere düşürür ve tam kılıcını kaldırıp öldürmek üzereyken yerdeki kişi, <strong>"Eşhedü enlá ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlühü - Şahitlik ederim ki Allah birdir ve yine şahitlik ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir!"</strong> diye haykırır. Ancak <strong>Usame </strong>bunu duymazdan gelir ve onu öldürür. Yani bir açıdan, Müslümanlığını ilan etmiş olan birini öldürmüştür. Üstelik merhamet dileyen birinin feryadını da umursamamıştır.</span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #2f4f4f"></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #2f4f4f">Bugün, dünyadaki savaşların acımasızlığına, bırakınız nizami savaşları, işgal veya baskınlarda dahi ne denli acımasız olunduğuna bakılarak <strong>"Ne olur ki, savaşın mantığı içinde gerekeni yapmış"</strong> diyenler olabilir belki. Ama öyle değil. Çünkü Allah'ın Elçisi'ne göre bir sahabe, başkaları gibi olmamalıydı. Onun ilkeleri vardı. Merhamet sunan bir peygamberi tanıyordu. O'nun ve Kutsal Kitab'ın <strong>"Öldürmeyin, yaşatın; işkence etmeyin, bağışlayın; düşürmeyin, düşeni kaldırın; nefret ettirmeyin, sevdirin; zorlaştırmayın, kolaylaştırın; savaşta olsanız bile çocuk, kadın, ihtiyar, din adamı ve savaşa girmemişleri öldürmeyin; ot yakmayın; ağaç kesmeyin; anlaşma şansı tanımadan saldırmayın" </strong>dediğini iyi biliyordu. Onun bu yanlışlığı yapmaması gerekiyordu.</span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #2f4f4f"></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #2f4f4f">İşte Hz. Peygamber (SAV) bundan ötürü ona soruyordu. Eğer susmuş olsaydı, <strong>Zeyd'</strong>in oğlunun bu tavrını bir anlamda hoş karşılamış olacaktı. Bu yüzden Hz. Peygamber burada toleranssızdı. Şimdi sorguluyordu işte. Hem de en sevdiğinin oğlu olduğuna bakmadan. Hem de çok değer verdiği bir genç olduğuna hiç bakmadan!</span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #2f4f4f"></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #2f4f4f"><strong>Hz. Zeyd'</strong>in oğlu <strong>Usame </strong>huzurdadır, Peygamberimizin huzurunda. Soruyordu Hz. Peygamber:</span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #2f4f4f"></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: #2f4f4f"><strong>"Sen 'Allah birdir' diyen birini mi öldürdün?"</strong></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkslategray">Bunu ısrarla ve üst üste soruyordu.</span></span></p><p></p><p><span style="color: darkslategray"><span style="font-size: 10px"><strong>"Sen, imanını ilan eden birini mi öldürdün?"</strong></span></span></p><p></p><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkslategray">Zeyd'</span></span></strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkslategray">in oğlu sıkıntı içindedir. Kendini müdafaa etmeye başlar. Şöyle der:</span></span></p><p></p><p><span style="color: darkslategray"><span style="font-size: 10px"><strong>"Ey Allah'ın Resulü! Ama o bunu korkudan söyledi. Öldürüleceğini anladığı için söyledi!"</strong></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkslategray">Savunma böyleydi ama Merhamet Peygamberi'nin sorgu ve hiddeti dinmiyordu. Dönüyor ve <strong>Hz. Zeyd'</strong>in oğluna şu çarpıcı soruyu soruyordu. Sadece ona değil, bütün çağların insanlarına:</span></span></p><p></p><p><span style="color: darkslategray"><span style="font-size: 10px"><strong>"Ne o, onun kalbini mi yardın? Nereden biliyorsun bunu? O halde kalbini yarsana ya!"</strong></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkslategray">Peygamberimizin sözleri Medine atmosferinde yankı buluyordu.</span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkslategray">Bugün bile o yankıyı içimizde hissediyoruz. Yani diyordu Peygamber, </span></span><span style="color: darkslategray"><span style="font-size: 10px"><strong>"Nereden biliyorsun? Yoksa niyet okumaya mı başladınız? Siz, niyet okumaya, insanların inancını tartmaya, Allah'ın bildiği sırrı bilmeye memur değilsiniz! Siz affetmeye, bağışlamaya, rahmet etmeye zorunlusunuz. İç álemlerin hesabı size değil, Yüce Allah'a aittir!"</strong></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkslategray">Peygamberimiz bu cümleyi öylesine tekrar edecektir ki, <strong>Hz. Usame </strong>sonraları şöyle itiraf edecektir:</span></span></p><p></p><p><span style="color: darkslategray"><span style="font-size: 10px"><strong>"Keşke o güne kadar değil de, ondan sonra Müslüman olmuş olsaydım ve bu ağır sorumluluk altında ezilmeseydim!"</strong></span></span></p><p></p><p></p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkslategray">Evet, bu bir itiraftı. Bu, mesajın en derinlere kadar işlendiğinin ilanıydı. <strong>Zeyd'</strong>in oğlu ve ötekiler sarsılıyorlardı. Derin bir korku ve pişmanlık içindeydiler. Savaşın da bir merhamet kapısına dönüşebileceğini, savaşta esas erdemin öldürmek değil, yaşatmak olduğunu anlıyorlardı.</span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkslategray">Bugün çocuk öldürenlere, günahsızları parçalayanlara, bebek kurşunlayanlara ne güzel bir derstir bu! Keşke anlayabilseler.</span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkslategray">Ama anlamak için önce inanmak, sonra da bilmek gerekmiyor mu? Elbette gerekiyor. Ya bunlar yoksa? O zaman ne yapabilirsiniz ki?</span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkslategray">Hz. Peygamber'in huzurundan çekilirken son cümle onları bulundukları yere mıhlayacaktı. Efendimiz hatları çok ağır çiziyordu:</span></span></p><p></p><p><span style="color: darkslategray"><span style="font-size: 10px"><strong>"Bakalım, ahirette siz ve 'Allah birdir' cümlesi, ne yapacaksınız?"</strong></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: darkslategray">Yeryüzünü saran acımasızlığa, aymazlığa ve cinayetlere ibret olacak bu ölümsüz dersi duyabilecek var mı acaba? </span></span></p><p></p><p></p><p>Nihat HATİPOĞLU</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Muvahhid1, post: 258386, member: 1003203"] [SIZE=2][COLOR=#2f4f4f][B]MEDİNE'ye dönen askerler Hz. Peygamber'in karşısındadır. Sevgili peygamberimiz son derece sinirlidir. Arkadaşları O'nu böyle görmeye pek alışık değillerdir. Ama o bir olaya odaklanmış, cevabını beklemektedir. [/B]Olay önemlidir, çünkü Hz. Peygamber dönemindeki her olay ve O'nun her olaya karşı takındığı tavır, sonrakiler için bir ölçü oluşturacaktır. Bu yüzden hassas, onun için ısrarlı... Karşısına aldığı delikanlı daha 18 yaşlarında. Belki biraz az, belki biraz fazla. O aslında yanlışlık yapanları karşısına koyup doğrudan hedef almazdı. O'nun tarzı değildi bu zira. Bir hata gördüğünde [B]"Bazılarına ne oluyor ki, şöyle şöyle yapıyorlar"[/B] tarzında konuşurdu. Tenkidini genele yayar, olayları kişiselleştirmezdi. Ama bu sefer farklıydı ve yanlış yapanı karşısına almıştı. Üstelik bu delikanlı, O'nun çok sevdiği, canı kadar sevdiği bir delikanlı olan [B]Hz. Zeyd'[/B]in oğlu [B]Hz. Usame [/B]idi. Geleceği parlak, tanınan ve sevilen bir delikanlı. Peygamberimizin tepkisini çeken olay şöyle gelişmişti: [B]Hz. Usame [/B]ve arkadaşları bir seferdeyken, düşmanla karşılaşırlar. Sürtüşme çıkar ve bu esnada [B]Hz. Usame [/B]muhatabıyla boğuşmaya başlar. Rakibini yere düşürür ve tam kılıcını kaldırıp öldürmek üzereyken yerdeki kişi, [B]"Eşhedü enlá ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlühü - Şahitlik ederim ki Allah birdir ve yine şahitlik ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir!"[/B] diye haykırır. Ancak [B]Usame [/B]bunu duymazdan gelir ve onu öldürür. Yani bir açıdan, Müslümanlığını ilan etmiş olan birini öldürmüştür. Üstelik merhamet dileyen birinin feryadını da umursamamıştır. Bugün, dünyadaki savaşların acımasızlığına, bırakınız nizami savaşları, işgal veya baskınlarda dahi ne denli acımasız olunduğuna bakılarak [B]"Ne olur ki, savaşın mantığı içinde gerekeni yapmış"[/B] diyenler olabilir belki. Ama öyle değil. Çünkü Allah'ın Elçisi'ne göre bir sahabe, başkaları gibi olmamalıydı. Onun ilkeleri vardı. Merhamet sunan bir peygamberi tanıyordu. O'nun ve Kutsal Kitab'ın [B]"Öldürmeyin, yaşatın; işkence etmeyin, bağışlayın; düşürmeyin, düşeni kaldırın; nefret ettirmeyin, sevdirin; zorlaştırmayın, kolaylaştırın; savaşta olsanız bile çocuk, kadın, ihtiyar, din adamı ve savaşa girmemişleri öldürmeyin; ot yakmayın; ağaç kesmeyin; anlaşma şansı tanımadan saldırmayın" [/B]dediğini iyi biliyordu. Onun bu yanlışlığı yapmaması gerekiyordu. İşte Hz. Peygamber (SAV) bundan ötürü ona soruyordu. Eğer susmuş olsaydı, [B]Zeyd'[/B]in oğlunun bu tavrını bir anlamda hoş karşılamış olacaktı. Bu yüzden Hz. Peygamber burada toleranssızdı. Şimdi sorguluyordu işte. Hem de en sevdiğinin oğlu olduğuna bakmadan. Hem de çok değer verdiği bir genç olduğuna hiç bakmadan! [B]Hz. Zeyd'[/B]in oğlu [B]Usame [/B]huzurdadır, Peygamberimizin huzurunda. Soruyordu Hz. Peygamber: [B]"Sen 'Allah birdir' diyen birini mi öldürdün?"[/B][/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkslategray]Bunu ısrarla ve üst üste soruyordu.[/COLOR][/SIZE] [COLOR=darkslategray][SIZE=2][B]"Sen, imanını ilan eden birini mi öldürdün?"[/B][/SIZE][/COLOR] [B][SIZE=2][COLOR=darkslategray]Zeyd'[/COLOR][/SIZE][/B][SIZE=2][COLOR=darkslategray]in oğlu sıkıntı içindedir. Kendini müdafaa etmeye başlar. Şöyle der:[/COLOR][/SIZE] [COLOR=darkslategray][SIZE=2][B]"Ey Allah'ın Resulü! Ama o bunu korkudan söyledi. Öldürüleceğini anladığı için söyledi!"[/B][/SIZE][/COLOR] [SIZE=2][COLOR=darkslategray]Savunma böyleydi ama Merhamet Peygamberi'nin sorgu ve hiddeti dinmiyordu. Dönüyor ve [B]Hz. Zeyd'[/B]in oğluna şu çarpıcı soruyu soruyordu. Sadece ona değil, bütün çağların insanlarına:[/COLOR][/SIZE] [COLOR=darkslategray][SIZE=2][B]"Ne o, onun kalbini mi yardın? Nereden biliyorsun bunu? O halde kalbini yarsana ya!"[/B][/SIZE][/COLOR] [SIZE=2][COLOR=darkslategray]Peygamberimizin sözleri Medine atmosferinde yankı buluyordu.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkslategray]Bugün bile o yankıyı içimizde hissediyoruz. Yani diyordu Peygamber, [/COLOR][/SIZE][COLOR=darkslategray][SIZE=2][B]"Nereden biliyorsun? Yoksa niyet okumaya mı başladınız? Siz, niyet okumaya, insanların inancını tartmaya, Allah'ın bildiği sırrı bilmeye memur değilsiniz! Siz affetmeye, bağışlamaya, rahmet etmeye zorunlusunuz. İç álemlerin hesabı size değil, Yüce Allah'a aittir!"[/B][/SIZE][/COLOR] [SIZE=2][COLOR=darkslategray]Peygamberimiz bu cümleyi öylesine tekrar edecektir ki, [B]Hz. Usame [/B]sonraları şöyle itiraf edecektir:[/COLOR][/SIZE] [COLOR=darkslategray][SIZE=2][B]"Keşke o güne kadar değil de, ondan sonra Müslüman olmuş olsaydım ve bu ağır sorumluluk altında ezilmeseydim!"[/B][/SIZE][/COLOR] [SIZE=2][COLOR=darkslategray]Evet, bu bir itiraftı. Bu, mesajın en derinlere kadar işlendiğinin ilanıydı. [B]Zeyd'[/B]in oğlu ve ötekiler sarsılıyorlardı. Derin bir korku ve pişmanlık içindeydiler. Savaşın da bir merhamet kapısına dönüşebileceğini, savaşta esas erdemin öldürmek değil, yaşatmak olduğunu anlıyorlardı.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkslategray]Bugün çocuk öldürenlere, günahsızları parçalayanlara, bebek kurşunlayanlara ne güzel bir derstir bu! Keşke anlayabilseler.[/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkslategray]Ama anlamak için önce inanmak, sonra da bilmek gerekmiyor mu? Elbette gerekiyor. Ya bunlar yoksa? O zaman ne yapabilirsiniz ki?[/COLOR][/SIZE] [SIZE=2][COLOR=darkslategray]Hz. Peygamber'in huzurundan çekilirken son cümle onları bulundukları yere mıhlayacaktı. Efendimiz hatları çok ağır çiziyordu:[/COLOR][/SIZE] [COLOR=darkslategray][SIZE=2][B]"Bakalım, ahirette siz ve 'Allah birdir' cümlesi, ne yapacaksınız?"[/B][/SIZE][/COLOR] [SIZE=2][COLOR=darkslategray]Yeryüzünü saran acımasızlığa, aymazlığa ve cinayetlere ibret olacak bu ölümsüz dersi duyabilecek var mı acaba? [/COLOR][/SIZE] Nihat HATİPOĞLU [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Sen onun kalbini mi yardın?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst