Livza
Well-known member
"Bilmişol ki bir kimsenin eli ve ayağı felç olursa , o , kendi yerinde kalır. Çünki o el ve ayak değildir, eli ve ayağı onun aletidir. O ise bunları kullanandır. Senin benliğinin hakikatı , el ve ayak olmadığı gibi , sırtın , karnın , başın ve bedeninde değildir.
Hepsi felç olsa da ...senin yerinde durman mümkündür. Ölümün manası bütün vücudun felç olmasıdır (çalışmamasıdır). Elin felç olması sana itaat etmemesidir. İtaat etmesi için KUDRET denilen bir sıfata sahip olması icap ederdi. Bu kudret sıfatında hayvani ruh kendiliğinden
o ele ulaşan bir nur ' dur. Hayvani ruhun geçiş yoları olan damarlarda bir tıkanıklık olsa kudret ondan gidip itaat etmesi mümkün olmaz.
Sana itaat eden bütün bedende bu ruhun vasıtası ile itaat eder. Demek ki mizacı bozulunca ve itaat etmeyince ona ÖLÜM diyorlar.
Her ne kadar itaat etmek yerinde kalmazsa da sen yerinde kalırsın.
Senin benliğinin hakikatı nasıl bu beden olur? Düşünürsen bilirsin ki bugünkü vücudunun hücreleri , çocukluk zamanındaki hücreler
değildir. Onların hepsi zamanla ortadan kalkmış , alınan gıdaların yerlerine yenileri gelmiştir. O halde beden bir halde kalmıyor , halbuki hep sen aynısın.
Bu sebepten senin benliğin bedenin değildir. Beden yok olursa olsun sen her zaman ki gibi zatınla yaşarsın.
Senin sıfatların ise iki kısımdır: Biri bedenin araya girmesiyledir. Açlık , suzuzluk ve uyku gibi ki , bunlar midesiz maddesiz olmazlar.
Bu birinci kısım ölümle kalkar. Diğeri bedenin araya girmediği , Allahü tealayı ve cemalini tanımak ve bununla mesrur olmak gibi şeylerdir. Bu senin zatına mahsus sıfattır , seninle kalır. > (1) 'in manası da budur. Eğer bunun mukabili Allahü tealayı bilmemek ise buda senin zatı sıfatın olup ,
seninle kalır. Ve o ruhun körlüğü ve şakiliğin tohumudur. Ayeti kerimede : > (2) buyruldu.
Bu iki ruhu aralarındaki farkı ve irtibatı bilmeyince ölümün hakikatını hiçbir şekilde anlayamaz.
(1) Kehf (18),46
(2) İsra (17),72
KİMYA-YI SAADET
İMAMI GAZALİ
"
Hepsi felç olsa da ...senin yerinde durman mümkündür. Ölümün manası bütün vücudun felç olmasıdır (çalışmamasıdır). Elin felç olması sana itaat etmemesidir. İtaat etmesi için KUDRET denilen bir sıfata sahip olması icap ederdi. Bu kudret sıfatında hayvani ruh kendiliğinden
o ele ulaşan bir nur ' dur. Hayvani ruhun geçiş yoları olan damarlarda bir tıkanıklık olsa kudret ondan gidip itaat etmesi mümkün olmaz.
Sana itaat eden bütün bedende bu ruhun vasıtası ile itaat eder. Demek ki mizacı bozulunca ve itaat etmeyince ona ÖLÜM diyorlar.
Her ne kadar itaat etmek yerinde kalmazsa da sen yerinde kalırsın.
Senin benliğinin hakikatı nasıl bu beden olur? Düşünürsen bilirsin ki bugünkü vücudunun hücreleri , çocukluk zamanındaki hücreler
değildir. Onların hepsi zamanla ortadan kalkmış , alınan gıdaların yerlerine yenileri gelmiştir. O halde beden bir halde kalmıyor , halbuki hep sen aynısın.
Bu sebepten senin benliğin bedenin değildir. Beden yok olursa olsun sen her zaman ki gibi zatınla yaşarsın.
Senin sıfatların ise iki kısımdır: Biri bedenin araya girmesiyledir. Açlık , suzuzluk ve uyku gibi ki , bunlar midesiz maddesiz olmazlar.
Bu birinci kısım ölümle kalkar. Diğeri bedenin araya girmediği , Allahü tealayı ve cemalini tanımak ve bununla mesrur olmak gibi şeylerdir. Bu senin zatına mahsus sıfattır , seninle kalır. > (1) 'in manası da budur. Eğer bunun mukabili Allahü tealayı bilmemek ise buda senin zatı sıfatın olup ,
seninle kalır. Ve o ruhun körlüğü ve şakiliğin tohumudur. Ayeti kerimede : > (2) buyruldu.
Bu iki ruhu aralarındaki farkı ve irtibatı bilmeyince ölümün hakikatını hiçbir şekilde anlayamaz.
(1) Kehf (18),46
(2) İsra (17),72
KİMYA-YI SAADET
İMAMI GAZALİ
"