Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
'sevdim seni' diyemedim!
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="bardak" data-source="post: 128911" data-attributes="member: 1298"><p style="text-align: left"><img src="http://i0902.hizliresim.com/2009/2/15/1298.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Sevdim seni hep canlara canan diye sevdim </strong></span></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Bir ben değil âlem sana hayran diye sevdim.” </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Bir çoğumuzun aşina olduğu bu ilahiyi ilk duyduğum zaman çok hoşuma gitmişti. Teypten defalarca dinledim. Sonra dilime dolanan nakaratını mırıldanmaya başladım. </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">“Sevdim seni, sevdim seni, sevdim Ya Resulallah” der demez... Birden bire sustum. Ne diyordum ben?!!! </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Hayalen O’nu; Peygamberimi (s.a.) karşımda hissetmeye çalıştım. Sanki kulaklarına inanamamş bir ifadeyle yüzüme bakıyordu. Bu öyle bir bakıştı ki, gözlerinden gözlerime oradan da kalbime; yo yo yalnız kalbime değil tâ iliklerime kadar işleyen tarif edilmez bir enerji yansıyor... Ve bana soruyor: </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">- Gerçekten sevdin mi beni? </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Utandım... Bir şey diyemedim. </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Nasıl diyebilirdim ki? </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Ya “isbat et sevgini” dese! </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Nasıl isbat edebilirim ki O’nu sevdiğimi? </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Hayalen bile böyle bir soruya muhatap olmak beni bir çıkmazın içine sokmuştu. Kendi kendime bile yüzleşemediğim bu gerçek beni içten içe rahatsız etmeye devam ediyordu. </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Yıllar sonra beni çok iyi anlayan, bir çok şeyi aynı duygu frekansında yaşadığımız bir arkadaşım, bu ilahiyi mırıldanmaya başlayınca ona bütün hislerimi açtım. O da bana, kendisinin de aynı duyguları yaşadığını söyledi. </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Bundan sonra kendi kendimle yüzleşmeye başladım. Kitaplardan okuyup öğrendiğim sevgi kahramanlarını bir bir gözümün önüne getiriyordum: </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Peygamberin (s.a.) yanında bile ona olan hasret duyguları içinde kıvranan, ondan ayrı iken de onun hayalini gözünün önünden hiç ayıramayan Hz. Sıddıyk. </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Peygamberin vefat haberini alır almaz kılıcına sarılan Hz. Ömer. </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">“Şimdi sen aramızdasın, istediğim zaman gelip seni görebiliyorum. Ahirette ise cennete girebilsem bile sen peygamberlerle beraber olacaksın, ben ise seni görebilecek miyim” diye günden güne eriyen Sevban. </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Peygamberinin yüzünü göremeyecek olan gözlerinin dünyada başka şeylere de bakmasına razı olmayan, bunun için de Hz. Peygamberin vefatından sonra gözlerinin kör olması için dua eden ve hayatının geri kalan kısmını kör olarak yaşayan sahabi Abdullah Bin Zeyd (r.a.) (Kurtubî, El-Cami V, 271) </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">- Bunlar Peygamber’i (s.a.v) görmüşlerdi. Fakat biz görmedik, dedi içimden bir ses. </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">- Üveys el-Karânî, dedim bahaneci nefsime. </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">O ki aynı devirde yaşadığı halde O’nu (s.a.) göremedi. Peygamberinin Uhud’da kırılan bir dişine bedel otuz iki dişini kurban etti. </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">- Hayır, dedi nefsim senden bu istenmiyor. </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">- Biliyorum, benden bu istenmiyor. İstenseydi zaten, çoktan kaybetmiştim bu imtihanı. </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">- Şair Nâbî’yi hatırla, dedim nefsime. </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">- Ya da İmam-ı Âzâm Ebu Hanife’yi. </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Hani defalarca hacca gittiği ve her defasında Medine’yi ziyaret ettiği halde utancından Kabr-i Şerifine yaklaşamadığı Peygamberinden (s.a.) özel davet almıştı. Bir fakirin rüyasında “Ümmetimden falanca beni ziyaret etsin” şeklinde ismen büyük imamı davet etmiş. İmam-ı Âzâm da sevinç ve heyecan içinde o fakiri madden ihya etmişti. </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Dehşete kapıldım. Ben bu sevda yolunda yaya kalmıştım. Hem de çıplak ayakla. </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Ertesi gün yine o arkadaşımla beraberiz; bulunduğumuz ortam feyiz alış-verişinin daha farklı olduğu bir ilmî meclis. Derse ara verilmişti, teneffüste idik. Arkadaşım yine o ilahiyi mırıldanmaya başladı, yüzüme bakarak... Gözlerinin içi gülüyordu... </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Diktim gözlerimi gözlerine. Gözlerimiz konuşmaya başladı; dilimizin aciz kaldığı, kelimelerin kısır, anlatmaktan aciz kaldığı manaları. Kalplerimiz anlamaya başladı; kulaklarımızın duymaktan, zihinlerimizin anlamaktan aciz kaldığı duyguları. Sonra, </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">- Çıkmazdayım, arkadaşım, dedim ve devamla, çıkmazdayım “seviyorum” desem. Bu büyük bir iddia... “Sevmiyorum” demek. Bu büyük bir cür’et... </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Ne demek istediğimi –zannettiğimin de ötesinde- çok iyi anlamıştı. Gözlerinin içi gülümser bir halde, </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">- Haklısın, dedi. “Ama şimdi “seviyoruz” diyebiliriz. Fakat bunu her zaman söyleyemeyiz” diye de ilave etti. </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Bu sefer de ben onun ne demek istediğini çok iyi anlamıştım. Anlamıştım ya; bu cevap, benim gönül fırtınamı dindirmek yerine şiddetini artırmıştı. Şimdi “seviyorum” diyebilmek, daha sonra unutuvermek bu sevgiyi... </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">- Sevgi unutulabilecek bir şey miydi ki? Şimdi sev sonra unut, olur mu? </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Bu soruyu bütün gün sordum kendi kendime. Sonra, </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">- Bir anne çocuğunu unutuyor mu? Bir aşık sevgilisini unutuyor mu? </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Ah arkadaşım! Yaramı sarmaya kalkıştın, daha çok kanattın! </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Ayet-i Kerime’nin tehdidi geldi aklıma “De ki: Eğer, babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Resulünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” (Tevbe, 9/24) </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Eyvah; eyvah ki ne eyvah! İki tarafı keskin bıçak! </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Sevmek... Ki, ne yaptım, sevgi adına... </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Sevmemek... Ki, buna gönül isyanda, </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">- Hayır; seviyorsun, diyor. </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Nefis ise kendini münafık gibi hissetmekte... </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">İşte bu hengamda gönlümün kulaklarında bir ses yankılanmaya başladı, asırlar öncesinden, </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">- Hanzala münafık oldu! Hanzala münafık oldu! </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Kulak verdim heyecanla bu eninli haykırışa. </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Hz. Sıddıyk da dahil oldu bu sarsıcı haykırışın sahibine, sonra birlikte gittiler O gönüller tabibine. Yaraları sarıldı O’nun eliyle. </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Meğer öyle olurmuş insan sohbet meclisinde. Sonra dünya meşgalesi girince, o feyiz yoğunluğu azalırmış. Eğer azalmamış olsa, o hal korunabilse melekler o kullarla yataklarında, sokaklarda gezerlerken musafaha ederlermiş. (Kandehlevi, Müslüman Şahsiyeti) </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Biraz hafifledi yüreğimdeki fırtına. </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Ey gönüller sultanı! Ey tabibler tabibi! </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Çaresizim, çıkmazdayım, sıvazla sırtımı, okşa başımı ve teselli et beni. Gel rüyalarıma da göreyim seni. Belki o zaman bulurum aradığım sevgi kıvamını. Davet et beni Medine’ye. Misafirin olayım her sene. </span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'comic sans ms'">Allahümme salli alâ seyyidina Muhammed.</span></strong></p><p></p><p> </p><p><img src="http://i0902.hizliresim.com/2009/2/15/1298.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="bardak, post: 128911, member: 1298"] [LEFT][IMG]http://i0902.hizliresim.com/2009/2/15/1298.gif[/IMG][/LEFT] [LEFT][FONT=comic sans ms][B]Sevdim seni hep canlara canan diye sevdim [/B][/FONT][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Bir ben değil âlem sana hayran diye sevdim.” [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Bir çoğumuzun aşina olduğu bu ilahiyi ilk duyduğum zaman çok hoşuma gitmişti. Teypten defalarca dinledim. Sonra dilime dolanan nakaratını mırıldanmaya başladım. [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]“Sevdim seni, sevdim seni, sevdim Ya Resulallah” der demez... Birden bire sustum. Ne diyordum ben?!!! [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Hayalen O’nu; Peygamberimi (s.a.) karşımda hissetmeye çalıştım. Sanki kulaklarına inanamamş bir ifadeyle yüzüme bakıyordu. Bu öyle bir bakıştı ki, gözlerinden gözlerime oradan da kalbime; yo yo yalnız kalbime değil tâ iliklerime kadar işleyen tarif edilmez bir enerji yansıyor... Ve bana soruyor: [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]- Gerçekten sevdin mi beni? [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Utandım... Bir şey diyemedim. [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Nasıl diyebilirdim ki? [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Ya “isbat et sevgini” dese! [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Nasıl isbat edebilirim ki O’nu sevdiğimi? [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Hayalen bile böyle bir soruya muhatap olmak beni bir çıkmazın içine sokmuştu. Kendi kendime bile yüzleşemediğim bu gerçek beni içten içe rahatsız etmeye devam ediyordu. [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Yıllar sonra beni çok iyi anlayan, bir çok şeyi aynı duygu frekansında yaşadığımız bir arkadaşım, bu ilahiyi mırıldanmaya başlayınca ona bütün hislerimi açtım. O da bana, kendisinin de aynı duyguları yaşadığını söyledi. [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Bundan sonra kendi kendimle yüzleşmeye başladım. Kitaplardan okuyup öğrendiğim sevgi kahramanlarını bir bir gözümün önüne getiriyordum: [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Peygamberin (s.a.) yanında bile ona olan hasret duyguları içinde kıvranan, ondan ayrı iken de onun hayalini gözünün önünden hiç ayıramayan Hz. Sıddıyk. [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Peygamberin vefat haberini alır almaz kılıcına sarılan Hz. Ömer. [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]“Şimdi sen aramızdasın, istediğim zaman gelip seni görebiliyorum. Ahirette ise cennete girebilsem bile sen peygamberlerle beraber olacaksın, ben ise seni görebilecek miyim” diye günden güne eriyen Sevban. [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Peygamberinin yüzünü göremeyecek olan gözlerinin dünyada başka şeylere de bakmasına razı olmayan, bunun için de Hz. Peygamberin vefatından sonra gözlerinin kör olması için dua eden ve hayatının geri kalan kısmını kör olarak yaşayan sahabi Abdullah Bin Zeyd (r.a.) (Kurtubî, El-Cami V, 271) [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]- Bunlar Peygamber’i (s.a.v) görmüşlerdi. Fakat biz görmedik, dedi içimden bir ses. [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]- Üveys el-Karânî, dedim bahaneci nefsime. [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]O ki aynı devirde yaşadığı halde O’nu (s.a.) göremedi. Peygamberinin Uhud’da kırılan bir dişine bedel otuz iki dişini kurban etti. [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]- Hayır, dedi nefsim senden bu istenmiyor. [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]- Biliyorum, benden bu istenmiyor. İstenseydi zaten, çoktan kaybetmiştim bu imtihanı. [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]- Şair Nâbî’yi hatırla, dedim nefsime. [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]- Ya da İmam-ı Âzâm Ebu Hanife’yi. [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Hani defalarca hacca gittiği ve her defasında Medine’yi ziyaret ettiği halde utancından Kabr-i Şerifine yaklaşamadığı Peygamberinden (s.a.) özel davet almıştı. Bir fakirin rüyasında “Ümmetimden falanca beni ziyaret etsin” şeklinde ismen büyük imamı davet etmiş. İmam-ı Âzâm da sevinç ve heyecan içinde o fakiri madden ihya etmişti. [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Dehşete kapıldım. Ben bu sevda yolunda yaya kalmıştım. Hem de çıplak ayakla. [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Ertesi gün yine o arkadaşımla beraberiz; bulunduğumuz ortam feyiz alış-verişinin daha farklı olduğu bir ilmî meclis. Derse ara verilmişti, teneffüste idik. Arkadaşım yine o ilahiyi mırıldanmaya başladı, yüzüme bakarak... Gözlerinin içi gülüyordu... [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Diktim gözlerimi gözlerine. Gözlerimiz konuşmaya başladı; dilimizin aciz kaldığı, kelimelerin kısır, anlatmaktan aciz kaldığı manaları. Kalplerimiz anlamaya başladı; kulaklarımızın duymaktan, zihinlerimizin anlamaktan aciz kaldığı duyguları. Sonra, [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]- Çıkmazdayım, arkadaşım, dedim ve devamla, çıkmazdayım “seviyorum” desem. Bu büyük bir iddia... “Sevmiyorum” demek. Bu büyük bir cür’et... [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Ne demek istediğimi –zannettiğimin de ötesinde- çok iyi anlamıştı. Gözlerinin içi gülümser bir halde, [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]- Haklısın, dedi. “Ama şimdi “seviyoruz” diyebiliriz. Fakat bunu her zaman söyleyemeyiz” diye de ilave etti. [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Bu sefer de ben onun ne demek istediğini çok iyi anlamıştım. Anlamıştım ya; bu cevap, benim gönül fırtınamı dindirmek yerine şiddetini artırmıştı. Şimdi “seviyorum” diyebilmek, daha sonra unutuvermek bu sevgiyi... [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]- Sevgi unutulabilecek bir şey miydi ki? Şimdi sev sonra unut, olur mu? [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Bu soruyu bütün gün sordum kendi kendime. Sonra, [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]- Bir anne çocuğunu unutuyor mu? Bir aşık sevgilisini unutuyor mu? [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Ah arkadaşım! Yaramı sarmaya kalkıştın, daha çok kanattın! [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Ayet-i Kerime’nin tehdidi geldi aklıma “De ki: Eğer, babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Resulünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” (Tevbe, 9/24) [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Eyvah; eyvah ki ne eyvah! İki tarafı keskin bıçak! [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Sevmek... Ki, ne yaptım, sevgi adına... [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Sevmemek... Ki, buna gönül isyanda, [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]- Hayır; seviyorsun, diyor. [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Nefis ise kendini münafık gibi hissetmekte... [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]İşte bu hengamda gönlümün kulaklarında bir ses yankılanmaya başladı, asırlar öncesinden, [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]- Hanzala münafık oldu! Hanzala münafık oldu! [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Kulak verdim heyecanla bu eninli haykırışa. [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Hz. Sıddıyk da dahil oldu bu sarsıcı haykırışın sahibine, sonra birlikte gittiler O gönüller tabibine. Yaraları sarıldı O’nun eliyle. [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Meğer öyle olurmuş insan sohbet meclisinde. Sonra dünya meşgalesi girince, o feyiz yoğunluğu azalırmış. Eğer azalmamış olsa, o hal korunabilse melekler o kullarla yataklarında, sokaklarda gezerlerken musafaha ederlermiş. (Kandehlevi, Müslüman Şahsiyeti) [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Biraz hafifledi yüreğimdeki fırtına. [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Ey gönüller sultanı! Ey tabibler tabibi! [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Çaresizim, çıkmazdayım, sıvazla sırtımı, okşa başımı ve teselli et beni. Gel rüyalarıma da göreyim seni. Belki o zaman bulurum aradığım sevgi kıvamını. Davet et beni Medine’ye. Misafirin olayım her sene. [/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][B][FONT=comic sans ms]Allahümme salli alâ seyyidina Muhammed.[/FONT][/B][/LEFT] [IMG]http://i0902.hizliresim.com/2009/2/15/1298.gif[/IMG] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
'sevdim seni' diyemedim!
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst