Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Sevgi mi, Düşmanlık mı?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="NeFeSiMSiN" data-source="post: 1698" data-attributes="member: 14"><p>İnsanî özellikleri hırpalayan ve insanı bazen canavarlara rahmet okutacak kadar alçaltan bir his var: Düşmanlık</p><p></p><p>Toplumda çoğu kimsenin bu hisse mağlup olduğunu ve iç aleminin sürekli bir çalkantı içinde bulunduğunu görüyoruz. Bu tehlikeli sonuca çıkan nice yollar mevcut. Bunlardan sadece birkaçı: Dünya sevgisi, menfaat çatışması, haset, kıskançlık, kibir …</p><p></p><p>Ben bunları sayarken aklım bir noktaya takıldı: Bu his insan ruhuna niçin verilmişti? Her halde bu saydığım kötü sonuçların doğması için değil. </p><p></p><p>İnsan ruhuna işlenen her duygunun, her hissin birer ilâhî ihsan olduğu muhakkak. Şu var ki insanoğluna “cüz’i irade” verildiğinden bu çok çeşitli ve zengin sermaye, doğru yolda kullanılabildiği gibi, yanlış sahalara da yönlenebiliyor. </p><p></p><p>İnsanların düşünce ve davranışlarındaki farklılık yanında ahiretteki saadet ve azap menzillerindeki çeşitlilik de hep bu sermayenin şöyle veya böyle kullanımıyla ortaya çıkıyor. </p><p></p><p>Görme duygusunun “kâinattaki ilâhî sanatları seyretme” yahut “haram sahaları dolaşma” şeklinde iki ayrı kullanım sahası olduğu gibi, insandaki her bir manevî cihazın da böyle doğru ve yanlış kullanışları, serbest ve yasak bölgeleri var. Bunların tamamını burada sayacak değilim. Sadece “sevmek ve düşman olmak” üzerinde biraz durmak istiyorum</p><p></p><p>İnsanın görme, işitme gibi “zahirî duyguları” yanında bir de “batınî duyguları” var. Bunlardan ikisi konumuzla yakından ilgili: <strong>Kuvve-i şeheviye ve kuvve-i gadabiye</strong>; yani menfaatı celb etme ve zararları def etme duyguları. </p><p></p><p>Her ikisinin de yerinde kullanılmaları kalp alemine büyük bir huzur ve kazanç getirirken, yanlış istimalleri de yine büyük zararlara yol açıyor.</p><p></p><p>İradesiz ve isteksiz bir insan düşünülemeyeceği gibi, öfkesiz, gazapsız insan da düşünülemez. Burada karşımıza İslam’ın şu temel hükmü çıkıyor: <strong>Allah için sevmek ve yine Allah için düşman olmak. </strong></p><p></p><p>“İlahi ahlakla ahlaklanma”nın bir yönü de bu olsa gerek.</p><p></p><p>Allah için sevmenin ölçüsü Allah’ın sevdiği kimseleri, O’nun razı olduğu işleri ve halleri sevmektir. Başta iman, salih amel ve takva olmak üzere güzel ahlakın bütün şubelerini hayatına mal etmeye çalışan kişi, Allah için sevme yolundadır. </p><p></p><p>Gazap kuvvesini de bunun aksi olarak düşünmek gerekiyor. Allah için düşman olmanın gereği de, iman ve inanç düşmanlarına karşı öfke duymak, onlara kalben olsun düşmanlık beslemek, ayrıca başta küfür ve şirk olmak üzere bütün batıl inançların ve kötü huyların da karşısında olmak, onlardan nefret etmek ve uzak durmaktır. </p><p></p><p>Burada akla bir soru geliyor? Bu kötü huyları ve yanlış inançları taşıyanlara daima düşman mı olacağız? Onlara her zaman ve her ortamda düşmanca mı davranacağız? </p><p></p><p>Bu sorunun en güzel cevabını Nur Müellifinin şu veciz ifadesinde buluyoruz:</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NeFeSiMSiN, post: 1698, member: 14"] İnsanî özellikleri hırpalayan ve insanı bazen canavarlara rahmet okutacak kadar alçaltan bir his var: Düşmanlık Toplumda çoğu kimsenin bu hisse mağlup olduğunu ve iç aleminin sürekli bir çalkantı içinde bulunduğunu görüyoruz. Bu tehlikeli sonuca çıkan nice yollar mevcut. Bunlardan sadece birkaçı: Dünya sevgisi, menfaat çatışması, haset, kıskançlık, kibir … Ben bunları sayarken aklım bir noktaya takıldı: Bu his insan ruhuna niçin verilmişti? Her halde bu saydığım kötü sonuçların doğması için değil. İnsan ruhuna işlenen her duygunun, her hissin birer ilâhî ihsan olduğu muhakkak. Şu var ki insanoğluna “cüz’i irade” verildiğinden bu çok çeşitli ve zengin sermaye, doğru yolda kullanılabildiği gibi, yanlış sahalara da yönlenebiliyor. İnsanların düşünce ve davranışlarındaki farklılık yanında ahiretteki saadet ve azap menzillerindeki çeşitlilik de hep bu sermayenin şöyle veya böyle kullanımıyla ortaya çıkıyor. Görme duygusunun “kâinattaki ilâhî sanatları seyretme” yahut “haram sahaları dolaşma” şeklinde iki ayrı kullanım sahası olduğu gibi, insandaki her bir manevî cihazın da böyle doğru ve yanlış kullanışları, serbest ve yasak bölgeleri var. Bunların tamamını burada sayacak değilim. Sadece “sevmek ve düşman olmak” üzerinde biraz durmak istiyorum İnsanın görme, işitme gibi “zahirî duyguları” yanında bir de “batınî duyguları” var. Bunlardan ikisi konumuzla yakından ilgili: [B]Kuvve-i şeheviye ve kuvve-i gadabiye[/B]; yani menfaatı celb etme ve zararları def etme duyguları. Her ikisinin de yerinde kullanılmaları kalp alemine büyük bir huzur ve kazanç getirirken, yanlış istimalleri de yine büyük zararlara yol açıyor. İradesiz ve isteksiz bir insan düşünülemeyeceği gibi, öfkesiz, gazapsız insan da düşünülemez. Burada karşımıza İslam’ın şu temel hükmü çıkıyor: [B]Allah için sevmek ve yine Allah için düşman olmak. [/B] “İlahi ahlakla ahlaklanma”nın bir yönü de bu olsa gerek. Allah için sevmenin ölçüsü Allah’ın sevdiği kimseleri, O’nun razı olduğu işleri ve halleri sevmektir. Başta iman, salih amel ve takva olmak üzere güzel ahlakın bütün şubelerini hayatına mal etmeye çalışan kişi, Allah için sevme yolundadır. Gazap kuvvesini de bunun aksi olarak düşünmek gerekiyor. Allah için düşman olmanın gereği de, iman ve inanç düşmanlarına karşı öfke duymak, onlara kalben olsun düşmanlık beslemek, ayrıca başta küfür ve şirk olmak üzere bütün batıl inançların ve kötü huyların da karşısında olmak, onlardan nefret etmek ve uzak durmaktır. Burada akla bir soru geliyor? Bu kötü huyları ve yanlış inançları taşıyanlara daima düşman mı olacağız? Onlara her zaman ve her ortamda düşmanca mı davranacağız? Bu sorunun en güzel cevabını Nur Müellifinin şu veciz ifadesinde buluyoruz: [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Sevgi mi, Düşmanlık mı?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst