Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
şeyh halid el- faruki
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="mihrimah" data-source="post: 164965" data-attributes="member: 656"><p><strong><em><span style="color: darkslategray"><img src="http://www.cevaplar.org/images/yresim/tbn/4423.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></em></strong></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Bediüzzaman hazretlerinin çok sevdiği Nurşin meşayıhından Şeyh Fethullah Efendi’nin torunu ve Şeyh Alaaddin Efendi’nin oğlu olan merhum hakkında, akrabalarından merhum Gıyaseddin Emre beyefendi’nin yazdığı aşağıdaki yazıyı okuduğumuzda, hem bu pak aile hakkında bir nebze bilgi edinmiş olacak, hem de kendisinin Üstad Bediüzzaman hakkındaki kanaatlerini öğreneceğiz. Şöyle diyor merhum Gıyaseddin Emre Bey;</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">“Geçtiğimiz aylarda bir büyük tasavuf ehlini, Şeyh Hâlid el Faruki’yi kaybettik. Kendisi “Şeyhu’ş Şeria” ismiyle maruftu. Şeyh Alaaddin Efendi’nin oğlu ve Şeyh Fethullah Efendi’nin torunuydu.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Bilindiği gibi Şeyh Fethullah Bediüzzaman ve ağabeyine hocalık yapmıştır. Bediüzzaman Said Nursi’nin ağabeyi Abdullah Efendi bu zattan icazet almştır. Bediüzzaman Hazretleri ise onun yanına gelip tedrise, okumaya başladığı zaman, Şeyh Fethullah Efendi ona her kitaptan birkaç ders vererek, bir talebenin iki üç senede bitireceği kitapları iki üç ayda kendisine tamamlatmış olması, yanında bulunan büyük hocaların itirazlarına yol açmış, o da “Siz bunu bilemezsiniz. Bu Bediüzzaman’dır, zamanın bediidir” demiş ve Bediüzzaman ismi Şeyh Fethullah Efendiden beri devam edegelmiştir.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Şeyh Fethullah Efendi, çocuklarına ilimden başka hiçbir şey tavsiye etmemiştir. Hatta bazı hususları evlatlarına yasaklamıştır. Mesela, bürokrat olmayı, politika ve ticaretle meşguliyeti yasaklamıştır. </span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">O günden bugüne kadar, evinde ilim tahsil edilmekte, talebelere ders verilmektedir. Ailenin bütün geliri, oraya dini ilimleri öğrenmeye gelen talebelere sarf edilmektedir.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Torunu olan Şeyh Halid el Faruki Efendi de bütün hayatını dedesi gibi ilme vakfetmiş ve 24 Ocak 1986’da vefat etmiştir. Son anına kadar yine ilim ve fetva ile meşgul olmuştur.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Bir zat, ona Köprü mecmuasını getirdiği zaman “Acaba Bediüzzaman Hazretlerinin Van müftüsü Ömer Efendiye yazmış olduğu küçük bir risaleden-ki o zaman Bediüzzaman Hazretleri tarafından bu küçük risaleye Kantar-ü’z Zeheb (Altın Köprüsü) denmiştir-mülhem olarak mı alınmıştır? diye sormuştur.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Tabii dergiyi getiren arkadaş adem-i malumat beyan edince “İnşallah ondan alınmıştır; değilse bile güzel bir tevafuktur” demiştir.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Şeyh Halid Efendi hazretlerinin Türkiye’nin bütün vilayetlerinde dostları ve ihvanları olduğu gibi, İstanbul’da büyük bir mikyasta muhib ve mensubu vardı. Bu mensuplardan birisi, bu mübarek zat hakkında bize şu rivayeti yapmıştır</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">“Bir gün İstanbul’da Yıldız Sarayının yakınında küçük bir camide, çok kalabalık bir kitle olarak Şeyhin etrafında toplanmıştık. Şeyh o gece sohbeti öylesine bir istiğraka ve vecde ve vecdi son noktasına vardırmıştı ki, biz adeta hemen içimizden içimizde şu dakika, bu dakika uçup gidecek hayaline kapılmıştık.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">O arada kendisine hiçbir sual tevcih edilmemesine rağmen Bediüzzaman Hazretlerinden bahsederek şöyle demiştir; “O öyle bir zat ki, bütün pir ve emir ve sultanların, utbe-i âliyesine diz çökerek kendilerinden istifade etmeleri gerekiyor. Eğer bu zevatın gözleri hakiki göz ise. Çünkü bir göz tasavvur edin; kilometrelerce toprağı, denizi, taşı, kayayı gören bir göz tasavvur edin. Fakat bir sinek kanadı o göze düştüğü an, o görme hassasiyetini haleldar etmemişse, söylediğim gibi, bütün bu emir ve sultanların, birer talebesi olarak kabul edilmeleri için Allah’a niyaz etmeleri gerekmektedir.”</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Şeyh Halid Efendi’nin bütün âilesi, Bitlis’in Mutki kazasının Yukarı Koyunlu köyünde oturmaktadır. Gerek kendi çocukları, gerek ağabeyi ve kardeşi ve onların çocukları hepsi ilimle meşguldürler. Nadide bir kütüphane sahibidirler. Çünkü bu aile Faruki sülalesinden olup, Buhara’da yerleşen ve Medrese-i Mir-i Arabi’yi tesis eden büyük âlimlerin torunlarıdırlar. O zamanlar, o aileden olan âlimlere “ zırhu’ş-şeria, re’süs şeria, sırru’ş şeria ünvanları verilmiştir.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">O dönemlerden beri, bütün ecdadlarının eserlerini ve kitaplarını büyük bir titizlikle tavsiye etmektedirler. Eski kitapların her sınıfından görmek isteyenler varsa, oraya müracaat edebilirler. Bizim milli kütüphanelerimizde bulunmayan kitaplar vardır ve adedi 26.000’dir.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Bu muhterem aileyi Bediüzzaman vasıtasıyla tanırız. Şeyh Halid el Faruki Efendi hakkında bir şeyler yazmak istedik. Fakat ne yazarsak yazalım, gidip orayı görmeden ve birkaç gün melek hasletli olan o insanlar içinde bulunmadan onları tarif etmek çok zor oluyor. İslam yaşayışı ve o tatbikatı görmek isteyenlere tavsiyem odur ki, gitsinler orayı görsünler ve birkaç gün orada kalsınlar.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em><span style="color: darkslategray">Şeyh Halid için Allah’tan rahmet, ailesi, efradı için de kudsi hizmetlerinin devamını dileriz.</span></em></strong></span></p><p> </p><p> </p><p><strong><em><span style="color: darkslategray">Kaynak : <a href="http://www.cevaplar.org" target="_blank">Cevaplar.Org</a></span></em></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="mihrimah, post: 164965, member: 656"] [B][I][COLOR=darkslategray][IMG]http://www.cevaplar.org/images/yresim/tbn/4423.jpg[/IMG][/COLOR][/I][/B] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Bediüzzaman hazretlerinin çok sevdiği Nurşin meşayıhından Şeyh Fethullah Efendi’nin torunu ve Şeyh Alaaddin Efendi’nin oğlu olan merhum hakkında, akrabalarından merhum Gıyaseddin Emre beyefendi’nin yazdığı aşağıdaki yazıyı okuduğumuzda, hem bu pak aile hakkında bir nebze bilgi edinmiş olacak, hem de kendisinin Üstad Bediüzzaman hakkındaki kanaatlerini öğreneceğiz. Şöyle diyor merhum Gıyaseddin Emre Bey;[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]“Geçtiğimiz aylarda bir büyük tasavuf ehlini, Şeyh Hâlid el Faruki’yi kaybettik. Kendisi “Şeyhu’ş Şeria” ismiyle maruftu. Şeyh Alaaddin Efendi’nin oğlu ve Şeyh Fethullah Efendi’nin torunuydu.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Bilindiği gibi Şeyh Fethullah Bediüzzaman ve ağabeyine hocalık yapmıştır. Bediüzzaman Said Nursi’nin ağabeyi Abdullah Efendi bu zattan icazet almştır. Bediüzzaman Hazretleri ise onun yanına gelip tedrise, okumaya başladığı zaman, Şeyh Fethullah Efendi ona her kitaptan birkaç ders vererek, bir talebenin iki üç senede bitireceği kitapları iki üç ayda kendisine tamamlatmış olması, yanında bulunan büyük hocaların itirazlarına yol açmış, o da “Siz bunu bilemezsiniz. Bu Bediüzzaman’dır, zamanın bediidir” demiş ve Bediüzzaman ismi Şeyh Fethullah Efendiden beri devam edegelmiştir.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Şeyh Fethullah Efendi, çocuklarına ilimden başka hiçbir şey tavsiye etmemiştir. Hatta bazı hususları evlatlarına yasaklamıştır. Mesela, bürokrat olmayı, politika ve ticaretle meşguliyeti yasaklamıştır. [/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]O günden bugüne kadar, evinde ilim tahsil edilmekte, talebelere ders verilmektedir. Ailenin bütün geliri, oraya dini ilimleri öğrenmeye gelen talebelere sarf edilmektedir.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Torunu olan Şeyh Halid el Faruki Efendi de bütün hayatını dedesi gibi ilme vakfetmiş ve 24 Ocak 1986’da vefat etmiştir. Son anına kadar yine ilim ve fetva ile meşgul olmuştur.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Bir zat, ona Köprü mecmuasını getirdiği zaman “Acaba Bediüzzaman Hazretlerinin Van müftüsü Ömer Efendiye yazmış olduğu küçük bir risaleden-ki o zaman Bediüzzaman Hazretleri tarafından bu küçük risaleye Kantar-ü’z Zeheb (Altın Köprüsü) denmiştir-mülhem olarak mı alınmıştır? diye sormuştur.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Tabii dergiyi getiren arkadaş adem-i malumat beyan edince “İnşallah ondan alınmıştır; değilse bile güzel bir tevafuktur” demiştir.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Şeyh Halid Efendi hazretlerinin Türkiye’nin bütün vilayetlerinde dostları ve ihvanları olduğu gibi, İstanbul’da büyük bir mikyasta muhib ve mensubu vardı. Bu mensuplardan birisi, bu mübarek zat hakkında bize şu rivayeti yapmıştır[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]“Bir gün İstanbul’da Yıldız Sarayının yakınında küçük bir camide, çok kalabalık bir kitle olarak Şeyhin etrafında toplanmıştık. Şeyh o gece sohbeti öylesine bir istiğraka ve vecde ve vecdi son noktasına vardırmıştı ki, biz adeta hemen içimizden içimizde şu dakika, bu dakika uçup gidecek hayaline kapılmıştık.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]O arada kendisine hiçbir sual tevcih edilmemesine rağmen Bediüzzaman Hazretlerinden bahsederek şöyle demiştir; “O öyle bir zat ki, bütün pir ve emir ve sultanların, utbe-i âliyesine diz çökerek kendilerinden istifade etmeleri gerekiyor. Eğer bu zevatın gözleri hakiki göz ise. Çünkü bir göz tasavvur edin; kilometrelerce toprağı, denizi, taşı, kayayı gören bir göz tasavvur edin. Fakat bir sinek kanadı o göze düştüğü an, o görme hassasiyetini haleldar etmemişse, söylediğim gibi, bütün bu emir ve sultanların, birer talebesi olarak kabul edilmeleri için Allah’a niyaz etmeleri gerekmektedir.”[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Şeyh Halid Efendi’nin bütün âilesi, Bitlis’in Mutki kazasının Yukarı Koyunlu köyünde oturmaktadır. Gerek kendi çocukları, gerek ağabeyi ve kardeşi ve onların çocukları hepsi ilimle meşguldürler. Nadide bir kütüphane sahibidirler. Çünkü bu aile Faruki sülalesinden olup, Buhara’da yerleşen ve Medrese-i Mir-i Arabi’yi tesis eden büyük âlimlerin torunlarıdırlar. O zamanlar, o aileden olan âlimlere “ zırhu’ş-şeria, re’süs şeria, sırru’ş şeria ünvanları verilmiştir.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]O dönemlerden beri, bütün ecdadlarının eserlerini ve kitaplarını büyük bir titizlikle tavsiye etmektedirler. Eski kitapların her sınıfından görmek isteyenler varsa, oraya müracaat edebilirler. Bizim milli kütüphanelerimizde bulunmayan kitaplar vardır ve adedi 26.000’dir.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Bu muhterem aileyi Bediüzzaman vasıtasıyla tanırız. Şeyh Halid el Faruki Efendi hakkında bir şeyler yazmak istedik. Fakat ne yazarsak yazalım, gidip orayı görmeden ve birkaç gün melek hasletli olan o insanlar içinde bulunmadan onları tarif etmek çok zor oluyor. İslam yaşayışı ve o tatbikatı görmek isteyenlere tavsiyem odur ki, gitsinler orayı görsünler ve birkaç gün orada kalsınlar.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray]Şeyh Halid için Allah’tan rahmet, ailesi, efradı için de kudsi hizmetlerinin devamını dileriz.[/COLOR][/I][/B][/FONT] [B][I][COLOR=darkslategray]Kaynak : [URL="http://www.cevaplar.org"]Cevaplar.Org[/URL][/COLOR][/I][/B] [FONT=Verdana][B][I][COLOR=darkslategray][/COLOR][/I][/B][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
şeyh halid el- faruki
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst