Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Şeytan'ın 'yarını' hiç bitmiyor
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Muvahhid1" data-source="post: 194052" data-attributes="member: 1003203"><p><strong>Ne zaman hayra yarar birşeyler yapmaya girişsek, önümüzde 'küçük' bir engel beliriverir. Hayırlı bir işe başlamaya mı niyetlendik, o engel yüzünden, teşebbüsümüz daha başlamadan akim kalır. Zira, içimizde bir 'yarın'cı saklıdır. Rabbimizin rızasına uygun bir işe niyetlenir niyetlenmez, bu 'yarın'cı, bizi erteleme kuyularında boğdurur.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Herkes, kendi ömründe ve de gündelik hayatında, bu 'yarın'cının bir dizi icraatını sanırım bir çırpıda sayabilir. Kaç hayırlı fiil 'yarın'a ertelendiği için yaşanmamış; kaç hak söz 'yarın'a saklandığı için hiçbir zaman söylenmemiştir, kimbilir? </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Nefsin hoşuna giden işlerde "hemen şimdi"ci olan şeytan, hakikat ve hayr karşısında, hep 'yarın'cı olmuştur. "Sonra yaparsın." "Yarın başlasan da olur." "Bir gün muhakkak." "İlerde ben de düşünüyorum."</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Hayatımıza şöyle bir baksak, bu "az sonra"ların, 'yarın'ların, 'ileride'lerin faturasının hayli kabarık olduğunu görmemiz zor olmayacaktır. Şeytanın, "az sonra" kalkıp kılmak üzere bizi edadan alıkoyduğu sabah namazlarının sayısı acaba yüzlerle mi, binlerle mi ifade edilebilir? 'Az sonra' kılayım derken alelacele "son dakika"ya sığıştırılan sair namazların sayısı acaba kaç bini bulur?</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Namazla ilgili ertelemeler, şeytanın hayır ve hak karşısındaki "yarın"cılığının bir örneği yalnızca... Kulluğun şanına yakışan sair görev, fiil ve haller de hesaba katılınca, şeytanın 'yarın'a erteleyerek bizi hepten alıkoyduğu hayır ve hak sayısı, herhalde milyonları bulacaktır.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Bu ertelemenin sonuçlarını yalnız kendi dünyamızda da görmüyoruz. Ubudiyet görevlerini 'yarın' yapacak olan; ama o 'yarın' gelmeden bu dünyadan göçen ne çok insan var! </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Çokları, üç gün sonra yaşıyor olacağının garantisi olmadığı halde, ubudiyet borcunu 'ihtiyarlık günleri'ne erteliyor sözgelimi. Birçok insan, 'ileride örtünmek' düşüncesiyle birlikte, bugün tesettürsüz geziyor. Daha en başta ubudiyet çizgisinde karar kılanlara ise, "Daha yaşın genç. İleride yaparsın" deniliyor.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Oysa ölümün yaşı yoktur. Hayat apartmanının ne zaman yıkılacağına dair bir tarih kaydı, kimsenin elinde yoktur. Bir dakika sonra ölmek, yüz yıl yaşamak kadar, hatta ondan da fazla mümkündür.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Ne var ki, şeytanın 'yarın'ı bitmez. Ne zaman 'asıl vazife' aklımıza düşer, ne zaman kalbimiz iman ve ubudiyet arzusuyla hüşyar olur, şeytan hiç bitmeyen 'yarın'lar sunar önümüze.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Gariptir, ubudiyet yoluna girecek olduğumuzda bin türlü 'yarın'lar sunan şeytanın, ubudiyete sığmayan fiillerde tek bir ertelemesi bile yoktur. Bizi gaflete atan, duygularımızı dünyanın fani yüzünde boğan onca şeyi asla 'yarın'a ertelemez şeytan. Bir kez olsun, "Bugün Kur'ân'ını oku, televizyonu yarın seyredersin" demez. Bir kez olsun, "Bugünün şükrünü yap da, "Piyasa durgun" şikayetini yarına sakla" dediği yoktur. Bir kez olsun, "Şimdi namazını kıl da, haberleri yarın öğrenirsin" dememiştir.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Çünkü, elimizde olan yegâne zamanın şimdiki zaman olduğunu şeytan da bilir. Bildiği için, ubudiyet görevlerini gelmemiş bir 'yarın'a erteleterek kandırır bizi. Böylece esasen Allah'a ibadet için verilmiş hâzır zamanı kendisi için kullanıma hazır hale getirir. Sonra da o hâzır zamanda gaflet, sefahet veya dalâlet derelerine sürükler bizi.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Resul-i Ekrem (a.s.m.) "<span style="color: green">Erteleyiciler helâk oldu</span>" buyururken, bizi işte bu şeytanî tuzağa karşı uyarıyor.</strong></p><p> </p><p><strong>salihdostlar.cm</strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Muvahhid1, post: 194052, member: 1003203"] [B]Ne zaman hayra yarar birşeyler yapmaya girişsek, önümüzde 'küçük' bir engel beliriverir. Hayırlı bir işe başlamaya mı niyetlendik, o engel yüzünden, teşebbüsümüz daha başlamadan akim kalır. Zira, içimizde bir 'yarın'cı saklıdır. Rabbimizin rızasına uygun bir işe niyetlenir niyetlenmez, bu 'yarın'cı, bizi erteleme kuyularında boğdurur. Herkes, kendi ömründe ve de gündelik hayatında, bu 'yarın'cının bir dizi icraatını sanırım bir çırpıda sayabilir. Kaç hayırlı fiil 'yarın'a ertelendiği için yaşanmamış; kaç hak söz 'yarın'a saklandığı için hiçbir zaman söylenmemiştir, kimbilir? Nefsin hoşuna giden işlerde "hemen şimdi"ci olan şeytan, hakikat ve hayr karşısında, hep 'yarın'cı olmuştur. "Sonra yaparsın." "Yarın başlasan da olur." "Bir gün muhakkak." "İlerde ben de düşünüyorum." Hayatımıza şöyle bir baksak, bu "az sonra"ların, 'yarın'ların, 'ileride'lerin faturasının hayli kabarık olduğunu görmemiz zor olmayacaktır. Şeytanın, "az sonra" kalkıp kılmak üzere bizi edadan alıkoyduğu sabah namazlarının sayısı acaba yüzlerle mi, binlerle mi ifade edilebilir? 'Az sonra' kılayım derken alelacele "son dakika"ya sığıştırılan sair namazların sayısı acaba kaç bini bulur? Namazla ilgili ertelemeler, şeytanın hayır ve hak karşısındaki "yarın"cılığının bir örneği yalnızca... Kulluğun şanına yakışan sair görev, fiil ve haller de hesaba katılınca, şeytanın 'yarın'a erteleyerek bizi hepten alıkoyduğu hayır ve hak sayısı, herhalde milyonları bulacaktır. Bu ertelemenin sonuçlarını yalnız kendi dünyamızda da görmüyoruz. Ubudiyet görevlerini 'yarın' yapacak olan; ama o 'yarın' gelmeden bu dünyadan göçen ne çok insan var! Çokları, üç gün sonra yaşıyor olacağının garantisi olmadığı halde, ubudiyet borcunu 'ihtiyarlık günleri'ne erteliyor sözgelimi. Birçok insan, 'ileride örtünmek' düşüncesiyle birlikte, bugün tesettürsüz geziyor. Daha en başta ubudiyet çizgisinde karar kılanlara ise, "Daha yaşın genç. İleride yaparsın" deniliyor. Oysa ölümün yaşı yoktur. Hayat apartmanının ne zaman yıkılacağına dair bir tarih kaydı, kimsenin elinde yoktur. Bir dakika sonra ölmek, yüz yıl yaşamak kadar, hatta ondan da fazla mümkündür. Ne var ki, şeytanın 'yarın'ı bitmez. Ne zaman 'asıl vazife' aklımıza düşer, ne zaman kalbimiz iman ve ubudiyet arzusuyla hüşyar olur, şeytan hiç bitmeyen 'yarın'lar sunar önümüze. Gariptir, ubudiyet yoluna girecek olduğumuzda bin türlü 'yarın'lar sunan şeytanın, ubudiyete sığmayan fiillerde tek bir ertelemesi bile yoktur. Bizi gaflete atan, duygularımızı dünyanın fani yüzünde boğan onca şeyi asla 'yarın'a ertelemez şeytan. Bir kez olsun, "Bugün Kur'ân'ını oku, televizyonu yarın seyredersin" demez. Bir kez olsun, "Bugünün şükrünü yap da, "Piyasa durgun" şikayetini yarına sakla" dediği yoktur. Bir kez olsun, "Şimdi namazını kıl da, haberleri yarın öğrenirsin" dememiştir. Çünkü, elimizde olan yegâne zamanın şimdiki zaman olduğunu şeytan da bilir. Bildiği için, ubudiyet görevlerini gelmemiş bir 'yarın'a erteleterek kandırır bizi. Böylece esasen Allah'a ibadet için verilmiş hâzır zamanı kendisi için kullanıma hazır hale getirir. Sonra da o hâzır zamanda gaflet, sefahet veya dalâlet derelerine sürükler bizi. Resul-i Ekrem (a.s.m.) "[COLOR=green]Erteleyiciler helâk oldu[/COLOR]" buyururken, bizi işte bu şeytanî tuzağa karşı uyarıyor.[/B] [B]salihdostlar.cm[/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Şeytan'ın 'yarını' hiç bitmiyor
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst