Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Ehli Sünnet Tarikat ve Cemaatler
Sıa'nın dogusu, baslangıcı ve nıtelıgı
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ümmüebiha" data-source="post: 197642" data-attributes="member: 1006580"><p><span style="color: green"><strong>4- HILAFETIN KAMUOYUNA </strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>SUNULMA SIYASETI VE SIA GÖRÜSÜNE AYKIRI OLUSU</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Sia, yasalari, Allah'in kitabi ve Resul-i Ekrem (s.a.a)'in sünnetinde belirlenen semavi Islam seriatinin hiçbir zaman degismeyecegine ve kiyamete kadar kendi itibarini koruyacagina inanir.[25]</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Sia'ya göre Islam hükümeti, hiç bir bahane ile, Islam dinini tamamen uygulamaktan kaçinamaz. Islam hükümetinin tek görevi, zamanin maslahatini göz önünde bulundurarak seriat siniri çerçevesinde sura ve mesveretle bazi kararlar almasidir. Ama siyasi amaçlar üzere gerçeklesen biat olayi ve yine Hz. Peygamber'in (s.a.a) hastaliginin son günlerinde gerçeklesen kagit ve mürekkep hadisesi, hilafetin seçimle olmasina taraftar olanlarin bu konuda farkli inançlar tasidigini ortaya çikardi. Onlara göre, Allah'in Kitabi bir anayasa gibi korunmali, Peygamber'in (s.a.a) açiklamalari ve sünnetleriyse deger ve itibarini kaybetmistir, o halde Islam hükümeti siyaset icabi, onlari uygulamayabilirdi. Onlarin bu görüsleri, sonralari sahabe hakkinda naklolunan bir çok rivayetlerle de (örnegin; Sahabe müçtehittirler. Reylerinde isabet ederlerse sevap kazanirlar ve eger hata yaparlarsa mazurdurlar) pekistirildi.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Bunun apaçik örnegi, Halifenin komutanlarindan Halid b. Velid'in, Müslümanlarin sayilir sahislarindan olan Malik b. Nüveyre'nin evinde misafir oldugu gece gerçeklesti. Halid, Malik'i gafil avlayip öldürdü, basini ocaga birakip ateste yaktiktan sonra o geceyi Malik'in hanimiyla birlikte geçirdi. Halife ise bu utanç verici, yüz kizartici cinayetlerin ardindan "Devletin böyle komutana ihtiyaci vardir." bahanesiyle onun hakkinda seriat hükümlerini uygulamadi.[26] Humusun Hz. Peygamber'in (s.a.a) Ehl-i Beyt ve yakinlarina verilmesinin önlenmesi de bunun diger bir örnegidir.[27]</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Ayrica Hz. Peygamber (s.a.a)'in hadis-i seriflerinin yazilmasi yasaklandi. Bir yerden yahut bir kimseden yazili hadisler ele geçirilseydi onu zabtedip yakiyorlardi[28] Hadis yazma yasagi Hülefai Rasid'in zamanindan Emevi halifelerinden Ömer b. Abdülaziz'in (99-102) hilafet dönemine kadar sürdü.[29] </strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Bu siyaset (zamanin Halifesi, Peygamberin sünnetini uygulamayabilir olmasi) ikinci Halifenin hilafet döneminde (13-25 h.k.) daha fazla netlik kazandi. Hilafet makami, temettü hacci, mut'a nikahi ve ezanda "Hayye ala Hayr'il-Amel" denilmesi gibi bir takim seriat kurallarini yasakladi.[30] Üç talakin (bosamanin) bir oturumda geçerli olmasi gibi, seriatta olmayan bir takim seyleri de yasalastirdi.[31] Beyt'ül malin halkin arasinda farklilik gözetilerek taksim edilmesi[32] ikinci halife döneminde basladi. Bu tavir sonralari Müslümanlarin arasinda büyük ihtilaflarin olusmasina ve korkunç kanli sahnelere neden oldu. O'nun hilafeti döneminde, Muaviye Sam ilinde, Kayser ve Kisra sultanlarina uygun geleneklerle hükümet ediyordu. Halife, ona "Arab'in Kisrasi" unvanini verdigi halde, ona dokunmuyordu.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Ikinci Halife yirmi üç h.k. yilinda Iranli bir köle tarafindan öldürüldü. Halifenin emriyle kurulan alti kisilik suranin ekseriyet oyuyla üçüncü Halife islerin idaresini eline aldi. O, hilafeti döneminde kendi Emevi akrabalarini halka musallat etmis, Hicaz, Irak, Misir ve diger Islam ülkelerinde isleri bunlara[33] devretmisti, oysa onlar kayitsizlik ve sorumsuzlukta kararli olduklari için alenen zulüm etmeye, günah islemeye ve simdiye dek uygulanan Islam kanunlarinin aksine hareket etmeye basladilar. Islam ülkelerinin dört bir yanindan sikayetler sel gibi dar'ul hilafeye akmaya basladi. Halife ise, Emevi yakinlarinin bilhassa Mervan b. Hakem'in etkisi altinda kaldigindan[34] gelen sikayetleri önemsemiyordu. Hatta bazen sikayet edenlerin takip edilmesini ve onlara sert davranilmasini emir veriyordu.[35] Kisaca, hicretin 35. yilinda halk tarafindan aleyhinde ayaklanmalar basladi ve bir kaç günlük süren çatisma ve musahara sonucu halife öldürüldü. </strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Üçüncü Halife kendi hilafeti döneminde, Emevi akrabalarindan Muaviye'nin yönetiminde olan Sam hükümetini daha fazla güçlendiriyordu. Öyle ki hilafetin agirligi Sam'da toplanmis, Medine'de bulunan dar-ül hilafe teskilatinin dis görünümden baska bir seyi kalmamisti. [36]</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Birinci Halife, sahabelerin çogunlugunun seçimiyle, Ikinci Halife birinci Halifenin vasiyeti üzerine, Üçüncü Halife ise, fertleri ve tüzügü Ikinci Halife tarafindan belirlenen alti kisilik suranin tayini üzerine hilafeti ele aldilar. Ilk üç Halifenin yirmi bes yil süren hilafetlerinde, isleri idare etmede izledikleri siyasetleri suydu: Islam kanunlari içtihat üzerine ve hilafet makami tarafindan teshis edilen maslahatlara göre uygulanir. Islam ögretilerinde ise izledikleri yol, Kur'an'in tefsir edilmeden ve arastirilmadan okunmasi ve Peygamber'in (s.a.a) hadisleri yazilmadan rivayet edilmesi, kulak ve agiz haddini asmamasiydi. Yazmak, Kur'an-i Kerim'le sinirlanmis, hadisleri yazmak yasaklanmisti.[37] </strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>On iki Hicri Kameri yilinda sona eren "Yemame" savasinda, sahabelerden Kur'an karisi olan bir grup hafizin ölmesi üzerine, Ömer b. Hattab birinci Halifeye Kur'an'in bir mushafa yazilmasi ve toplanmasini önerdi. O, kendi önerisinde söyle diyordu: Eger yeniden bir savas çikar ve geriye kalan Kur'an hamilleri ölürlerse Kur'an aramizdan kalkacaktir. Buna göre, Kur'an ayetlerini bir mushafa toplayip yazmamiz gerekir.[38] Kur'an hakkinda bu karari alirken Kur'an'in pesi sira gelen Hz. Peygamber'in (s.a.a) hadisleri ayni tehlike ile karsi karsiya oldugu halde onlari muhafaza etmeye önem vermediler. Unutulma, uydurulma, eksik ve fazla nakledilme, lafzinin degil de algilanan anlamin nakledilmesi gibi tehlikelere ragmen hadisleri koruma önemsenmemekle birlikte yazilmasi bile yasaklaniyor ve ele geçirilen bütün hadisler yakiliyordu.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Kisa bir süre içerisinde öyle bir durum meydana geldi ki Islam'in namaz gibi tartisilmaz apaçik meselelerinde dahi birbiriyle zit hadisler ortaya çikti. Bu zaman içerisinde diger ilim dallarinda da bir ilerleme olmadi. Böylece Kur'an-i Kerim ve Hz. Peygamberin açiklamalarinda ilimle ilgili methetmeler ve ilimleri ilerletip yaymaya olan tesvik ve tekidler, sonuç vermeyip etkisiz kaldi. Halkin çogunlugu, Islam'a birbirinin ardindan nasip olan zaferlere ve Arap yarimadasina dört bir yandan akan hadsiz hesapsiz ganimetlerin verdigi sevinç ve neseyi yasamaya mesgul idiler. Risalet hanedaninin ve bunlarin en ileri geleni ve Hz. Peygamber'in (s.a.a) buyurduguna göre Islam ögretileri ve Kur'an'in anlamlari konusunda halkin en bilgini olan Hz. Ali'nin (a.s) ilimleri dikkate alinmadi. Hatta Kur'an-i Kerim'in bir araya toplanilmasinda (Peygamberimizin vefatindan sonra Hz. Ali'nin, evine kapanip Mushafi bir araya topladigini bildikleri halde) ondan yararlanmadiklari gibi adini bile söz konusu etmediler.[39] Bu ve benzeri bir takim isler, Hz. Ali'nin (a.s) izleyicilerinin kendi inançlarina daha fazla sarilmalarina, olaylarin gidisatini daha uyanik izlemelerine ve günden güne çalismalarini artirmalarina neden oldu. Hz. Ali (a.s) ise halkin umumi terbiye edilmesinden mahrum edildigi için fertleri özel olarak terbiye etmeye baslamisti.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Bu yirmi bes yil zarfinda, bütün durumlarda ona tabi olan dört dostundan üçü (Selman-i Farisi, Ebuzer Gaffari ve Mikdad) vefat ettiler. Ama sahabelerden bir grubu ve Hicaz, Yemen, Irak ve diger yerlerde bulunan tabiinden kalabalik bir grup Hz. Ali'nin (a.s) destekçileri arasinda yer aldilar. Üçüncü Halifenin ölümünden sonra, her bir taraftan ona yöneldiler. O'na biat edip halife olarak seçtiler.</strong></span></p><p><span style="color: green"></span></p><p><span style="color: green"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ümmüebiha, post: 197642, member: 1006580"] [COLOR=green][B]4- HILAFETIN KAMUOYUNA SUNULMA SIYASETI VE SIA GÖRÜSÜNE AYKIRI OLUSU Sia, yasalari, Allah'in kitabi ve Resul-i Ekrem (s.a.a)'in sünnetinde belirlenen semavi Islam seriatinin hiçbir zaman degismeyecegine ve kiyamete kadar kendi itibarini koruyacagina inanir.[25] Sia'ya göre Islam hükümeti, hiç bir bahane ile, Islam dinini tamamen uygulamaktan kaçinamaz. Islam hükümetinin tek görevi, zamanin maslahatini göz önünde bulundurarak seriat siniri çerçevesinde sura ve mesveretle bazi kararlar almasidir. Ama siyasi amaçlar üzere gerçeklesen biat olayi ve yine Hz. Peygamber'in (s.a.a) hastaliginin son günlerinde gerçeklesen kagit ve mürekkep hadisesi, hilafetin seçimle olmasina taraftar olanlarin bu konuda farkli inançlar tasidigini ortaya çikardi. Onlara göre, Allah'in Kitabi bir anayasa gibi korunmali, Peygamber'in (s.a.a) açiklamalari ve sünnetleriyse deger ve itibarini kaybetmistir, o halde Islam hükümeti siyaset icabi, onlari uygulamayabilirdi. Onlarin bu görüsleri, sonralari sahabe hakkinda naklolunan bir çok rivayetlerle de (örnegin; Sahabe müçtehittirler. Reylerinde isabet ederlerse sevap kazanirlar ve eger hata yaparlarsa mazurdurlar) pekistirildi. Bunun apaçik örnegi, Halifenin komutanlarindan Halid b. Velid'in, Müslümanlarin sayilir sahislarindan olan Malik b. Nüveyre'nin evinde misafir oldugu gece gerçeklesti. Halid, Malik'i gafil avlayip öldürdü, basini ocaga birakip ateste yaktiktan sonra o geceyi Malik'in hanimiyla birlikte geçirdi. Halife ise bu utanç verici, yüz kizartici cinayetlerin ardindan "Devletin böyle komutana ihtiyaci vardir." bahanesiyle onun hakkinda seriat hükümlerini uygulamadi.[26] Humusun Hz. Peygamber'in (s.a.a) Ehl-i Beyt ve yakinlarina verilmesinin önlenmesi de bunun diger bir örnegidir.[27] Ayrica Hz. Peygamber (s.a.a)'in hadis-i seriflerinin yazilmasi yasaklandi. Bir yerden yahut bir kimseden yazili hadisler ele geçirilseydi onu zabtedip yakiyorlardi[28] Hadis yazma yasagi Hülefai Rasid'in zamanindan Emevi halifelerinden Ömer b. Abdülaziz'in (99-102) hilafet dönemine kadar sürdü.[29] Bu siyaset (zamanin Halifesi, Peygamberin sünnetini uygulamayabilir olmasi) ikinci Halifenin hilafet döneminde (13-25 h.k.) daha fazla netlik kazandi. Hilafet makami, temettü hacci, mut'a nikahi ve ezanda "Hayye ala Hayr'il-Amel" denilmesi gibi bir takim seriat kurallarini yasakladi.[30] Üç talakin (bosamanin) bir oturumda geçerli olmasi gibi, seriatta olmayan bir takim seyleri de yasalastirdi.[31] Beyt'ül malin halkin arasinda farklilik gözetilerek taksim edilmesi[32] ikinci halife döneminde basladi. Bu tavir sonralari Müslümanlarin arasinda büyük ihtilaflarin olusmasina ve korkunç kanli sahnelere neden oldu. O'nun hilafeti döneminde, Muaviye Sam ilinde, Kayser ve Kisra sultanlarina uygun geleneklerle hükümet ediyordu. Halife, ona "Arab'in Kisrasi" unvanini verdigi halde, ona dokunmuyordu. Ikinci Halife yirmi üç h.k. yilinda Iranli bir köle tarafindan öldürüldü. Halifenin emriyle kurulan alti kisilik suranin ekseriyet oyuyla üçüncü Halife islerin idaresini eline aldi. O, hilafeti döneminde kendi Emevi akrabalarini halka musallat etmis, Hicaz, Irak, Misir ve diger Islam ülkelerinde isleri bunlara[33] devretmisti, oysa onlar kayitsizlik ve sorumsuzlukta kararli olduklari için alenen zulüm etmeye, günah islemeye ve simdiye dek uygulanan Islam kanunlarinin aksine hareket etmeye basladilar. Islam ülkelerinin dört bir yanindan sikayetler sel gibi dar'ul hilafeye akmaya basladi. Halife ise, Emevi yakinlarinin bilhassa Mervan b. Hakem'in etkisi altinda kaldigindan[34] gelen sikayetleri önemsemiyordu. Hatta bazen sikayet edenlerin takip edilmesini ve onlara sert davranilmasini emir veriyordu.[35] Kisaca, hicretin 35. yilinda halk tarafindan aleyhinde ayaklanmalar basladi ve bir kaç günlük süren çatisma ve musahara sonucu halife öldürüldü. Üçüncü Halife kendi hilafeti döneminde, Emevi akrabalarindan Muaviye'nin yönetiminde olan Sam hükümetini daha fazla güçlendiriyordu. Öyle ki hilafetin agirligi Sam'da toplanmis, Medine'de bulunan dar-ül hilafe teskilatinin dis görünümden baska bir seyi kalmamisti. [36] Birinci Halife, sahabelerin çogunlugunun seçimiyle, Ikinci Halife birinci Halifenin vasiyeti üzerine, Üçüncü Halife ise, fertleri ve tüzügü Ikinci Halife tarafindan belirlenen alti kisilik suranin tayini üzerine hilafeti ele aldilar. Ilk üç Halifenin yirmi bes yil süren hilafetlerinde, isleri idare etmede izledikleri siyasetleri suydu: Islam kanunlari içtihat üzerine ve hilafet makami tarafindan teshis edilen maslahatlara göre uygulanir. Islam ögretilerinde ise izledikleri yol, Kur'an'in tefsir edilmeden ve arastirilmadan okunmasi ve Peygamber'in (s.a.a) hadisleri yazilmadan rivayet edilmesi, kulak ve agiz haddini asmamasiydi. Yazmak, Kur'an-i Kerim'le sinirlanmis, hadisleri yazmak yasaklanmisti.[37] On iki Hicri Kameri yilinda sona eren "Yemame" savasinda, sahabelerden Kur'an karisi olan bir grup hafizin ölmesi üzerine, Ömer b. Hattab birinci Halifeye Kur'an'in bir mushafa yazilmasi ve toplanmasini önerdi. O, kendi önerisinde söyle diyordu: Eger yeniden bir savas çikar ve geriye kalan Kur'an hamilleri ölürlerse Kur'an aramizdan kalkacaktir. Buna göre, Kur'an ayetlerini bir mushafa toplayip yazmamiz gerekir.[38] Kur'an hakkinda bu karari alirken Kur'an'in pesi sira gelen Hz. Peygamber'in (s.a.a) hadisleri ayni tehlike ile karsi karsiya oldugu halde onlari muhafaza etmeye önem vermediler. Unutulma, uydurulma, eksik ve fazla nakledilme, lafzinin degil de algilanan anlamin nakledilmesi gibi tehlikelere ragmen hadisleri koruma önemsenmemekle birlikte yazilmasi bile yasaklaniyor ve ele geçirilen bütün hadisler yakiliyordu. Kisa bir süre içerisinde öyle bir durum meydana geldi ki Islam'in namaz gibi tartisilmaz apaçik meselelerinde dahi birbiriyle zit hadisler ortaya çikti. Bu zaman içerisinde diger ilim dallarinda da bir ilerleme olmadi. Böylece Kur'an-i Kerim ve Hz. Peygamberin açiklamalarinda ilimle ilgili methetmeler ve ilimleri ilerletip yaymaya olan tesvik ve tekidler, sonuç vermeyip etkisiz kaldi. Halkin çogunlugu, Islam'a birbirinin ardindan nasip olan zaferlere ve Arap yarimadasina dört bir yandan akan hadsiz hesapsiz ganimetlerin verdigi sevinç ve neseyi yasamaya mesgul idiler. Risalet hanedaninin ve bunlarin en ileri geleni ve Hz. Peygamber'in (s.a.a) buyurduguna göre Islam ögretileri ve Kur'an'in anlamlari konusunda halkin en bilgini olan Hz. Ali'nin (a.s) ilimleri dikkate alinmadi. Hatta Kur'an-i Kerim'in bir araya toplanilmasinda (Peygamberimizin vefatindan sonra Hz. Ali'nin, evine kapanip Mushafi bir araya topladigini bildikleri halde) ondan yararlanmadiklari gibi adini bile söz konusu etmediler.[39] Bu ve benzeri bir takim isler, Hz. Ali'nin (a.s) izleyicilerinin kendi inançlarina daha fazla sarilmalarina, olaylarin gidisatini daha uyanik izlemelerine ve günden güne çalismalarini artirmalarina neden oldu. Hz. Ali (a.s) ise halkin umumi terbiye edilmesinden mahrum edildigi için fertleri özel olarak terbiye etmeye baslamisti. Bu yirmi bes yil zarfinda, bütün durumlarda ona tabi olan dört dostundan üçü (Selman-i Farisi, Ebuzer Gaffari ve Mikdad) vefat ettiler. Ama sahabelerden bir grubu ve Hicaz, Yemen, Irak ve diger yerlerde bulunan tabiinden kalabalik bir grup Hz. Ali'nin (a.s) destekçileri arasinda yer aldilar. Üçüncü Halifenin ölümünden sonra, her bir taraftan ona yöneldiler. O'na biat edip halife olarak seçtiler.[/B] [/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Ehli Sünnet Tarikat ve Cemaatler
Sıa'nın dogusu, baslangıcı ve nıtelıgı
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst