Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Şiir gibi hayat, tokat gibi cevap
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Eyvàh!" data-source="post: 89151" data-attributes="member: 12"><p style="text-align: center"><span style="color: red"><strong>Şiir gibi hayat, tokat gibi cevap</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Kendi ifadesiyle 12 yaşında şair olan Necip Fazıl, 23 yaşına geldiğinde, yazdığı “kaldırımlar” isimli şiiriyle, sanat çevrelerinin takdirini toplamış ve bundan sonra adı bu şiirle anılmıştır: “kaldırımlar şairi”</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Kimsesiz, yalnız bir insanın ruh halinin anlatıldığı bu şiirin ilk dört kıtasını buraya alıyoruz:</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Sokaktayım, kimsesiz, bir sokak ortasında;</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Yolumun karanlığa saplanan noktasında,</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>İçimde damla damla bir korku birikiyor;</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Gözüne mil çekilmiş bir âma gibi evler.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi,</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Necip Fazıl, İsmet Paşa ve tek parti yönetimine karşı şiddetli bir muhalefet sürdürmüş, bu partiye karşı ezilen, horlanan, sıkıntıya maruz bırakılan ülke insanının yanında yer almış, bunun sonucunda defalarca cezalandırılmış, mahkum olmuş ve hapis yatmıştır. Şairin, tutuklu bulunduğu cezaevinden oğlu Mehmet’e mektüp olarak gönderdiği; Zindan iki hece Mehmed’im lafta!</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Baba katili ile baban bir safta!</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Şeklinde başlayıp;</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Mehmed’im, sevinin, başlar yüksekte!</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Ölsek de sevinin, eve dönsek de!</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Gün doğmuş gün batmış ebed bizimdir!</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Mısraları ile son bulan “Zindandan Mehmed’e Mektüp’ isimli, hapishane hayatını anlattığı uzunca bir şiiri vardır.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Necip Fazıl hayatında o kadar fazla mahkemelik olmuştur ki, artık kendisinden bıkan hâkim, bir gün Necip Fazıl’a;</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>-“Bak, seni bundan böyle bir daha huzurumda görmeyeceğim!” der.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Necip Fazıl, hâkimin bu uyarısını anlamamış gibi sorar:</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>-“Hâkim bey, yoksa istifa mı ediyorsunuz?”</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>İsmet Paşa ve zihniyetiyle hiçbir zaman barışık olmayan N. Fazıl, sonraları kurulan hemen her sağ partiye, zaman zaman yakınlık duymuş ve yakınlık duyduğu her partiyle de bir vesile bulup yollarını ayırmıştır. Fikir ve düşüncelerini ülke insanına aktarmak maksadıyla kurduğu dergilerin, yayın hayatına devam etmesi için maddi ihtiyaçları olan Necip Fazıl, kendisinin bu ihtiyacını karşılayan kişiyi, övüp göklere çıkarmış; buna mukabil, her ne sebeple olursa olsun ödeneği kesen kişilerin karşısında yer almaktan çekinmemiştir. Bir gün; “muhteşem adam” , “beklenen kurtarıcı sensin” dediği kişiye, bir başka gün; “sen gül diyarının yapma gülüsün” , “davuldan ziyade gümbürtülüsün” , “Türk’e Amerikan püskürtülüsün” , “sen o belaların son püskülüsün” şeklinde hitabetmiş, “dâva adamı” diye hitabettiği bir başkasına, bir başka gün; “sen ey din lüpçüsü, rezil ettin dâvayı” diye seslenmiştir. Bu mesele için, “zamanın şartları öyle gerektirmiştir” deyip geçmek veya olayı ahlaki açıdan tahlil etmektense, “bu başka bir konu” demeyi daha uygun buluyoruz.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'times new roman'"><strong></strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Eyvàh!, post: 89151, member: 12"] [CENTER][COLOR=red][B]Şiir gibi hayat, tokat gibi cevap[/B][/COLOR][/CENTER] [FONT=times new roman][B] Kendi ifadesiyle 12 yaşında şair olan Necip Fazıl, 23 yaşına geldiğinde, yazdığı “kaldırımlar” isimli şiiriyle, sanat çevrelerinin takdirini toplamış ve bundan sonra adı bu şiirle anılmıştır: “kaldırımlar şairi” Kimsesiz, yalnız bir insanın ruh halinin anlatıldığı bu şiirin ilk dört kıtasını buraya alıyoruz: Sokaktayım, kimsesiz, bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. Yolumun karanlığa saplanan noktasında, Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum. Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık; Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar. İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık; Biri benim, biri de serseri kaldırımlar. İçimde damla damla bir korku birikiyor; Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler. Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor Gözüne mil çekilmiş bir âma gibi evler. Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi, Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır. Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi; Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır. Necip Fazıl, İsmet Paşa ve tek parti yönetimine karşı şiddetli bir muhalefet sürdürmüş, bu partiye karşı ezilen, horlanan, sıkıntıya maruz bırakılan ülke insanının yanında yer almış, bunun sonucunda defalarca cezalandırılmış, mahkum olmuş ve hapis yatmıştır. Şairin, tutuklu bulunduğu cezaevinden oğlu Mehmet’e mektüp olarak gönderdiği; Zindan iki hece Mehmed’im lafta! Baba katili ile baban bir safta! Şeklinde başlayıp; Mehmed’im, sevinin, başlar yüksekte! Ölsek de sevinin, eve dönsek de! Sanma bu tekerlek kalır tümsekte! Yarın elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş gün batmış ebed bizimdir! Mısraları ile son bulan “Zindandan Mehmed’e Mektüp’ isimli, hapishane hayatını anlattığı uzunca bir şiiri vardır. Necip Fazıl hayatında o kadar fazla mahkemelik olmuştur ki, artık kendisinden bıkan hâkim, bir gün Necip Fazıl’a; -“Bak, seni bundan böyle bir daha huzurumda görmeyeceğim!” der. Necip Fazıl, hâkimin bu uyarısını anlamamış gibi sorar: -“Hâkim bey, yoksa istifa mı ediyorsunuz?” İsmet Paşa ve zihniyetiyle hiçbir zaman barışık olmayan N. Fazıl, sonraları kurulan hemen her sağ partiye, zaman zaman yakınlık duymuş ve yakınlık duyduğu her partiyle de bir vesile bulup yollarını ayırmıştır. Fikir ve düşüncelerini ülke insanına aktarmak maksadıyla kurduğu dergilerin, yayın hayatına devam etmesi için maddi ihtiyaçları olan Necip Fazıl, kendisinin bu ihtiyacını karşılayan kişiyi, övüp göklere çıkarmış; buna mukabil, her ne sebeple olursa olsun ödeneği kesen kişilerin karşısında yer almaktan çekinmemiştir. Bir gün; “muhteşem adam” , “beklenen kurtarıcı sensin” dediği kişiye, bir başka gün; “sen gül diyarının yapma gülüsün” , “davuldan ziyade gümbürtülüsün” , “Türk’e Amerikan püskürtülüsün” , “sen o belaların son püskülüsün” şeklinde hitabetmiş, “dâva adamı” diye hitabettiği bir başkasına, bir başka gün; “sen ey din lüpçüsü, rezil ettin dâvayı” diye seslenmiştir. Bu mesele için, “zamanın şartları öyle gerektirmiştir” deyip geçmek veya olayı ahlaki açıdan tahlil etmektense, “bu başka bir konu” demeyi daha uygun buluyoruz. [/B][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Şiir gibi hayat, tokat gibi cevap
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst