Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
şiir ve musikide islamdaki yeri
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="HALOZDUZEN" data-source="post: 87333" data-attributes="member: 7154"><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'">ŞİİR VE <strong>MÛSİKİNİN İSLAM'DAKİ YERİ</strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><strong>Halit Özdüzen</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><strong>Araştırmacı- Yazar </strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><strong>Musiki tarif edilirken; ”Seslerin ritimlerin , armonilerin yoğun bir biçimde birleştirilmesiyle meydana getirilen, heyecanları hissettirme ve uyandırma sanatı” olarak nitelenmektedir. Aslı, bestelenmiş melodi ve şiir olan musiki, ritm ve sözlere bağlı olarak, bazı nefsani dürtüleri harekete geçirdiği gibi, anlam ve yorumuna göre, kanı ateşleyerek mecazi aşkı körüklemekte; yine edebi yapı ve icrasıyla ruhu coşturup, İlahi Aşka da yönlendirebilmektedir!...</strong></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">İslam Alimleri ilerden beri, şiir ve musikinin haram, mekruh ve helalliği konusunu tartışa gelmişlerdir! Bunun nedeni: Müşriklerin Hz Muhammed’i inkar için ”şair” olduğunu ileri sürerek, Risalet etkisini kırmak istemeleri sonucu, inen Ayetlerin yorumu ve sonraki dönemlerde elekten geçirmeden derlenip, koleksi-yonlara alınarak, Hz. Peygambere atfedilen, müzikle ilgili bazı mevzu Hadisler-den kaynaklanmıştır!</span></strong></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><strong>İslam öncesi dönemin müşrik Arap şairleri, güzel ve şehvetli eşlerini, gösterişli atlarını veya kabile önderlerinin hamasetini överek şöhret bulmuşlardı; söyledikleri şiirlerle toplumu etkileyip, işsiz- güçsüz, asalak yaşarlardı! Yüce Allah , Kur’an-ı Kerim'de bunlar için:”<strong>Hiç şüphe yok ki,her vadide sersemce dolaşıp dururlar ve gerçek şu ki onlar, yapmadıkları şeyleri söylerler.</strong>”(</strong><strong> Şuara 26/ 225,226</strong><strong>) diyerek, konumlarını belirtmiştir. Yine aynı surenin takip eden ayetinde : “<strong>Ancak inananlar ve iyi işlerde bulunanlar ve Allah’ı çok ananlar, zulme uğradıktan sonra yardıma mazhar olanlar müstesna</strong>.”(</strong><strong>26/227</strong><strong>) diyerek, Ashaptan Ravaha oğlu Abdullah,Sabit oğlu Hassan ve Malik oğlu Ka’b gibi Hz. Peygamberi öven ve İslam’ın tebliği ile uğraşan inançlı şairleri ayırmıştır.</strong>Hz. Peygamberden gelen bir rivayette: ”</span><span style="font-family: 'Arial Narrow'">Gerçekten şiirlerin bazısı Hikmettir</span><span style="font-family: 'Times New Roman'">” (Cami’al Sağayir) Hadisiyle bazı şair ve şiirleri taçlandırmıştır. Sahabeden kendisini öven Ka’b İbni Zuhayr’in yazdığı ve adına “Kaside-i Bürda” denilen şiirin bir mısrasını bizzat Hz. Resulullah’ın düzelttiği ve bu şairin üzerine kendi hırkasını örterek veya atarak taltif ettiği , Müslim’in kaydettiği rivayetler arasındadır! Bundan ilham alan Busuri ( V.694/1294) Kaside-i Bürde isimli bir eser kaleme almıştır… </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'">Müzikle- gürültüyü, sanatla- safsatayı birbirinden ayırtmak gerekir; tıpkı dane ile samanın ayıklanması gibi …<strong> Varlıkta</strong> İlahi Hikmet açısından bakıldığında, <strong>şiir ve musiki yaratılış evrelerinden itibaren açığa çıkmaya başladığı görülür; diğer güzel sanatlar gibi evrensel olup,sistemin temeli sesin doğal rezonansına dayanmaktadır. Çağımızda buradan yola çıkan Akustik Bilimi, elektronik sayesinde, birleşenleri ayrıştırarak veya ayrıştırdıklarını birleştirerek yapay sesler meydana getirmiştir!</strong></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">Yüce Yaratıcı ( el-)Bedi , Besir ve Semi sıfatlarıyla kendi güzelliğinin yanında güzel ve güzelliklere olan tutkusunu da yarattıklarına resmetmiştir..”</span></strong><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><strong>Allah güzeldir, güzeli sever</strong></span><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">.” (Hadis) Bir başka söylemle, varlıkta çirkinlik yoktur; çirkinlik, insanın şaşı bakış açısıyla, nesne ve simgeleri çarpıtmasından kaynak-lanmaktadır. Doğada var olan ses ve ritimler hece ve notalara dökülerek eşsiz bir sanat eseri yaratmak mümkün olduğu gibi, aynı ses ve ritimlerin aralıkları uzatılıp - kısaltılarak kulakları sağır edip ,insanın ruhsal dengesini bozarak, intihara kadar sürükletecek sesler de üretilebilmektedir. Tarihin ilk çağlarından beri müzik kötüye kullanıldığı gibi, iyiye de kullanıla gelmiştir. İyiye kullanılan Osmanlı'da kurulan Dar-ı Şifa evlerinde psikoterapi aracı olarak, psikoloji bozukluğu gösteren hastalar tedavi edilmekteydi!..</span></strong></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><strong>Allah (C.C.) Kur’an’da Hz. Davut’tan bahseden<strong> “... </strong></strong></span><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">O kuvvet sahibi Davud’u an, çünkü o nağme ile Allah’ı tesbih ederdi. Biz dağları onunla beraber</span></strong><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'">( </span></strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'">zikretmeleri için boyun eğdirmiştik<strong>).</strong></span><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">Akşam sabah onunla beraber tesbih eder</span></strong><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"> (</span></strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'">onun yaptığı tesbihleçınlarlar<strong>)</strong></span><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">di. Toplanıp gelen kuşları da</span></strong><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"> (</span></strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'">ona rametmiştik<strong>.) </strong></span><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">Hepsi onun nağmesine katılır</span></strong><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"> (</span></strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'">berabertesbih ederler<strong>)dı.</strong> “(</span><span style="font-family: 'Book Antiqua'">Sâd 38/17-19</span><span style="font-family: 'Book Antiqua'">) </span><span style="font-family: 'Times New Roman'">Ayette:Hz. Davud’un sesinin çok etkili olduğu, güzel nağmeler ve melodilerle sabah akşam Rabb’imizi zikrettiği, zikrinin dağlarda yankılandığı, öbek, öbek gelen kuşların da bu zikre iştirak ettiği anlatılmaktadır. Hz. Davud’un sesinin güzelliği konusunda pek çok rivayet olduğu gibi, Türkçe dahil birçok lisana yerleşen yüksek oktavlı, gür erkek sesi için kullanılan ”Da-vudi ses” deyimi de bunu doğrulamaktadır.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'">Hz. Resulullah (S.A.V.)’ın güzel sese çok önem verdiği birçok kaynakta belirtilmektedir. Bir gün Ebû Mûsâ’l Eş’ari’nin okuduğu Kur’anı dinleyip ona</span><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"> “Ey Ebû Mûsa, sana Dâvûd (A.S)’ a verilen mizmarlardan bir mizmar veril-miştir.”</span></em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"> buyurmuştur. </span><span style="font-family: 'Times New Roman'">Eş’ari Hz.' nin sesini Hz. Davud’a benzeten Efendimi-zin,güzel sesle Kur’an okumayı teşvik ettiği, başka rivayetlerde de vurgu-lanmaktadır. Nitekim: “</span><span style="font-family: 'Book Antiqua'">Her şeyin bir süsü vardır, Kur’an’ın süsü de güzel sestir. ”</span><span style="font-family: 'Book Antiqua'"> (</span><span style="font-family: 'Times New Roman'"> Müslim)</span><span style="font-family: 'Book Antiqua'">sözü Zatına aittir. </span><span style="font-family: 'Times New Roman'">Asr-ı Saadet, Hülafa-i Raşidin ve sonraki dönemlerde, Kur’an çok değişik kıraatlarla da okunmaya devam edilmiştir. Osmanlı Döneminde başta İstanbul olmak üzere, birçok şehirde Teravih Namazları değişik makam ve kıraat üzerine okunan Kur’an ve arada salavat ,tek-birat ve karşılamalarla kılınmış olup, günümüzde de bazı Camilerde bu gelenek yaşatılmaya devam edilmektedir. Bizde olduğu gibi, İslam Coğrafyasının bir çok ülkesinde Hafızların yetişmesine yönelik, Kur’an okuma yarışması düzenlenip, güzel sesle okuma teşvik edilip, ödüllendirilmektedir.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'">Peygamber Efendimizin güzel sesi sevdiğine bir başka örnek de, İslam’ın ibadet çağrısı olan ezanı, sesi oldukça güzel olan Hz. Bilal Habeşi’ye okutmasıydı. Sesinin yanında eski bir köle olan bu zatın diliyle davetin yapılması, bir yönüyle de”Azizü’l İntikam” olan Allah’ın: Zulme uğrayan mazlum inananlar adına, “müşrik ekabirlerinden” yeryüzünde aldığı intikamıydı!... Mekke’nin Fethi Günü, İslam Orduları şehri teslim aldığında, müşrik erkekler Kâbe Meydanında toplanmıştı. Namaz vaktiydi, Resulullah Efendimiz Hz. Bilal’dan ezan okumasını istedi,büyük bir çeviklikle Kâbe’nin damına çıkıp ,Ezanı her zaman okuduğundan daha bir coşkulu ve daha gururla okumaya başladı!…Müşrikler için o an sanki zaman durmuştu: “Horlayarak İslam’la özdeşleştirdikleri Köle” şimdi tepelerinde Allah’ın adına, meydan okumaktaydı!... Müslim’in kaydettiği bir başka Hadisi Şerif'de: Aynı gün Hz. Peygamberin devesi üzerinde Fatiha Suresini nağmeli ola-rak okuduğu belirtilmektedir.Bu rivayet Hz. Peygamberin fetihle ilgili sevinç ve coşkusunu nağmeyle dışa vurmasının tespiti bakımından da oldukça önemlidir!</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'">Eldeki Kitab-ı Mukaddes(Ahti Atik)’te Davud (A.S.)’a atfedilen Mezmur’larda musikinin yanında çalgı aletleri de bahsetmektedir:</span><span style="font-family: 'Book Antiqua'">“</span><span style="font-family: 'Arial Narrow'">Ey salihler Rab ile sevinin;/ Doğrulara hamd yaraşır./Cenk çalıp Rabb’e şükredin,/On telli sentur ile onu terennüm edin./Ona bir yeni ilahi okuyup,/ Yüksek sesle güzel,güzel çalın</span><span style="font-family: 'Book Antiqua'">.(...)”(</span><span style="font-family: 'Times New Roman'">Mezmur 33 s.557)“<span style="font-family: 'Century'">Sebt Günü için ilahi</span>.</span><span style="font-family: 'Arial Narrow'">Rabb’e şükretmek,/Ey yüce senin ismine terennüm etmek,/Sabahleyin inayetini ve her gece sadakatini,/ On telli saz üzerinde ve sentur üzerinde,/Cenk üzerinde ahenkli bir sesle ilan etmek ne iyidir.(...)”(</span><span style="font-family: 'Times New Roman'"> Mezmur 92 s.594) </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'">Allah’a ilahilerin, o günün çalgı aletleri olan Cenk ve Senturla okunmasını isteyen Davut(A.S.)’da İslam Peygamberiydi… Abdulkadir Geylani Hz. Sırrü’l Esrar isimli kitabında, Efendimizden naklettiği <em>“...( bir insan) ud ve titreyen sesinden zevk almıyorsa mizacı bozuktur</em>.” Peygamberimizin Davud’un davra-nışını benimsediğini göstermektedir. Efendimiz Mekke’den Medine’ye hicret ettiklerinde, kendisini karşılamaya gelen hanımların tef çalarak methiyeler (Talaa’l- bedr aleyna…) söylemesini de hoşnutlukla karşıladığı bilinen gerçektir! Bununla beraber, insanları şehvete yönlendiren musiki ve raksı yasakladığı da bir başka olgudur!… </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'">Yukarıda Resulullah Efendimizden gelen şiir ve musikiyi metheden hadisler yanında, kaynaklarında aleyhte rivayetler de bulunmakta ve bunlardan çoğu içerisinde Buhari ve Müslim’in de bulunduğu Kütub-ü Sitte (Altı büyük Hadis koleksiyonu)'de yer almaktadır. Daha önce vurguladığımız gibi, bazı İslam Alimleri bu nedenle musikiye karşı durmuşlardır.Bu konuda oldukça geniş ve ilmi kriterlere dayanan araştırmalar yaparak, “İslam Açısından Musiki ve Sema” isimli bir eser yazmış bulunan Prof. Dr. Süleyman Uludağ , İbni Hazm ,İbnü’l Arabi,Gazali vb. Alim ve Muhaddislerin yaptığı ilmi kritiklere dayanarak: “Bu mesele ile ilgili rivayet edilen Hadislerin tamamının düzmece” olduğunu belirtmektedir !...(<span style="font-size: 12px"> 1976/ S.154,155</span>)</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'">Gerek Peygamber Efendimizin sağlığında, gerekse de vefatından sonraki her asırda Zatı ve Ehlibeyt için birçok methiye, mersiye, naat ve şemal yazılmıştır. Tasavvuf dergahlarının açık olduğu yıllarda, bestelenmiş eserler, gerek Aşur-u Muharrem, gerekse diğer mübarek gün ve gecelerde güzel sesli muganniler tarafından okunarak, toplanan cemaat coşturulmaktaydı. Günümüzde de Cuma Salası ve sabah ezanı öncesi bazı camilerin minarelerinden yankılanmaktadır! </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'">Kaynağını Farabi, Abdulkadir Meraği ve Golam Şadi’den alan Türk Sanat Musikisi ilk demini Tasavvuf Dergahlarından almıştır. Ünlü besteci Itri, Dede Efendi, Osman Dede,Ahmet Ağa ve Zekai Dede ile burada ismini sayamadığımız Osmanlı Dönemine ait bir çok bestekar, Musikimizin temel taşlarını oluşturur. Günümüzde başta İstanbul olmak üzere , birçok şehirlerde Tasavvuf ve Sanat Musikisi geleneğini devam ettiren cemaat ve gruplar bulunmaktadır. Osmanlı'nın son asırlarında elit tabakanın dinlediği musiki, bu gün belirli mekanlar dışına da taşabilmiştir. Tasavvuf Musikisinin öncülüğünü ,bazı kamu kuruluşlarının yaptığı topluluk konserleri özel geceler ve Ramazan Ayı boyunca radyo ve televizyonlardan yayınlanması, toplum üzerinde etkili olmaktadır . Hiç kuşkusuz bunda: Ş. Urfa Halil İbrahim Dergahı gibi bazı dergahların da katkısı bulunmaktadır; Güneydoğu Anadolu’da yetişen pek çok gazelhan, dergah kökenli musiki üstatlarının öğrencisidir. Ülkemizin değişik bölgelerinden çıkan hafız ve gazelhanlar, Fuzuli ve Yunus gibi Hak Aşıklarının şiirlerini besteleyerek, yörelerine has yorumlarıyla müzik repertuarımıza kazandırıp, halka özümsetmişlerdir. Bu gelişmeler paralelinde, son yıllarda Müftülüklerde açılan meslek içi eğitim kurslarının bazılarında keman ve ney gibi çalgılar eşliğinde, Dini ve Türk Sanat Musikisi icra edilerek, İmam ve Müezzinlerin musikiye adaptasyonu sağlanıp , güzel sesle ezan okuma ve kamet getirmeleri hedeflenmektedir! Bu çalışmalar geçmişe kıyasla, Diyanet’in taşra teşkilatının, musiki ve çalgı aletlerine bakışışındaki değişimin göstergesi olarak da oldukça önemlidir! </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'">Musiki Kültürümüze Ney ve Kudüm eşliğinde Semayı katarak, yeni bir coşku, ahenk ve renk kazandıran Hazreti Mevlana: “</span><span style="font-family: 'Monotype Corsiva'">Musiki Allah Aşıklarının ruh-larının gıdasıdır. Zira musikide Allah’a ulaşmak ümidi vardır</span><span style="font-family: 'Times New Roman'">.” derken, Aşıkların gön-lünde oluşan aşk kıvılcımından bahsetmektedir. Sevgi ve onun daha ilerisi olan Aşk, Yüce Allah’ın Esma’ül Hüsna’sında yer alan “el- Vedud” isminden kullarına intikal eden en büyük tecelli ve lütuf olup, okunan ilahi ve nağmeler müminleri vecd-i ilahi ve aşka yönlendirmektedir. Güzel sesle okunan Kur’an, Mevlid ve aralardaki mersiye ,naat ve münacatların dimağlarda meydana getirdiği lezzetler, bu aşkın nişanesidir. İbadetler sırasında huşu ve haşyet sonucu oluşan duygu yoğunluğunu sık yaşayanlar: Sonunda Rabia ,Yunus ve Mevlana gibi İlahi Aşka yönelmektedir .Bu olguyu, herkesten önce, Resulullah, Ehl-i Beyt ve Ashap yaşamıştı; sonradan gelen Ümmet ise Allah ve Resulünün aşkının nurundan sıçrayan kıvılcımlarla halelenen “Aşk Yolundan” yürüyerek, İlahi Vuslata erip, sonsuzluk kervanına katılmaktadır!... </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'">Rabbim bizlere de nasip eylesin!...</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="HALOZDUZEN, post: 87333, member: 7154"] [FONT=Book Antiqua]ŞİİR VE [B]MÛSİKİNİN İSLAM'DAKİ YERİ[/B][/FONT] [FONT=Book Antiqua][B]Halit Özdüzen[/B][/FONT] [FONT=Book Antiqua][B]Araştırmacı- Yazar [/B][/FONT] [FONT=Times New Roman][B]Musiki tarif edilirken; ”Seslerin ritimlerin , armonilerin yoğun bir biçimde birleştirilmesiyle meydana getirilen, heyecanları hissettirme ve uyandırma sanatı” olarak nitelenmektedir. Aslı, bestelenmiş melodi ve şiir olan musiki, ritm ve sözlere bağlı olarak, bazı nefsani dürtüleri harekete geçirdiği gibi, anlam ve yorumuna göre, kanı ateşleyerek mecazi aşkı körüklemekte; yine edebi yapı ve icrasıyla ruhu coşturup, İlahi Aşka da yönlendirebilmektedir!...[/B][/FONT] [B][FONT=Times New Roman]İslam Alimleri ilerden beri, şiir ve musikinin haram, mekruh ve helalliği konusunu tartışa gelmişlerdir! Bunun nedeni: Müşriklerin Hz Muhammed’i inkar için ”şair” olduğunu ileri sürerek, Risalet etkisini kırmak istemeleri sonucu, inen Ayetlerin yorumu ve sonraki dönemlerde elekten geçirmeden derlenip, koleksi-yonlara alınarak, Hz. Peygambere atfedilen, müzikle ilgili bazı mevzu Hadisler-den kaynaklanmıştır![/FONT][/B] [FONT=Times New Roman][B]İslam öncesi dönemin müşrik Arap şairleri, güzel ve şehvetli eşlerini, gösterişli atlarını veya kabile önderlerinin hamasetini överek şöhret bulmuşlardı; söyledikleri şiirlerle toplumu etkileyip, işsiz- güçsüz, asalak yaşarlardı! Yüce Allah , Kur’an-ı Kerim'de bunlar için:”[B]Hiç şüphe yok ki,her vadide sersemce dolaşıp dururlar ve gerçek şu ki onlar, yapmadıkları şeyleri söylerler.[/B]”([/B][B] Şuara 26/ 225,226[/B][B]) diyerek, konumlarını belirtmiştir. Yine aynı surenin takip eden ayetinde : “[B]Ancak inananlar ve iyi işlerde bulunanlar ve Allah’ı çok ananlar, zulme uğradıktan sonra yardıma mazhar olanlar müstesna[/B].”([/B][B]26/227[/B][B]) diyerek, Ashaptan Ravaha oğlu Abdullah,Sabit oğlu Hassan ve Malik oğlu Ka’b gibi Hz. Peygamberi öven ve İslam’ın tebliği ile uğraşan inançlı şairleri ayırmıştır.[/B]Hz. Peygamberden gelen bir rivayette: ”[/FONT][FONT=Arial Narrow]Gerçekten şiirlerin bazısı Hikmettir[/FONT][FONT=Times New Roman]” (Cami’al Sağayir) Hadisiyle bazı şair ve şiirleri taçlandırmıştır. Sahabeden kendisini öven Ka’b İbni Zuhayr’in yazdığı ve adına “Kaside-i Bürda” denilen şiirin bir mısrasını bizzat Hz. Resulullah’ın düzelttiği ve bu şairin üzerine kendi hırkasını örterek veya atarak taltif ettiği , Müslim’in kaydettiği rivayetler arasındadır! Bundan ilham alan Busuri ( V.694/1294) Kaside-i Bürde isimli bir eser kaleme almıştır… [/FONT] [FONT=Times New Roman]Müzikle- gürültüyü, sanatla- safsatayı birbirinden ayırtmak gerekir; tıpkı dane ile samanın ayıklanması gibi …[B] Varlıkta[/B] İlahi Hikmet açısından bakıldığında, [B]şiir ve musiki yaratılış evrelerinden itibaren açığa çıkmaya başladığı görülür; diğer güzel sanatlar gibi evrensel olup,sistemin temeli sesin doğal rezonansına dayanmaktadır. Çağımızda buradan yola çıkan Akustik Bilimi, elektronik sayesinde, birleşenleri ayrıştırarak veya ayrıştırdıklarını birleştirerek yapay sesler meydana getirmiştir![/B][/FONT] [B][FONT=Times New Roman]Yüce Yaratıcı ( el-)Bedi , Besir ve Semi sıfatlarıyla kendi güzelliğinin yanında güzel ve güzelliklere olan tutkusunu da yarattıklarına resmetmiştir..”[/FONT][/B][FONT=Arial Narrow][B]Allah güzeldir, güzeli sever[/B][/FONT][B][FONT=Times New Roman].” (Hadis) Bir başka söylemle, varlıkta çirkinlik yoktur; çirkinlik, insanın şaşı bakış açısıyla, nesne ve simgeleri çarpıtmasından kaynak-lanmaktadır. Doğada var olan ses ve ritimler hece ve notalara dökülerek eşsiz bir sanat eseri yaratmak mümkün olduğu gibi, aynı ses ve ritimlerin aralıkları uzatılıp - kısaltılarak kulakları sağır edip ,insanın ruhsal dengesini bozarak, intihara kadar sürükletecek sesler de üretilebilmektedir. Tarihin ilk çağlarından beri müzik kötüye kullanıldığı gibi, iyiye de kullanıla gelmiştir. İyiye kullanılan Osmanlı'da kurulan Dar-ı Şifa evlerinde psikoterapi aracı olarak, psikoloji bozukluğu gösteren hastalar tedavi edilmekteydi!..[/FONT][/B] [FONT=Book Antiqua][B]Allah (C.C.) Kur’an’da Hz. Davut’tan bahseden[B] “... [/B][/B][/FONT][B][FONT=Times New Roman]O kuvvet sahibi Davud’u an, çünkü o nağme ile Allah’ı tesbih ederdi. Biz dağları onunla beraber[/FONT][/B][B][FONT=Book Antiqua]( [/FONT][/B][FONT=Book Antiqua]zikretmeleri için boyun eğdirmiştik[B]).[/B][/FONT][B][FONT=Times New Roman]Akşam sabah onunla beraber tesbih eder[/FONT][/B][B][FONT=Book Antiqua] ([/FONT][/B][FONT=Book Antiqua]onun yaptığı tesbihleçınlarlar[B])[/B][/FONT][B][FONT=Times New Roman]di. Toplanıp gelen kuşları da[/FONT][/B][B][FONT=Book Antiqua] ([/FONT][/B][FONT=Book Antiqua]ona rametmiştik[B].) [/B][/FONT][B][FONT=Times New Roman]Hepsi onun nağmesine katılır[/FONT][/B][B][FONT=Book Antiqua] ([/FONT][/B][FONT=Book Antiqua]berabertesbih ederler[B])dı.[/B] “([/FONT][FONT=Book Antiqua]Sâd 38/17-19[/FONT][FONT=Book Antiqua]) [/FONT][FONT=Times New Roman]Ayette:Hz. Davud’un sesinin çok etkili olduğu, güzel nağmeler ve melodilerle sabah akşam Rabb’imizi zikrettiği, zikrinin dağlarda yankılandığı, öbek, öbek gelen kuşların da bu zikre iştirak ettiği anlatılmaktadır. Hz. Davud’un sesinin güzelliği konusunda pek çok rivayet olduğu gibi, Türkçe dahil birçok lisana yerleşen yüksek oktavlı, gür erkek sesi için kullanılan ”Da-vudi ses” deyimi de bunu doğrulamaktadır.[/FONT] [FONT=Times New Roman]Hz. Resulullah (S.A.V.)’ın güzel sese çok önem verdiği birçok kaynakta belirtilmektedir. Bir gün Ebû Mûsâ’l Eş’ari’nin okuduğu Kur’anı dinleyip ona[/FONT][I][FONT=Book Antiqua] “Ey Ebû Mûsa, sana Dâvûd (A.S)’ a verilen mizmarlardan bir mizmar veril-miştir.”[/FONT][/I][FONT=Book Antiqua] buyurmuştur. [/FONT][FONT=Times New Roman]Eş’ari Hz.' nin sesini Hz. Davud’a benzeten Efendimi-zin,güzel sesle Kur’an okumayı teşvik ettiği, başka rivayetlerde de vurgu-lanmaktadır. Nitekim: “[/FONT][FONT=Book Antiqua]Her şeyin bir süsü vardır, Kur’an’ın süsü de güzel sestir. ”[/FONT][FONT=Book Antiqua] ([/FONT][FONT=Times New Roman] Müslim)[/FONT][FONT=Book Antiqua]sözü Zatına aittir. [/FONT][FONT=Times New Roman]Asr-ı Saadet, Hülafa-i Raşidin ve sonraki dönemlerde, Kur’an çok değişik kıraatlarla da okunmaya devam edilmiştir. Osmanlı Döneminde başta İstanbul olmak üzere, birçok şehirde Teravih Namazları değişik makam ve kıraat üzerine okunan Kur’an ve arada salavat ,tek-birat ve karşılamalarla kılınmış olup, günümüzde de bazı Camilerde bu gelenek yaşatılmaya devam edilmektedir. Bizde olduğu gibi, İslam Coğrafyasının bir çok ülkesinde Hafızların yetişmesine yönelik, Kur’an okuma yarışması düzenlenip, güzel sesle okuma teşvik edilip, ödüllendirilmektedir.[/FONT] [FONT=Times New Roman]Peygamber Efendimizin güzel sesi sevdiğine bir başka örnek de, İslam’ın ibadet çağrısı olan ezanı, sesi oldukça güzel olan Hz. Bilal Habeşi’ye okutmasıydı. Sesinin yanında eski bir köle olan bu zatın diliyle davetin yapılması, bir yönüyle de”Azizü’l İntikam” olan Allah’ın: Zulme uğrayan mazlum inananlar adına, “müşrik ekabirlerinden” yeryüzünde aldığı intikamıydı!... Mekke’nin Fethi Günü, İslam Orduları şehri teslim aldığında, müşrik erkekler Kâbe Meydanında toplanmıştı. Namaz vaktiydi, Resulullah Efendimiz Hz. Bilal’dan ezan okumasını istedi,büyük bir çeviklikle Kâbe’nin damına çıkıp ,Ezanı her zaman okuduğundan daha bir coşkulu ve daha gururla okumaya başladı!…Müşrikler için o an sanki zaman durmuştu: “Horlayarak İslam’la özdeşleştirdikleri Köle” şimdi tepelerinde Allah’ın adına, meydan okumaktaydı!... Müslim’in kaydettiği bir başka Hadisi Şerif'de: Aynı gün Hz. Peygamberin devesi üzerinde Fatiha Suresini nağmeli ola-rak okuduğu belirtilmektedir.Bu rivayet Hz. Peygamberin fetihle ilgili sevinç ve coşkusunu nağmeyle dışa vurmasının tespiti bakımından da oldukça önemlidir![/FONT] [FONT=Times New Roman]Eldeki Kitab-ı Mukaddes(Ahti Atik)’te Davud (A.S.)’a atfedilen Mezmur’larda musikinin yanında çalgı aletleri de bahsetmektedir:[/FONT][FONT=Book Antiqua]“[/FONT][FONT=Arial Narrow]Ey salihler Rab ile sevinin;/ Doğrulara hamd yaraşır./Cenk çalıp Rabb’e şükredin,/On telli sentur ile onu terennüm edin./Ona bir yeni ilahi okuyup,/ Yüksek sesle güzel,güzel çalın[/FONT][FONT=Book Antiqua].(...)”([/FONT][FONT=Times New Roman]Mezmur 33 s.557)“[FONT=Century]Sebt Günü için ilahi[/FONT].[/FONT][FONT=Arial Narrow]Rabb’e şükretmek,/Ey yüce senin ismine terennüm etmek,/Sabahleyin inayetini ve her gece sadakatini,/ On telli saz üzerinde ve sentur üzerinde,/Cenk üzerinde ahenkli bir sesle ilan etmek ne iyidir.(...)”([/FONT][FONT=Times New Roman] Mezmur 92 s.594) [/FONT] [FONT=Times New Roman]Allah’a ilahilerin, o günün çalgı aletleri olan Cenk ve Senturla okunmasını isteyen Davut(A.S.)’da İslam Peygamberiydi… Abdulkadir Geylani Hz. Sırrü’l Esrar isimli kitabında, Efendimizden naklettiği [I]“...( bir insan) ud ve titreyen sesinden zevk almıyorsa mizacı bozuktur[/I].” Peygamberimizin Davud’un davra-nışını benimsediğini göstermektedir. Efendimiz Mekke’den Medine’ye hicret ettiklerinde, kendisini karşılamaya gelen hanımların tef çalarak methiyeler (Talaa’l- bedr aleyna…) söylemesini de hoşnutlukla karşıladığı bilinen gerçektir! Bununla beraber, insanları şehvete yönlendiren musiki ve raksı yasakladığı da bir başka olgudur!… [/FONT] [FONT=Times New Roman]Yukarıda Resulullah Efendimizden gelen şiir ve musikiyi metheden hadisler yanında, kaynaklarında aleyhte rivayetler de bulunmakta ve bunlardan çoğu içerisinde Buhari ve Müslim’in de bulunduğu Kütub-ü Sitte (Altı büyük Hadis koleksiyonu)'de yer almaktadır. Daha önce vurguladığımız gibi, bazı İslam Alimleri bu nedenle musikiye karşı durmuşlardır.Bu konuda oldukça geniş ve ilmi kriterlere dayanan araştırmalar yaparak, “İslam Açısından Musiki ve Sema” isimli bir eser yazmış bulunan Prof. Dr. Süleyman Uludağ , İbni Hazm ,İbnü’l Arabi,Gazali vb. Alim ve Muhaddislerin yaptığı ilmi kritiklere dayanarak: “Bu mesele ile ilgili rivayet edilen Hadislerin tamamının düzmece” olduğunu belirtmektedir !...([SIZE=3] 1976/ S.154,155[/SIZE])[/FONT] [FONT=Times New Roman]Gerek Peygamber Efendimizin sağlığında, gerekse de vefatından sonraki her asırda Zatı ve Ehlibeyt için birçok methiye, mersiye, naat ve şemal yazılmıştır. Tasavvuf dergahlarının açık olduğu yıllarda, bestelenmiş eserler, gerek Aşur-u Muharrem, gerekse diğer mübarek gün ve gecelerde güzel sesli muganniler tarafından okunarak, toplanan cemaat coşturulmaktaydı. Günümüzde de Cuma Salası ve sabah ezanı öncesi bazı camilerin minarelerinden yankılanmaktadır! [/FONT] [FONT=Times New Roman]Kaynağını Farabi, Abdulkadir Meraği ve Golam Şadi’den alan Türk Sanat Musikisi ilk demini Tasavvuf Dergahlarından almıştır. Ünlü besteci Itri, Dede Efendi, Osman Dede,Ahmet Ağa ve Zekai Dede ile burada ismini sayamadığımız Osmanlı Dönemine ait bir çok bestekar, Musikimizin temel taşlarını oluşturur. Günümüzde başta İstanbul olmak üzere , birçok şehirlerde Tasavvuf ve Sanat Musikisi geleneğini devam ettiren cemaat ve gruplar bulunmaktadır. Osmanlı'nın son asırlarında elit tabakanın dinlediği musiki, bu gün belirli mekanlar dışına da taşabilmiştir. Tasavvuf Musikisinin öncülüğünü ,bazı kamu kuruluşlarının yaptığı topluluk konserleri özel geceler ve Ramazan Ayı boyunca radyo ve televizyonlardan yayınlanması, toplum üzerinde etkili olmaktadır . Hiç kuşkusuz bunda: Ş. Urfa Halil İbrahim Dergahı gibi bazı dergahların da katkısı bulunmaktadır; Güneydoğu Anadolu’da yetişen pek çok gazelhan, dergah kökenli musiki üstatlarının öğrencisidir. Ülkemizin değişik bölgelerinden çıkan hafız ve gazelhanlar, Fuzuli ve Yunus gibi Hak Aşıklarının şiirlerini besteleyerek, yörelerine has yorumlarıyla müzik repertuarımıza kazandırıp, halka özümsetmişlerdir. Bu gelişmeler paralelinde, son yıllarda Müftülüklerde açılan meslek içi eğitim kurslarının bazılarında keman ve ney gibi çalgılar eşliğinde, Dini ve Türk Sanat Musikisi icra edilerek, İmam ve Müezzinlerin musikiye adaptasyonu sağlanıp , güzel sesle ezan okuma ve kamet getirmeleri hedeflenmektedir! Bu çalışmalar geçmişe kıyasla, Diyanet’in taşra teşkilatının, musiki ve çalgı aletlerine bakışışındaki değişimin göstergesi olarak da oldukça önemlidir! [/FONT] [FONT=Times New Roman]Musiki Kültürümüze Ney ve Kudüm eşliğinde Semayı katarak, yeni bir coşku, ahenk ve renk kazandıran Hazreti Mevlana: “[/FONT][FONT=Monotype Corsiva]Musiki Allah Aşıklarının ruh-larının gıdasıdır. Zira musikide Allah’a ulaşmak ümidi vardır[/FONT][FONT=Times New Roman].” derken, Aşıkların gön-lünde oluşan aşk kıvılcımından bahsetmektedir. Sevgi ve onun daha ilerisi olan Aşk, Yüce Allah’ın Esma’ül Hüsna’sında yer alan “el- Vedud” isminden kullarına intikal eden en büyük tecelli ve lütuf olup, okunan ilahi ve nağmeler müminleri vecd-i ilahi ve aşka yönlendirmektedir. Güzel sesle okunan Kur’an, Mevlid ve aralardaki mersiye ,naat ve münacatların dimağlarda meydana getirdiği lezzetler, bu aşkın nişanesidir. İbadetler sırasında huşu ve haşyet sonucu oluşan duygu yoğunluğunu sık yaşayanlar: Sonunda Rabia ,Yunus ve Mevlana gibi İlahi Aşka yönelmektedir .Bu olguyu, herkesten önce, Resulullah, Ehl-i Beyt ve Ashap yaşamıştı; sonradan gelen Ümmet ise Allah ve Resulünün aşkının nurundan sıçrayan kıvılcımlarla halelenen “Aşk Yolundan” yürüyerek, İlahi Vuslata erip, sonsuzluk kervanına katılmaktadır!... [/FONT] [FONT=Times New Roman]Rabbim bizlere de nasip eylesin!...[/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
şiir ve musikide islamdaki yeri
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst