Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Sıkıntılı da olsa yaşamak hayırlıdır! AHMED ŞAHİN Tabiinin ileri gelenlerinden Süfyan–ı Ser
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 233674" data-attributes="member: 1008315"><p><strong>Sıkıntılı da olsa yaşamak hayırlıdır! AHMED ŞAHİN Tabiinin ileri gelenlerinden Süfyan–ı Ser</strong></p><p></p><p>[FONT=verdana,sans-serif]<span style="font-size: 15px"><strong><em>Sıkıntılı da olsa yaşamak hayırlıdır!</em></strong></span>[/FONT]</p><p> </p><p>AHMED ŞAHİN <span style="font-size: 15px"> Tabiinin ileri gelenlerinden Süfyan–ı Servi, (95-161 Basra) Vüheyb ve Yusuf bin Esbat üçlüsü Basra'da bir araya gelmişler, ekonomik, sosyal ve siyasal sıkıntıların had safhaya geldiği günlerinin zorluklarını konuşuyorlardı. Bir ara Sevri der ki:</span></p><p><span style="font-size: 15px">- Ortalık iyice bozuldu, Emevi–Abbasi çekişmesi bizi de içine alacak neredeyse. Taraflar bizi de alet edecekler kendi zulümlerine. Hayat çekilmez oldu, ölümü dahi ister hale geleceğiz bu gidişle! </span></p><p><span style="font-size: 15px">Yusuf bin Esbat, 'ölümü dahi ister hale geleceğiz bu gidişle' sözüne itiraz ederek der ki: </span></p><p><span style="font-size: 15px">- Ben böyle bir temennide bulunmuyorum. Ortalık ne kadar bozulursa bozulsun ben bozulmadıktan sonra kimse beni bozamaz. Zorluklara karşı sabreder, İslamî hayatımı ve hizmetlerimi sürdürür, ölümü hiç temenni etmem! </span></p><p><span style="font-size: 15px">Bundan sonra söz sırası Vüheyb'e gelir. Sevri ona da sorar: </span></p><p><span style="font-size: 15px">– Sen nasıl düşünüyorsun ey Vüheyb, gitmeyi mi, kalmayı mı? Şöyle cevap verir Vüheyb: </span></p><p><span style="font-size: 15px">– Doğrusu ben ne gitmeyi düşünüyorum ne de kalmayı. Ölmem hayırlı ise Rabb'im ölümü takdir eylesin, kalmam hayırlı ise kalmamı takdir buyursun. Ben bunu bilir, bunu söylerim. O'nun takdirine sadece teslim olurum! </span></p><p><span style="font-size: 15px">Bu cevabı çok beğenen Sevri, ayağa kalkar, gelip Vüheyb'e: </span></p><p><span style="font-size: 15px">– Uzat elini de öpeyim, sen ruhanilerin cevabını vermiş oldun. Gerçekten de hangisi hayırlı ise Rabb'imiz onu takdir eylesin, dedikten sonra, günümüze de mesaj dolu şu ibretli olayı anlatır. Servi der ki: </span></p><p> <span style="font-size: 15px"> </span></p><p><span style="font-size: 15px">- İki kardeş vardı. Biri savaş meydanında şehit olmuş, öteki de bir sene daha yaşadıktan sonra evinde vefat etmişti. Komşularından biri çok sevdiği bu iki kardeşi rüyasında cennetin kapısında beklerken gördü. Bu bekleme sırasında cennetten bir melek çıktı, kapıda bekleyen iki kardeşten evinde öleni cennete aldı. Daha sonra da şehit olanı çağırdı cennete. Şehidin cennete sonra çağrılışına şaşıran adam, 'olamaz' dedi, önce şehit olanı çağırmak gerekirdi, sonra evinde ölene sıra gelmeliydi. Bu rüya Rahmanî değil şeytanî olsa gerektir, diyerek doğruca Peygamber Efendimiz (sas)'e gelip rüyasını aynen anlattı. <em>Peygamber efendimiz ise, 'Bunda şaşılacak bir şey yok' diyerek rüyaya şu yorumu yaptı:</em> </span></p><p><span style="font-size: 15px"> </span></p><p><span style="font-size: 15px">–<em> "Cennete önce alınan adam, bir sene fazla yaşamadı mı? Yaşadığı bu bir sene içinde önce ölenden fazla namaz kılmadı mı, tüm ibadetlerini yapmadı mı, hayır hasenatını sürdürmedi mi? İslamî hizmetlerini devam ettirmedi mi?.. İşte bir sene daha fazla yaşayan adamı önce cennete aldıran şey, yapmış olduğu bu fazla ibadetleri, iyilik ve hizmetleridir. Şehit yine şehittir. Makamından düşmez. Ama çok yaşayan, çok ibadet ve hizmet eder, çok ibadet ve hizmet de cennete önce çağrılma sebebi olabilir. Çok ibadetle azı arasındaki farkı küçük görmeyin. Yerle gök arasındaki kadar fark var fazla ibadet arasında." </em></span></p><p><span style="font-size: 15px"> <em></em></span></p><p><span style="font-size: 15px"><em></em>Demek oluyor ki; devir değişti, ortalık fitne fücur doldu, hayat çekilmez hale geldi, sıkıntılarımız fazlalaştı, ölmek yaşamaktan hayırlı hale geldi, şeklinde bir temenniye yönelmek doğru değildir. Ortalık nasıl olursa olsun, hayat ne kadar zorlaşırsa zorlaşsın yaşayıp da fazla ibadet ve hizmet eden kazanır, ölümle ibadetlerine son veren değil! </span></p><p><span style="font-size: 15px">Soru sahiplerine son cümlem şudur: </span></p><p><span style="font-size: 15px">- Özetini arz ettiğim bu misallerden anlaşılan odur ki; maruz kalınan zorluklardan dolayı hayata küsmek yanlıştır; sıkıntılara sabretme sevabı alarak kazançlı! yaşamak hayırlıdır. </span></p><p> <span style="font-size: 15px"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 233674, member: 1008315"] [b]Sıkıntılı da olsa yaşamak hayırlıdır! AHMED ŞAHİN Tabiinin ileri gelenlerinden Süfyan–ı Ser[/b] [FONT=verdana,sans-serif][SIZE=4][B][I]Sıkıntılı da olsa yaşamak hayırlıdır![/I][/B][/SIZE][/FONT] AHMED ŞAHİN [SIZE=4] Tabiinin ileri gelenlerinden Süfyan–ı Servi, (95-161 Basra) Vüheyb ve Yusuf bin Esbat üçlüsü Basra'da bir araya gelmişler, ekonomik, sosyal ve siyasal sıkıntıların had safhaya geldiği günlerinin zorluklarını konuşuyorlardı. Bir ara Sevri der ki: - Ortalık iyice bozuldu, Emevi–Abbasi çekişmesi bizi de içine alacak neredeyse. Taraflar bizi de alet edecekler kendi zulümlerine. Hayat çekilmez oldu, ölümü dahi ister hale geleceğiz bu gidişle! Yusuf bin Esbat, 'ölümü dahi ister hale geleceğiz bu gidişle' sözüne itiraz ederek der ki: - Ben böyle bir temennide bulunmuyorum. Ortalık ne kadar bozulursa bozulsun ben bozulmadıktan sonra kimse beni bozamaz. Zorluklara karşı sabreder, İslamî hayatımı ve hizmetlerimi sürdürür, ölümü hiç temenni etmem! Bundan sonra söz sırası Vüheyb'e gelir. Sevri ona da sorar: – Sen nasıl düşünüyorsun ey Vüheyb, gitmeyi mi, kalmayı mı? Şöyle cevap verir Vüheyb: – Doğrusu ben ne gitmeyi düşünüyorum ne de kalmayı. Ölmem hayırlı ise Rabb'im ölümü takdir eylesin, kalmam hayırlı ise kalmamı takdir buyursun. Ben bunu bilir, bunu söylerim. O'nun takdirine sadece teslim olurum! Bu cevabı çok beğenen Sevri, ayağa kalkar, gelip Vüheyb'e: – Uzat elini de öpeyim, sen ruhanilerin cevabını vermiş oldun. Gerçekten de hangisi hayırlı ise Rabb'imiz onu takdir eylesin, dedikten sonra, günümüze de mesaj dolu şu ibretli olayı anlatır. Servi der ki: [/SIZE] [SIZE=4] - İki kardeş vardı. Biri savaş meydanında şehit olmuş, öteki de bir sene daha yaşadıktan sonra evinde vefat etmişti. Komşularından biri çok sevdiği bu iki kardeşi rüyasında cennetin kapısında beklerken gördü. Bu bekleme sırasında cennetten bir melek çıktı, kapıda bekleyen iki kardeşten evinde öleni cennete aldı. Daha sonra da şehit olanı çağırdı cennete. Şehidin cennete sonra çağrılışına şaşıran adam, 'olamaz' dedi, önce şehit olanı çağırmak gerekirdi, sonra evinde ölene sıra gelmeliydi. Bu rüya Rahmanî değil şeytanî olsa gerektir, diyerek doğruca Peygamber Efendimiz (sas)'e gelip rüyasını aynen anlattı. [I]Peygamber efendimiz ise, 'Bunda şaşılacak bir şey yok' diyerek rüyaya şu yorumu yaptı:[/I] –[I] "Cennete önce alınan adam, bir sene fazla yaşamadı mı? Yaşadığı bu bir sene içinde önce ölenden fazla namaz kılmadı mı, tüm ibadetlerini yapmadı mı, hayır hasenatını sürdürmedi mi? İslamî hizmetlerini devam ettirmedi mi?.. İşte bir sene daha fazla yaşayan adamı önce cennete aldıran şey, yapmış olduğu bu fazla ibadetleri, iyilik ve hizmetleridir. Şehit yine şehittir. Makamından düşmez. Ama çok yaşayan, çok ibadet ve hizmet eder, çok ibadet ve hizmet de cennete önce çağrılma sebebi olabilir. Çok ibadetle azı arasındaki farkı küçük görmeyin. Yerle gök arasındaki kadar fark var fazla ibadet arasında." [/I] [I] [/I]Demek oluyor ki; devir değişti, ortalık fitne fücur doldu, hayat çekilmez hale geldi, sıkıntılarımız fazlalaştı, ölmek yaşamaktan hayırlı hale geldi, şeklinde bir temenniye yönelmek doğru değildir. Ortalık nasıl olursa olsun, hayat ne kadar zorlaşırsa zorlaşsın yaşayıp da fazla ibadet ve hizmet eden kazanır, ölümle ibadetlerine son veren değil! Soru sahiplerine son cümlem şudur: - Özetini arz ettiğim bu misallerden anlaşılan odur ki; maruz kalınan zorluklardan dolayı hayata küsmek yanlıştır; sıkıntılara sabretme sevabı alarak kazançlı! yaşamak hayırlıdır. [/SIZE] [SIZE=4] [/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Sıkıntılı da olsa yaşamak hayırlıdır! AHMED ŞAHİN Tabiinin ileri gelenlerinden Süfyan–ı Ser
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst