Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sikke-i Tasdik-i Gaybi
Sikke-i Tasdik-i Gaybî
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ahmet.1" data-source="post: 565616" data-attributes="member: 1040028"><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong>MÜHİM BİR İHBAR-I GAYBÎ </strong></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">[Şeyh-i Geylanî'nin kendinden sekizyüz sene sonra, gayb-aşina gözüyle haber verdiği bir hâdise-i Kur'aniyedir.] </span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın hizmetindeki kudsiyete, kerametkârane sekizyüz küsur sene evvel "Gavs-ı A'zam" ünvanıyla bihakkın iştihar eden Kutb-u A'zam Şeyh-i Geylanî,</span></span></em></p><p></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A">ﻧَﻈَﺮْﺕُ ﺑِﻌَﻴْﻦِ ﺍﻟْﻔِﻜْﺮِ ﻓِﻰ ﺣَﺎﻥِ ﺣَﻀْﺮَﺗِﻰ.. ﺣَﺒِﻴﺒًﺎ ﺗَﺠَﻠَّﻰ ﻟِﻠْﻘُﻠُﻮﺏِ ﻓَﺠَﻨَّﺖِ</span></span></span></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">fıkrasıyla başlayan kasidesinin âhirinde "Mecmuat-ül Ahzab"ın birinci cildinin beşyüzaltmışikinci sahifesinde, beş satırla şu zamanda hizmet-i Kur'aniyedeki heyete ve başında bulunan Üstadımıza beş vecihle bakıyor ve gösteriyor. İşte o beş satır şudur:</span></span></em></p><p></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A">ﺗَﻮَﺳَّﻞْ ﺑِﻨَﺎ ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﻫَﻮْﻝٍ ﻭَﺷِﺪَّﺓٍ ٭ ﺍَﻏِﻴﺜُﻚَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﺎَﺷْﻴَٓﺎﺀِ ﺩَﻫْﺮًﺍ ﺑِﻬِﻤَّﺘِﻰ</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A">ﺍَﻧَﺎ ﻟِﻤُﺮِﻳﺪِﻯ ﺣَﺎﻓِﻈًﺎ ﻣَﺎ ﻳَﺨَﺎﻓُﻪُ ٭ ﻭَﺍَﺣْﺮُﺳُﻪُ ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﺮٍّ ﻭَ ﻓِﺘْﻨَﺔٍ</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A">ﻣُﺮِﻳﺪِﻯ ﺍِﺫَﺍ ﻣَﺎ ﻛَﺎﻥَ ﺷَﺮْﻗًﺎ ﻭَ ﻣَﻐْﺮِﺑًﺎ ٭ ﺍَﻏِﺜْﻪُ ﺍِﺫَﺍ ﻣَﺎ ﺳَﺎﺭَ ﻓِﻰ ﺍَﻯِّ ﺑَﻠْﺪَﺓٍ</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A">ﻓَﻴَﺎ ﻣُﻨْﺸِﺪًﺍ ﻧَﻈْﻤِﻰ ﻓَﻘُﻠْﻪُ ﻭَﻟﺎَ ﺗَﺨَﻒْ ٭ ﻓَﺎِﻧَّﻚَ ﻣَﺤْﺮُﻭﺱٌ ﺑِﻌَﻴْﻦِ ﺍﻟْﻌِﻨَﺎﻳَﺔِ</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A">ﻭَﻛُﻦْ ﻗَﺎﺩِﺭِﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ ﻟِﻠَّﻪِ ﻣُﺨْﻠِﺼًﺎ ٭ ﺗَﻌِﻴﺶُ ﺳَﻌِﻴﺪًﺍ ﺻَﺎﺩِﻗًﺎ ﺑِﻤُﺤَﺒَّﺘِﻰ</span></span></span></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Beşinci satırdan sonra gelen hâtime-i kaside:</span></span></em></p><p></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A">ﻭَ ﺟَﺪِّﻯ ﺭَﺳُﻮﻝُ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍَﻋْﻨِﻰ ﻣُﺤَﻤَّﺪًﺍ ٭ ﺍَﻧَﺎ ﻋَﺒْﺪُ ﺍﻟْﻘَﺎﺩِﺭِ ﺩَﺍﻡَ ﻋِﺰِّﻯ ﻭَ ﺭِﻓْﻌَﺘِﻰ</span></span></span></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">İşte evvelki beş satırda, beş vecihle ve beş tevafukla şimdi hizmet-i Kur'aniyenin başında bulunanı gösteriyor.</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong>Birinci vecih:</strong> Âhirdeki satırda</span></span></em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A"> ﺗَﻌِﻴﺶُ ﺳَﻌِﻴﺪًﺍ </span></span></span><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">ismini sarahatle haber vermekle beraber, maişet hususunda izzet ve saadetle geçineceğini haber veriyor. Evet hocamız, küçüklüğünden beri fakr-ı haliyle istiğna-yı tam ile beraber, maişet hususunda en mes'ud bir zâttır.</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong>İkinci vecih:</strong> Aynı satırın başında</span></span></em> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A">ﻭَﻛُﻦْ ﻗَﺎﺩِﺭِﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ</span></span></span><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"> fıkrasıyla o müridine diyor ki: "Vaktin Abdülkàdirîsi ol." Bu</span></span></em> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A">ﻗَﺎﺩِﺭِﻯ</span></span></span> <em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">kelimatı, hesab-ı ebcedî ile üçyüz yirmibeş (325) eder. Üstadımızın lakabı "Nursî" olduğu cihetle, "Nursî"nin makam-ı ebcedîsi üçyüz yirmialtı (326) ediyor. Bir tek fark var. O tek eliftir. Bin manasında "elf"e remzeder. Demek bin üçyüz yirmibeşde (1325) Şeyh-i Geylanî'ye mensub bir zât, Şeyh-i Geylanî tarzında hakikat-ı Kur'aniyeyi müdafaa etmeye çalışacak. Hakikaten Üstadımız, bin üçyüz yirmialtı (1326) senesinde -Hürriyetin ikinci senesi- mücahede-i maneviyeye atılmıştır.</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong>Üçüncü vecih:</strong> Onun iki ismi var: "Said", "Bedîüzzaman." Bu iki ismin mecmuunun makam-ı ebcedîsi "Ez-zaman"daki şedde sayılmazsa üçyüz yirmidokuz (329) ediyor. İki "dal" bir sayılsa üçyüzyirmibeş (325). Aynen</span></span></em> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A">ﻛُﻦْ ﻗَﺎﺩِﺭِﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ</span></span></span> <em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">deki muhatab o olmasına işaret ediyor, belki delalet ediyor. Eğer "Ez-zaman"daki okunmayan elif-lâm sayılsa, kaideten</span></span></em> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A">ﻗَﺎﺩِﺭِﻯ </span></span></span><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">ye dahi bir elif-lâm dâhil olmak lâzım gelir. Çünki tarif için, muzafünileyh kalktıktan sonra elif-lâm lâzım gelir, o halde dahi müsavi olurlar.</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong>Dördüncü vecih:</strong> Bu beş satırda Hazret-i Şeyh, istikbalde bir müridine teminat veriyor.</span></span></em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A"> ﻗُﻞْ ﻭَﻟﺎَ ﺗَﺨَﻒْ</span></span></span> <em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">"Korkma, sözlerini söyle" diyor. Sen şark ve garba gideceksin; çok fitnelere ve şerlere girip, umumunda esbab-ı âdiyenin fevkinde bir tarz ile kurtularak mahfuz kalacaksın. Evet, bu hizmet-i Kur'aniye içindeki zât, hakikaten esaretle şarka gitti. Ve yine acib bir esaretle Asya'nın garbında ondokuz sene kaldı. Hazret-i Şeyh'in dediği gibi, çok şehirleri gezdi. Mücahedesi Sözler'ledir.</span></span></em> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A">ﻗُﻞْ ﻭَﻟﺎَ ﺗَﺨَﻒْ</span></span></span> <em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">hükmüyle, çekinmeyerek Hazret-i Şeyh'in dediği gibi yapmış. Yirmi sene zarfında yirmi fitne ve mehalik-i azîmeye düştüğü halde, bir hıfz-ı gaybî ile Hazret-i Şeyh'in dediği gibi mahfuz kalmış. Hem fevkalme'mul, bir gurbet diyarında fevkalâde inayete mazhariyeti o dereceye gelmiş ki, bir risale sırf o inayatın ta'dadında yazılmıştır. Hazret-i Gavs'ın dediği gibi, biz onun etrafında</span></span></em> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A">ﻣَﺤْﺮُﻭﺱٌ ﺑِﻌَﻴْﻦِ ﺍﻟْﻌِﻨَﺎﻳَﺔِ </span></span></span><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">fıkrasının mealini gözümüzle görüyoruz.</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong>Beşinci vecih:</strong> Üstadımız kendisi söylüyor ki: "Ben sekiz-dokuz yaşında iken, bütün nahiyemizde ve etrafında ahali Nakşî Tarîkatında ve oraca meşhur Gavs-ı Hizan namıyla bir zâttan istimdad ederken, ben akrabama ve umum ahaliye muhalif olarak "Yâ Gavs-ı Geylanî" derdim. Çocukluk itibariyle elimden bir ceviz gibi ehemmiyetsiz bir şey kaybolsa, "Yâ Şeyh! Sana bir Fatiha, sen benim bu şeyimi buldur." Acibdir ve yemin ediyorum ki, bin defa böyle Hazret-i Şeyh, himmet ve duasıyla imdadıma yetişmiş. Onun için bütün hayatımda umumiyetle Fatiha ve ezkâr ne kadar okumuş isem, Zât-ı Risalet'ten (A.S.M.) sonra Şeyh-i Geylanî'ye hediye ediliyordu. Ben üç-dört cihetle Nakşî iken, Kàdirî meşrebi ve muhabbeti bende ihtiyarsız hükmediyordu. Fakat tarîkatla iştigale, ilmin meşguliyeti mani' oluyordu.</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Sonra bir inayet-i İlahiye imdadıma yetişip gafleti dağıttığı bir zamanda, Hazret-i Şeyh'in "Fütuh-ul Gayb" namındaki kitabı hüsn-ü tesadüfle elime geçmiş. Yirmisekizinci Mektub'da beyan edildiği gibi, Hazret-i Şeyh'in himmet ve irşadıyla Eski Said (R.A.) Yeni Said'e inkılab etmiş. O Fütuh-ul Gayb'ın tefe'ülünde en evvel şu fıkra çıktı:</span></span></em> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A">ﺍَﻧْﺖَ ﻓِﻰ ﺩَﺍﺭِ ﺍﻟْﺤِﻜْﻤَﺔِ ﻓَﺎﻃْﻠُﺐْ ﻃَﺒِﻴﺒًﺎ ﻳُﺪَﺍﻭِﻯ ﻗَﻠْﺒَﻚَ </span></span></span><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Yani, "Ey bîçare! Sen Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye'de bir a'zâ olmak cihetiyle güya bir hekimsin, ehl-i İslâmın manevî hastalıklarını tedavi ediyorsun. Halbuki en ziyade hasta sensin. Sen evvel kendine tabib ara, şifa bul; sonra başkasının şifasına çalış." İşte o vakit, o tefe'ül sırrıyla, maddî hastalığım gibi manevî hastalığımı da kat'iyyen anladım. O şeyhime dedim: "Sen tabibim ol." Elhak o tabibim oldu. Fakat pek şiddetli ameliyat-ı cerrahiye yaptı. "Fütuh-ul Gayb" kitabında "Yâ gulam!" tabir ettiği bir talebesine pek müdhiş ameliyat-ı cerrahiye yapıyor. Ben kendimi o gulam yerine vaz'ettim. Fakat pek şiddetli hitab ediyordu. "Eyyühe-l münafık" "Ey dinini dünyaya satan riyakâr" diye diye yarısını ancak okuyabildim. Sonra o risaleyi terkettim. Bir hafta bakamadım. Fakat ameliyat-ı cerrahiyenin arkasından bir lezzet geldi; iştiyak ile o mübarek eseri acı tiryak gibi veya sulfato gibi içtim. Elhamdülillah kabahatlerimi anladım, yaralarımı hissettim, gurur bir derece kırıldı." Hocamızın sözü bitti.</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">İşte hocamızın bu macera-yı hayatiyesi gösteriyor ki, Hazret-i Şeyh'in müteveccih olduğu ve ehemmiyetle bahsettiği ve istikbalde gelecek müridi bu olmak için kuvvetli bir ihtimaldir. Hazret-i Şeyh'in vefatından sonra hayatta oldukları gibi tasarrufu ehl-i velayetçe kabul edilen üç evliya-yı azîmenin en a'zamı, o Hazret-i Gavs-ı Geylanî'dir. Ve demiş:</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A">ﺍَﻓَﻠَﺖْ ﺷُﻤُﻮﺱُ ﺍﻟْﺎَﻭَّﻟِﻴﻦَ ﻭَ ﺷَﻤْﺴُﻨَﺎ ٭ ﺍَﺑَﺪًﺍ ﻋَﻠَﻰ ﻓَﻠَﻚِ ﺍﻟْﻌُﻠَﻰ ﻟﺎَ ﺗَﻐْﺮُﺏُ</span></span></span></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">fıkrasıyla ba'de-l memat dua ve himmetiyle müridlerinin arkasında ve önünde bulunmasıyla, böyle hârika keramet-i acibe ile meşhur bir zât, elbette böyle bir zamanda kıymetdar bir hizmet-i Kur'aniye bir müridinin vasıtasıyla olacağını onun görmesi ve göstermesi şe'nindendir. Hazret-i Şeyh'in bahsettiği ehemmiyetli müridi ve talebesi ve himayegerdesi olan şahıs; binden sonra, ondördüncü asırda geleceğine bir îmadır.</span></span></em></p><p></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Süleyman, Sabri, Zekâi, Asım, Re'fet, Ali, Ahmed Hüsrev, Mustafa Efendi (R.H.), Rüşdü, Lütfü, Şamlı Tevfik, Ahmed Galib (R.H.), Zühdü, Bekir Bey, Lütfü (R.H.), Mustafa, Mustafa, Mes'ud, Mustafa Çavuş (R.H.), Hâfız Ahmed (R.H.), Hacı Hâfız (R.H.), Mehmed Efendi (R.H.), Ali Rıza.</span></span></em></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ahmet.1, post: 565616, member: 1040028"] [I][FONT=Arial][SIZE=3][B]MÜHİM BİR İHBAR-I GAYBÎ [/B] [Şeyh-i Geylanî'nin kendinden sekizyüz sene sonra, gayb-aşina gözüyle haber verdiği bir hâdise-i Kur'aniyedir.] Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın hizmetindeki kudsiyete, kerametkârane sekizyüz küsur sene evvel "Gavs-ı A'zam" ünvanıyla bihakkın iştihar eden Kutb-u A'zam Şeyh-i Geylanî,[/SIZE][/FONT][/I] [FONT=Arial][SIZE=5][COLOR="#A52A2A"]ﻧَﻈَﺮْﺕُ ﺑِﻌَﻴْﻦِ ﺍﻟْﻔِﻜْﺮِ ﻓِﻰ ﺣَﺎﻥِ ﺣَﻀْﺮَﺗِﻰ.. ﺣَﺒِﻴﺒًﺎ ﺗَﺠَﻠَّﻰ ﻟِﻠْﻘُﻠُﻮﺏِ ﻓَﺠَﻨَّﺖِ[/COLOR][/SIZE][/FONT] [I][FONT=Arial][SIZE=3]fıkrasıyla başlayan kasidesinin âhirinde "Mecmuat-ül Ahzab"ın birinci cildinin beşyüzaltmışikinci sahifesinde, beş satırla şu zamanda hizmet-i Kur'aniyedeki heyete ve başında bulunan Üstadımıza beş vecihle bakıyor ve gösteriyor. İşte o beş satır şudur:[/SIZE][/FONT][/I] [FONT=Arial][SIZE=5][COLOR="#A52A2A"]ﺗَﻮَﺳَّﻞْ ﺑِﻨَﺎ ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﻫَﻮْﻝٍ ﻭَﺷِﺪَّﺓٍ ٭ ﺍَﻏِﻴﺜُﻚَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﺎَﺷْﻴَٓﺎﺀِ ﺩَﻫْﺮًﺍ ﺑِﻬِﻤَّﺘِﻰ ﺍَﻧَﺎ ﻟِﻤُﺮِﻳﺪِﻯ ﺣَﺎﻓِﻈًﺎ ﻣَﺎ ﻳَﺨَﺎﻓُﻪُ ٭ ﻭَﺍَﺣْﺮُﺳُﻪُ ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﺮٍّ ﻭَ ﻓِﺘْﻨَﺔٍ ﻣُﺮِﻳﺪِﻯ ﺍِﺫَﺍ ﻣَﺎ ﻛَﺎﻥَ ﺷَﺮْﻗًﺎ ﻭَ ﻣَﻐْﺮِﺑًﺎ ٭ ﺍَﻏِﺜْﻪُ ﺍِﺫَﺍ ﻣَﺎ ﺳَﺎﺭَ ﻓِﻰ ﺍَﻯِّ ﺑَﻠْﺪَﺓٍ ﻓَﻴَﺎ ﻣُﻨْﺸِﺪًﺍ ﻧَﻈْﻤِﻰ ﻓَﻘُﻠْﻪُ ﻭَﻟﺎَ ﺗَﺨَﻒْ ٭ ﻓَﺎِﻧَّﻚَ ﻣَﺤْﺮُﻭﺱٌ ﺑِﻌَﻴْﻦِ ﺍﻟْﻌِﻨَﺎﻳَﺔِ ﻭَﻛُﻦْ ﻗَﺎﺩِﺭِﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ ﻟِﻠَّﻪِ ﻣُﺨْﻠِﺼًﺎ ٭ ﺗَﻌِﻴﺶُ ﺳَﻌِﻴﺪًﺍ ﺻَﺎﺩِﻗًﺎ ﺑِﻤُﺤَﺒَّﺘِﻰ[/COLOR][/SIZE][/FONT] [I][FONT=Arial][SIZE=3]Beşinci satırdan sonra gelen hâtime-i kaside:[/SIZE][/FONT][/I] [FONT=Arial][SIZE=5][COLOR="#A52A2A"]ﻭَ ﺟَﺪِّﻯ ﺭَﺳُﻮﻝُ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﺍَﻋْﻨِﻰ ﻣُﺤَﻤَّﺪًﺍ ٭ ﺍَﻧَﺎ ﻋَﺒْﺪُ ﺍﻟْﻘَﺎﺩِﺭِ ﺩَﺍﻡَ ﻋِﺰِّﻯ ﻭَ ﺭِﻓْﻌَﺘِﻰ[/COLOR][/SIZE][/FONT] [I][FONT=Arial][SIZE=3]İşte evvelki beş satırda, beş vecihle ve beş tevafukla şimdi hizmet-i Kur'aniyenin başında bulunanı gösteriyor. [B]Birinci vecih:[/B] Âhirdeki satırda[/SIZE][/FONT][/I][FONT=Arial][SIZE=5][COLOR="#A52A2A"] ﺗَﻌِﻴﺶُ ﺳَﻌِﻴﺪًﺍ [/COLOR][/SIZE][/FONT][I][FONT=Arial][SIZE=3]ismini sarahatle haber vermekle beraber, maişet hususunda izzet ve saadetle geçineceğini haber veriyor. Evet hocamız, küçüklüğünden beri fakr-ı haliyle istiğna-yı tam ile beraber, maişet hususunda en mes'ud bir zâttır. [B]İkinci vecih:[/B] Aynı satırın başında[/SIZE][/FONT][/I] [FONT=Arial][SIZE=5][COLOR="#A52A2A"]ﻭَﻛُﻦْ ﻗَﺎﺩِﺭِﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ[/COLOR][/SIZE][/FONT][I][FONT=Arial][SIZE=3] fıkrasıyla o müridine diyor ki: "Vaktin Abdülkàdirîsi ol." Bu[/SIZE][/FONT][/I] [FONT=Arial][SIZE=5][COLOR="#A52A2A"]ﻗَﺎﺩِﺭِﻯ[/COLOR][/SIZE][/FONT] [I][FONT=Arial][SIZE=3]kelimatı, hesab-ı ebcedî ile üçyüz yirmibeş (325) eder. Üstadımızın lakabı "Nursî" olduğu cihetle, "Nursî"nin makam-ı ebcedîsi üçyüz yirmialtı (326) ediyor. Bir tek fark var. O tek eliftir. Bin manasında "elf"e remzeder. Demek bin üçyüz yirmibeşde (1325) Şeyh-i Geylanî'ye mensub bir zât, Şeyh-i Geylanî tarzında hakikat-ı Kur'aniyeyi müdafaa etmeye çalışacak. Hakikaten Üstadımız, bin üçyüz yirmialtı (1326) senesinde -Hürriyetin ikinci senesi- mücahede-i maneviyeye atılmıştır. [B]Üçüncü vecih:[/B] Onun iki ismi var: "Said", "Bedîüzzaman." Bu iki ismin mecmuunun makam-ı ebcedîsi "Ez-zaman"daki şedde sayılmazsa üçyüz yirmidokuz (329) ediyor. İki "dal" bir sayılsa üçyüzyirmibeş (325). Aynen[/SIZE][/FONT][/I] [FONT=Arial][SIZE=5][COLOR="#A52A2A"]ﻛُﻦْ ﻗَﺎﺩِﺭِﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ[/COLOR][/SIZE][/FONT] [I][FONT=Arial][SIZE=3]deki muhatab o olmasına işaret ediyor, belki delalet ediyor. Eğer "Ez-zaman"daki okunmayan elif-lâm sayılsa, kaideten[/SIZE][/FONT][/I] [FONT=Arial][SIZE=5][COLOR="#A52A2A"]ﻗَﺎﺩِﺭِﻯ [/COLOR][/SIZE][/FONT][I][FONT=Arial][SIZE=3]ye dahi bir elif-lâm dâhil olmak lâzım gelir. Çünki tarif için, muzafünileyh kalktıktan sonra elif-lâm lâzım gelir, o halde dahi müsavi olurlar. [B]Dördüncü vecih:[/B] Bu beş satırda Hazret-i Şeyh, istikbalde bir müridine teminat veriyor.[/SIZE][/FONT][/I][FONT=Arial][SIZE=5][COLOR="#A52A2A"] ﻗُﻞْ ﻭَﻟﺎَ ﺗَﺨَﻒْ[/COLOR][/SIZE][/FONT] [I][FONT=Arial][SIZE=3]"Korkma, sözlerini söyle" diyor. Sen şark ve garba gideceksin; çok fitnelere ve şerlere girip, umumunda esbab-ı âdiyenin fevkinde bir tarz ile kurtularak mahfuz kalacaksın. Evet, bu hizmet-i Kur'aniye içindeki zât, hakikaten esaretle şarka gitti. Ve yine acib bir esaretle Asya'nın garbında ondokuz sene kaldı. Hazret-i Şeyh'in dediği gibi, çok şehirleri gezdi. Mücahedesi Sözler'ledir.[/SIZE][/FONT][/I] [FONT=Arial][SIZE=5][COLOR="#A52A2A"]ﻗُﻞْ ﻭَﻟﺎَ ﺗَﺨَﻒْ[/COLOR][/SIZE][/FONT] [I][FONT=Arial][SIZE=3]hükmüyle, çekinmeyerek Hazret-i Şeyh'in dediği gibi yapmış. Yirmi sene zarfında yirmi fitne ve mehalik-i azîmeye düştüğü halde, bir hıfz-ı gaybî ile Hazret-i Şeyh'in dediği gibi mahfuz kalmış. Hem fevkalme'mul, bir gurbet diyarında fevkalâde inayete mazhariyeti o dereceye gelmiş ki, bir risale sırf o inayatın ta'dadında yazılmıştır. Hazret-i Gavs'ın dediği gibi, biz onun etrafında[/SIZE][/FONT][/I] [FONT=Arial][SIZE=5][COLOR="#A52A2A"]ﻣَﺤْﺮُﻭﺱٌ ﺑِﻌَﻴْﻦِ ﺍﻟْﻌِﻨَﺎﻳَﺔِ [/COLOR][/SIZE][/FONT][I][FONT=Arial][SIZE=3]fıkrasının mealini gözümüzle görüyoruz. [B]Beşinci vecih:[/B] Üstadımız kendisi söylüyor ki: "Ben sekiz-dokuz yaşında iken, bütün nahiyemizde ve etrafında ahali Nakşî Tarîkatında ve oraca meşhur Gavs-ı Hizan namıyla bir zâttan istimdad ederken, ben akrabama ve umum ahaliye muhalif olarak "Yâ Gavs-ı Geylanî" derdim. Çocukluk itibariyle elimden bir ceviz gibi ehemmiyetsiz bir şey kaybolsa, "Yâ Şeyh! Sana bir Fatiha, sen benim bu şeyimi buldur." Acibdir ve yemin ediyorum ki, bin defa böyle Hazret-i Şeyh, himmet ve duasıyla imdadıma yetişmiş. Onun için bütün hayatımda umumiyetle Fatiha ve ezkâr ne kadar okumuş isem, Zât-ı Risalet'ten (A.S.M.) sonra Şeyh-i Geylanî'ye hediye ediliyordu. Ben üç-dört cihetle Nakşî iken, Kàdirî meşrebi ve muhabbeti bende ihtiyarsız hükmediyordu. Fakat tarîkatla iştigale, ilmin meşguliyeti mani' oluyordu. Sonra bir inayet-i İlahiye imdadıma yetişip gafleti dağıttığı bir zamanda, Hazret-i Şeyh'in "Fütuh-ul Gayb" namındaki kitabı hüsn-ü tesadüfle elime geçmiş. Yirmisekizinci Mektub'da beyan edildiği gibi, Hazret-i Şeyh'in himmet ve irşadıyla Eski Said (R.A.) Yeni Said'e inkılab etmiş. O Fütuh-ul Gayb'ın tefe'ülünde en evvel şu fıkra çıktı:[/SIZE][/FONT][/I] [FONT=Arial][SIZE=5][COLOR="#A52A2A"]ﺍَﻧْﺖَ ﻓِﻰ ﺩَﺍﺭِ ﺍﻟْﺤِﻜْﻤَﺔِ ﻓَﺎﻃْﻠُﺐْ ﻃَﺒِﻴﺒًﺎ ﻳُﺪَﺍﻭِﻯ ﻗَﻠْﺒَﻚَ [/COLOR][/SIZE][/FONT][I][FONT=Arial][SIZE=3]Yani, "Ey bîçare! Sen Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye'de bir a'zâ olmak cihetiyle güya bir hekimsin, ehl-i İslâmın manevî hastalıklarını tedavi ediyorsun. Halbuki en ziyade hasta sensin. Sen evvel kendine tabib ara, şifa bul; sonra başkasının şifasına çalış." İşte o vakit, o tefe'ül sırrıyla, maddî hastalığım gibi manevî hastalığımı da kat'iyyen anladım. O şeyhime dedim: "Sen tabibim ol." Elhak o tabibim oldu. Fakat pek şiddetli ameliyat-ı cerrahiye yaptı. "Fütuh-ul Gayb" kitabında "Yâ gulam!" tabir ettiği bir talebesine pek müdhiş ameliyat-ı cerrahiye yapıyor. Ben kendimi o gulam yerine vaz'ettim. Fakat pek şiddetli hitab ediyordu. "Eyyühe-l münafık" "Ey dinini dünyaya satan riyakâr" diye diye yarısını ancak okuyabildim. Sonra o risaleyi terkettim. Bir hafta bakamadım. Fakat ameliyat-ı cerrahiyenin arkasından bir lezzet geldi; iştiyak ile o mübarek eseri acı tiryak gibi veya sulfato gibi içtim. Elhamdülillah kabahatlerimi anladım, yaralarımı hissettim, gurur bir derece kırıldı." Hocamızın sözü bitti. İşte hocamızın bu macera-yı hayatiyesi gösteriyor ki, Hazret-i Şeyh'in müteveccih olduğu ve ehemmiyetle bahsettiği ve istikbalde gelecek müridi bu olmak için kuvvetli bir ihtimaldir. Hazret-i Şeyh'in vefatından sonra hayatta oldukları gibi tasarrufu ehl-i velayetçe kabul edilen üç evliya-yı azîmenin en a'zamı, o Hazret-i Gavs-ı Geylanî'dir. Ve demiş: [/SIZE][/FONT][/I] [FONT=Arial][SIZE=5][COLOR="#A52A2A"]ﺍَﻓَﻠَﺖْ ﺷُﻤُﻮﺱُ ﺍﻟْﺎَﻭَّﻟِﻴﻦَ ﻭَ ﺷَﻤْﺴُﻨَﺎ ٭ ﺍَﺑَﺪًﺍ ﻋَﻠَﻰ ﻓَﻠَﻚِ ﺍﻟْﻌُﻠَﻰ ﻟﺎَ ﺗَﻐْﺮُﺏُ[/COLOR][/SIZE][/FONT] [I][FONT=Arial][SIZE=3]fıkrasıyla ba'de-l memat dua ve himmetiyle müridlerinin arkasında ve önünde bulunmasıyla, böyle hârika keramet-i acibe ile meşhur bir zât, elbette böyle bir zamanda kıymetdar bir hizmet-i Kur'aniye bir müridinin vasıtasıyla olacağını onun görmesi ve göstermesi şe'nindendir. Hazret-i Şeyh'in bahsettiği ehemmiyetli müridi ve talebesi ve himayegerdesi olan şahıs; binden sonra, ondördüncü asırda geleceğine bir îmadır.[/SIZE][/FONT][/I] [B][I][FONT=Arial][SIZE=3]Süleyman, Sabri, Zekâi, Asım, Re'fet, Ali, Ahmed Hüsrev, Mustafa Efendi (R.H.), Rüşdü, Lütfü, Şamlı Tevfik, Ahmed Galib (R.H.), Zühdü, Bekir Bey, Lütfü (R.H.), Mustafa, Mustafa, Mes'ud, Mustafa Çavuş (R.H.), Hâfız Ahmed (R.H.), Hacı Hâfız (R.H.), Mehmed Efendi (R.H.), Ali Rıza.[/SIZE][/FONT][/I][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sikke-i Tasdik-i Gaybi
Sikke-i Tasdik-i Gaybî
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst