Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur ve Nur Cemaati
Risale-i Nur'a Yardımcı Kaynaklar - Görüş ve Tavsi
Sohbet-i Canan Üzerine Mülahazalar
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="FaKiR" data-source="post: 190797" data-attributes="member: 10"><p><strong><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">İnsan sevdiğine benzemek ister</span></span></strong></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Sohbetin ortamı, havası sohbetin rengini belirler.</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Sohbette sohbeti yapanın ve sohbetin müdavimlerinin dikkat edecekleri bazı hususlar var.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Sohbeti yapan kişi ve müdavimler, o sohbetin rengini almış insanlardır. Gelenleri nasıl görmek istiyorlarsa öyle görünürler, gelenler de neleri görmek istemiyorlarsa ondan da uzak dururlar.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Sohbeti yapan ve müdavimler o ortamın insana kazandıracağı güzelliği, kendi şahısları üzerinde başkalarını imrendirecek şekilde göstermeleri gerekir. İnsanda sevdiğine benzeme, sevdiği gibi olursa sevdiği tarafından sevileceğini bilme gibi meyiller var.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Bu nedenle sohbeti yapan ve müdavimlerin insanın gerçek rengi olan, fıtrat rengini/İslam’ı üzerlerinde bir elbise olarak göstermeleri gerekir.</span></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">İslam fıtratın rengidir</span></span></strong></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Fıtratın renginde teslimiyet vardır. Bu boya ile renklenmenin en büyük alameti, “istediğini değil isteneni yapan olmaktır. (Bu ifade aynı zamanda Müslüman kelimesinin de tanımı oluyor.) Bizi bu tespite götüren ayetin sonunda ki; “<strong>Biz sadece Ona kulluk ederiz”</strong> bölümüdür.</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-family: 'times new roman'"><span style="font-size: 18px">وَنَحْنُ لَهُ عَابِدونَ</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 18px">O</span><span style="font-size: 10px">na kul olanlar her davranışlarında Allah’ın tercih ettiği davranış rengini, üzerinde en güzel şekilde gösteren Hz. Mu</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">hammed’in boyası ile boyanır. Bakanlara “en güzel kulu” hatırlatır.</span></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Olduğundan farklı renkte görünme, Sentetik boya veya makyaja benzer.</span></span></strong></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Olduğundan farklı görünen kişilerin boyası ve foyası sonradan ortaya çıkar. Bunların rengi içten gelmediği için eğreti durur. En ufak bir sarsıntıda boyalar dökülebilir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Bu insanlar bulundukları yerin şeklini alan bukalemunlar gibidir. Çantalarında her ortam için uygun makyaj malzemeleri vardır.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Bu yüzden bir türlü gerçek renklerini bulamazlar.</span></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Peygamber Efendimizin (sas) sohbetlerindeki beş özellik üzerine </span></span></strong></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Önce o beş hususu sayalım<strong>: İnsibağ, in’ikas, incizap, nazar, himmet.</strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Burada ki, beş özellik Peygamber Efendimizin sünnetine yakınlığı nispetinde her sohbet yapanın sohbetinde hissedilir. Hatta hissedilmesi gerekir. Bir sohbette bu özellikler ne kadar eksikse, o sohbetin eksiği o kadar çok denebilir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Güneşi peygamber Efendimize benzeteceğimiz bir misal üzerinden bu hakikati anlatmaya çalışalım.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px"><strong>1) </strong><strong>İnsibağ</strong>: Güneşin ışığını boyaya benzettiğimizde, güneş onu görmekle onun sohbetine katılan bütün varlıklara kendi yedi rengini verir. Buna “sıbgatüşşems” denir. Bu misali sıbgatullah ve sıbgatürrasulullah terkiplerini anlamak için dürbün yapabiliriz.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Yönünü güneşe dönene, kıblesi güneş olana güneş kendi rengini verir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px"><strong>2) </strong><strong>İn’ikas</strong>: Güneş kendini gören her şeye akseder. Yani kendini göreni, kendine görüneni görür. Bu misali de “zikredeni zikredirim” “bana salavat getirene, mukabele ederim” hakikatlerini anlamaya dürbün yapabiliriz.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Güneşi görmede görenler eşittir. Ama güneşten istifade eşit değiller. İstifade işinde istidat, kabiliyet, kapasite gibi unsurlar istifadeyle doğrudan alakalıdır.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px"><strong>3) </strong><strong>İncizap</strong>: İncizabın olduğu yerde cezbe vardır. Kalbin zümrüt tepelerinden öğreniyoruz ki, cezbe; çekme, incizap; çekene doğru gitme. Cezbe sevmedir, incizap seven sevgiliye doğru iradesiyle gitmedir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Bütün gezegenler güneşin çekim sahasındadır. Güneş çekmiş/sevmiş, onlarda sevgilinin çekmesine incizap etmiş. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Sohbette hoca insanı cezbeder. Cemaat o cezbeye incizapla cevap verir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Peki, hoca kimdir? O da Allah’ın cezbesine incizapla cevap vermiştir. Sevmeyen sevdiremez. Bu şu demek, cezbeye incizapla koşamayan, insanları cezbedemez, incizaba vesile olamaz. Öyleyse herkes sevdiği kadar sevdirir. Herkes bildiği kadar bildirir. Allah’a ne kadar yakınsan o kadar yaklaştırırsın.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px"><strong>4) </strong><strong>Nazar:</strong> Efendimizin (sas) “nazarı” (bakışı) anlatılırken şöyle deniyor: “Allah’ın (cc) lütfu keremiyle kâfirin kalbine nazar edince güneşin buzu, kâr’ı erittiği gibi Efendimizin (sav) bakışları da yoğunlaşmış güneş ışınları gibi kâfirin kalbinde bulunan küfür buzlarını eritiyordu.”</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Nazarın kelime anlamı bakıştır. Kavram olarak nazar, kainata manay-ı harfiyle bakmaktır. Böyle olunca, Nazar: var olan şeyin var edenle bağlantısını kurarak bakmak. Böyle bakan bir insan var olan her şey adedince, var olanla bağlantı kurar. Böyle bağlantısı kuvvetli olan bir insanla bağlantı kuranların da bağlantısı kuvvetli olur.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Peygamberler, Allah ile bağlantısı en kuvvetli olan insandır. İşte nazar bağlantısı en güçlü olanın, bağlanmak isteyenlere yaptığı etkidir. Efendimiz ve büyük zatların nazarı böyle de anlaşılabilir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px"><strong>5) </strong><strong>Himmet</strong>: Lügatte bir şeyi çok arzulamak ve istemek manasına gelir. Hocaefendi anlam sahası çok geniş olan bu kelimeyi şöyle tanımlar. “O’nun rızasına ulaşmanın bir basamağı kabul edilen hayırlı faaliyetlerin bütününe himmet denir.”</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Hz. Muhammed sas sohbetine gelenlerin sevdiği Allah’ı sevmelerini himmet eden, yani çok arzulayan çok isteyendi. Öyle istiyordu ki, Kuran şöyle anlatıyor. “İnsanlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendini helak edecek kadar üzülüyordu.”</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Bu şu demek; insanların iman etmesini o uğurda canını verecek kadar arzuluyordu. Şimdi bir şeyi canını verecek kadar isteyen insanın o uğurda veremeyeceği bir şey olabilir mi?</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">İşte sohbet eden kişi, sohbetine gelen insanların sohbetin amacı olan canana (Allah’a) bağlanmalarını böyle istemeli. Bunu ne kadar isterse, bu istek sohbete gelenler üzerinde etkisini gösterir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Biz sohbetin konusu olan cananı ne kadar arzularsak, sohbete gelenlerde sohbeti o kadar arzularlar.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Bana “himmet et” demek, Senin kadar O’nu arzulamam ve istemem konusunda bana yardım et! Sen nasıl intisap ettiysen, bana da öyle intisap etmenin yollarını öğret demektir.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 10px">Tasavvufta “himmet verme, himmet alma”ya bir de böyle bakılabilir.</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="FaKiR, post: 190797, member: 10"] [B][FONT=tahoma][SIZE=2]İnsan sevdiğine benzemek ister[/SIZE][/FONT][/B] [FONT=tahoma][SIZE=2]Sohbetin ortamı, havası sohbetin rengini belirler.[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2]Sohbette sohbeti yapanın ve sohbetin müdavimlerinin dikkat edecekleri bazı hususlar var.[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2]Sohbeti yapan kişi ve müdavimler, o sohbetin rengini almış insanlardır. Gelenleri nasıl görmek istiyorlarsa öyle görünürler, gelenler de neleri görmek istemiyorlarsa ondan da uzak dururlar.[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2]Sohbeti yapan ve müdavimler o ortamın insana kazandıracağı güzelliği, kendi şahısları üzerinde başkalarını imrendirecek şekilde göstermeleri gerekir. İnsanda sevdiğine benzeme, sevdiği gibi olursa sevdiği tarafından sevileceğini bilme gibi meyiller var.[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2]Bu nedenle sohbeti yapan ve müdavimlerin insanın gerçek rengi olan, fıtrat rengini/İslam’ı üzerlerinde bir elbise olarak göstermeleri gerekir.[/SIZE][/FONT] [B][FONT=tahoma][SIZE=2]İslam fıtratın rengidir[/SIZE][/FONT][/B] [FONT=tahoma][SIZE=2]Fıtratın renginde teslimiyet vardır. Bu boya ile renklenmenin en büyük alameti, “istediğini değil isteneni yapan olmaktır. (Bu ifade aynı zamanda Müslüman kelimesinin de tanımı oluyor.) Bizi bu tespite götüren ayetin sonunda ki; “[B]Biz sadece Ona kulluk ederiz”[/B] bölümüdür.[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][FONT=times new roman][SIZE=5]وَنَحْنُ لَهُ عَابِدونَ[/SIZE][/FONT][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=5]O[/SIZE][SIZE=2]na kul olanlar her davranışlarında Allah’ın tercih ettiği davranış rengini, üzerinde en güzel şekilde gösteren Hz. Mu[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2]hammed’in boyası ile boyanır. Bakanlara “en güzel kulu” hatırlatır.[/SIZE][/FONT] [B][FONT=tahoma][SIZE=2]Olduğundan farklı renkte görünme, Sentetik boya veya makyaja benzer.[/SIZE][/FONT][/B] [FONT=tahoma][SIZE=2]Olduğundan farklı görünen kişilerin boyası ve foyası sonradan ortaya çıkar. Bunların rengi içten gelmediği için eğreti durur. En ufak bir sarsıntıda boyalar dökülebilir.[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2]Bu insanlar bulundukları yerin şeklini alan bukalemunlar gibidir. Çantalarında her ortam için uygun makyaj malzemeleri vardır.[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2]Bu yüzden bir türlü gerçek renklerini bulamazlar.[/SIZE][/FONT] [B][FONT=tahoma][SIZE=2]Peygamber Efendimizin (sas) sohbetlerindeki beş özellik üzerine [/SIZE][/FONT][/B] [FONT=tahoma][SIZE=2]Önce o beş hususu sayalım[B]: İnsibağ, in’ikas, incizap, nazar, himmet.[/B][/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2]Burada ki, beş özellik Peygamber Efendimizin sünnetine yakınlığı nispetinde her sohbet yapanın sohbetinde hissedilir. Hatta hissedilmesi gerekir. Bir sohbette bu özellikler ne kadar eksikse, o sohbetin eksiği o kadar çok denebilir.[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2]Güneşi peygamber Efendimize benzeteceğimiz bir misal üzerinden bu hakikati anlatmaya çalışalım.[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2][B]1) [/B][B]İnsibağ[/B]: Güneşin ışığını boyaya benzettiğimizde, güneş onu görmekle onun sohbetine katılan bütün varlıklara kendi yedi rengini verir. Buna “sıbgatüşşems” denir. Bu misali sıbgatullah ve sıbgatürrasulullah terkiplerini anlamak için dürbün yapabiliriz.[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2]Yönünü güneşe dönene, kıblesi güneş olana güneş kendi rengini verir.[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2][B]2) [/B][B]İn’ikas[/B]: Güneş kendini gören her şeye akseder. Yani kendini göreni, kendine görüneni görür. Bu misali de “zikredeni zikredirim” “bana salavat getirene, mukabele ederim” hakikatlerini anlamaya dürbün yapabiliriz.[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2]Güneşi görmede görenler eşittir. Ama güneşten istifade eşit değiller. İstifade işinde istidat, kabiliyet, kapasite gibi unsurlar istifadeyle doğrudan alakalıdır.[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2][B]3) [/B][B]İncizap[/B]: İncizabın olduğu yerde cezbe vardır. Kalbin zümrüt tepelerinden öğreniyoruz ki, cezbe; çekme, incizap; çekene doğru gitme. Cezbe sevmedir, incizap seven sevgiliye doğru iradesiyle gitmedir.[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2]Bütün gezegenler güneşin çekim sahasındadır. Güneş çekmiş/sevmiş, onlarda sevgilinin çekmesine incizap etmiş. [/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2]Sohbette hoca insanı cezbeder. Cemaat o cezbeye incizapla cevap verir.[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2]Peki, hoca kimdir? O da Allah’ın cezbesine incizapla cevap vermiştir. Sevmeyen sevdiremez. Bu şu demek, cezbeye incizapla koşamayan, insanları cezbedemez, incizaba vesile olamaz. Öyleyse herkes sevdiği kadar sevdirir. Herkes bildiği kadar bildirir. Allah’a ne kadar yakınsan o kadar yaklaştırırsın.[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2][B]4) [/B][B]Nazar:[/B] Efendimizin (sas) “nazarı” (bakışı) anlatılırken şöyle deniyor: “Allah’ın (cc) lütfu keremiyle kâfirin kalbine nazar edince güneşin buzu, kâr’ı erittiği gibi Efendimizin (sav) bakışları da yoğunlaşmış güneş ışınları gibi kâfirin kalbinde bulunan küfür buzlarını eritiyordu.”[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2]Nazarın kelime anlamı bakıştır. Kavram olarak nazar, kainata manay-ı harfiyle bakmaktır. Böyle olunca, Nazar: var olan şeyin var edenle bağlantısını kurarak bakmak. Böyle bakan bir insan var olan her şey adedince, var olanla bağlantı kurar. Böyle bağlantısı kuvvetli olan bir insanla bağlantı kuranların da bağlantısı kuvvetli olur.[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2]Peygamberler, Allah ile bağlantısı en kuvvetli olan insandır. İşte nazar bağlantısı en güçlü olanın, bağlanmak isteyenlere yaptığı etkidir. Efendimiz ve büyük zatların nazarı böyle de anlaşılabilir.[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2][B]5) [/B][B]Himmet[/B]: Lügatte bir şeyi çok arzulamak ve istemek manasına gelir. Hocaefendi anlam sahası çok geniş olan bu kelimeyi şöyle tanımlar. “O’nun rızasına ulaşmanın bir basamağı kabul edilen hayırlı faaliyetlerin bütününe himmet denir.”[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2]Hz. Muhammed sas sohbetine gelenlerin sevdiği Allah’ı sevmelerini himmet eden, yani çok arzulayan çok isteyendi. Öyle istiyordu ki, Kuran şöyle anlatıyor. “İnsanlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendini helak edecek kadar üzülüyordu.”[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2]Bu şu demek; insanların iman etmesini o uğurda canını verecek kadar arzuluyordu. Şimdi bir şeyi canını verecek kadar isteyen insanın o uğurda veremeyeceği bir şey olabilir mi?[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2]İşte sohbet eden kişi, sohbetine gelen insanların sohbetin amacı olan canana (Allah’a) bağlanmalarını böyle istemeli. Bunu ne kadar isterse, bu istek sohbete gelenler üzerinde etkisini gösterir.[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2]Biz sohbetin konusu olan cananı ne kadar arzularsak, sohbete gelenlerde sohbeti o kadar arzularlar.[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2]Bana “himmet et” demek, Senin kadar O’nu arzulamam ve istemem konusunda bana yardım et! Sen nasıl intisap ettiysen, bana da öyle intisap etmenin yollarını öğret demektir.[/SIZE][/FONT] [FONT=tahoma][SIZE=2]Tasavvufta “himmet verme, himmet alma”ya bir de böyle bakılabilir.[/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur ve Nur Cemaati
Risale-i Nur'a Yardımcı Kaynaklar - Görüş ve Tavsi
Sohbet-i Canan Üzerine Mülahazalar
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst