Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
Somuncu Baba
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="genc_kalem" data-source="post: 154586" data-attributes="member: 15919"><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">SOMUNCU BABA;</span></span></span></strong></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında Anadolu'da yetişen âlim ve velîlerin büyüklerinden."Somuncu Baba" lakabıyla tanınıp meşhûr oldu. 1349 (H.750) senesinde Kayseri'de doğdu. İsmi Hâmid, babasının ismi Şemseddîn Mûsâ'dır. İlk tahsîlini babasından aldı. Babasının vefâtından sonra Şam'a giderek, Hankâh-ı Bâyezîdiyye'de ilim öğrendi.</span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Tasavvuf yoluna girdi. Orada pekçok velînin sohbetlerine katıldı. Burada Üveysî olarak, mânevî yol ile Bâyezîd-i Bistâmî'den feyz aldı. Şam'da bir müddet ilim tahsîlinde bulunduktan sonra, Tebrîz yakınlarında Hoy kasabasında bulunan Hâce Alâeddîn-i Erdebîlî hazretlerinin huzûruna gitti.</span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Var gücüyle hocasına hizmet ederek, ilim öğrendi. Tasavvuf yolunda üstün derecelere kavuştu. </span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Alâeddîn-i Erdebîlî, bir gün Hâmid-i Velî'ye; "Artık bizden öğrendiğin ilmi, Allahü Teâlânın dînini, insanlara öğretmek üzere Anadolu'ya git!" buyurdu. Ona böylece, insanları yetiştirmek için icâzet verdi. Hocasının bu sözleri, bâzı anlayışı kıt, hasetçi kimselerin, içlerinden Hâmid-i Velîye buğz etmelerine sebeb oldu. HâceAlâeddîn, Hâmid-i Velî'yi bütün talebeleriyle birlikte, "Şemseddîn-i Tebrîzî Makâmı." denilen yere kadar uğurladı. Vedâ edip yanlarından ayrılınca, hased edenlerin de bulunduğu topluluğa dönerek; "Hamîdüddîn'in arkasından, gözden kayboluncaya kadar bakınız. </span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Eğer dönüp bizden tarafa bakarsa, Anadolu'da onun ilminden istifâde ederler. Şâyet bakmazsa, onun ilminden hiçkimse istifâde edemez." buyurdu. Orada bulunanlar merakla Hamîdüddîn'in arkasından bakmaya başladılar.</span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Bu hâli Cenâb-ı Hakkın izniyle anlayan Hâmid-i Velî, gözden kaybolmadan önce iki defâ arkasına baktı. Böylece onların hasedlerini giderdi. Büyük bir âlim ve veliyy-i kâmil olarak Kayseri'ye döndü.</span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Hamîdüddîn hazretleri, Kayseri'de insanlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını öğretmeye başladı. Talebeleri, ondan feyz almağa, hasta kalblerine şifâ olan nasîhatleriyle, sohbetleriyle şereflenmeğe başladılar. </span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Hamîdüddîn, bir gün çok sevdiği talebelerinden Şücâ-i Karamânî'yi </span></span></span><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">huzûruna çağırarak; "Ankara'da Nûmân isminde bir müderris vardır. Onu bulup buraya dâvet ediniz!" buyurdu. Şücâ-i Karamânî de hocasının emrini yerine getirmek için Ankara'ya gidip, durumu bildirdi. Müderris Nûmân; "Bu dâvete icâbet lâzımdır." diyerek, berâberce Kayseri'ye geldiler. Kurban bayramı günü buluştukları için, hocası ona "Bayram" lakabını </span></span></span><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">verdi.</span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Müderris Nûmân, Hamîdüddîn hazretlerini görüp sohbetlerini dinleyince, onun büyük bir âlim ve velî olduğunu anladı. Kısa zamanda pekçok kerâmetlerini de görünce, daha çok bağlandı. Onun teveccühleri altında yetişmeye başladı. Hocasından zâhirî ve bâtınî ilimleri öğrenerek kısa zamanda büyük mesâfeler aldı. Bir gün hocası; "Hâcı Bayram! Zâhirî ilimleri </span></span></span><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">ve bu ilimlerde yetişmiş âlimleri ve derecelerini gördün. Bâtınî ilimleri ve bu ilimlerde yükselmiş velîleri ve derecelerini de gördün. Hangisini murâd edersen onu seç!" buyurdu.</span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Hâcı Bayram da, velîlerin yüksek hâllerini görerek, kendisini tasavvufa verdi ve bu yolda daha yüksek derecelere kavuşmak için çalıştı. Zamânının büyük velîlerinden oldu.</span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Hamîdüddîn hazretleri, mânevî bir emir üzerine Tebrîz'e gitti. Tebrîz'den de Anadolu'ya gelip, Bursa'ya yerleşti. Hâcı Bayram-ı Velî, sık sık Bursa'ya gelip hocasını ziyâret ederdi.</span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Hamîdüddîn hazretleri, Bursa'da bir ümmî gibi hareket edip, ilminin varlığını kimseye söylemedi. Hamîdüddîn, Bursa'da bir fırın yaptırdı. Fırınına merkebiyle dağdan odun getirir, onunla ekmekleri pişirirdi. Ekmek küfesini sırtına alarak; "Somun! Müminler somun!" diye söyler, geçimini bu yolla sağlardı. Halk, bu fırıncıya "Somuncu Baba" der ve pişirdiği ekmeğin </span></span></span><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">lezzetine doyamazlardı. Somuncu Baba ekmek satmaya başlayınca, herkes peşinden koşar,ekmeğini kapışırlardı.</span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Somuncu Baba'nın fırını, Molla Fenârî Mahallesinde, Ali Paşa Çınarı </span></span></span><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">civârında olup, iki gözlü idi. Fırının bitişiğinde de, ibâdet ettiği bir odası vardı. Odanın kıble cihetinde de, nefsini terbiye etmek için kullandığı bir Çilehânesi mevcûd idi. </span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Hamîdüddîn hazretleri durumunu Bursa'da kimseye bildirmedi. Hep, halk içinde Hak ile olmağa gayret etti.</span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Yıldırım Bâyezîd Hân, Niğbolu zaferinden sonra Bursa'da Ulu Câmiyi yaptırmaya başladı. Câminin inşâsı sırasında, çalışan işçilerin ekmek ihtiyâcını Somuncu Baba temin etti. Câminin yapılması bittikten sonra, bir Cumâ günü açılış merâsimi yapılacağı ilân edildi. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">O gün başta Pâdişâh YıldırımBâyezîd Hân, dâmâdı büyük âlim ve velî Seyyid Emîr Sultan, </span></span></span><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Molla Fenârî hazretleri, ulemâdan pekçok kimse ve Bursalılar Ulu Câmiyi doldurdular.</span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Yıldırım Bâyezîd Hân, câminin açılış hutbesini okumak üzere Emîr Sultan'a vazîfe verdiğinde, Emîr Sultan; "Sultânım! Zamânın büyük âlimi burada iken, bizim hutbe okumamız uygun değildir. Bu câmi-i şerîfin açılış hutbesini okumaya lâyık zât şu kimsedir." diyerek, Somuncu Baba'yı gösterdi. </span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><strong>"Şöhret âfettir." </strong>hadîs-i şerîfini bildiği için, bundan titizlikle kaçınan Somuncu Baba, Pâdişâhın emri üzerine minbere doğru yürüdü. Emîr </span></span></span><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Sultan'ın yanına gelince; "Ey Emîr'im, niçin böyle yapıp beni ele verdiniz?" dedi. O da; "Senden ileride bir kimse göremediğim için öyle yaptım." cevâbını verdi. Cemâat hayret ederek bu konuşmaları dinliyor, Somuncu Baba'nın hutbesini merakla bekliyordu. </span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Minbere çıkan Somuncu Baba, öyle bir hutbe irâd etti ki, o zamâna kadar Bursalılar öyle bir hutbeyi hiç işitmemişlerdi. Bursalılar, bundan sonra Somuncu Baba'nın büyüklüğünü anladılar. </span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Somuncu Baba, hutbede; "Bâzı âlimlerin, Fâtiha-i şerîfenin tefsîrinde müşkilâtı, anlayamadığı kısımlar vardır. Onun için bu sûrenin tefsîrini yapalım." buyurarak, Fâtiha sûresinin, yirmi ana ilim üzerine yedi türlü tefsîrini yaptı. Nice hikmetli sözler beyân eyledi.</span></span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"> Herkes </span></span></span><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">hayretinden şaşırıp kaldı. Başta Molla Fenârî hazretleri; "Somuncu Baba, önce bizim Fâtiha sûresinin tefsîrindeki müşkilimizi kerâmet göstererek halletti. Onun büyüklüğüne, bu yedi çeşit tefsîr, âdil bir şâhiddir. Fâtiha'nın ilk tefsîrini cemâatin hepsi anladı. İkinci tefsîrini bir kısmı anladı, üçüncü tefsîri anlayanlar çok az idi. Dördüncü ve sonrakileri anlayanlar </span></span></span><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">içimizde yok idi." demekten kendini alamadı. </span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Cumâ namazından sonra bütün cemâat, Somuncu Baba'nın elini öpmek, duâsını almak istedi. Cemâatin bu arzusunu kıramayan Somuncu Baba hazretleri, kapıda durdu. Ulu Câminin üç kapısından çıkan herkes; "Ben </span></span></span><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Somuncu Baba'nın elini öpmekle şereflendim." diyordu. Somuncu Baba, yine kerâmet göstererek, Allahü teâlânın izniyle her üç kapıda da aynı ânda bulunarak cemâate elini öptürmüştü.</span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Namazdan sonra evine giden Hâmid-i Velî'ye, Molla Fenârî; "Efendim! Bu günlerde Fâtiha sûresinin tefsîrini yapmak istiyordum. Fakat bâzı anlıyamadığım yerler vardı. Bu hutbenizle, bilemediğimiz yerleri îzâh etmiş oldunuz. Medresede hizmetimiz karşılığında kazandığımız beş bin akçe paramız vardır. Şüphesiz helâldir. Kabûl buyurursanız bunları size hediye etmek istiyorum." dedi. O, kabûl etmedi. Bunun üzerine Molla Fenârî, </span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Somuncu Baba'ya;</span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">"Talebeniz olmakla şereflenmek istiyorum." deyince, Somuncu Baba ona teveccüh ederek duâlarda bulundu. Molla Fenârî'nin, Somuncu Baba'dan aldığı feyz ile yazdığı tefsîrini bütün âlimler çok beğenmiş, asırlarca mûteber bir tefsîr olduğunu söylemişlerdir.</span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Somuncu Baba, durumunun anlaşılması üzerine; "Sırrımız fâş olup, herkes tarafından anlaşıldı." diyerek, Bursa'dan gitmek istedi. Bir sabah erkenden, Gavas Paşa Medresesinden birkaç talebeyi yanına alarak yola çıktı. </span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Somuncu Baba'nın Bursa'yı terketmekte olduğunu işiten Molla Fenârî, koşarak bir çınarın yanında arkasından yetişti. Gitmeyip Bursa'da kalması </span></span></span><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">için çok yalvardı, ricâlarda bulundu. Fakat kabûl ettiremedi. Sonunda, Bursalılara duâ etmesini istedi. Somuncu Baba, bu çınarın yanında Bursa'ya yönünü dönerek, feyizli, bereketli bir şehir olması ve yeşil olarak kalması için duâ etti ve vedâlaşarak ayrıldılar.</span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Bursa'da bu çınarın bulunduğu bölgeye"Duâ çınarı" denildi.</span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Bursa'dan ayrılan Somuncu Baba, Aksaray'a geldi. Burada ömrünün sonuna kadar İslâmiyeti yaymak, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirmek için uğraştı. Hem zâhirî, hem de bâtınî ilmi ile Aksaraylıların gönüllerinde erişilmesi güç olan mümtâz bir mevkiye erişti. Artık ona Hâmid-i Aksarâyî denilmeye başlandı. </span></span></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Hâcı Bayram'ı Velî ile hacca gittiler. Dönüşlerinde, </span></span></span><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Hâcı Bayram'ı kendisine halîfe, vekîl tâyin etti. İnsanları irşâd etmekle vazifelendirdi.</span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Bir gün yaşlı bir kadın huzûruna gelip; "Efendim! Benim bir ineğim vardı. Sabahleyin sığırtmaca teslim ettim, fakat akşam dönmedi. Çok aradım, bulamadım. Ne olur derdime çâre olunuz" diye yalvardı. Kadının bu üzüntüsüne dayanamayan Hâmid-i Velî; "Sen burada bekle.</span></span></span><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Biz etrâfı bir araştıralım, bulursak getiririz" buyurdu. Dışarı çıkıp, sağa sola araştırma yapmadan, hep bir istikâmette gitti. Kadın da onu gizliden tâkibe başladı. </span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Hâmid-i Velî, bugünkü türbesinin bulunduğu yere geldi ve ineğin otladığını görerek; "Ey mübârek hayvan! Niçin diğer hayvanlardan geri kaldın da bizi buraya kadar yordun?" deyince, inek lisâna gelip; "Bugün yavruma süt verecek kadar karnımı doyuramamıştım. Onun için burada otluyordum."</span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">dedi. Bu konuşmaları işiten kadın, Hâmid-i Aksarâyî'nin derecesinin üstünlüğünü anladı. Onu en çok sevenler arasında oldu.</span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Hâmid-i Aksarâyî hazretleri, 1412 (H.815) senesinde, bir gün dostları ve talebeleriyle helâlleşti. İki rekat namaz kıldıktan sonra, uzun uzun duâ etti. Sonra Kelime-i şehâdet getirerek vefât etti. Cenâze namazını Hâcı Bayram-ı Velî kıldırdı. Geriye iki erkek çocuk bırakarak, bugünkü türbesinin olduğu yere defnedildi. Türbesi Aksaray kabristanının ortalarındadır. 1980 (H.1400) senesinden îtibâren, Aksaraylı Şahin Başer Beyin gayretleriyle türbesi yeniden onarılarak bugünkü hâle gelmiştir. </span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Somuncu Baba'nın çilehânesini ve türbesini ziyâret edenler, rûhâniyetinden fevkalâde feyz ve bereketlere kavuştuklarını, dünyâyı unuttuklarını söylemişlerdir. Onu vesîle ederek Allahü teâlâya yapılan duâların kabûl </span></span></span><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">olduğunu da bildirmişlerdir. Somuncu Baba'nın kabrinin Dârende'de olduğu da rivâyet edilmektedir.</span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Hâmid-i Velî hazretlerini çok sevenlerden biri şöyle anlattı: "Aksaray'da memur olarak vazife yapıyordum. Bir üst makâma terfîm ihtilâflı idi. Şeyh Hâmid-i Velî hazretlerine gittim.</span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Türbesini ziyâret ederek, durumumu anlattım. Çilehânesinde iki rekat namaz kıldıktan sonra eve geldim. Gece rüyâmda Hâmid-i Velî'yi gördüm. Bana; "Evlâdım, hiç üzülme, üst makâma geçeceksin. Biz velîler, senin o makâma geçtikten sonra, istifâ edip, serbestçe İslâmiyete hizmet etmeni, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını insanlara bildirmeni arzu ediyoruz"</span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">buyurdu. Hakîkaten, kısa zaman sonra bir üst makâma geçme emri geldi ve istifâmı vererek İslâmiyete hizmet etmeye çalıştım."</span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Hâmid-i Aksarâyî hazretlerinin okuduğu kasîdeler, Aksaraylıların dillerinde dolaşmaktadır.</span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal">Bunlardan bâzıları şöyledir:</span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Biz ol âşık yiğitleriz,</em></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Akıl, rüşd bize yâr olmaz.</em></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Mey-i aşk ile sermestiz,</em></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Bizler aslâ sarhoş olmaz.</em></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Diriyiz dâim ölmeyiz,</em></span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Karanlıkta hiç kalmayız,</em></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Çürüyüp toprak olmayız,</em></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Bize gece gündüz olmaz.</em></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Bizim illerde ay ve gün,</em></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Sebât üzre durur dâim.</em></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Televvün irişür âna,</em></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Gehî bedr ü hilâl olmaz.</em></span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Bizim bahçedeki güller,</em></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Dururlar tâze, solmazlar,</em></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Hazân olup dökülmezler,</em></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Kış mevsimi bahâr olmaz.</em></span></span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Şerbeti aşk için içtik,</em></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Ferâgat mülküne göçtük,</em></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Yanıp aşkınla tutuştuk,</em></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Bize tahrûk ü târ olmaz.</em></span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>İrelden Şems'in nûruna,</em></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Vücûdun zerreden katre</em></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Ne katre, ayn-ı bahr oldu.</em></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Ona çukur kenâr olmaz.</em></span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Bırak ey Hâmidâ vârı,</em></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Görem dersen sen ol yârı,</em></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Göricek ol tecellâyı,</em></span></span></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: teal"><em>Ondan üstün kemâl olmaz.</em></span></span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: blue">*Evliyalar Ansiklopedisinden Alıntıdır.</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="genc_kalem, post: 154586, member: 15919"] [LEFT][B][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]SOMUNCU BABA;[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında Anadolu'da yetişen âlim ve velîlerin büyüklerinden."Somuncu Baba" lakabıyla tanınıp meşhûr oldu. 1349 (H.750) senesinde Kayseri'de doğdu. İsmi Hâmid, babasının ismi Şemseddîn Mûsâ'dır. İlk tahsîlini babasından aldı. Babasının vefâtından sonra Şam'a giderek, Hankâh-ı Bâyezîdiyye'de ilim öğrendi.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Tasavvuf yoluna girdi. Orada pekçok velînin sohbetlerine katıldı. Burada Üveysî olarak, mânevî yol ile Bâyezîd-i Bistâmî'den feyz aldı. Şam'da bir müddet ilim tahsîlinde bulunduktan sonra, Tebrîz yakınlarında Hoy kasabasında bulunan Hâce Alâeddîn-i Erdebîlî hazretlerinin huzûruna gitti.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Var gücüyle hocasına hizmet ederek, ilim öğrendi. Tasavvuf yolunda üstün derecelere kavuştu. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Alâeddîn-i Erdebîlî, bir gün Hâmid-i Velî'ye; "Artık bizden öğrendiğin ilmi, Allahü Teâlânın dînini, insanlara öğretmek üzere Anadolu'ya git!" buyurdu. Ona böylece, insanları yetiştirmek için icâzet verdi. Hocasının bu sözleri, bâzı anlayışı kıt, hasetçi kimselerin, içlerinden Hâmid-i Velîye buğz etmelerine sebeb oldu. HâceAlâeddîn, Hâmid-i Velî'yi bütün talebeleriyle birlikte, "Şemseddîn-i Tebrîzî Makâmı." denilen yere kadar uğurladı. Vedâ edip yanlarından ayrılınca, hased edenlerin de bulunduğu topluluğa dönerek; "Hamîdüddîn'in arkasından, gözden kayboluncaya kadar bakınız. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Eğer dönüp bizden tarafa bakarsa, Anadolu'da onun ilminden istifâde ederler. Şâyet bakmazsa, onun ilminden hiçkimse istifâde edemez." buyurdu. Orada bulunanlar merakla Hamîdüddîn'in arkasından bakmaya başladılar.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Bu hâli Cenâb-ı Hakkın izniyle anlayan Hâmid-i Velî, gözden kaybolmadan önce iki defâ arkasına baktı. Böylece onların hasedlerini giderdi. Büyük bir âlim ve veliyy-i kâmil olarak Kayseri'ye döndü.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Hamîdüddîn hazretleri, Kayseri'de insanlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını öğretmeye başladı. Talebeleri, ondan feyz almağa, hasta kalblerine şifâ olan nasîhatleriyle, sohbetleriyle şereflenmeğe başladılar. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Hamîdüddîn, bir gün çok sevdiği talebelerinden Şücâ-i Karamânî'yi [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]huzûruna çağırarak; "Ankara'da Nûmân isminde bir müderris vardır. Onu bulup buraya dâvet ediniz!" buyurdu. Şücâ-i Karamânî de hocasının emrini yerine getirmek için Ankara'ya gidip, durumu bildirdi. Müderris Nûmân; "Bu dâvete icâbet lâzımdır." diyerek, berâberce Kayseri'ye geldiler. Kurban bayramı günü buluştukları için, hocası ona "Bayram" lakabını [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]verdi.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Müderris Nûmân, Hamîdüddîn hazretlerini görüp sohbetlerini dinleyince, onun büyük bir âlim ve velî olduğunu anladı. Kısa zamanda pekçok kerâmetlerini de görünce, daha çok bağlandı. Onun teveccühleri altında yetişmeye başladı. Hocasından zâhirî ve bâtınî ilimleri öğrenerek kısa zamanda büyük mesâfeler aldı. Bir gün hocası; "Hâcı Bayram! Zâhirî ilimleri [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]ve bu ilimlerde yetişmiş âlimleri ve derecelerini gördün. Bâtınî ilimleri ve bu ilimlerde yükselmiş velîleri ve derecelerini de gördün. Hangisini murâd edersen onu seç!" buyurdu.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Hâcı Bayram da, velîlerin yüksek hâllerini görerek, kendisini tasavvufa verdi ve bu yolda daha yüksek derecelere kavuşmak için çalıştı. Zamânının büyük velîlerinden oldu.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Hamîdüddîn hazretleri, mânevî bir emir üzerine Tebrîz'e gitti. Tebrîz'den de Anadolu'ya gelip, Bursa'ya yerleşti. Hâcı Bayram-ı Velî, sık sık Bursa'ya gelip hocasını ziyâret ederdi.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Hamîdüddîn hazretleri, Bursa'da bir ümmî gibi hareket edip, ilminin varlığını kimseye söylemedi. Hamîdüddîn, Bursa'da bir fırın yaptırdı. Fırınına merkebiyle dağdan odun getirir, onunla ekmekleri pişirirdi. Ekmek küfesini sırtına alarak; "Somun! Müminler somun!" diye söyler, geçimini bu yolla sağlardı. Halk, bu fırıncıya "Somuncu Baba" der ve pişirdiği ekmeğin [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]lezzetine doyamazlardı. Somuncu Baba ekmek satmaya başlayınca, herkes peşinden koşar,ekmeğini kapışırlardı.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Somuncu Baba'nın fırını, Molla Fenârî Mahallesinde, Ali Paşa Çınarı [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]civârında olup, iki gözlü idi. Fırının bitişiğinde de, ibâdet ettiği bir odası vardı. Odanın kıble cihetinde de, nefsini terbiye etmek için kullandığı bir Çilehânesi mevcûd idi. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Hamîdüddîn hazretleri durumunu Bursa'da kimseye bildirmedi. Hep, halk içinde Hak ile olmağa gayret etti.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Yıldırım Bâyezîd Hân, Niğbolu zaferinden sonra Bursa'da Ulu Câmiyi yaptırmaya başladı. Câminin inşâsı sırasında, çalışan işçilerin ekmek ihtiyâcını Somuncu Baba temin etti. Câminin yapılması bittikten sonra, bir Cumâ günü açılış merâsimi yapılacağı ilân edildi. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]O gün başta Pâdişâh YıldırımBâyezîd Hân, dâmâdı büyük âlim ve velî Seyyid Emîr Sultan, [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Molla Fenârî hazretleri, ulemâdan pekçok kimse ve Bursalılar Ulu Câmiyi doldurdular.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Yıldırım Bâyezîd Hân, câminin açılış hutbesini okumak üzere Emîr Sultan'a vazîfe verdiğinde, Emîr Sultan; "Sultânım! Zamânın büyük âlimi burada iken, bizim hutbe okumamız uygun değildir. Bu câmi-i şerîfin açılış hutbesini okumaya lâyık zât şu kimsedir." diyerek, Somuncu Baba'yı gösterdi. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][B]"Şöhret âfettir." [/B]hadîs-i şerîfini bildiği için, bundan titizlikle kaçınan Somuncu Baba, Pâdişâhın emri üzerine minbere doğru yürüdü. Emîr [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Sultan'ın yanına gelince; "Ey Emîr'im, niçin böyle yapıp beni ele verdiniz?" dedi. O da; "Senden ileride bir kimse göremediğim için öyle yaptım." cevâbını verdi. Cemâat hayret ederek bu konuşmaları dinliyor, Somuncu Baba'nın hutbesini merakla bekliyordu. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Minbere çıkan Somuncu Baba, öyle bir hutbe irâd etti ki, o zamâna kadar Bursalılar öyle bir hutbeyi hiç işitmemişlerdi. Bursalılar, bundan sonra Somuncu Baba'nın büyüklüğünü anladılar. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Somuncu Baba, hutbede; "Bâzı âlimlerin, Fâtiha-i şerîfenin tefsîrinde müşkilâtı, anlayamadığı kısımlar vardır. Onun için bu sûrenin tefsîrini yapalım." buyurarak, Fâtiha sûresinin, yirmi ana ilim üzerine yedi türlü tefsîrini yaptı. Nice hikmetli sözler beyân eyledi.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal] Herkes [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]hayretinden şaşırıp kaldı. Başta Molla Fenârî hazretleri; "Somuncu Baba, önce bizim Fâtiha sûresinin tefsîrindeki müşkilimizi kerâmet göstererek halletti. Onun büyüklüğüne, bu yedi çeşit tefsîr, âdil bir şâhiddir. Fâtiha'nın ilk tefsîrini cemâatin hepsi anladı. İkinci tefsîrini bir kısmı anladı, üçüncü tefsîri anlayanlar çok az idi. Dördüncü ve sonrakileri anlayanlar [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]içimizde yok idi." demekten kendini alamadı. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Cumâ namazından sonra bütün cemâat, Somuncu Baba'nın elini öpmek, duâsını almak istedi. Cemâatin bu arzusunu kıramayan Somuncu Baba hazretleri, kapıda durdu. Ulu Câminin üç kapısından çıkan herkes; "Ben [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Somuncu Baba'nın elini öpmekle şereflendim." diyordu. Somuncu Baba, yine kerâmet göstererek, Allahü teâlânın izniyle her üç kapıda da aynı ânda bulunarak cemâate elini öptürmüştü.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Namazdan sonra evine giden Hâmid-i Velî'ye, Molla Fenârî; "Efendim! Bu günlerde Fâtiha sûresinin tefsîrini yapmak istiyordum. Fakat bâzı anlıyamadığım yerler vardı. Bu hutbenizle, bilemediğimiz yerleri îzâh etmiş oldunuz. Medresede hizmetimiz karşılığında kazandığımız beş bin akçe paramız vardır. Şüphesiz helâldir. Kabûl buyurursanız bunları size hediye etmek istiyorum." dedi. O, kabûl etmedi. Bunun üzerine Molla Fenârî, [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Somuncu Baba'ya;[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]"Talebeniz olmakla şereflenmek istiyorum." deyince, Somuncu Baba ona teveccüh ederek duâlarda bulundu. Molla Fenârî'nin, Somuncu Baba'dan aldığı feyz ile yazdığı tefsîrini bütün âlimler çok beğenmiş, asırlarca mûteber bir tefsîr olduğunu söylemişlerdir.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Somuncu Baba, durumunun anlaşılması üzerine; "Sırrımız fâş olup, herkes tarafından anlaşıldı." diyerek, Bursa'dan gitmek istedi. Bir sabah erkenden, Gavas Paşa Medresesinden birkaç talebeyi yanına alarak yola çıktı. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Somuncu Baba'nın Bursa'yı terketmekte olduğunu işiten Molla Fenârî, koşarak bir çınarın yanında arkasından yetişti. Gitmeyip Bursa'da kalması [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]için çok yalvardı, ricâlarda bulundu. Fakat kabûl ettiremedi. Sonunda, Bursalılara duâ etmesini istedi. Somuncu Baba, bu çınarın yanında Bursa'ya yönünü dönerek, feyizli, bereketli bir şehir olması ve yeşil olarak kalması için duâ etti ve vedâlaşarak ayrıldılar.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Bursa'da bu çınarın bulunduğu bölgeye"Duâ çınarı" denildi.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Bursa'dan ayrılan Somuncu Baba, Aksaray'a geldi. Burada ömrünün sonuna kadar İslâmiyeti yaymak, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirmek için uğraştı. Hem zâhirî, hem de bâtınî ilmi ile Aksaraylıların gönüllerinde erişilmesi güç olan mümtâz bir mevkiye erişti. Artık ona Hâmid-i Aksarâyî denilmeye başlandı. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Hâcı Bayram'ı Velî ile hacca gittiler. Dönüşlerinde, [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Hâcı Bayram'ı kendisine halîfe, vekîl tâyin etti. İnsanları irşâd etmekle vazifelendirdi.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Bir gün yaşlı bir kadın huzûruna gelip; "Efendim! Benim bir ineğim vardı. Sabahleyin sığırtmaca teslim ettim, fakat akşam dönmedi. Çok aradım, bulamadım. Ne olur derdime çâre olunuz" diye yalvardı. Kadının bu üzüntüsüne dayanamayan Hâmid-i Velî; "Sen burada bekle.[/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Biz etrâfı bir araştıralım, bulursak getiririz" buyurdu. Dışarı çıkıp, sağa sola araştırma yapmadan, hep bir istikâmette gitti. Kadın da onu gizliden tâkibe başladı. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Hâmid-i Velî, bugünkü türbesinin bulunduğu yere geldi ve ineğin otladığını görerek; "Ey mübârek hayvan! Niçin diğer hayvanlardan geri kaldın da bizi buraya kadar yordun?" deyince, inek lisâna gelip; "Bugün yavruma süt verecek kadar karnımı doyuramamıştım. Onun için burada otluyordum."[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]dedi. Bu konuşmaları işiten kadın, Hâmid-i Aksarâyî'nin derecesinin üstünlüğünü anladı. Onu en çok sevenler arasında oldu.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Hâmid-i Aksarâyî hazretleri, 1412 (H.815) senesinde, bir gün dostları ve talebeleriyle helâlleşti. İki rekat namaz kıldıktan sonra, uzun uzun duâ etti. Sonra Kelime-i şehâdet getirerek vefât etti. Cenâze namazını Hâcı Bayram-ı Velî kıldırdı. Geriye iki erkek çocuk bırakarak, bugünkü türbesinin olduğu yere defnedildi. Türbesi Aksaray kabristanının ortalarındadır. 1980 (H.1400) senesinden îtibâren, Aksaraylı Şahin Başer Beyin gayretleriyle türbesi yeniden onarılarak bugünkü hâle gelmiştir. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Somuncu Baba'nın çilehânesini ve türbesini ziyâret edenler, rûhâniyetinden fevkalâde feyz ve bereketlere kavuştuklarını, dünyâyı unuttuklarını söylemişlerdir. Onu vesîle ederek Allahü teâlâya yapılan duâların kabûl [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]olduğunu da bildirmişlerdir. Somuncu Baba'nın kabrinin Dârende'de olduğu da rivâyet edilmektedir.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Hâmid-i Velî hazretlerini çok sevenlerden biri şöyle anlattı: "Aksaray'da memur olarak vazife yapıyordum. Bir üst makâma terfîm ihtilâflı idi. Şeyh Hâmid-i Velî hazretlerine gittim.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Türbesini ziyâret ederek, durumumu anlattım. Çilehânesinde iki rekat namaz kıldıktan sonra eve geldim. Gece rüyâmda Hâmid-i Velî'yi gördüm. Bana; "Evlâdım, hiç üzülme, üst makâma geçeceksin. Biz velîler, senin o makâma geçtikten sonra, istifâ edip, serbestçe İslâmiyete hizmet etmeni, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını insanlara bildirmeni arzu ediyoruz"[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]buyurdu. Hakîkaten, kısa zaman sonra bir üst makâma geçme emri geldi ve istifâmı vererek İslâmiyete hizmet etmeye çalıştım."[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Hâmid-i Aksarâyî hazretlerinin okuduğu kasîdeler, Aksaraylıların dillerinde dolaşmaktadır.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal]Bunlardan bâzıları şöyledir:[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Biz ol âşık yiğitleriz,[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Akıl, rüşd bize yâr olmaz.[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Mey-i aşk ile sermestiz,[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Bizler aslâ sarhoş olmaz.[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Diriyiz dâim ölmeyiz,[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Karanlıkta hiç kalmayız,[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Çürüyüp toprak olmayız,[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Bize gece gündüz olmaz.[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Bizim illerde ay ve gün,[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Sebât üzre durur dâim.[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Televvün irişür âna,[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Gehî bedr ü hilâl olmaz.[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Bizim bahçedeki güller,[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Dururlar tâze, solmazlar,[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Hazân olup dökülmezler,[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Kış mevsimi bahâr olmaz.[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Şerbeti aşk için içtik,[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Ferâgat mülküne göçtük,[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Yanıp aşkınla tutuştuk,[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Bize tahrûk ü târ olmaz.[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]İrelden Şems'in nûruna,[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Vücûdun zerreden katre[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Ne katre, ayn-ı bahr oldu.[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Ona çukur kenâr olmaz.[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Bırak ey Hâmidâ vârı,[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Görem dersen sen ol yârı,[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Göricek ol tecellâyı,[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=teal][I]Ondan üstün kemâl olmaz.[/I][/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [LEFT][FONT=Book Antiqua][COLOR=blue]*Evliyalar Ansiklopedisinden Alıntıdır.[/COLOR][/FONT][/LEFT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
Somuncu Baba
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst