Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur ve Nur Cemaati
Son şahitlerden Ramazanoğlu vefat etti
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="nurhadimi" data-source="post: 101153" data-attributes="member: 526"><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'Arial'"><img src="http://www.risalehaber.com/resimler/haberler/55664.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></strong></p> <p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'Arial'">Son şahitlerden Ramazanoğlu vefat etti</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Tahoma'">Risale-i Nur'da Mustafa Oruç diye geçen, Asayı Musa'nın sonunda mektupları bulunan Mustafa Hilmi Ramazanoglu vefat etti </span></span></strong></p><p style="text-align: right"><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-family: 'Tahoma'">10/02/2009 - 17:46 </span></p></span></strong></p><p style="text-align: right"><strong><span style="font-family: 'Arial'"></p></span></strong></p><p style="text-align: right"><strong><span style="font-family: 'Arial'"></p> <p style="text-align: left"></p></span></strong></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #0000ff"><strong><u>İbrahim Mert-Risale Haber</u></strong></span></span></p></span></strong></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Risale-i Nur'da Mustafa Oruç diye geçen, Asayı Musa'nın sonunda mektupları bulunan Mustafa Hilmi </span><span style="font-size: 12px">Ramazanoglu vefat etti. </span></p></span></strong></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Cenazesi yarın (11 Şubat 2009) ögle namazından sonra Safranbolu Köprülü camiinde kılınacak </span><span style="font-size: 12px">namazdan sonra Safranbolu mezaristanına defnedilecektir. </span></p></span></strong></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong>Ramazanoğlu:</strong></span></p></span></strong></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong>1929'da Kahramanmaraş'ta doğdu. Bediüzzaman'la ilgili hatıralarını kendisi kaleme aldı. Nurculuktan dolayı çeşitli zamanlarda mahkemelere verildi. “Hakikî Aleviler Müslümandır” ismiyle 1971'de neşrettiği bir kitabı bulunmaktadır.</span></p></span></strong></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Bediüzzaman hazretlerini ilk ziyareti 1950 yılında Emirdağ'da oldu.</span></p></span></strong></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong>Kendi dilinden Risale-i Nur'la tanışma anı:</strong></span></p></span></strong></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Mustafa Hilmi <span style="font-size: 12px">Ramazanoglu, Bediüzzaman Said Nursi'yi ziyaretini Aksiyon'a şöyle anlatmıştı:</span></span></p></span></strong></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">‘Saçlarım adedince başlarım olsa, her gün biri kesilse, hakikat-i Kur’an’iyeye feda olan bu baş, size eğilmeyecektir.’ </span></p></span></strong></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Sözlerin sahibi Said Nursi’dir. Bediüzzaman, bu sözleri bir mahkeme müdafaasında sarf etmiştir. Demokrat Parti’nin yeni iktidara geldiği 1950 senesinde, Necip Fazıl Kısakürek’in çıkardığı Büyük Doğu Mecmuası’nda yayımlanan bu sözler, zaten dergiyi hiç kaçırmadan takip eden Mustafa Ramazanoğlu’nu adeta büyüler. Aynı zamanda Büyük Doğu Cemiyeti’nin Kahramanmaraş kurucusu olan Ramazanoğlu, Bediüzzaman’ın kahramanlığına âşık olur. Ve orda bir karar verir; onu ziyarete gidecektir. Hemen otobüse atlayıp adres almak için Büyük Doğu’nun İstanbul Cağaloğlu’ndaki merkezine varır. Necip Fazıl’ı sorar, orada olmadığı cevabını alır. Çalışanlardan Ahmet Ramazan isimli biri, ona, Necip Fazıl’ı ne yapacağını sorar. Ramazanoğlu, ondan, Bediüzzaman’ın adresini isteyeceğini söyler: “Ahmet Ramazan, ‘Bediüzzaman’ın adresini o bilmez ki, ben bilirim’ dedi. ‘Ver öyleyse gideyim’ dedim. ‘Ama’ dedi ‘o zat her ziyaretine gideni kabul etmez. Tam ihlas ve samimiyetle gideceksin ki kabul etsin.’ Ben ‘Maraş’tan İstanbul’a bir adres almaya gelen adamda ihlas olmaz mı? dedim.”</span></p></span></strong></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Ramazanoğlu büyük bir mutluluk içerisinde yola çıkar. Kendisine verilen adres Emirdağ’ındaki Mehmet Çalışkan’ın bakkal dükkanıdır: “Gittim. Mehmet Çalışkan bana dedi ki ‘Bugün Üstad çok hasta, hiç kimseyi ziyaretçi getirme, kabul etmeyeceğim dedi, götüremem.’ Götürürsün-götürmezsin, iki saat sürtüştük. Çok ısrar ettim.” Israrlara dayanamayan Çalışkan, Bediüzzaman’a gidip sorar ve gülümseyerek geri döner: “Hemen gittik. Ahşap bir ev... Ben o zaman milliyetçiyim, ama kendimi Avrupa kılığına, kıyafetine kaptırmışım. Bıyığım tıraş, kolalı gömlek, kravat. Böyle Üstad’ı ziyarete gidiyorum. İçeri girdim. Üstad böyle dirseğini yastığa koymuş, başını avucunun içerisine almış, istirahat halinde idi. Elini öptüm, yerdeki mindere oturdum. Üstad bana dedi ki ‘Bugün çok hastayım. Hiç kimseyi ziyaretçi olarak kabul etmeyecektim. Fakat senin ismin söylenince içime büyük sevgin dokundu. Derhal getir dedim’ Ve ‘Nereden geliyorsun?’ diye sordu. ‘İstanbul’dan geliyorum’ der demez böyle bir çeviklikle sıçradı, karyolanın ortasına oturdu. ‘Ne biliyorsun bana söyle’ dedi, ‘Orda benim talebelerime işkence ediyorlarmış. Benim cımbızla etimi çeksinler, talebelerime dokunmasınlar.’ Beş dakikadan fazla tutmazmış ama biz yarım saat kaldık. Tabii ben Üstad’la konuşurken en ufak bir çekingenliğim yok. Böyle tam hürriyet içerisinde, pervasız konuşuyorum. Üstad da böyle severmiş. Beni söyletiyor söyletiyor gülüyor. Ceylan Çalışkan çamaşırlarını yıkıyordu. Ona yardım ettim. O bitince gideceğimiz vakit yaklaştı diye düşünerek, bizim ‘Maraş’ta Müftü Hafız Ali Efendi’ye selamınızı söyleyeyim mi?’ dedim. Güldü. ‘Madem hüsnüzannın var, selam söyle’ dedi. Ondan sonra ‘Eserlerinizi okumak istiyorum. Nereden temin edebilirim?’ dedim. Neşe içerisinde gülerek ‘Seni talebem olarak kabul ettim oğlum’ dedi. ‘Elazığ’da Hulusi, İslahiye’de Zübeyir var. Git onlardan iste, al.’ Adres yok, soyad yok, Elazığ’da Hulusi, İslahiye’de Zübeyir. Dedim ‘Verirler mi?’ ‘Benim selamımı söyle, verirler’ dedi.”</span></p></span></strong></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Maraş’a varana kadar her şey Mustafa Ramazanoğlu’nun gönlüne göre olur; hatta sonrasında bile: “Kendi kendime düşündüm. Elazığ, bir vilayet. Orada Hulusi’yi kim tanır? Ama İslahiye küçük bir kaza. Belki bir posta memuru götürmüş posta, telgraf, mektup vermiş olabilir. Postanesine bir telefon açıp posta memurlarına bir sorayım dedim.” Ramazanoğlu, aradığını daha ilk görüşmesinde bulmuştur: “Ben Zübeyir Gündüzalp’ dedi. Konuştuk. Ve heyecanla ‘Ne! Sen o zatı gördün mü?’ dedi. Adresimi istedi ve hemen geldi. Beni bir kucakladı. Gözlerimden öptü.” Gündüzalp heybesinin içerisinde de o zaman Osmanlıca olan Zülfikar, Sözler, Siracünnur, Mesnevi-i Nuriye, Mektubat, Tılsımlar Mecmuası’nı getirir ve risaleler hakkında iki saat boyunca sohbet eder onunla. O gittikten sonra da Ramazanoğlu kitapları alıp Maraş Müftüsü Hafız Ali Efendi’ye götürür: “Çünkü müftü ‘aldığınız bir kitabı bize göstermeden okumayın. Kafanız karışır’ diyordu. Müftü ‘Bırak da git’ dedi. Bir müddet sonra sorduğumda ‘Oğlum Mustafa. 200 seneden beri dünyaya böyle bir eser gelmedi. Bundan sonra da geleceği meçhul.’ dedi. ‘Hocaefendi ver öyleyse ben de okuyayım kitapları’ dedim. ‘Yok git sen kendine başka temin et’ dedi. Ve Ondan sonra biz hizmete başladık.”</span></p> <p style="text-align: left"></p><p></span></strong><p style="text-align: left"> </p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'Arial'">haberin orijinaline</span></strong></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'Arial'"><a href="http://www.risalehaber.com/55664_Son-sahitlerden-Ramazanoglu-vefat-etti.html" target="_blank">Son şahitlerden Ramazanoğlu vefat etti / RİSALE HABER</a></span></strong></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'Arial'">buradan ulaşabilirsiniz</span></strong></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'Arial'">ALLAH ONDAN RAZI OLSUN....</span></strong></p> <p style="text-align: left"></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="nurhadimi, post: 101153, member: 526"] [LEFT][B][FONT=Arial][IMG]http://www.risalehaber.com/resimler/haberler/55664.jpg[/IMG][/FONT][/B] [B][FONT=Arial]Son şahitlerden Ramazanoğlu vefat etti[/FONT][/B][/LEFT] [B][FONT=Arial][FONT=Tahoma]Risale-i Nur'da Mustafa Oruç diye geçen, Asayı Musa'nın sonunda mektupları bulunan Mustafa Hilmi Ramazanoglu vefat etti [/FONT] [RIGHT][FONT=Tahoma]10/02/2009 - 17:46 [/FONT] [FONT=Tahoma][/FONT] [FONT=Tahoma][/FONT] [/RIGHT] [LEFT][FONT=Tahoma] [/FONT] [SIZE=3][COLOR=#0000ff][B][U]İbrahim Mert-Risale Haber[/U][/B][/COLOR][/SIZE] [SIZE=3]Risale-i Nur'da Mustafa Oruç diye geçen, Asayı Musa'nın sonunda mektupları bulunan Mustafa Hilmi [/SIZE][SIZE=3]Ramazanoglu vefat etti. [/SIZE] [SIZE=3]Cenazesi yarın (11 Şubat 2009) ögle namazından sonra Safranbolu Köprülü camiinde kılınacak [/SIZE][SIZE=3]namazdan sonra Safranbolu mezaristanına defnedilecektir. [/SIZE] [SIZE=3][B]Ramazanoğlu: [/B]1929'da Kahramanmaraş'ta doğdu. Bediüzzaman'la ilgili hatıralarını kendisi kaleme aldı. Nurculuktan dolayı çeşitli zamanlarda mahkemelere verildi. “Hakikî Aleviler Müslümandır” ismiyle 1971'de neşrettiği bir kitabı bulunmaktadır. Bediüzzaman hazretlerini ilk ziyareti 1950 yılında Emirdağ'da oldu.[/SIZE] [SIZE=3][B]Kendi dilinden Risale-i Nur'la tanışma anı:[/B][/SIZE] [SIZE=3]Mustafa Hilmi [SIZE=3]Ramazanoglu, Bediüzzaman Said Nursi'yi ziyaretini Aksiyon'a şöyle anlatmıştı:[/SIZE][/SIZE] [SIZE=3]‘Saçlarım adedince başlarım olsa, her gün biri kesilse, hakikat-i Kur’an’iyeye feda olan bu baş, size eğilmeyecektir.’ [/SIZE] [SIZE=3]Sözlerin sahibi Said Nursi’dir. Bediüzzaman, bu sözleri bir mahkeme müdafaasında sarf etmiştir. Demokrat Parti’nin yeni iktidara geldiği 1950 senesinde, Necip Fazıl Kısakürek’in çıkardığı Büyük Doğu Mecmuası’nda yayımlanan bu sözler, zaten dergiyi hiç kaçırmadan takip eden Mustafa Ramazanoğlu’nu adeta büyüler. Aynı zamanda Büyük Doğu Cemiyeti’nin Kahramanmaraş kurucusu olan Ramazanoğlu, Bediüzzaman’ın kahramanlığına âşık olur. Ve orda bir karar verir; onu ziyarete gidecektir. Hemen otobüse atlayıp adres almak için Büyük Doğu’nun İstanbul Cağaloğlu’ndaki merkezine varır. Necip Fazıl’ı sorar, orada olmadığı cevabını alır. Çalışanlardan Ahmet Ramazan isimli biri, ona, Necip Fazıl’ı ne yapacağını sorar. Ramazanoğlu, ondan, Bediüzzaman’ın adresini isteyeceğini söyler: “Ahmet Ramazan, ‘Bediüzzaman’ın adresini o bilmez ki, ben bilirim’ dedi. ‘Ver öyleyse gideyim’ dedim. ‘Ama’ dedi ‘o zat her ziyaretine gideni kabul etmez. Tam ihlas ve samimiyetle gideceksin ki kabul etsin.’ Ben ‘Maraş’tan İstanbul’a bir adres almaya gelen adamda ihlas olmaz mı? dedim.”[/SIZE] [SIZE=3]Ramazanoğlu büyük bir mutluluk içerisinde yola çıkar. Kendisine verilen adres Emirdağ’ındaki Mehmet Çalışkan’ın bakkal dükkanıdır: “Gittim. Mehmet Çalışkan bana dedi ki ‘Bugün Üstad çok hasta, hiç kimseyi ziyaretçi getirme, kabul etmeyeceğim dedi, götüremem.’ Götürürsün-götürmezsin, iki saat sürtüştük. Çok ısrar ettim.” Israrlara dayanamayan Çalışkan, Bediüzzaman’a gidip sorar ve gülümseyerek geri döner: “Hemen gittik. Ahşap bir ev... Ben o zaman milliyetçiyim, ama kendimi Avrupa kılığına, kıyafetine kaptırmışım. Bıyığım tıraş, kolalı gömlek, kravat. Böyle Üstad’ı ziyarete gidiyorum. İçeri girdim. Üstad böyle dirseğini yastığa koymuş, başını avucunun içerisine almış, istirahat halinde idi. Elini öptüm, yerdeki mindere oturdum. Üstad bana dedi ki ‘Bugün çok hastayım. Hiç kimseyi ziyaretçi olarak kabul etmeyecektim. Fakat senin ismin söylenince içime büyük sevgin dokundu. Derhal getir dedim’ Ve ‘Nereden geliyorsun?’ diye sordu. ‘İstanbul’dan geliyorum’ der demez böyle bir çeviklikle sıçradı, karyolanın ortasına oturdu. ‘Ne biliyorsun bana söyle’ dedi, ‘Orda benim talebelerime işkence ediyorlarmış. Benim cımbızla etimi çeksinler, talebelerime dokunmasınlar.’ Beş dakikadan fazla tutmazmış ama biz yarım saat kaldık. Tabii ben Üstad’la konuşurken en ufak bir çekingenliğim yok. Böyle tam hürriyet içerisinde, pervasız konuşuyorum. Üstad da böyle severmiş. Beni söyletiyor söyletiyor gülüyor. Ceylan Çalışkan çamaşırlarını yıkıyordu. Ona yardım ettim. O bitince gideceğimiz vakit yaklaştı diye düşünerek, bizim ‘Maraş’ta Müftü Hafız Ali Efendi’ye selamınızı söyleyeyim mi?’ dedim. Güldü. ‘Madem hüsnüzannın var, selam söyle’ dedi. Ondan sonra ‘Eserlerinizi okumak istiyorum. Nereden temin edebilirim?’ dedim. Neşe içerisinde gülerek ‘Seni talebem olarak kabul ettim oğlum’ dedi. ‘Elazığ’da Hulusi, İslahiye’de Zübeyir var. Git onlardan iste, al.’ Adres yok, soyad yok, Elazığ’da Hulusi, İslahiye’de Zübeyir. Dedim ‘Verirler mi?’ ‘Benim selamımı söyle, verirler’ dedi.”[/SIZE] [SIZE=3]Maraş’a varana kadar her şey Mustafa Ramazanoğlu’nun gönlüne göre olur; hatta sonrasında bile: “Kendi kendime düşündüm. Elazığ, bir vilayet. Orada Hulusi’yi kim tanır? Ama İslahiye küçük bir kaza. Belki bir posta memuru götürmüş posta, telgraf, mektup vermiş olabilir. Postanesine bir telefon açıp posta memurlarına bir sorayım dedim.” Ramazanoğlu, aradığını daha ilk görüşmesinde bulmuştur: “Ben Zübeyir Gündüzalp’ dedi. Konuştuk. Ve heyecanla ‘Ne! Sen o zatı gördün mü?’ dedi. Adresimi istedi ve hemen geldi. Beni bir kucakladı. Gözlerimden öptü.” Gündüzalp heybesinin içerisinde de o zaman Osmanlıca olan Zülfikar, Sözler, Siracünnur, Mesnevi-i Nuriye, Mektubat, Tılsımlar Mecmuası’nı getirir ve risaleler hakkında iki saat boyunca sohbet eder onunla. O gittikten sonra da Ramazanoğlu kitapları alıp Maraş Müftüsü Hafız Ali Efendi’ye götürür: “Çünkü müftü ‘aldığınız bir kitabı bize göstermeden okumayın. Kafanız karışır’ diyordu. Müftü ‘Bırak da git’ dedi. Bir müddet sonra sorduğumda ‘Oğlum Mustafa. 200 seneden beri dünyaya böyle bir eser gelmedi. Bundan sonra da geleceği meçhul.’ dedi. ‘Hocaefendi ver öyleyse ben de okuyayım kitapları’ dedim. ‘Yok git sen kendine başka temin et’ dedi. Ve Ondan sonra biz hizmete başladık.”[/SIZE][/LEFT] [FONT=Tahoma][/FONT][LEFT] [/LEFT] [/FONT][/B][LEFT] [B][FONT=Arial][/FONT][/B] [B][FONT=Arial]haberin orijinaline[/FONT][/B] [B][FONT=Arial][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][url=http://www.risalehaber.com/55664_Son-sahitlerden-Ramazanoglu-vefat-etti.html]Son şahitlerden Ramazanoğlu vefat etti / RİSALE HABER[/url][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][/FONT][/B] [B][FONT=Arial]buradan ulaşabilirsiniz[/FONT][/B] [B][FONT=Arial][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][/FONT][/B] [B][FONT=Arial][/FONT][/B] [B][FONT=Arial]ALLAH ONDAN RAZI OLSUN....[/FONT][/B] [/LEFT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur ve Nur Cemaati
Son şahitlerden Ramazanoğlu vefat etti
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst