Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Çocuk Gemisi
Çocuk Çocuğa Muhabbet
Hikaye Bahçesi
Son Yaprak.....
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ebrar172" data-source="post: 60062" data-attributes="member: 157"><p>Ülkenin batısındaki küçük bir mahallenin bir sokağının neredeyse</p><p>tamamı ressamlardan oluşmaktaydı. Bu mahallede, üç katlı bodur bir</p><p>tuğla yığınının tepesinde iki kız arkadaşın stüdyoları</p><p>bulunmaktaydı.</p><p>Alt katlarında ise yaşlı bir ressam otururdu.</p><p>Günlerden bir gün kız arkadaşlardan biri zatürree hastalığına</p><p>yakalandı.</p><p>Genç kız günden güne eriyordu. Bir gün, arkadaşı resim yaparken oda</p><p>yatağında pencereden dışarı bakıyor ve sayıyordu...</p><p></p><p>Geriye doğru sayıyordu; "Oniki" dedi, biraz sonra da "onbir";</p><p>arkasindan "on", sonra "dokuz"; daha sonra, hemen birbiri ardina</p><p>"sekiz" ve "yedi".Arkadaşı merakla dışarı baktı. Sayılacak ne vardı acaba?</p><p>Görünürde sadece kasvetli, bomboş bir avlu ile altı yedi metre</p><p>ötedeki</p><p>tuğla evin çıplak duvarı vardı. Budaklı köklerinden çürümüş, yaşlımı</p><p>yaşlı bir asma, tuğla duvarın yarı boyuna kadar tırmanmıştı.</p><p></p><p>Dönüp arkadaışna "Neyin var?" diye sordu. Hasta kız fısıltı</p><p>halinde"</p><p>altı"</p><p>dedi."Artık hızla düşüyorlar. Üç gün önce neredeyse yüz tane vardı.</p><p>Saymaktan başıma ağrı giriyordu. Ama şimdi kolaylaştı.</p><p>İşte biri daha gitti. Topu topu beş tane kaldı şimdi."</p><p>''Beş tane ne?" diye sordu arkadaşı. "Yapraklar, asmanın</p><p>yaprakları.</p><p>Sonuncusu da düşünce, ben de mutlaka gideceğim. Hissediyorum bunu."</p><p></p><p>Arkadaşı ona saçmalamamasını söyleyip içmesi için çorba götürdü.</p><p>Fakat o: "İşte bir tanesi daha gidiyor. Hayır, çorba filan istemiyorum.</p><p>Bununla geriye dört tane kaldı. Hava kararmadan sonuncusunun da</p><p>düştüğünü görmek istiyorum.. Ondan sonra ben de gidecegim."</p><p>diyerek</p><p>cevap verdi.</p><p></p><p>Genç kız uykuya daldığında arkadaşı da alt katta ki yaşlı ressama</p><p>ziyarete gitti. Bu sırada yaprak olayını da anlattı yaşlı adama.</p><p>Yukarı çıktığında arkadaşı uyuyordu. Ertesi sabah hasta kız hemen</p><p>arkadaşına perdeyi açmasını söyledi. Ama hayret! Hiç bitmeyecekmiş</p><p>gibi gelen upuzun gece boyunca aralıksız yağan yağmur ve şiddetle</p><p>esen</p><p>rüzgârdan sonra, bir asma yaprağı hâlâ yerinde duruyordu.</p><p></p><p>Sapına yakın tarafları hâlâ koyu yeşil kalmakla birlikte, testere</p><p>ağzı</p><p>gibi tırtıllı kenarlarına ölümün ve çürümenin sarı rengi gelmiş</p><p>olan</p><p>yaprak, yerden altı yedi metre yükseklikteki bir dala yiğitçe</p><p>asılmış</p><p>duruyordu.</p><p>"Bu sonuncusu" dedi hasta kız."Geceleyin mutlaka düşer diye düşünmüştüm.</p><p>Rüzgârı duydum. Bugün düşecektir, o düştüğü an ben de öleceğim."</p><p>Ağır ağır geçen gün sona erdiğinde onlar, alacakaranlıkta bile,asma</p><p>yaprağının duvarın önünde sapına tutunmakta olduğunu görebiliyorlardı.</p><p></p><p>Derken şiddetli yağmur tekrar başladı. Hava yeteri kadar</p><p>aydınlanır</p><p>aydınlanmaz, genç kız hemen perdenin açılmasını istedi. Asma</p><p>yaprağı</p><p>hâlâ yerindeydi. Genç kız, yattığı yerden uzun uzun yaprağı</p><p>seyretti.</p><p>Sonra</p><p>arkadaşına seslendi. "Münasebetsizlik ettim. Benim ne kötü bir</p><p>insan</p><p>olduğumu göstermek istercesine, bir kuvvet o son yaprağı orada</p><p>tuttu.</p><p></p><p>Ölümü istemek günahtır. Şimdi biraz bana çorba verebilirsin."dedi.</p><p>Akşamüstü gelen doktor ayrılırken; şimdi alt kattaki bir hastaya</p><p>bakmam gerekiyor. Yaşlı bir ressammış sanırım. O da zatürree.</p><p>Yaşlı adamcağız çok ağır bir durumda, kurtulma umudu yok ama daha</p><p>rahat eder diye bugün hastaneye kaldırılıyor dedi.</p><p></p><p>Ertesi gün doktor : "Tehlikeyi atlattınız, siz kazandınız." dedi.</p><p>O gün öğleden sonra arkadaşı artık iyileşmiş olan arkadaşına alt</p><p>kattaki yaşlı adamı anlattı. Yaşlı adam iki gün hastanede yattıktan</p><p>sonra ölmüş.</p><p></p><p>Hastalandığı günün sabahı kapıcı onu, odasında sancıdan kıvranırken</p><p>bulmuş. Pabuçları, elbisesi baştan aşağı sırılsıklam, her yanı buz</p><p>gibi bir haldeymiş. Öyle korkunç bir gecede nereye çıktığına akıl sır</p><p>erdirememişti kimse. Sonra, hâlâ yanık duran bir gemici feneri,</p><p>yerinden sürüklene sürüklene çıkarılmış bir portatif merdiven, birde</p><p>üstünde birbirine karışmış sarı, yeşil boyalarla bir palet ve sağa</p><p>sola saçılmış bir kaç fırça bulmuşlar. O zaman o son yaprağın sırrı da</p><p>çözüldü. Rüzgâr estiği zaman bile yerinden oynamayan yaprak, yaşlı</p><p>ressamın şaheseriydi. Yaşlı adam, son yaprağın düştüğü gece oraya</p><p>bir</p><p>yaprak resmi yapıp yapıştırmıştı.</p><p>__________________________</p><p></p><p>bu çok bilindik bir hikayedir aslında ama ben çok sevdiğim için bu hikayeyi dayanamadım yazdım inş okursunuz.....</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ebrar172, post: 60062, member: 157"] Ülkenin batısındaki küçük bir mahallenin bir sokağının neredeyse tamamı ressamlardan oluşmaktaydı. Bu mahallede, üç katlı bodur bir tuğla yığınının tepesinde iki kız arkadaşın stüdyoları bulunmaktaydı. Alt katlarında ise yaşlı bir ressam otururdu. Günlerden bir gün kız arkadaşlardan biri zatürree hastalığına yakalandı. Genç kız günden güne eriyordu. Bir gün, arkadaşı resim yaparken oda yatağında pencereden dışarı bakıyor ve sayıyordu... Geriye doğru sayıyordu; "Oniki" dedi, biraz sonra da "onbir"; arkasindan "on", sonra "dokuz"; daha sonra, hemen birbiri ardina "sekiz" ve "yedi".Arkadaşı merakla dışarı baktı. Sayılacak ne vardı acaba? Görünürde sadece kasvetli, bomboş bir avlu ile altı yedi metre ötedeki tuğla evin çıplak duvarı vardı. Budaklı köklerinden çürümüş, yaşlımı yaşlı bir asma, tuğla duvarın yarı boyuna kadar tırmanmıştı. Dönüp arkadaışna "Neyin var?" diye sordu. Hasta kız fısıltı halinde" altı" dedi."Artık hızla düşüyorlar. Üç gün önce neredeyse yüz tane vardı. Saymaktan başıma ağrı giriyordu. Ama şimdi kolaylaştı. İşte biri daha gitti. Topu topu beş tane kaldı şimdi." ''Beş tane ne?" diye sordu arkadaşı. "Yapraklar, asmanın yaprakları. Sonuncusu da düşünce, ben de mutlaka gideceğim. Hissediyorum bunu." Arkadaşı ona saçmalamamasını söyleyip içmesi için çorba götürdü. Fakat o: "İşte bir tanesi daha gidiyor. Hayır, çorba filan istemiyorum. Bununla geriye dört tane kaldı. Hava kararmadan sonuncusunun da düştüğünü görmek istiyorum.. Ondan sonra ben de gidecegim." diyerek cevap verdi. Genç kız uykuya daldığında arkadaşı da alt katta ki yaşlı ressama ziyarete gitti. Bu sırada yaprak olayını da anlattı yaşlı adama. Yukarı çıktığında arkadaşı uyuyordu. Ertesi sabah hasta kız hemen arkadaşına perdeyi açmasını söyledi. Ama hayret! Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen upuzun gece boyunca aralıksız yağan yağmur ve şiddetle esen rüzgârdan sonra, bir asma yaprağı hâlâ yerinde duruyordu. Sapına yakın tarafları hâlâ koyu yeşil kalmakla birlikte, testere ağzı gibi tırtıllı kenarlarına ölümün ve çürümenin sarı rengi gelmiş olan yaprak, yerden altı yedi metre yükseklikteki bir dala yiğitçe asılmış duruyordu. "Bu sonuncusu" dedi hasta kız."Geceleyin mutlaka düşer diye düşünmüştüm. Rüzgârı duydum. Bugün düşecektir, o düştüğü an ben de öleceğim." Ağır ağır geçen gün sona erdiğinde onlar, alacakaranlıkta bile,asma yaprağının duvarın önünde sapına tutunmakta olduğunu görebiliyorlardı. Derken şiddetli yağmur tekrar başladı. Hava yeteri kadar aydınlanır aydınlanmaz, genç kız hemen perdenin açılmasını istedi. Asma yaprağı hâlâ yerindeydi. Genç kız, yattığı yerden uzun uzun yaprağı seyretti. Sonra arkadaşına seslendi. "Münasebetsizlik ettim. Benim ne kötü bir insan olduğumu göstermek istercesine, bir kuvvet o son yaprağı orada tuttu. Ölümü istemek günahtır. Şimdi biraz bana çorba verebilirsin."dedi. Akşamüstü gelen doktor ayrılırken; şimdi alt kattaki bir hastaya bakmam gerekiyor. Yaşlı bir ressammış sanırım. O da zatürree. Yaşlı adamcağız çok ağır bir durumda, kurtulma umudu yok ama daha rahat eder diye bugün hastaneye kaldırılıyor dedi. Ertesi gün doktor : "Tehlikeyi atlattınız, siz kazandınız." dedi. O gün öğleden sonra arkadaşı artık iyileşmiş olan arkadaşına alt kattaki yaşlı adamı anlattı. Yaşlı adam iki gün hastanede yattıktan sonra ölmüş. Hastalandığı günün sabahı kapıcı onu, odasında sancıdan kıvranırken bulmuş. Pabuçları, elbisesi baştan aşağı sırılsıklam, her yanı buz gibi bir haldeymiş. Öyle korkunç bir gecede nereye çıktığına akıl sır erdirememişti kimse. Sonra, hâlâ yanık duran bir gemici feneri, yerinden sürüklene sürüklene çıkarılmış bir portatif merdiven, birde üstünde birbirine karışmış sarı, yeşil boyalarla bir palet ve sağa sola saçılmış bir kaç fırça bulmuşlar. O zaman o son yaprağın sırrı da çözüldü. Rüzgâr estiği zaman bile yerinden oynamayan yaprak, yaşlı ressamın şaheseriydi. Yaşlı adam, son yaprağın düştüğü gece oraya bir yaprak resmi yapıp yapıştırmıştı. __________________________ bu çok bilindik bir hikayedir aslında ama ben çok sevdiğim için bu hikayeyi dayanamadım yazdım inş okursunuz..... [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Çocuk Gemisi
Çocuk Çocuğa Muhabbet
Hikaye Bahçesi
Son Yaprak.....
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst