Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Sordum kendime: "Aşk nedir?" diye…
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="GuLSerbeti" data-source="post: 688" data-attributes="member: 19"><p><em><span style="color: purple"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Sordum kendime: "Aşk nedir?" diye… </span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="color: fuchsia"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Elbette bu soruyu önce kendime sormalıydım ve önce kendim cevaplamalıydım. Defalarca sordum aşkı kendime ve cevap verdi içimdeki ben: </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">"Aşk" dedi, "aşk tarif edilemez, tanımlanamaz, aşk şudur yahut aşk budur denilemez. Onu yaşamak gerek, onu hissetmek gerek, tüm benliğinle onu duymak, algılamak gerek…" </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Onun için aşkı anlatmayacağım size, aşkı tanımlamayacağım. Tariften uzak olanı tanımlamaya çalışmanın adı tanımsızlık olsa gerek. Bu nedenle tanımlamaktan ziyade tanımayı, anlatmaktan ziyade anlamayı tercih edeceğim. </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia"><strong>Aşk dediğin ya Allah'tan gelmeli, ya Allah için olmalı ya da Allah'a ulaştırmalı; yoksa yerle bir olmalı. Aşk "sevgi" boyutuna ulaşmıyorsa adı batmalı…</strong> Sevgi ki, Allah'ın varlıkları yaratmasındaki yegâne gayesi. Sevgi ki, Allahu Teâlâ'nın kullarına yerleştirdiği en güzel hediye. O'ndan gelen ve O'na dönecek olan en anlamlı duygu… </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Mutlak bir varlık olan Allah'tan besleyemediklerinde sevgilerini, o sevgi yok olmaya mahkûm olacaktır. Kaynağı Allah'tan gelmeyen tüm aşklar yok olmaya, batmaya mecburdur çünkü. </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Yaratılış itibari ile tüm insanlarda sevgi mayası vardır. Her insana bahşedilmiş olan bu hazineyi kullanabilenler, önce aşk sonra da bütün sevgileri içine alan "Muhabbet" derecesine ulaşabilirler. Onun için "Aşk"ı, aşktan ayırmak gerekmektedir. Günümüzde aşk denilince anlaşılan, cinsellikten başka bir şey değildir. Aşk bu kadar küçültülemez, aşk bu kadar basitleştirilemez. Aşkı cinsellikle aynı seviyeye indirgeyenler, ne yazıktır ki, birçok konuda olduğu gibi bu konuda da bir kavram karmaşası yaşadıklarını anlayacaklardır. Toplumumuzun en fazla acı çektiği bu gibi kavram karmaşaları yüzünden neredeyse her alanda iletişim sorunları yaşanmaktadır. Bu durumdan "aşk" da nasibini almış ve asıl boyutundan uzaklaşmış, çok farklı bir anlam yüklenmiştir. Her gün gazete ve dergi sayfalarında çok rahat karşılaştığımız yazıları şöyle bir analiz ettiğimizde şunu görmekteyiz: </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Aşk, sahiplenme motifinin en üst düzeyi olarak görülmektedir. Özellikle eğitim sistemimizin kanayan yarası hâline gelen, aşkı (!) için derslerini aksatan, eğitimini tamamlayamayan, günlerini ve gecelerini hep onu düşünmekle geçiren, her şeyi göze alan hatta aşkı (!) için ölümü bile göze alıp: "ya benimsin ya toprağın!" diyerek önce âşık olduğu insanı sonra da kendini öldüren, "Aşk ki, aşktır varsa sonunda ziyan" nidâlarıyla hiçbir şeyi umursamayan ve "aşk cellâdı" kesilen insanlara bir bakın. Aşktan anlaşılan şey bu mudur? Aşk bu mu olmalıdır? Bunun adına aşk mı denir? </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">"O bedenimdeki ruhtu. O bendim. Ben onda anlam kazanıyordum. Tüm varlığımla ben ondaydım. Kendi iniltimi onda duyuyordum. O benim her şeyimdi… Onsuz hayat benim için hayat değildi. Ne ben anlatabiliyordum, ne de o anlayabiliyordu. Bu nasıl bir duyguydu? İnsan niçin sevilme ihtiyacı duyuyordu? Kendimi ona farkettirmek için elimden geleni yapmıştım. Onun beni farketmesi, benim için neden bu kadar önemliydi? Çileyse çile, dertse dert, acıysa acı; yeter ki onunla olaydım, her şeye razıydım. Onun yanında; yeter ki, yeter ki… (hıçkırıklar ve gözyaşları)... Ben bu aşka yenik düştüm…" diyerek başlıyordu dinlemiş olduğum bir aşk hikâyesi. </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Aşk bu kadar ağır mıydı? İnsanlar niçin aşka yenik düşüyordu? İnsanlar, aşkta huzur ve mutluluk bulmaları gerekirken; niçin acı, elem, dert ve keder çekiyorlardı? Âşık olduğu için acı çeken, kendisini mahveden binlerce insan aşkı anlayamamışlar mıydı; yoksa aşk mı kendini anlatamamıştı?.. </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Hayır! Aslında sorun aşkta değil; insanların aşka bakış açılarındaydı. Yerli ve yabancı tüm dizilerin temel konusu "aşk"tı; fakat cinsellikten öteye gitmeyen bir aşkı anlatıyorlardı insanlara. Filimler aşka değinmeden edemiyorlardı; fakat bu nasıl bir aşktı?.. "Seni seviyorum!" demekle aşk kelimelere mi bürünüyordu. Kelimelerle anlatılamayan bir olgu, nasıl oluyordu da kelimelere sığdırılmaya çalışılıyordu? Aşkın karşısında kelimeler anlamını yitirirlerken, cümleler yetim kalırken filimler, diziler, romanlar ve diğerleri aşkı anlatmaya kalkışıyorlardı. "Seni seviyorum!" Ya sen? Sen de beni seviyor musun?.. </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Tam bu noktada şunu vurgulamak gerekir: Aşk, başkasını sevmekmiş gibi görülse de aslında hiç de öyle değildir. Aşk ve sevgi ilişkilerinde sevmekten ziyade sevilmek; önemsemekten ziyade önemsenmek; değer vermekten ziyade değer verilmek vardır. </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Aşk konusunda kimse yalan söylememeli. Günümüzde aşkın bir başkasını sevmek olduğunu söylemek koca bir yalandır. Aşk, karşılıksız yaşayamaz olmuş, aşkı besleyen sevilme ve önemsenme duygusu olmuş. Aşk dedikleri şey, iki "yok"un birleşmesi anlamına gelmiş. Aşk, bu anlamda bir başkasının dünyasında var olma çabası hâline dönüşmüştür. </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Aşk tutkuya dönüşmüş; duygular aklın önüne geçer olmuş… Saatlerce hayaller kurmalar, dalıp gitmeler insanın kendi varlığına gölge düşürmüş. Duygular melankolikleşmiş. Hayatın en büyük amacı, "o kişi"yi kazanmaktan ibaret sayılır olmuş. Toplumumuz dizilerle, filimlerle, sinemalarla aşka özendirilmiş; fakat aşk cinsellikle aynı kefeye konulur olmuş. Sonra ortaya çıkan ruhsal çöküntülerin ve psikolojik bozuklukların önüne geçilemez olunmuş. Ruhsal sorunların yol açtığı fiziksel bozukluklar ise, psikosomatik rahatsızlıklara geçit vererek, ciltte tahribatların meydana gelmesine, tansiyonda ve kalpte görülen değişikliklere ve daha birçok fiziksel rahatsızlıklara neden olmuştur. Siz de küçücük bir sivilceyi kendisine sorun eden insanlarla elbet karşılaşmışsınızdır! </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Günümüzde birçok şey gibi aşk da anlamını yitirmiştir. İnsanlar kendilerine verilen bu üstün duyguyu tanıyamamışlar ve yanlış yerlerde, yanlış zamanlarda ve yanlış kişilerde kullanır olmuşlardır. En nihayetinde de aşk, masum olmayan bir görünüme bürünmüştür: Âşık olduğu insanı yüceltmeler, kutsamalar, ilahlaştırmalar… "O benim her şeyimdi; onsuz yapamıyorum. O yoksa bu benim için yaşamak değil…" diyen henüz on dokuz yaşındaki genç bir insanın aşktan acı duyması, hayatının anlamını kaybetmesi sizce ne anlama geliyor? Onunla mı dünyaya geldi, o da kendisi gibi bir insan değil miydi, o da "yok" olacaklar arasında yer almıyor muydu? Allah'tan başka her şey yok olmayacak mıydı? O hâlde sorun nereden kaynaklanıyordu? Aşk ve sevginin yüceliğinin anlaşılamamasından mı; yoksa bunları kendimizce yüceltirken aslından uzaklaştırmamızdan mı? </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">O halde aşk nasıl sonsuz olur? </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Aşkı sonsuza ulaştırabilecek en kısa yol sevgidir. Allah'tan gelen, Allah için olan ve Allah'a ulaştıran bir sevgi. Peygamber Efendimiz Sallu Aleyhi ve Sellem'in buyurduğu gibi: </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">"Allahım! Bana senin sevgini, seni sevenin sevgisini, senin sevgine ulaştıracak olan her sevgiyi nasip et." </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Sevgiyi anlamadan "aşk"ı anlayamayız. Her ailede bulunması gereken ve her aileyi "Örümcek ağları"ndan kurtaran yegâne güçtür sevgi... Öyleyse sonsuz bir aşka kapılarımızı sonuna kadar açmak istiyorsak, önce sevginin ne demek olduğunu, kimin adına başladığını, kaynağını nereden aldığını ve bizi nereye ulaştırması gerektiğini bilmek zorundayız. </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Kapılarınızı sevgiye açmak için hazır mısınız? </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Sevgiye bir çağrıdır her varlık ve her güzellik: "Gel beni sev" der kendi hâlince. Sevgi kâinatın mayasında vardır. Sonsuzluk içinde sadece sevgi hayata bir mâna verir. Sevgi olmasaydı, insan yaşayamazdı bu dünyada öleceğini bile bile… Bir şey ne olursa olsun, sevmeden ona inanamazsınız. İnanmadığınız şeyi ise kesinlikle yapamazsınız. İnsanın sevmediği, inanmadığı bir şeyi isteyerek, canı gönülden yaptığı görülmemiştir. Her şey sevgiyle başlar; şu anda bizim dünyada oluşumuz, yaşıyor oluşumuz, mücadelemiz, hatta hırs ve gururumuz bile. Sevmeyen çaba göstermez çünkü; sevmeyen bir şeyler yapmak, koşuşturmak, mücadele etmek istemez. </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Sevgi, sevgi, sevgi... </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Sevgisiz yürek cehennem, sevgisiz hayat zindan oluyor. Mevlânâ'yı döndüren, Yunus'u peşinde koşturan sevgi değil de neydi? Büyük ve ünlü liderleri, lider yapan neydi? İnsan, önce sevmeyi öğrenmelidir. Ya siz! Siz neresindesiniz sevginin? Hep başkasının sizi sevmesini bekleyemezsiniz; sevgiyi her zaman "başka"larında arayamazsınız, buna hakkınız da yok. </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Hiç düşündünüz mü dünya neden bu kadar güzeldir ya da öyle görünür? Niçin sevilir ve sevilmeye lâyıktır tüm güzeller? Niçin şu koca dünya küçücük bir kalbi dolduramayacak kadar küçük kalır? Çünkü sonsuz bir sevgi barınır kalpte. Sonsuzun yanında dünya da küçük kalır, içindekiler de. İnsan bir sevdi mi, ne dünya kalır, ne de içindekiler. Öyleyse bu sonsuz sevgiye lâyık olan kimdir? Ya da sonsuz bir sevgi var mıdır gerçekten? Varsa kaynağı nereden gelmektedir? Hayat, sevgisiz de hayat olmaz mıydı? </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Sevgiyi anlatmak için bir değil binlerce dil yetmez, hatta kâinat bile yetmez. Çünkü her sevgi O'nun sevgisinden bir iz taşır. O'nun kullarına olan muhabbetini dile getirir. O'nun nasıl bir sevgiyle sevilmeye layık olduğunu anlatmak ister. Fuzuli'ye: </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">"Çekil önümden Leyla; ben "LEYLA"ma gidiyorum" dedirten bu sevgidir. Fakat şunu iyi bilmeliyiz ki, Fuzuli'ye bunu dedirten önce insanı sevmesiydi. İşe bireyle, insanla başlamasıydı. İnsana, "insan" olduğu için değer vermesiydi. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Sallu Aleyhi ve Sellem'e: </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">"Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız" dedirten şey de kim bilir belki bu derin ve anlamlı ayrıntıda gizliydi. Bizler önce birbirimizi sevmeliyiz, daha sonra asıl sevgiliyi. Yaratılanı sevmeden, Yaratan'ı asla sevemeyiz. Basit, sıradan ve banallaşmış üç günlük sevgi değil benim anlatmak istediğim sevgi; ne olursa olsun sonuna kadar giden, gidilmeye lâyık olan sevgi. </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Siz hiç sesiniz çıktığı kadar haykırdınız mı: "Seviyorum! Seviyorum!" diye. </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Sevmediyseniz, sevemediyseniz diyemezsiniz. Çünkü sevgi demek, coşku demektir, sınır tanımamaktır, gittiği yere kadardır yani. Ya hiç içine girmeyeceksiniz ya da girdiğiniz zaman geriye dönüp bakmayacaksınız, geriye dönmeyi aklınızdan bile geçirmeyeceksiniz. Sevgiye sınır koyduğunuzda bitmiş, yok olmuş, hiçlik deryasına gömülmüş demektir. </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Sevgi, sevgi, sevgi, yine sevgi, her zaman, her yerde yine sevgi… Sevmeyen eleştiremez, yorumlayamaz, anlayamaz ve algılayamaz. Çünkü o anlamsızlaşmıştır. </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Anlam demek, sevgi demektir. Sevgi ne demektir öyleyse? </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">"Anlam" mı, dediniz? </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Peki, anlam ne demek? Öyle ya sevgi anlam demekse, anlam ne anlama geliyor? </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Anlam demek, Allah demektir. </span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">Sonuç, sevgi Allah demektir. ....</span></span></span></em></p><p> </p><p> </p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: fuchsia">EsSelam Aleykum...</span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="color: fuchsia"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: black">---alintidir---</span></span></span></em></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">.</span></em></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="GuLSerbeti, post: 688, member: 19"] [I][COLOR=purple][FONT=Comic Sans MS]Sordum kendime: "Aşk nedir?" diye… [/FONT][/COLOR][/I] [I][COLOR=fuchsia][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Elbette bu soruyu önce kendime sormalıydım ve önce kendim cevaplamalıydım. Defalarca sordum aşkı kendime ve cevap verdi içimdeki ben: [/SIZE][/FONT][/COLOR][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]"Aşk" dedi, "aşk tarif edilemez, tanımlanamaz, aşk şudur yahut aşk budur denilemez. Onu yaşamak gerek, onu hissetmek gerek, tüm benliğinle onu duymak, algılamak gerek…" [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Onun için aşkı anlatmayacağım size, aşkı tanımlamayacağım. Tariften uzak olanı tanımlamaya çalışmanın adı tanımsızlık olsa gerek. Bu nedenle tanımlamaktan ziyade tanımayı, anlatmaktan ziyade anlamayı tercih edeceğim. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia][B]Aşk dediğin ya Allah'tan gelmeli, ya Allah için olmalı ya da Allah'a ulaştırmalı; yoksa yerle bir olmalı. Aşk "sevgi" boyutuna ulaşmıyorsa adı batmalı…[/B] Sevgi ki, Allah'ın varlıkları yaratmasındaki yegâne gayesi. Sevgi ki, Allahu Teâlâ'nın kullarına yerleştirdiği en güzel hediye. O'ndan gelen ve O'na dönecek olan en anlamlı duygu… [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Mutlak bir varlık olan Allah'tan besleyemediklerinde sevgilerini, o sevgi yok olmaya mahkûm olacaktır. Kaynağı Allah'tan gelmeyen tüm aşklar yok olmaya, batmaya mecburdur çünkü. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Yaratılış itibari ile tüm insanlarda sevgi mayası vardır. Her insana bahşedilmiş olan bu hazineyi kullanabilenler, önce aşk sonra da bütün sevgileri içine alan "Muhabbet" derecesine ulaşabilirler. Onun için "Aşk"ı, aşktan ayırmak gerekmektedir. Günümüzde aşk denilince anlaşılan, cinsellikten başka bir şey değildir. Aşk bu kadar küçültülemez, aşk bu kadar basitleştirilemez. Aşkı cinsellikle aynı seviyeye indirgeyenler, ne yazıktır ki, birçok konuda olduğu gibi bu konuda da bir kavram karmaşası yaşadıklarını anlayacaklardır. Toplumumuzun en fazla acı çektiği bu gibi kavram karmaşaları yüzünden neredeyse her alanda iletişim sorunları yaşanmaktadır. Bu durumdan "aşk" da nasibini almış ve asıl boyutundan uzaklaşmış, çok farklı bir anlam yüklenmiştir. Her gün gazete ve dergi sayfalarında çok rahat karşılaştığımız yazıları şöyle bir analiz ettiğimizde şunu görmekteyiz: [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Aşk, sahiplenme motifinin en üst düzeyi olarak görülmektedir. Özellikle eğitim sistemimizin kanayan yarası hâline gelen, aşkı (!) için derslerini aksatan, eğitimini tamamlayamayan, günlerini ve gecelerini hep onu düşünmekle geçiren, her şeyi göze alan hatta aşkı (!) için ölümü bile göze alıp: "ya benimsin ya toprağın!" diyerek önce âşık olduğu insanı sonra da kendini öldüren, "Aşk ki, aşktır varsa sonunda ziyan" nidâlarıyla hiçbir şeyi umursamayan ve "aşk cellâdı" kesilen insanlara bir bakın. Aşktan anlaşılan şey bu mudur? Aşk bu mu olmalıdır? Bunun adına aşk mı denir? [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]"O bedenimdeki ruhtu. O bendim. Ben onda anlam kazanıyordum. Tüm varlığımla ben ondaydım. Kendi iniltimi onda duyuyordum. O benim her şeyimdi… Onsuz hayat benim için hayat değildi. Ne ben anlatabiliyordum, ne de o anlayabiliyordu. Bu nasıl bir duyguydu? İnsan niçin sevilme ihtiyacı duyuyordu? Kendimi ona farkettirmek için elimden geleni yapmıştım. Onun beni farketmesi, benim için neden bu kadar önemliydi? Çileyse çile, dertse dert, acıysa acı; yeter ki onunla olaydım, her şeye razıydım. Onun yanında; yeter ki, yeter ki… (hıçkırıklar ve gözyaşları)... Ben bu aşka yenik düştüm…" diyerek başlıyordu dinlemiş olduğum bir aşk hikâyesi. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Aşk bu kadar ağır mıydı? İnsanlar niçin aşka yenik düşüyordu? İnsanlar, aşkta huzur ve mutluluk bulmaları gerekirken; niçin acı, elem, dert ve keder çekiyorlardı? Âşık olduğu için acı çeken, kendisini mahveden binlerce insan aşkı anlayamamışlar mıydı; yoksa aşk mı kendini anlatamamıştı?.. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Hayır! Aslında sorun aşkta değil; insanların aşka bakış açılarındaydı. Yerli ve yabancı tüm dizilerin temel konusu "aşk"tı; fakat cinsellikten öteye gitmeyen bir aşkı anlatıyorlardı insanlara. Filimler aşka değinmeden edemiyorlardı; fakat bu nasıl bir aşktı?.. "Seni seviyorum!" demekle aşk kelimelere mi bürünüyordu. Kelimelerle anlatılamayan bir olgu, nasıl oluyordu da kelimelere sığdırılmaya çalışılıyordu? Aşkın karşısında kelimeler anlamını yitirirlerken, cümleler yetim kalırken filimler, diziler, romanlar ve diğerleri aşkı anlatmaya kalkışıyorlardı. "Seni seviyorum!" Ya sen? Sen de beni seviyor musun?.. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Tam bu noktada şunu vurgulamak gerekir: Aşk, başkasını sevmekmiş gibi görülse de aslında hiç de öyle değildir. Aşk ve sevgi ilişkilerinde sevmekten ziyade sevilmek; önemsemekten ziyade önemsenmek; değer vermekten ziyade değer verilmek vardır. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Aşk konusunda kimse yalan söylememeli. Günümüzde aşkın bir başkasını sevmek olduğunu söylemek koca bir yalandır. Aşk, karşılıksız yaşayamaz olmuş, aşkı besleyen sevilme ve önemsenme duygusu olmuş. Aşk dedikleri şey, iki "yok"un birleşmesi anlamına gelmiş. Aşk, bu anlamda bir başkasının dünyasında var olma çabası hâline dönüşmüştür. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Aşk tutkuya dönüşmüş; duygular aklın önüne geçer olmuş… Saatlerce hayaller kurmalar, dalıp gitmeler insanın kendi varlığına gölge düşürmüş. Duygular melankolikleşmiş. Hayatın en büyük amacı, "o kişi"yi kazanmaktan ibaret sayılır olmuş. Toplumumuz dizilerle, filimlerle, sinemalarla aşka özendirilmiş; fakat aşk cinsellikle aynı kefeye konulur olmuş. Sonra ortaya çıkan ruhsal çöküntülerin ve psikolojik bozuklukların önüne geçilemez olunmuş. Ruhsal sorunların yol açtığı fiziksel bozukluklar ise, psikosomatik rahatsızlıklara geçit vererek, ciltte tahribatların meydana gelmesine, tansiyonda ve kalpte görülen değişikliklere ve daha birçok fiziksel rahatsızlıklara neden olmuştur. Siz de küçücük bir sivilceyi kendisine sorun eden insanlarla elbet karşılaşmışsınızdır! [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Günümüzde birçok şey gibi aşk da anlamını yitirmiştir. İnsanlar kendilerine verilen bu üstün duyguyu tanıyamamışlar ve yanlış yerlerde, yanlış zamanlarda ve yanlış kişilerde kullanır olmuşlardır. En nihayetinde de aşk, masum olmayan bir görünüme bürünmüştür: Âşık olduğu insanı yüceltmeler, kutsamalar, ilahlaştırmalar… "O benim her şeyimdi; onsuz yapamıyorum. O yoksa bu benim için yaşamak değil…" diyen henüz on dokuz yaşındaki genç bir insanın aşktan acı duyması, hayatının anlamını kaybetmesi sizce ne anlama geliyor? Onunla mı dünyaya geldi, o da kendisi gibi bir insan değil miydi, o da "yok" olacaklar arasında yer almıyor muydu? Allah'tan başka her şey yok olmayacak mıydı? O hâlde sorun nereden kaynaklanıyordu? Aşk ve sevginin yüceliğinin anlaşılamamasından mı; yoksa bunları kendimizce yüceltirken aslından uzaklaştırmamızdan mı? [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]O halde aşk nasıl sonsuz olur? [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Aşkı sonsuza ulaştırabilecek en kısa yol sevgidir. Allah'tan gelen, Allah için olan ve Allah'a ulaştıran bir sevgi. Peygamber Efendimiz Sallu Aleyhi ve Sellem'in buyurduğu gibi: [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]"Allahım! Bana senin sevgini, seni sevenin sevgisini, senin sevgine ulaştıracak olan her sevgiyi nasip et." [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Sevgiyi anlamadan "aşk"ı anlayamayız. Her ailede bulunması gereken ve her aileyi "Örümcek ağları"ndan kurtaran yegâne güçtür sevgi... Öyleyse sonsuz bir aşka kapılarımızı sonuna kadar açmak istiyorsak, önce sevginin ne demek olduğunu, kimin adına başladığını, kaynağını nereden aldığını ve bizi nereye ulaştırması gerektiğini bilmek zorundayız. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Kapılarınızı sevgiye açmak için hazır mısınız? [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Sevgiye bir çağrıdır her varlık ve her güzellik: "Gel beni sev" der kendi hâlince. Sevgi kâinatın mayasında vardır. Sonsuzluk içinde sadece sevgi hayata bir mâna verir. Sevgi olmasaydı, insan yaşayamazdı bu dünyada öleceğini bile bile… Bir şey ne olursa olsun, sevmeden ona inanamazsınız. İnanmadığınız şeyi ise kesinlikle yapamazsınız. İnsanın sevmediği, inanmadığı bir şeyi isteyerek, canı gönülden yaptığı görülmemiştir. Her şey sevgiyle başlar; şu anda bizim dünyada oluşumuz, yaşıyor oluşumuz, mücadelemiz, hatta hırs ve gururumuz bile. Sevmeyen çaba göstermez çünkü; sevmeyen bir şeyler yapmak, koşuşturmak, mücadele etmek istemez. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Sevgi, sevgi, sevgi... [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Sevgisiz yürek cehennem, sevgisiz hayat zindan oluyor. Mevlânâ'yı döndüren, Yunus'u peşinde koşturan sevgi değil de neydi? Büyük ve ünlü liderleri, lider yapan neydi? İnsan, önce sevmeyi öğrenmelidir. Ya siz! Siz neresindesiniz sevginin? Hep başkasının sizi sevmesini bekleyemezsiniz; sevgiyi her zaman "başka"larında arayamazsınız, buna hakkınız da yok. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Hiç düşündünüz mü dünya neden bu kadar güzeldir ya da öyle görünür? Niçin sevilir ve sevilmeye lâyıktır tüm güzeller? Niçin şu koca dünya küçücük bir kalbi dolduramayacak kadar küçük kalır? Çünkü sonsuz bir sevgi barınır kalpte. Sonsuzun yanında dünya da küçük kalır, içindekiler de. İnsan bir sevdi mi, ne dünya kalır, ne de içindekiler. Öyleyse bu sonsuz sevgiye lâyık olan kimdir? Ya da sonsuz bir sevgi var mıdır gerçekten? Varsa kaynağı nereden gelmektedir? Hayat, sevgisiz de hayat olmaz mıydı? [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Sevgiyi anlatmak için bir değil binlerce dil yetmez, hatta kâinat bile yetmez. Çünkü her sevgi O'nun sevgisinden bir iz taşır. O'nun kullarına olan muhabbetini dile getirir. O'nun nasıl bir sevgiyle sevilmeye layık olduğunu anlatmak ister. Fuzuli'ye: [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]"Çekil önümden Leyla; ben "LEYLA"ma gidiyorum" dedirten bu sevgidir. Fakat şunu iyi bilmeliyiz ki, Fuzuli'ye bunu dedirten önce insanı sevmesiydi. İşe bireyle, insanla başlamasıydı. İnsana, "insan" olduğu için değer vermesiydi. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Sallu Aleyhi ve Sellem'e: [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]"Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız" dedirten şey de kim bilir belki bu derin ve anlamlı ayrıntıda gizliydi. Bizler önce birbirimizi sevmeliyiz, daha sonra asıl sevgiliyi. Yaratılanı sevmeden, Yaratan'ı asla sevemeyiz. Basit, sıradan ve banallaşmış üç günlük sevgi değil benim anlatmak istediğim sevgi; ne olursa olsun sonuna kadar giden, gidilmeye lâyık olan sevgi. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Siz hiç sesiniz çıktığı kadar haykırdınız mı: "Seviyorum! Seviyorum!" diye. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Sevmediyseniz, sevemediyseniz diyemezsiniz. Çünkü sevgi demek, coşku demektir, sınır tanımamaktır, gittiği yere kadardır yani. Ya hiç içine girmeyeceksiniz ya da girdiğiniz zaman geriye dönüp bakmayacaksınız, geriye dönmeyi aklınızdan bile geçirmeyeceksiniz. Sevgiye sınır koyduğunuzda bitmiş, yok olmuş, hiçlik deryasına gömülmüş demektir. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Sevgi, sevgi, sevgi, yine sevgi, her zaman, her yerde yine sevgi… Sevmeyen eleştiremez, yorumlayamaz, anlayamaz ve algılayamaz. Çünkü o anlamsızlaşmıştır. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Anlam demek, sevgi demektir. Sevgi ne demektir öyleyse? [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]"Anlam" mı, dediniz? [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Peki, anlam ne demek? Öyle ya sevgi anlam demekse, anlam ne anlama geliyor? [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Anlam demek, Allah demektir. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]Sonuç, sevgi Allah demektir. ....[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=fuchsia]EsSelam Aleykum...[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I] [I][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT][/I] [I][COLOR=fuchsia][FONT=Comic Sans MS][COLOR=black]---alintidir---[/COLOR][/FONT][/COLOR][/I] [I][/I] [I][/I] [I][/I] [I][FONT=Comic Sans MS].[/FONT][/I] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Sordum kendime: "Aşk nedir?" diye…
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst