Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Sorularla Risale-i Nur
Sorularla cevşenü'l-kebîr
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="SorularlaRisale" data-source="post: 212776" data-attributes="member: 1008422"><p><strong>Cevap: Cevşen'le ilgili olarak, Hz. Cebrail (as)''in Peygamberimiz (asv)'e,</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong><em>Yazar: <span style="color: #005ace">ZAFER KARLI</span></em></strong></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"><strong>SORULARLA CEVŞENÜ'L-KEBÎR</strong></span></span></span></p><p></p><p style="text-align: center"><img src="http://www.sorularlarisaleinur.com/show_image.php?filename=images/articles/15764.jpg&width=300&height=300" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Bu yazımızda, Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’den süzülmüş bir marifet dersi olan ve cevşen olarak bilinen münacat hakkında soruların cevaplarını vermeye çalışacağız.</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>—Neden Cevşenü'l-Kebîr duasına bu kadar önem verilmektedir?</strong></span></p><p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Sevgili Peygamberimiz (asm) ism-i azamla yapılan duaların kabul olunacağını hadislerinde bildirmiştir. (1) Nitekim Rabbimiz de Kur’an-ı Kerim’deki birçok ayette bize kendi isimleri ile dua etmemizi emretmiştir. (2) Cevşenü'l-Kebîr duası tamamıyla Allah’ın isimlerinden oluşmakta olduğu gibi bu isimler harika bir tefekküri seyahat içinde kâinatı konuşturmaktadır. Allah’ın isimleri ile örgülenmiş bir marifetullah dersi olan Cevşenü'l-Kebîr bu sebepten önem arz etmektedir.</span></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">—Bundan önceki asırlarda Cevşenü'l-Kebîr duası neden meşhur olmamıştır?</span></strong></p><p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Cevşenü'l-Kebîr duası Sünni kaynaklardan değil Şia kaynaklı dua kitaplarından nakledilmiştir. Bu nedenle itibar edilmemiştir. Fakat bir bilginin şia kaynaklı olması onun mutlaka hatalı veya yanlış olduğu anlamına gelmez. Buhârî ve Müslim'in rivayet ettiği pek çok hadis var ki, aynı hadisler çok küçük farklarla, hatta bazen aynı şekliyle (şia kaynaklarından) Küleynî'nin el-Kâfî'sinde yer almaktadır. Ne var ki Ehl-i Sünnet âlimleri Küleynî'den tek bir nakilde dahi bulunmamışlardır. Hâlbuki onda yer alan hadisler, Buhârî ve Müslim'de de yer aldıklarına göre hem senet hem de lafız itibarıyla cerhi söz konusu olmayan hadislerdir. Ancak, el-Kâfî'de yer alan hadisleri daha çok Şiî imamlar nakletmişler ve bu sebeple de Sünnîlerce, o hadisler daha işin başında endişeyle karşılanmışlardır. (3)</span></p> <p style="margin-left: 20px"></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Cevşenü'l-Kebîr konusunda da Sünni âlimler temkinli yaklaşmış, kendi kaynaklarına alma ihtiyacı duymamışlardır.</span></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">— Bu asırda Cevşenü'l-Kebîr duasını kim tekrar Müslümanların gündemine sokmuştur?</span></strong></p><p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri tarafından tekrar gündeme gelmiş ve nur talebeleri ile iştihar bulmuştur.</span></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">— Said Nursi Hazretleri nasıl bir ehliyete sahiptir ve Cevşenü'l-Kebîr’i hangi kaynaktan nakletmiştir?</span></strong></p><p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Said Nursi Hazretlerine Osmanlı Devleti zamanında devrin en yüksek ilmî payesi ile “Mahrec” unvanı verilmiştir. Bu unvanın verildiği irade-i seniyye de Ceride-i İlmiyye’nin 38. sayısının 1145. sayfasında yayımlanmıştır. (4) “Mahrec” Kibar-ı Müderrisîne verilen en büyük payelerden birisidir. (5) Osmanlı Devletinin son dönem büyük âlimlerinden olan Said Nursi Hazretleri bu asrımızda da 6000 sayfalık Risale-i Nur Külliyat’ı ile milyonların imanını kurtarmaya vesile olmuştur. </span></p> <p style="margin-left: 20px"></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Meselelere çok uzak ve muhakemesiz insanlar sanki Cevşenü'l-Kebîr’i Said Nursi Hazretleri icat etmişçesine onu tenkit etmektedirler. Oysaki Said Nursi Hazretleri Cevşenü'l-Kebîr’i Mecmuatül Ahzab adlı eserden nakletmiştir. Mecmuatül Ahzab’ın müellifi Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî hazretleri büyük velîlerdendir. Küçük yaşta ilim tahsîline başlamış, beş yaşında Kur’ân-ı Kerîmi hatmetmiştir. Sekiz yaşında Delâil-i Hayrât, Hızb-i A’zam ve Kasâid’i okuyup bitirmiş, Şeyh Sâlim, Şeyh Ömer el-Bağdâdî, Şeyh Ali el-Vefâî ve Şeyh Ali gibi âlimlerden ders almıştır. Mahmûd Paşa Medresesinden icâzet aldıktan sonra Bâyezîd Medresesinde müderrislik yapmış âlim bir zattır. (6) Cevşenü'l-Kebîr’i tenkit etmek Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî hazretlerini ve tüm Osmanlı ulemasını tenkit etmektir. Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî Hazretlerinin uydurma ve yalan-yanlış bilgileri neşredip buna bütün Osmanlı âlimlerinin ses çıkarmaması beklenemez. Çünkü Padişah dahi dinin asliyetine aykırı iş yaptığı takdirde ulema ikaz etmektedir. (7) Kaldı ki Peygambere (asm) nisbet edilen bir münacatın asılsız ve uydurma olması veya şüpheli görünmesi halinde neşrine izin verilmiş olması mümkün değildir.</span></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">— Cevşenü’l-Kebîr ve Kur’an’ın bazı surelerinden, âyetlerinden oluşan bir münacat olan “Kenz-ül Arş” duası gibi birçok mühim dua ve münacatların kaynağından şüphe edenler vardır. Bu kişilere hangi prensibi bildirmek lazımdır?</span></strong></p><p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İmam-ı Suyutî Hazretleri "Sened-ü Musafaha" Risalesi Mukaddemesinde, mukarrer bir hadîs kaidesi olarak yazdığı şu düstur göz önünde bulundurulmalıdır:</span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">“Senedi bulunmayan hadîsler görülürse, eğer o hadîs, usûl-u İslâmiyeye zıd, akla münafi ve ayrıca da sair sahih hadîslere muhalif ise, o zaman mevzuluğuna hükmedilebilir. Eğer bu şartlar yoksa o hadîs bir tarafa bırakılır ve ilişilmez." İşte, bu hadîs kaidesine göre, Cevşen-ül Kebiri ölçtüğümüz zaman, kaidedeki menfi üç kaziyeden hiçbirisinin Cevşenü'l-Kebîr'de bulunmadığını görmekteyiz. Kaideye muhalefet şöyle dursun, baştan sona kadar Kur'an âyetlerini, Esma-i Hüsna'yı ve hakiki hâlis tevhidi terennüm etmektedir. (8)</span></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">—Başka büyük zatların eserlerinde de kaynaklarda rastlanmayan hadisler var mıdır?</span></strong></p><p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Nakşibendiye Tarîkatı’nın esasının hafi zikir tarzında Peygamberimiz (a.s.m.) tarafından Hazret-i Ebubekir-i Sıddık’a (r.a.) mağara içinde hususî bir tarzda talim edildiği başta İmam-ı Rabbanî (r.a.)“Mektubat’ında”, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri “Marifetname’sinde”, daha birçok tasavvuf kitaplarında önemle kayıtlı olduğu halde, meşhur hiçbir hadîs kitabında yer almamaktadır. (9) Bu durumda hepsi âlim ve kâmil olan bu zatların görüşlerini ve telâkkilerini asılsız bir hurafe olarak mı kabul edeceğiz?</span></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">— Cevşenü’l-Kebîr’in metinlerinden bir örnek alarak İslamiyet’in ruhuna uygunluğunu gösterir misiniz?</span></strong></p><p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Cevşenü'l-Kebîr’in tamamı İslam’ın ruhuna, esasına uygundur. Bir örnek olması açısından mademki Cevşenü'l-Kebîri Said Nursi Hazretleri nur risaleleri ile meşhur etmiş öyleyse biz de Cevşenü'l-Kebîr’deki “nur” babı olarak bilinen kırk yedinci babın tahlilini yapalım:</span></p> <p style="margin-left: 20px"></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">“Ey nurların nuru, Ey nurları nurlandıran, Ey nurlara suret ve şekil veren, Ey nurları yaratan, Ey nurları takdir eden, Ey nurları idare eden, Ey bütün nurlardan evvel olan Nur, Ey bütün nurlardan sonra da var olan nur, Ey bütün nurların üstünde olan nur, Ey hiçbir nurun kendisine benzemediği nur.”</span></p> <p style="margin-left: 20px"></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Görüldüğü gibi kırk yedinci babta Allah; Nur’un kaynağı, şekillendireni, yaratanı, ölçeklendireni, idare edeni olarak anlatıldığı gibi insanların “Nur” olarak bildiği her şeyin Allah’ın Nur’u yanında oldukça kesif ve karanlık kaldığı, ezelden ebede kadar baki olan Nur’un Allah’a ait olduğu da beyan edilmiştir. Nitekim Peygamberimiz (sav)de Allah’ı Nur olarak nitelemiştir. (10) Evet, Allah göklerin ve yerin nûrudur. (11) Allah birine nûr vermezse artık onun hiçbir nûru olamaz. (12) Çünkü Allah, var olan her şeye varlığını armağan eden, her birini kendi yaratılışındaki hikmete uygun niteliklerle donatan, hedefini ve yolunu göstererek onları dâimâ iyiye, güzele yönlendiren; gönderdiği mesajlarla gönülleri aydınlatan, duygu ve düşünceleri arındıran ve böylece, tüm kâinâta nuruyla tecellî edip varlığa anlam ve değer kazandıran mutlak hakikattir, yâni göklerin ve yerin nurudur. (13)</span></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">— Cevşenü’l-Kebîr nüshalarında ufak tefek farklılıklar vardır. Bunu nasıl izah edersiniz?</span></strong></p><p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Peygamberimizin (asm) çok hadislerini bizlere ulaştıran kaynaklarda da nüsha farklılığı vardır. Bu gayet doğaldır. Zaten birçok büyük zatın tertiplediği evradların başka nüshalarına baktığımızda da ufak tefek farklılıklar ile yazıldığı bilinen bir gerçektir.</span></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">—Peygamberimizin (asm) söylediği her söz umumca bilinmekte midir? Yoksa özel ve sırlı bilgileri bazı kimselere vermiş midir?</span></strong></p><p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Bu mevzua Hazret-i Ebu Hüreyre’nin (r.a.) ve İmam-ı Ali’nin (r.a.) söyledikleri ve dikkat çektikleri sözleri kat’î delildir. Başka sahabelerin aynı mevzuda ayrı sözleri de vardır. İşte Hazret-i Ebu Hüreyre (r.a.) bu hususta şöyle der: “Ben Resulullah’tan (asm) iki kab ilim hıfzedip aldım. Bunlardan birisini neşrettim, amma ikincisini ise eğer neşretsem şu boyun (kendi boynunu göstererek) kesilir”. (14) Hazret-i İmam-ı Ali (r.a.) ise der ki: “Ben Ebü-l Kasım’ın (Resulullah’ın) ağzından her işittiğimi size söyler, ifşa edersem, sizler benim yanımdan ayrıldığınızda “Ali yalancıların yalancısı, fâsıkların fâsıkıdır diyeceksiniz.” (15) Demek ki sırlı, mahrem ve hususi rivayetler, dualar ve işler vardır ki, bunların meşhur ve umuma açık hadîs kitaplarına geçmemeleri ile asıllarının gayr-ı mevcutluğuna hiçbir delil olamaz. (16) Cevşenü'l-Kebîr duasının da böyle sırlı bir münacat olduğunu bu sebeple umumca bilinmediğini düşünüyoruz.</span></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Sonuç:</span></strong></p><p style="margin-left: 20px"><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Bediüzzaman Hazretleri diyor ki: Nev-i insanın medâr-ı fahrı ve elhak en hakiki insan-ı kâmil olan Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm, Cevşenü'l-Kebîr nâmındaki münâcâtında bin bir ismiyle duâ ediyor, ateşten istiâze ediyor. Hem binler dua ve münâcâtlarından Cevşenü'l-Kebîr ile öyle bir marifet-i Rabbâniye ile öyle bir derecede Rabbini tavsif ediyor ki, o zamandan beri gelen ehl-i mârifet ve ehl-i velâyet, telâhuk-u efkârla beraber, ne o mertebe-i marifete ve ne de o derece-i tavsife yetişememeleri gösteriyor ki, duada dahi onun misli yoktur.</span></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"><strong>Dipnotlar:</strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">1-İbni Mace, Dua:9</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">2-Taha,8-Haşir,24-İsra,110</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">3-http://www.fgulen.com/turkish/content/view/2709/3/</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">4-Dr. Muhsin Toprak, Bediüzzaman'ın Darü’l-Hikmet günleri</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">5-M. Zeki Pakalın, Osmanlı Tarihi Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, İst–1993, 2:385</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">6-http://www.biriz.biz/evliyalar/ea1502.htm</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">7-Cemil Meriç, Sosyoloji Notları ve Konferanslar, s. 347-348; Hüseyin Çelik, Türkiye’de Değişim ve Aydınlar Türkiye Günlüğü, S. 62, Ank., 2000, s. 13. </span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">8-A. Badıllı Cevşen hakkındaki sorulara cevaplar</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">9-age</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">10-Müslim, İman 291</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">11-Kur’an, 24/35</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">12-Kur’an, 24/40</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">13-Mahmut Kısa, Kısa tefsirli Meali 24/35</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">14-Buhari cilt 2.sahife 185</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">15-Ruh-ul Beyan, Bursevi, cilt 4. sahife 270</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">16-A. Badıllı Cevşen hakkındaki sorulara cevaplar</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="SorularlaRisale, post: 212776, member: 1008422"] [b]Cevap: Cevşen'le ilgili olarak, Hz. Cebrail (as)''in Peygamberimiz (asv)'e,[/b] [FONT=Trebuchet MS][B][I]Yazar: [COLOR=#005ace]ZAFER KARLI[/COLOR][/I][/B][/FONT] [CENTER][FONT=Trebuchet MS][SIZE=3][COLOR=darkred][B]SORULARLA CEVŞENÜ'L-KEBÎR[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [CENTER][IMG]http://www.sorularlarisaleinur.com/show_image.php?filename=images/articles/15764.jpg&width=300&height=300[/IMG][/CENTER] [FONT=Trebuchet MS]Bu yazımızda, Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’den süzülmüş bir marifet dersi olan ve cevşen olarak bilinen münacat hakkında soruların cevaplarını vermeye çalışacağız.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS][B]—Neden Cevşenü'l-Kebîr duasına bu kadar önem verilmektedir?[/B][/FONT] [INDENT][FONT=Trebuchet MS]Sevgili Peygamberimiz (asm) ism-i azamla yapılan duaların kabul olunacağını hadislerinde bildirmiştir. (1) Nitekim Rabbimiz de Kur’an-ı Kerim’deki birçok ayette bize kendi isimleri ile dua etmemizi emretmiştir. (2) Cevşenü'l-Kebîr duası tamamıyla Allah’ın isimlerinden oluşmakta olduğu gibi bu isimler harika bir tefekküri seyahat içinde kâinatı konuşturmaktadır. Allah’ın isimleri ile örgülenmiş bir marifetullah dersi olan Cevşenü'l-Kebîr bu sebepten önem arz etmektedir.[/FONT] [/INDENT][B][FONT=Trebuchet MS]—Bundan önceki asırlarda Cevşenü'l-Kebîr duası neden meşhur olmamıştır?[/FONT][/B] [INDENT][FONT=Trebuchet MS]Cevşenü'l-Kebîr duası Sünni kaynaklardan değil Şia kaynaklı dua kitaplarından nakledilmiştir. Bu nedenle itibar edilmemiştir. Fakat bir bilginin şia kaynaklı olması onun mutlaka hatalı veya yanlış olduğu anlamına gelmez. Buhârî ve Müslim'in rivayet ettiği pek çok hadis var ki, aynı hadisler çok küçük farklarla, hatta bazen aynı şekliyle (şia kaynaklarından) Küleynî'nin el-Kâfî'sinde yer almaktadır. Ne var ki Ehl-i Sünnet âlimleri Küleynî'den tek bir nakilde dahi bulunmamışlardır. Hâlbuki onda yer alan hadisler, Buhârî ve Müslim'de de yer aldıklarına göre hem senet hem de lafız itibarıyla cerhi söz konusu olmayan hadislerdir. Ancak, el-Kâfî'de yer alan hadisleri daha çok Şiî imamlar nakletmişler ve bu sebeple de Sünnîlerce, o hadisler daha işin başında endişeyle karşılanmışlardır. (3)[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Cevşenü'l-Kebîr konusunda da Sünni âlimler temkinli yaklaşmış, kendi kaynaklarına alma ihtiyacı duymamışlardır.[/FONT] [/INDENT][B][FONT=Trebuchet MS]— Bu asırda Cevşenü'l-Kebîr duasını kim tekrar Müslümanların gündemine sokmuştur?[/FONT][/B] [INDENT][FONT=Trebuchet MS]Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri tarafından tekrar gündeme gelmiş ve nur talebeleri ile iştihar bulmuştur.[/FONT] [/INDENT][B][FONT=Trebuchet MS]— Said Nursi Hazretleri nasıl bir ehliyete sahiptir ve Cevşenü'l-Kebîr’i hangi kaynaktan nakletmiştir?[/FONT][/B] [INDENT][FONT=Trebuchet MS]Said Nursi Hazretlerine Osmanlı Devleti zamanında devrin en yüksek ilmî payesi ile “Mahrec” unvanı verilmiştir. Bu unvanın verildiği irade-i seniyye de Ceride-i İlmiyye’nin 38. sayısının 1145. sayfasında yayımlanmıştır. (4) “Mahrec” Kibar-ı Müderrisîne verilen en büyük payelerden birisidir. (5) Osmanlı Devletinin son dönem büyük âlimlerinden olan Said Nursi Hazretleri bu asrımızda da 6000 sayfalık Risale-i Nur Külliyat’ı ile milyonların imanını kurtarmaya vesile olmuştur. [/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Meselelere çok uzak ve muhakemesiz insanlar sanki Cevşenü'l-Kebîr’i Said Nursi Hazretleri icat etmişçesine onu tenkit etmektedirler. Oysaki Said Nursi Hazretleri Cevşenü'l-Kebîr’i Mecmuatül Ahzab adlı eserden nakletmiştir. Mecmuatül Ahzab’ın müellifi Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî hazretleri büyük velîlerdendir. Küçük yaşta ilim tahsîline başlamış, beş yaşında Kur’ân-ı Kerîmi hatmetmiştir. Sekiz yaşında Delâil-i Hayrât, Hızb-i A’zam ve Kasâid’i okuyup bitirmiş, Şeyh Sâlim, Şeyh Ömer el-Bağdâdî, Şeyh Ali el-Vefâî ve Şeyh Ali gibi âlimlerden ders almıştır. Mahmûd Paşa Medresesinden icâzet aldıktan sonra Bâyezîd Medresesinde müderrislik yapmış âlim bir zattır. (6) Cevşenü'l-Kebîr’i tenkit etmek Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî hazretlerini ve tüm Osmanlı ulemasını tenkit etmektir. Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî Hazretlerinin uydurma ve yalan-yanlış bilgileri neşredip buna bütün Osmanlı âlimlerinin ses çıkarmaması beklenemez. Çünkü Padişah dahi dinin asliyetine aykırı iş yaptığı takdirde ulema ikaz etmektedir. (7) Kaldı ki Peygambere (asm) nisbet edilen bir münacatın asılsız ve uydurma olması veya şüpheli görünmesi halinde neşrine izin verilmiş olması mümkün değildir.[/FONT] [/INDENT][B][FONT=Trebuchet MS]— Cevşenü’l-Kebîr ve Kur’an’ın bazı surelerinden, âyetlerinden oluşan bir münacat olan “Kenz-ül Arş” duası gibi birçok mühim dua ve münacatların kaynağından şüphe edenler vardır. Bu kişilere hangi prensibi bildirmek lazımdır?[/FONT][/B] [INDENT][FONT=Trebuchet MS]İmam-ı Suyutî Hazretleri "Sened-ü Musafaha" Risalesi Mukaddemesinde, mukarrer bir hadîs kaidesi olarak yazdığı şu düstur göz önünde bulundurulmalıdır:[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]“Senedi bulunmayan hadîsler görülürse, eğer o hadîs, usûl-u İslâmiyeye zıd, akla münafi ve ayrıca da sair sahih hadîslere muhalif ise, o zaman mevzuluğuna hükmedilebilir. Eğer bu şartlar yoksa o hadîs bir tarafa bırakılır ve ilişilmez." İşte, bu hadîs kaidesine göre, Cevşen-ül Kebiri ölçtüğümüz zaman, kaidedeki menfi üç kaziyeden hiçbirisinin Cevşenü'l-Kebîr'de bulunmadığını görmekteyiz. Kaideye muhalefet şöyle dursun, baştan sona kadar Kur'an âyetlerini, Esma-i Hüsna'yı ve hakiki hâlis tevhidi terennüm etmektedir. (8)[/FONT] [/INDENT][B][FONT=Trebuchet MS]—Başka büyük zatların eserlerinde de kaynaklarda rastlanmayan hadisler var mıdır?[/FONT][/B] [INDENT][FONT=Trebuchet MS]Nakşibendiye Tarîkatı’nın esasının hafi zikir tarzında Peygamberimiz (a.s.m.) tarafından Hazret-i Ebubekir-i Sıddık’a (r.a.) mağara içinde hususî bir tarzda talim edildiği başta İmam-ı Rabbanî (r.a.)“Mektubat’ında”, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri “Marifetname’sinde”, daha birçok tasavvuf kitaplarında önemle kayıtlı olduğu halde, meşhur hiçbir hadîs kitabında yer almamaktadır. (9) Bu durumda hepsi âlim ve kâmil olan bu zatların görüşlerini ve telâkkilerini asılsız bir hurafe olarak mı kabul edeceğiz?[/FONT] [/INDENT][B][FONT=Trebuchet MS]— Cevşenü’l-Kebîr’in metinlerinden bir örnek alarak İslamiyet’in ruhuna uygunluğunu gösterir misiniz?[/FONT][/B] [INDENT][FONT=Trebuchet MS]Cevşenü'l-Kebîr’in tamamı İslam’ın ruhuna, esasına uygundur. Bir örnek olması açısından mademki Cevşenü'l-Kebîri Said Nursi Hazretleri nur risaleleri ile meşhur etmiş öyleyse biz de Cevşenü'l-Kebîr’deki “nur” babı olarak bilinen kırk yedinci babın tahlilini yapalım:[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]“Ey nurların nuru, Ey nurları nurlandıran, Ey nurlara suret ve şekil veren, Ey nurları yaratan, Ey nurları takdir eden, Ey nurları idare eden, Ey bütün nurlardan evvel olan Nur, Ey bütün nurlardan sonra da var olan nur, Ey bütün nurların üstünde olan nur, Ey hiçbir nurun kendisine benzemediği nur.”[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Görüldüğü gibi kırk yedinci babta Allah; Nur’un kaynağı, şekillendireni, yaratanı, ölçeklendireni, idare edeni olarak anlatıldığı gibi insanların “Nur” olarak bildiği her şeyin Allah’ın Nur’u yanında oldukça kesif ve karanlık kaldığı, ezelden ebede kadar baki olan Nur’un Allah’a ait olduğu da beyan edilmiştir. Nitekim Peygamberimiz (sav)de Allah’ı Nur olarak nitelemiştir. (10) Evet, Allah göklerin ve yerin nûrudur. (11) Allah birine nûr vermezse artık onun hiçbir nûru olamaz. (12) Çünkü Allah, var olan her şeye varlığını armağan eden, her birini kendi yaratılışındaki hikmete uygun niteliklerle donatan, hedefini ve yolunu göstererek onları dâimâ iyiye, güzele yönlendiren; gönderdiği mesajlarla gönülleri aydınlatan, duygu ve düşünceleri arındıran ve böylece, tüm kâinâta nuruyla tecellî edip varlığa anlam ve değer kazandıran mutlak hakikattir, yâni göklerin ve yerin nurudur. (13)[/FONT] [/INDENT][B][FONT=Trebuchet MS]— Cevşenü’l-Kebîr nüshalarında ufak tefek farklılıklar vardır. Bunu nasıl izah edersiniz?[/FONT][/B] [INDENT][FONT=Trebuchet MS]Peygamberimizin (asm) çok hadislerini bizlere ulaştıran kaynaklarda da nüsha farklılığı vardır. Bu gayet doğaldır. Zaten birçok büyük zatın tertiplediği evradların başka nüshalarına baktığımızda da ufak tefek farklılıklar ile yazıldığı bilinen bir gerçektir.[/FONT] [/INDENT][B][FONT=Trebuchet MS]—Peygamberimizin (asm) söylediği her söz umumca bilinmekte midir? Yoksa özel ve sırlı bilgileri bazı kimselere vermiş midir?[/FONT][/B] [INDENT][FONT=Trebuchet MS]Bu mevzua Hazret-i Ebu Hüreyre’nin (r.a.) ve İmam-ı Ali’nin (r.a.) söyledikleri ve dikkat çektikleri sözleri kat’î delildir. Başka sahabelerin aynı mevzuda ayrı sözleri de vardır. İşte Hazret-i Ebu Hüreyre (r.a.) bu hususta şöyle der: “Ben Resulullah’tan (asm) iki kab ilim hıfzedip aldım. Bunlardan birisini neşrettim, amma ikincisini ise eğer neşretsem şu boyun (kendi boynunu göstererek) kesilir”. (14) Hazret-i İmam-ı Ali (r.a.) ise der ki: “Ben Ebü-l Kasım’ın (Resulullah’ın) ağzından her işittiğimi size söyler, ifşa edersem, sizler benim yanımdan ayrıldığınızda “Ali yalancıların yalancısı, fâsıkların fâsıkıdır diyeceksiniz.” (15) Demek ki sırlı, mahrem ve hususi rivayetler, dualar ve işler vardır ki, bunların meşhur ve umuma açık hadîs kitaplarına geçmemeleri ile asıllarının gayr-ı mevcutluğuna hiçbir delil olamaz. (16) Cevşenü'l-Kebîr duasının da böyle sırlı bir münacat olduğunu bu sebeple umumca bilinmediğini düşünüyoruz.[/FONT] [/INDENT][B][FONT=Trebuchet MS]Sonuç:[/FONT][/B] [INDENT][FONT=Trebuchet MS]Bediüzzaman Hazretleri diyor ki: Nev-i insanın medâr-ı fahrı ve elhak en hakiki insan-ı kâmil olan Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm, Cevşenü'l-Kebîr nâmındaki münâcâtında bin bir ismiyle duâ ediyor, ateşten istiâze ediyor. Hem binler dua ve münâcâtlarından Cevşenü'l-Kebîr ile öyle bir marifet-i Rabbâniye ile öyle bir derecede Rabbini tavsif ediyor ki, o zamandan beri gelen ehl-i mârifet ve ehl-i velâyet, telâhuk-u efkârla beraber, ne o mertebe-i marifete ve ne de o derece-i tavsife yetişememeleri gösteriyor ki, duada dahi onun misli yoktur.[/FONT] [/INDENT][FONT=Trebuchet MS][B]Dipnotlar:[/B][/FONT] [FONT=Trebuchet MS]1-İbni Mace, Dua:9[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]2-Taha,8-Haşir,24-İsra,110[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]3-http://www.fgulen.com/turkish/content/view/2709/3/[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]4-Dr. Muhsin Toprak, Bediüzzaman'ın Darü’l-Hikmet günleri[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]5-M. Zeki Pakalın, Osmanlı Tarihi Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, İst–1993, 2:385[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]6-http://www.biriz.biz/evliyalar/ea1502.htm[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]7-Cemil Meriç, Sosyoloji Notları ve Konferanslar, s. 347-348; Hüseyin Çelik, Türkiye’de Değişim ve Aydınlar Türkiye Günlüğü, S. 62, Ank., 2000, s. 13. [/FONT] [FONT=Trebuchet MS]8-A. Badıllı Cevşen hakkındaki sorulara cevaplar[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]9-age[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]10-Müslim, İman 291[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]11-Kur’an, 24/35[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]12-Kur’an, 24/40[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]13-Mahmut Kısa, Kısa tefsirli Meali 24/35[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]14-Buhari cilt 2.sahife 185[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]15-Ruh-ul Beyan, Bursevi, cilt 4. sahife 270[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]16-A. Badıllı Cevşen hakkındaki sorulara cevaplar[/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Sorularla Risale-i Nur
Sorularla cevşenü'l-kebîr
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst