Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Söyleyene bakma.! Dinleyene bak.!
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="bardak" data-source="post: 135053" data-attributes="member: 1298"><p style="text-align: center"><img src="http://img268.imageshack.us/img268/9537/konfuc3a3yys2ur6nspd4fc.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: yellow">Söyleyene bakma.! Dinleyene bak.!</span></span></span></em></strong></p><p></p><p> </p><p> </p><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: black">"Söyleyene bakma, söyletene bak" diye bir atasözümüz vardır. Yahut, "Söyleyenden ziyade dinleyen arif olmak gerektir.</span></span></span></em></strong></p> <p style="text-align: center"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: black">" Burada şunu da söyleyebiliriz: "Söyleyene bakma, dinleyene bak!"</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: center"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: black">Bu girişi şu hatıra için yaptım.</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: center"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: black">Bir kitap fuarında imza programına katılmıştık. Okuyucularla sohbet ediyor ve kitaplarımızı imzalıyorduk. Baktım, karşıda bir hanımefendi dikkatle bizi izliyor, ne geri gidiyor, ne ileri geliyor, öylece bizi süzüyor. </span></span></span></strong></em></p> <p style="text-align: center"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: black">"Bu hanımefendi niye bekliyor, acaba bir sual soracak da mahcubiyetinden dolayı mı yaklaşamıyor?" diye düşündüm. Bir ara ortam tenhalaştı, ziyaretçiler azaldılar.</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: center"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: black">"Hanımefendi buyurun," dedim, "bir sual sorâcaksanız gelin sorun.</span></span></span></strong></em></p> <p style="text-align: center"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: black">" Hanım, boynunu mahzun bir şekilde büktü. Birşeyler söyleyecek, fakat söyleyemiyor.</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: center"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: black">"Buyurun, tenhadır, sualiniz varsa sorabilirsiniz" dedim.</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: center"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: black">"Yok," dedi, "sualim yok da, bir hayretimi ifade etmek istiyorum."</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: center"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: black">"Hayretiniz nedir?"</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: center"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: black">"Şey, ben" dedi, "sizleri melek zannediyordum, meğer melek değilmişsiniz, siz de bizim gibi insanmışsınız!"</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: center"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: black">Ondan sonra sustu. Yine derin derin düşünmeye başladı. Ne diyeceğimi bilemedim, ne demek istediğini anlayamadım.</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: center"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: black">"Ne demek istiyorsunuz, biraz açıklayın da anlayayım" dedim, başladı anlatmaya:</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: center"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: black">"Yazılarınızı okuyor, Moral FM'deki konuşmalarınızı dinliyorum. Bu konuşmalar bende çok etki yaptı. O kadar istifade ediyorum ki, hayatımı adeta yeniden yaşamaya başladım. Düşüncelerimde derinlik oldu. Dini hayatın tam atmosferine girdim. Günahlarla dolu bir hayattan kurtuldum ve çok mutlu bir hayata başladım ve düşündüm ki, beni böyle mutlu bir hayata kavuşturan konuşmacılar herhalde melektirler. Çünkü beni bu atmosferin içine sokabiliyorlarsa kendileri kim bilir nasıldır diye düşünüyordum ve çok merak ediyordum. Nihayet bugün buraya geleceğinizi öğrendim. Geldim, baktım, öye farklı bir adam da değilmişsiniz. Bizim gibi kimselermişsiniz!"</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: center"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: black">Bundan sonra şaşkınlık, hayret sırası bana geldi. Bu olay beni çok düşündürdü. Bu hanımefendi neden bizi melek tasavvur ediyordu? Gerçekten de bizim melek olabileceğimizden dolayı değil, o kadar fazilet sahibi, o kadar alim olduğumuzdan, o kadar kıymetli şey söylediğimizden dolayı değil, daha doğrusu bizi melek tasavvur etmesi bizimle ilgili değil. Kendi temiz dünyası, temiz kalbiyle, gönlüyle, hüsn-ü niyetiyle ilgili. Öylesine bir temiz duygu, temiz düşünce, has bir teveccühle dinliyor ki, artık onun o dinlemesi onu adeta melekleri dinliyormuşçasına kemale erdiriyor.</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: center"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: black">Bu misal beni düşündürdü. Kimbilir, dinleyicilerimiz içerisinde böyle sinesi, kalbi temiz, gönlü saf nice insanlar vardır. Nice insanlar böyle dinliyorlar, tekamül ediyorlar, bizde olmayan faziletleri var zannederek, kendileri çok daha ileri gidiyorlar. Bizi fersah fersah geçiyorlar. </span></span></span></strong></em></p> <p style="text-align: center"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: black">Bu, şuna benziyor:</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: center"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: black">Şeyhin birisi müritlerini toplamış, ders veriyormuş. Fakat şeyh, görünüşte şeyh, aslında şeyhlik makamına hiç layık değil, sıradan bir insanmış. Ama müritleri arasında öyle bir safi kalpli insan varmış ki, şeyhine öyle hüsn-ü niyetle bakıyor, öyle bir inançla dinliyormuş ki onu, o hüsn-ü niyetinin eseri olarak, tekamül ede ede keramet gösterecek kadar yükselmiş ve nihayet bir kerametle şeyhinin makamını keşfetmiş. Bakmış ki, şeyhi kuyu dibinde, kendisi minare başında. Şeyh çok düşük mertebede. Ama o şeyh sebebiyle kendisi de minarenin başına çıkmış.</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: center"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: black">Şeyh de bu durumu farketmekte gecikmemiş. O zaman mürit demiş ki:</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: center"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: black">"Efendi Hazretleri, şimdi senin mahiyetini Cenab-ı Hak bana keşfetmeyi nasip etti. Ama seni kuyu dibinde gördüğüm halde, sana olan hürmetim, itaatim, sevgim devam edecektir. Çünkü ben bu minare başına senin irşadınla, sana olan hüsn-ü niyetimle, senin vesilenle çık'tım. Senin mahiyetini keşfedecek makama çıkmam yine senin irşadınla oldu. Bunun için sana olan itaatim hiç azalmayacak, devam edeceğim."</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: center"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: black">Evet, bu bir gerçektir. Dinlediğiniz insanlar belki yüksek makamda olmayabilir, belki söyledikleriyle amel de etmeyebilirler. Ama mühim olan sizin dinlerken duyduğunuz hüsn-ü niyettir. Bundan dolayı atalarımız demişler ki: </span></span></span></strong></em></p> <p style="text-align: center"><em><strong><span style="color: black"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: red">"Söyleyenden ziyade dinleyen arif olmak gerektir." </span>Evet, söyleyene bakma, dinleyene bak.</span></span></span></strong></em></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">Bu konuya tam misal olacak bir olayı daha anlatmak istiyorum Yeni Camide vaaz eden hocaefendi diyor ki: </span></span></strong></em></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">"Kur'ân-ı Kerim, Fatiha'nın içinde toplanmıştır. Öyle olduğu içindir ki, namazda her rekâtta Fatiha'yı okuyoruz. </span></span></strong></em></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">Fatiha da Besmelenin içinde gizlenmiştir. Bu itibarla Kur'an demek Fatiha demek, Fatiha da besmele demektir. Bir insan denizin kenarına gelse de, </span></span></strong></em></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: red">Bismillâhirrahmânirrahim</span> dese, o besmele hürmetine suya batmadan karşı tarafa geçebilir."</span></span></strong></em></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">Bunu dinleyen adam öylesine halis, öylesine safi bir niyetle dinliyor ki, kendi içinden, </span></span></strong></em></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">"Oh ne güzel. Ben hergün vapurla Sarayburnu'ndan Kadıköy'e gidiyorum. Şimdi niye vapuru bekleyeyim bilet masrafı ödeyeyim. Nasıl olsa duayı öğrendim. İşim bitince Sarayburnu'na gider, besmeleyi çekerim, denizin üzerinden yürüyerek Kadıköy'e geçerim."</span></span></strong></em></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">Öylesine samimi, öylesine safiyane niyet ediyor, inanıyor ki, böyle olur mu, olmaz mı diye bir tereddüdü yok. Belki bunu söyleyen hocaefendinin tereddüdü var, ama dinleyen adamın yok. O gün işini bitirdikten sonra Sarayburnu'na gidiyor. En kısa yeri tahmin ediyor. Bütün duygularıyla inanarak, "Bismillâhirrahmânirrahim" diyor, denizin üzerinden yürüyerek, boğazın öbür tarafına geçiyor.</span></span></strong></em></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">Bu iki-üç gün devam edince hanımı merak ediyor, diyor ki: </span></span></strong></em></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">"Efendi, nasıl oluyor, sen eve erken gelmeye başladın. Vapuru beklemiyor musun?"</span></span></strong></em></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">Diyor ki adam: </span></span></strong></em></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">"Hanım, Yeni Cami'de bir hocaefendi bana bir dua öğretti. O duanın hürmetine hiç vapur falan beklediğim yok. Sarayburnu'nda besmeleyi çekiyorum, denizin üzerinden yürüyerek geliyorum."</span></span></strong></em></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">Hanım şaşırıyor, "Ne güzel. O zaman o hocaefendi çok</span></span></strong></em></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">büyük zattır. Sana bu iyiliği yapan hocaya biz de bir iyilik yapalım. Ben bir akşam yemek yapayım. Sen de hocaefendiyi al getir de, bir çorbamızı içsin bari" diyor.</span></span></strong></em></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">Adam, ertesi gün Yeni Cami'de hocaefendinin yine vaazını dinliyor. Vaazdan sonra hocaefendinin yanına geliyor: "Hocam," diyor, "bizim hanım bir çorba hazırlamış. Lütfen gidelim de fakirhaneye, şu çorbadan içelim."</span></span></strong></em></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">Hoca tereddüt ediyorsa da ısrara dayanamayarak kalkıyorlar, camiden çıkıp Sarayburnu'na geliyorlar. Hoca bir bakıyor, iskele yan tarafta kaldı, adam başka bir yere gidiyor. Tam köşeye kadar varıyorlar.</span></span></strong></em></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">"Hocam ALLAH razı olsun" diyerekten anlatmaya başlıyor adam. </span></span></strong></em></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">"Bana öyle bir dua öğrettiniz ki, o duayı öğrendiğimgünden bu yana ben hep Besmele çekiyorum" </span></span></strong></em></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">diyor ve "Bismillâhirrahmânirrahim" diyerek suyun üzerinde yürümeye devam ediyor: </span></span></strong></em></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">"Onu bana öğrettiğinizden bu yana, hep böyle denizin üzerinden yürüyerek geçiyorum, ayağımın içerisine dahi su girmiyor, iyilik yaptınız" </span></span></strong></em></span></p> <p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">derken bakıyor ki, hoca yanında yok, hoca geride, sahilde, hayran hayran Bakıyor.</span></span></strong></em></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">"Hocaefendi niye bekliyorsunuz, buyursanız ya!" Hoca boynunu büküyor, "Yürüyemem" diyor.</span></span></strong></em></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">"Niye yürüyemiyorsun? Bu duayı bana siz öğrettiniz. Ondan sonra ben hep böyle geçiyorum."</span></span></strong></em></span></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">O zaman hoca şunu söylüyor:</span></span></strong></em></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: red">"Evladım, o sözü söyleyen dil bende, fakat ona inanan kalp de sende. Eğer senin kalbin bende olsaydı, ben de senin gibi Bismillâhirrahmânirrahim der, bu denizin üzerinde yürür, sana arkadaşlık ederdim. Ne yazık ki, bende o dil var, fakat o kalp yok."</span></span></span></strong></em></span></p><p><span style="color: black"></span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">Evet, söyleyene bakma, dinleyene bak! Bu da onu gösteriyor. Hocaefendi onun kadar inanamıyor. Ama dinleyici hocaefendiden çok daha ileri safhada inanıyor.</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">Size bu konuda bir misal daha arzedeyim:</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">Abdülkadir Geylani Hazretlerine birisi bir köle hediye ediyor, diyor ki: "Bu köleyi alın, zatınıza hizmetçi olsun."</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">Köle, hiçbir hakkı olmayan, efendisinin arzusuna tabi insan demektir. Daha doğrusu beşeri haklarının yarısı efendisinin elinde olan kimsedir.</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">Abdülkadir Geylani Hazretleri köleyi alıyor, evine getiriyor, </span></span></strong></em></p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">"Evladım, bak," diyor, "şu odalar yatma yeridir, şu elbiseler de giyilebilir. </span></span></strong></em></p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">Yemek istiyorsan işte şu yemekler var."</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">Ondan sonra soruyor: </span></span></strong></em></p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">"Şimdi gördün bunları, nerede yatmak istersin?"</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">Kölenin cevabı: </span></span></strong></em></p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">"Nereyi münasip görürseniz." </span></span></strong></em></p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">"Peki hangi elbiseyi giymek istersin?" </span></span></strong></em></p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">"Hangisini uygun görürseniz." </span></span></strong></em></p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">"Hangi yemeği seversin?" </span></span></strong></em></p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">"Hangisini verirseniz."</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">Köle böyle cevaplar verince, Abdülkadir Geylani Hazretleri gözyaşı dökmeye başlıyor. Köle bu sefer tereddüt ediyor, üzülüyor, acaba hatalı bir cevap mı verdim diye. Geylani Hazretlerinin gözyaşları sürekli akınca köle yaklaşıyor, </span></span></strong></em></p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">"Efendi Hazretleri, kusur ettiysem, özür dilerim, hata mı ettim acaba?"</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">"Yok evladım yok, hata etmedin, tam isabet ettin" diyor.</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">"Niye ağlıyorsunuz öyleyse?" deyince: "Söylediklerini dinledim de ondan."</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">"Ben yanlış birşey mi söyledim?"</span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">"Yok, doğru söyledin. Keşke senin bana bu yaptığın itaat gibi, ben de Rabbime böyle bir itaatte, kullukta bulunsam da ömrümde bir defa olsun, Ya Rabbi, Senden hiçbir şey istemiyorum. Nereyi uygun bulursan o evde yatarım, hangi elbiseyi münasip görürsen onu giyerim, hangi rızkı verirsen onu yerim. Başka bir talebim yok Senden' diyebilseydim. onun için ağlıyorum" diyor.</span></span></strong></em></p><p></span></p><p> <span style="color: black"></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="color: red">Evet, söyleyenden ziyade dinleyen arif olmak gerektir. Köle böyle söylemiş, ama dinleyen ne anlamış, ne mânâ çıkarmış oradan ve hakikat nasıl yerine oturmuş? </span></span></span></strong></em></p><p></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: black"><em><strong><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px">Biz de Abdülkadir Geylani gibi diyebiliyor muyuz?</span></span></strong></em></p><p></span><p style="text-align: center"></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="bardak, post: 135053, member: 1298"] [CENTER][IMG]http://img268.imageshack.us/img268/9537/konfuc3a3yys2ur6nspd4fc.jpg[/IMG][/CENTER] [CENTER][B][I][FONT=Garamond][SIZE=5][COLOR=yellow]Söyleyene bakma.! Dinleyene bak.![/COLOR][/SIZE][/FONT][/I][/B][/CENTER] [CENTER][B][I][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=black]"Söyleyene bakma, söyletene bak" diye bir atasözümüz vardır. Yahut, "Söyleyenden ziyade dinleyen arif olmak gerektir.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/I][/B] [I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=black]" Burada şunu da söyleyebiliriz: "Söyleyene bakma, dinleyene bak!"[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=black]Bu girişi şu hatıra için yaptım.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=black]Bir kitap fuarında imza programına katılmıştık. Okuyucularla sohbet ediyor ve kitaplarımızı imzalıyorduk. Baktım, karşıda bir hanımefendi dikkatle bizi izliyor, ne geri gidiyor, ne ileri geliyor, öylece bizi süzüyor. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=black]"Bu hanımefendi niye bekliyor, acaba bir sual soracak da mahcubiyetinden dolayı mı yaklaşamıyor?" diye düşündüm. Bir ara ortam tenhalaştı, ziyaretçiler azaldılar.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=black]"Hanımefendi buyurun," dedim, "bir sual sorâcaksanız gelin sorun.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=black]" Hanım, boynunu mahzun bir şekilde büktü. Birşeyler söyleyecek, fakat söyleyemiyor.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=black]"Buyurun, tenhadır, sualiniz varsa sorabilirsiniz" dedim.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=black]"Yok," dedi, "sualim yok da, bir hayretimi ifade etmek istiyorum."[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=black]"Hayretiniz nedir?"[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=black]"Şey, ben" dedi, "sizleri melek zannediyordum, meğer melek değilmişsiniz, siz de bizim gibi insanmışsınız!"[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=black]Ondan sonra sustu. Yine derin derin düşünmeye başladı. Ne diyeceğimi bilemedim, ne demek istediğini anlayamadım.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=black]"Ne demek istiyorsunuz, biraz açıklayın da anlayayım" dedim, başladı anlatmaya:[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=black]"Yazılarınızı okuyor, Moral FM'deki konuşmalarınızı dinliyorum. Bu konuşmalar bende çok etki yaptı. O kadar istifade ediyorum ki, hayatımı adeta yeniden yaşamaya başladım. Düşüncelerimde derinlik oldu. Dini hayatın tam atmosferine girdim. Günahlarla dolu bir hayattan kurtuldum ve çok mutlu bir hayata başladım ve düşündüm ki, beni böyle mutlu bir hayata kavuşturan konuşmacılar herhalde melektirler. Çünkü beni bu atmosferin içine sokabiliyorlarsa kendileri kim bilir nasıldır diye düşünüyordum ve çok merak ediyordum. Nihayet bugün buraya geleceğinizi öğrendim. Geldim, baktım, öye farklı bir adam da değilmişsiniz. Bizim gibi kimselermişsiniz!"[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=black]Bundan sonra şaşkınlık, hayret sırası bana geldi. Bu olay beni çok düşündürdü. Bu hanımefendi neden bizi melek tasavvur ediyordu? Gerçekten de bizim melek olabileceğimizden dolayı değil, o kadar fazilet sahibi, o kadar alim olduğumuzdan, o kadar kıymetli şey söylediğimizden dolayı değil, daha doğrusu bizi melek tasavvur etmesi bizimle ilgili değil. Kendi temiz dünyası, temiz kalbiyle, gönlüyle, hüsn-ü niyetiyle ilgili. Öylesine bir temiz duygu, temiz düşünce, has bir teveccühle dinliyor ki, artık onun o dinlemesi onu adeta melekleri dinliyormuşçasına kemale erdiriyor.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=black]Bu misal beni düşündürdü. Kimbilir, dinleyicilerimiz içerisinde böyle sinesi, kalbi temiz, gönlü saf nice insanlar vardır. Nice insanlar böyle dinliyorlar, tekamül ediyorlar, bizde olmayan faziletleri var zannederek, kendileri çok daha ileri gidiyorlar. Bizi fersah fersah geçiyorlar. [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=black]Bu, şuna benziyor:[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=black]Şeyhin birisi müritlerini toplamış, ders veriyormuş. Fakat şeyh, görünüşte şeyh, aslında şeyhlik makamına hiç layık değil, sıradan bir insanmış. Ama müritleri arasında öyle bir safi kalpli insan varmış ki, şeyhine öyle hüsn-ü niyetle bakıyor, öyle bir inançla dinliyormuş ki onu, o hüsn-ü niyetinin eseri olarak, tekamül ede ede keramet gösterecek kadar yükselmiş ve nihayet bir kerametle şeyhinin makamını keşfetmiş. Bakmış ki, şeyhi kuyu dibinde, kendisi minare başında. Şeyh çok düşük mertebede. Ama o şeyh sebebiyle kendisi de minarenin başına çıkmış.[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=black]Şeyh de bu durumu farketmekte gecikmemiş. O zaman mürit demiş ki:[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=black]"Efendi Hazretleri, şimdi senin mahiyetini Cenab-ı Hak bana keşfetmeyi nasip etti. Ama seni kuyu dibinde gördüğüm halde, sana olan hürmetim, itaatim, sevgim devam edecektir. Çünkü ben bu minare başına senin irşadınla, sana olan hüsn-ü niyetimle, senin vesilenle çık'tım. Senin mahiyetini keşfedecek makama çıkmam yine senin irşadınla oldu. Bunun için sana olan itaatim hiç azalmayacak, devam edeceğim."[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=black]Evet, bu bir gerçektir. Dinlediğiniz insanlar belki yüksek makamda olmayabilir, belki söyledikleriyle amel de etmeyebilirler. Ama mühim olan sizin dinlerken duyduğunuz hüsn-ü niyettir. Bundan dolayı atalarımız demişler ki: [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I] [I][B][COLOR=black][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=red]"Söyleyenden ziyade dinleyen arif olmak gerektir." [/COLOR]Evet, söyleyene bakma, dinleyene bak.[/FONT][/SIZE][/COLOR][/B][/I][/CENTER] [CENTER][COLOR=black][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]Bu konuya tam misal olacak bir olayı daha anlatmak istiyorum Yeni Camide vaaz eden hocaefendi diyor ki: [/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR] [COLOR=black][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]"Kur'ân-ı Kerim, Fatiha'nın içinde toplanmıştır. Öyle olduğu içindir ki, namazda her rekâtta Fatiha'yı okuyoruz. [/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR] [COLOR=black][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]Fatiha da Besmelenin içinde gizlenmiştir. Bu itibarla Kur'an demek Fatiha demek, Fatiha da besmele demektir. Bir insan denizin kenarına gelse de, [/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR] [COLOR=black][I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=red]Bismillâhirrahmânirrahim[/COLOR] dese, o besmele hürmetine suya batmadan karşı tarafa geçebilir."[/FONT][/SIZE][/B][/I][/COLOR][/CENTER] [CENTER][COLOR=black][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]Bunu dinleyen adam öylesine halis, öylesine safi bir niyetle dinliyor ki, kendi içinden, [/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR] [COLOR=black][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]"Oh ne güzel. Ben hergün vapurla Sarayburnu'ndan Kadıköy'e gidiyorum. Şimdi niye vapuru bekleyeyim bilet masrafı ödeyeyim. Nasıl olsa duayı öğrendim. İşim bitince Sarayburnu'na gider, besmeleyi çekerim, denizin üzerinden yürüyerek Kadıköy'e geçerim."[/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR][/CENTER] [CENTER][COLOR=black][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]Öylesine samimi, öylesine safiyane niyet ediyor, inanıyor ki, böyle olur mu, olmaz mı diye bir tereddüdü yok. Belki bunu söyleyen hocaefendinin tereddüdü var, ama dinleyen adamın yok. O gün işini bitirdikten sonra Sarayburnu'na gidiyor. En kısa yeri tahmin ediyor. Bütün duygularıyla inanarak, "Bismillâhirrahmânirrahim" diyor, denizin üzerinden yürüyerek, boğazın öbür tarafına geçiyor.[/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR][/CENTER] [CENTER][COLOR=black][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]Bu iki-üç gün devam edince hanımı merak ediyor, diyor ki: [/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR] [COLOR=black][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]"Efendi, nasıl oluyor, sen eve erken gelmeye başladın. Vapuru beklemiyor musun?"[/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR][/CENTER] [CENTER][COLOR=black][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]Diyor ki adam: [/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR] [COLOR=black][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]"Hanım, Yeni Cami'de bir hocaefendi bana bir dua öğretti. O duanın hürmetine hiç vapur falan beklediğim yok. Sarayburnu'nda besmeleyi çekiyorum, denizin üzerinden yürüyerek geliyorum."[/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR][/CENTER] [CENTER][COLOR=black][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]Hanım şaşırıyor, "Ne güzel. O zaman o hocaefendi çok[/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR][/CENTER] [CENTER][COLOR=black][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]büyük zattır. Sana bu iyiliği yapan hocaya biz de bir iyilik yapalım. Ben bir akşam yemek yapayım. Sen de hocaefendiyi al getir de, bir çorbamızı içsin bari" diyor.[/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR][/CENTER] [CENTER][COLOR=black][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]Adam, ertesi gün Yeni Cami'de hocaefendinin yine vaazını dinliyor. Vaazdan sonra hocaefendinin yanına geliyor: "Hocam," diyor, "bizim hanım bir çorba hazırlamış. Lütfen gidelim de fakirhaneye, şu çorbadan içelim."[/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR][/CENTER] [CENTER][COLOR=black][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]Hoca tereddüt ediyorsa da ısrara dayanamayarak kalkıyorlar, camiden çıkıp Sarayburnu'na geliyorlar. Hoca bir bakıyor, iskele yan tarafta kaldı, adam başka bir yere gidiyor. Tam köşeye kadar varıyorlar.[/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR][/CENTER] [CENTER][COLOR=black][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]"Hocam ALLAH razı olsun" diyerekten anlatmaya başlıyor adam. [/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR] [COLOR=black][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]"Bana öyle bir dua öğrettiniz ki, o duayı öğrendiğimgünden bu yana ben hep Besmele çekiyorum" [/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR] [COLOR=black][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]diyor ve "Bismillâhirrahmânirrahim" diyerek suyun üzerinde yürümeye devam ediyor: [/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR] [COLOR=black][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]"Onu bana öğrettiğinizden bu yana, hep böyle denizin üzerinden yürüyerek geçiyorum, ayağımın içerisine dahi su girmiyor, iyilik yaptınız" [/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR] [COLOR=black][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]derken bakıyor ki, hoca yanında yok, hoca geride, sahilde, hayran hayran Bakıyor.[/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR][/CENTER] [CENTER][COLOR=black][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]"Hocaefendi niye bekliyorsunuz, buyursanız ya!" Hoca boynunu büküyor, "Yürüyemem" diyor.[/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR][/CENTER] [CENTER][COLOR=black][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]"Niye yürüyemiyorsun? Bu duayı bana siz öğrettiniz. Ondan sonra ben hep böyle geçiyorum."[/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR][/CENTER] [CENTER][COLOR=black][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]O zaman hoca şunu söylüyor:[/SIZE][/FONT][/B][/I][/COLOR][/CENTER] [CENTER][COLOR=black][I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=red]"Evladım, o sözü söyleyen dil bende, fakat ona inanan kalp de sende. Eğer senin kalbin bende olsaydı, ben de senin gibi Bismillâhirrahmânirrahim der, bu denizin üzerinde yürür, sana arkadaşlık ederdim. Ne yazık ki, bende o dil var, fakat o kalp yok."[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/COLOR][/CENTER][COLOR=black] [CENTER][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]Evet, söyleyene bakma, dinleyene bak! Bu da onu gösteriyor. Hocaefendi onun kadar inanamıyor. Ama dinleyici hocaefendiden çok daha ileri safhada inanıyor.[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]Size bu konuda bir misal daha arzedeyim:[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]Abdülkadir Geylani Hazretlerine birisi bir köle hediye ediyor, diyor ki: "Bu köleyi alın, zatınıza hizmetçi olsun."[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]Köle, hiçbir hakkı olmayan, efendisinin arzusuna tabi insan demektir. Daha doğrusu beşeri haklarının yarısı efendisinin elinde olan kimsedir.[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]Abdülkadir Geylani Hazretleri köleyi alıyor, evine getiriyor, [/SIZE][/FONT][/B][/I] [I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]"Evladım, bak," diyor, "şu odalar yatma yeridir, şu elbiseler de giyilebilir. [/SIZE][/FONT][/B][/I] [I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]Yemek istiyorsan işte şu yemekler var."[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]Ondan sonra soruyor: [/SIZE][/FONT][/B][/I] [I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]"Şimdi gördün bunları, nerede yatmak istersin?"[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]Kölenin cevabı: [/SIZE][/FONT][/B][/I] [I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]"Nereyi münasip görürseniz." [/SIZE][/FONT][/B][/I] [I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]"Peki hangi elbiseyi giymek istersin?" [/SIZE][/FONT][/B][/I] [I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]"Hangisini uygun görürseniz." [/SIZE][/FONT][/B][/I] [I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]"Hangi yemeği seversin?" [/SIZE][/FONT][/B][/I] [I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]"Hangisini verirseniz."[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]Köle böyle cevaplar verince, Abdülkadir Geylani Hazretleri gözyaşı dökmeye başlıyor. Köle bu sefer tereddüt ediyor, üzülüyor, acaba hatalı bir cevap mı verdim diye. Geylani Hazretlerinin gözyaşları sürekli akınca köle yaklaşıyor, [/SIZE][/FONT][/B][/I] [I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]"Efendi Hazretleri, kusur ettiysem, özür dilerim, hata mı ettim acaba?"[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]"Yok evladım yok, hata etmedin, tam isabet ettin" diyor.[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]"Niye ağlıyorsunuz öyleyse?" deyince: "Söylediklerini dinledim de ondan."[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]"Ben yanlış birşey mi söyledim?"[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]"Yok, doğru söyledin. Keşke senin bana bu yaptığın itaat gibi, ben de Rabbime böyle bir itaatte, kullukta bulunsam da ömrümde bir defa olsun, Ya Rabbi, Senden hiçbir şey istemiyorum. Nereyi uygun bulursan o evde yatarım, hangi elbiseyi münasip görürsen onu giyerim, hangi rızkı verirsen onu yerim. Başka bir talebim yok Senden' diyebilseydim. onun için ağlıyorum" diyor.[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][SIZE=3][FONT=Garamond][COLOR=red]Evet, söyleyenden ziyade dinleyen arif olmak gerektir. Köle böyle söylemiş, ama dinleyen ne anlamış, ne mânâ çıkarmış oradan ve hakikat nasıl yerine oturmuş? [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][/I][/CENTER] [CENTER][I][B][FONT=Garamond][SIZE=3]Biz de Abdülkadir Geylani gibi diyebiliyor muyuz?[/SIZE][/FONT][/B][/I][/CENTER][/COLOR][CENTER][/CENTER] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Söyleyene bakma.! Dinleyene bak.!
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst