Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Edebiyat
Söz Ola..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ebrar172" data-source="post: 275589" data-attributes="member: 157"><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Yunus, "Keleci bilen kişinin, yüzünü ağ ede bir söz / Sözü pişirip diyenin, işini sağ ede bir söz" diyor. Atalar da demişler ki, kişi sözünden bilinir ve güzel söz yüz ağartır.</span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Onlara göre sırf söylemiş olmak için söz söylemek hamakattan sayılırmış. İşte çağımızın salgın hastalıklarından biri bu söz hamakatıdır. Oysa ki "Söz ola kese savaşı, söz ola bitire başı"dır. "Söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ede bir söz"dür. Ağı katılmış aşı bal eden sözler elbette öncelikle kanaat önderlerinden, devletlulardan, mürşitlerden, tebliğ sahiplerinden, değerli ve büyük insanlardan sadır olur; illa ki istenirse herkes ağuyu bal eyleyebilir. Meşhur hikâyedir; sultanın biri düşünde dişlerinin döküldüğünü görmüş. Önden arkaya doğru ağzında hiç diş kalmamış. Dehşetle uyanmış ve derhal ülkesinin en iyi rüya yorumcusunu huzuruna getirtmiş. Adam rüyayı dinledikten sonra telaşlanıp "Eyvah hünkarım, eyvah!.." demiş, "Gördüğünüz rüya bir felaketi gösteriyor. Çocuklarınızın her bireri ölecek!.. Allah size sabır versin!.." Hükümdar duyduklarından dolayı çok üzülmüş. Bu yoruma göre evlat acısına dayanmak bir yana ülkesi de başsız kalacakmış. Öfkesi başından aşmış ve bu üzüntülü haberi kendisine veren adama gazap edip attırmış zindana. Çeksin cezasını!..</span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Günler geçtikçe padişahın içine bir umut düşmüş. Nihayet bu bir rüyadır ve belki başka türlü de yorumu vardır. Bu sefer başka bir yorumcu çağırtmış. Bu gelen de rüyayı sonuna kadar dinlemiş. O da önce üzülmüş, ama sonra şöyle anlatmış:</span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">-Hünkarım rüyanız mübarek olsun. Allah size öyle uzun bir ömür bağışlamış ki, evlatlarınızın hepsinden uzun yaşayacak, onların mutluluklarına şahit olacaksınız.</span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Padişah duyduklarından dolayı gayetle mutlu, tabirciye ihsanlarda bulunmuş.</span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">İşte buyurun; ağulu aşı bal ile yağ eden bir söz. Şüphesiz ilk yorumcunun sözleri doğrudur, lakin hem incelikten yoksun, hem de mahalle ve devrana uygun değildir. Eskilerin "Küllü makamun makal (Her makamın uygun bir sözü ve üslubu vardır)" buyurmalarındaki hikmet burada kendini gösterir[1]. Çünkü "Kişi bile söz demini, demeye sözün kemini"dir. Ancak o vakit "Bu cihan cehennemini, sekiz uçmağ ede<img src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAIAAAAAAAP///yH5BAEAAAAALAAAAAABAAEAAAIBRAA7" class="smilie smilie--sprite smilie--sprite23" alt="(n)" title="Thumbs down (n)" loading="lazy" data-shortname="(n)" /> bir söz" söylenmiş olur. Eğer sözün demi (zamanlaması) bilinmezse ne kadar güzel de söylense söz kem (kötü) sonuç doğurur. Buna mukabil yerinde ve uygun söylenen bir söz cehennemi cennet gösterebilir, hatta belki orayı cennete çevirir. Sözü üsluba uygun ve sanatlı söylemek bu bakımdan önemlidir. Sözün inceliklerine vakıf olunduktan sonra her söz savaş kestirir, her söz baş bitirip can katar. Acıların tesellisi de, zehrin şekere dönmesi de bu sayede mümkündür. Keza anlatırlar, hani başka bir padişahın da çok sevdiği bir atı varmış. Yalnızca bu atın bakımı için birkaç seyis görevlendirmiş. Atı o kadar severmiş ki "Kim bu atın öldüğünü bana söylerse başını cellada veririm" der, böylece herkesin o ata ihtimam göstermesini sağlarmış. Ne var ki at da bir canın sahibi, üç yıl, beş yıl derken vadesi yetince günün birinde ölüvermiş. Seyislerin her biri padişahın gözüne çarpmamak için köşe bucak saklanır olmuşlar. Öyle ya, kim şimdi huzura çıkıp "Sultanım, atınız maalesef öldü!" diyebilir ki? Bunu hükümdara söyleyecek bir adam aramaya başlamışlar. Bilgelerden, söz bilen bir zat çıkıp "Hiç korkmayın, ben bu haberi sultana veririm, siz de rahat eder, başınızı kurtarırsınız" demiş. Dediğini de yapmış, huzura çıkıp padişaha arz etmiş:</span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">-Haşmetli hünkarım! Atınız her zamanki haşmetiyle bir yattı ki yerinden kaldırabilmek kabil değil.</span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">-İşte benim asil atım!..</span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">-Gözlerini bir yumdu ki açsa da o nergis gözleri bir kez daha görebilsem diye hasretle bekleşenler neredeyse kuruyup soldular.</span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">-Gözlerini açmadı demek, Allah Allah!.. Böyle yapmazdı hiç!..</span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">-Ceylanları andıran ayaklarını şöyle bir uzattı ki, görenler, toplamasını beklemek beyhude emek diyorlar.</span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">-Ayaklarını uzattı ha!?.. Hımm!..</span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">-Üstelik hünkarım nalları da güneşe karşı bir parlıyor, bir parlıyor...</span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">-Desene ki atım öldü...</span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">-Hünkarım, and olsun bunu siz söylediniz!.. Ben öyle bir şey demedim.</span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Padişah üzülmüş üzülmesine ama adamın sözdeki kurnazlığına da hayran kalmış, onu sevindirmiş, seyislere de atın hesabını sormamış.</span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Bize gelince, "Aferin o bilgeye!"den başka ne denir!. Ve bir de makama uygun sözü hatırlamaktan başka: "Yunus şimdi söz yatından, söyle sözü gayetinden / Pek sakın o şah katından, seni ırağ ede bir söz".</span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">Hamiş: İnsanoğlu şahlar katından sürüleceği sözleri ölçüp biçiyor da yarın huzur-ı mahşerde gerçek Şah'ın huzurunda utanacağı sözlerden hiç sakınmıyor.</span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'">[1] Bu Arapça darbımesele Türkçe kafiyeli bir başka söz daha ilave edilmiştir ki bazı uyanık ve açıkgöz söz erbabını anlatmak bakımından ibretliktir: "Küllü makamun makal; küllü ormanin çakal (Her makama uygun bir söz, her ormanda bir çakal mutlaka vardır)."</span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="color: #008080"><strong>İskender Pala 'Zaman Gazetes 15 kasım tarihli köşe yazısı'</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p><p><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ebrar172, post: 275589, member: 157"] [FONT=Palatino Linotype] Yunus, "Keleci bilen kişinin, yüzünü ağ ede bir söz / Sözü pişirip diyenin, işini sağ ede bir söz" diyor. Atalar da demişler ki, kişi sözünden bilinir ve güzel söz yüz ağartır. Onlara göre sırf söylemiş olmak için söz söylemek hamakattan sayılırmış. İşte çağımızın salgın hastalıklarından biri bu söz hamakatıdır. Oysa ki "Söz ola kese savaşı, söz ola bitire başı"dır. "Söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ede bir söz"dür. Ağı katılmış aşı bal eden sözler elbette öncelikle kanaat önderlerinden, devletlulardan, mürşitlerden, tebliğ sahiplerinden, değerli ve büyük insanlardan sadır olur; illa ki istenirse herkes ağuyu bal eyleyebilir. Meşhur hikâyedir; sultanın biri düşünde dişlerinin döküldüğünü görmüş. Önden arkaya doğru ağzında hiç diş kalmamış. Dehşetle uyanmış ve derhal ülkesinin en iyi rüya yorumcusunu huzuruna getirtmiş. Adam rüyayı dinledikten sonra telaşlanıp "Eyvah hünkarım, eyvah!.." demiş, "Gördüğünüz rüya bir felaketi gösteriyor. Çocuklarınızın her bireri ölecek!.. Allah size sabır versin!.." Hükümdar duyduklarından dolayı çok üzülmüş. Bu yoruma göre evlat acısına dayanmak bir yana ülkesi de başsız kalacakmış. Öfkesi başından aşmış ve bu üzüntülü haberi kendisine veren adama gazap edip attırmış zindana. Çeksin cezasını!.. Günler geçtikçe padişahın içine bir umut düşmüş. Nihayet bu bir rüyadır ve belki başka türlü de yorumu vardır. Bu sefer başka bir yorumcu çağırtmış. Bu gelen de rüyayı sonuna kadar dinlemiş. O da önce üzülmüş, ama sonra şöyle anlatmış: -Hünkarım rüyanız mübarek olsun. Allah size öyle uzun bir ömür bağışlamış ki, evlatlarınızın hepsinden uzun yaşayacak, onların mutluluklarına şahit olacaksınız. Padişah duyduklarından dolayı gayetle mutlu, tabirciye ihsanlarda bulunmuş. İşte buyurun; ağulu aşı bal ile yağ eden bir söz. Şüphesiz ilk yorumcunun sözleri doğrudur, lakin hem incelikten yoksun, hem de mahalle ve devrana uygun değildir. Eskilerin "Küllü makamun makal (Her makamın uygun bir sözü ve üslubu vardır)" buyurmalarındaki hikmet burada kendini gösterir[1]. Çünkü "Kişi bile söz demini, demeye sözün kemini"dir. Ancak o vakit "Bu cihan cehennemini, sekiz uçmağ ede(n) bir söz" söylenmiş olur. Eğer sözün demi (zamanlaması) bilinmezse ne kadar güzel de söylense söz kem (kötü) sonuç doğurur. Buna mukabil yerinde ve uygun söylenen bir söz cehennemi cennet gösterebilir, hatta belki orayı cennete çevirir. Sözü üsluba uygun ve sanatlı söylemek bu bakımdan önemlidir. Sözün inceliklerine vakıf olunduktan sonra her söz savaş kestirir, her söz baş bitirip can katar. Acıların tesellisi de, zehrin şekere dönmesi de bu sayede mümkündür. Keza anlatırlar, hani başka bir padişahın da çok sevdiği bir atı varmış. Yalnızca bu atın bakımı için birkaç seyis görevlendirmiş. Atı o kadar severmiş ki "Kim bu atın öldüğünü bana söylerse başını cellada veririm" der, böylece herkesin o ata ihtimam göstermesini sağlarmış. Ne var ki at da bir canın sahibi, üç yıl, beş yıl derken vadesi yetince günün birinde ölüvermiş. Seyislerin her biri padişahın gözüne çarpmamak için köşe bucak saklanır olmuşlar. Öyle ya, kim şimdi huzura çıkıp "Sultanım, atınız maalesef öldü!" diyebilir ki? Bunu hükümdara söyleyecek bir adam aramaya başlamışlar. Bilgelerden, söz bilen bir zat çıkıp "Hiç korkmayın, ben bu haberi sultana veririm, siz de rahat eder, başınızı kurtarırsınız" demiş. Dediğini de yapmış, huzura çıkıp padişaha arz etmiş: -Haşmetli hünkarım! Atınız her zamanki haşmetiyle bir yattı ki yerinden kaldırabilmek kabil değil. -İşte benim asil atım!.. -Gözlerini bir yumdu ki açsa da o nergis gözleri bir kez daha görebilsem diye hasretle bekleşenler neredeyse kuruyup soldular. -Gözlerini açmadı demek, Allah Allah!.. Böyle yapmazdı hiç!.. -Ceylanları andıran ayaklarını şöyle bir uzattı ki, görenler, toplamasını beklemek beyhude emek diyorlar. -Ayaklarını uzattı ha!?.. Hımm!.. -Üstelik hünkarım nalları da güneşe karşı bir parlıyor, bir parlıyor... -Desene ki atım öldü... -Hünkarım, and olsun bunu siz söylediniz!.. Ben öyle bir şey demedim. Padişah üzülmüş üzülmesine ama adamın sözdeki kurnazlığına da hayran kalmış, onu sevindirmiş, seyislere de atın hesabını sormamış. Bize gelince, "Aferin o bilgeye!"den başka ne denir!. Ve bir de makama uygun sözü hatırlamaktan başka: "Yunus şimdi söz yatından, söyle sözü gayetinden / Pek sakın o şah katından, seni ırağ ede bir söz". Hamiş: İnsanoğlu şahlar katından sürüleceği sözleri ölçüp biçiyor da yarın huzur-ı mahşerde gerçek Şah'ın huzurunda utanacağı sözlerden hiç sakınmıyor. [1] Bu Arapça darbımesele Türkçe kafiyeli bir başka söz daha ilave edilmiştir ki bazı uyanık ve açıkgöz söz erbabını anlatmak bakımından ibretliktir: "Küllü makamun makal; küllü ormanin çakal (Her makama uygun bir söz, her ormanda bir çakal mutlaka vardır)." [COLOR="#008080"][B]İskender Pala 'Zaman Gazetes 15 kasım tarihli köşe yazısı'[/B][/COLOR] [/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Edebiyat
Söz Ola..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst