Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Genel ve Güncel Haberler
Söz verin o zaman!
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="nuriye" data-source="post: 122428" data-attributes="member: 9424"><p>Bedrettin Dalan'a ait bir araziden cephanelikler çıktı. Vaktiyle İstanbul belediye başkanlığı yapmış bir insandan (ya da başkanlığını yaptığı vakıftan) cephanelikler çıkması beklenmeyecek bir tablo. Aynı şaşkınlık Ergenekon soruşturması kapsamında Dalan'a ait yerlerde arama yapıldığında da yaşanmıştı. 7 bin mermi, 5 tabanca çıkmıştı kasasından. Üniversite sahibi bir insanın silahlarla bu kadar sık anılması tabii ki soru işaretlerine neden oluyor; hele bir de o kişi Ergenekon davasından gıyabi tutuklama kararıyla aranıyorsa... </p><p>Arazi İstek Vakfı'na ait; ancak askerî bir bölge olduğu ve oraya izinsiz girilemediği söyleniyor. Öyle olunca gözler TSK'ya dönüyor. Onlar da "Bizim araziye gömülü silahımız yok" diyor. Vakıf arazisinin bitişiğinde SAT komandolarına ait askerî birimler yer almakta. Yani mesele karışık; karışık olduğu kadar da şüphe uyandırıcı. Gerçeğin ortaya çıkarılması için güvenlik güçlerine ve yargıya çok iş düşüyor; tabii ki medyaya da... </p><p>Medyanın aslî görevi ortadaki manzarayı net bir şekilde duyurmak; bu vahim manzara ile ilgili sorular yöneltip meselenin köküne inmek. Tabii ki hiçbir kimse (ya da kurum) şimdiden suçlu ilan edilemez; adı geçen kişiler ya da kurumların bir kalemde aklanıp paklanamayacağı gibi. Çünkü ortaya çıkan tablo herkesin tüylerini diken diken edecek kadar vahim... </p><p>Doğan Grubu başta olmak üzere bazı medya kuruluşlarının Dalan konusundaki yayınlarını bir kenara not etmek şart! Çünkü hemen her konuya heyecanla yaklaşanlar, bu sefer hukuki sürece saygı ve yayıncılık sorumluluğuna vurgu yapıyor. Hatta bazı gazeteleri 'kirli' yayın yapmakla suçluyorlar. Söz konusu Bedrettin Bey olunca gazetelerinden bir kısmı nerdeyse bir cephane bulunmamış gibi davrandı. Bazıları da Dalan ismini, Dalan'ın vakfını adeta perdeleyerek verdi haberlerinde. "Niçin bir insanı hemen suçlu ilan ediyorsunuz?" şeklinde bir üslubu tercih ettiler. Tercih diyorum; çünkü sonuçta bu da bir duruş şeklidir. Eleştirebilirsiniz, beğenmeyebilirsiniz, hatta öfkelenebilirsiniz; lâkin bu yaklaşım biçiminin not edilmesi çok önemlidir. Bu saatten sonra kamuoyu şu soruyu her zaman soracak: 'Dalan konusunda gösterdiğiniz 'titizlik' bütün yurttaşlarımız için de geçerli olacak mı?' </p><p>Farzı muhal, Dalan'ın evinde çıkan silahlar ya da arazisinde ele geçirilen cephanelikler herhangi bir vatandaştan çıksaydı aynı mantıkla hukuk vurgusu yapacak mıydınız? Allah korusun, herhangi bir cami avlusundan bir mantar tabancası çıksa Hürriyet Gazetesi yazı işlerinin yaklaşımını kestiremiyor insanlar. Ya da "saygın" bulmadıkları bir ismin kasasında 7 bin mermi çıksaydı Milliyet bu kadar sağduyulu yaklaşabilir mi, sorusuna 'evet' cevabı verilemiyor... </p><p>"Bundan sonra herkes için daha sağduyulu yayın yapacağız." deniyorsa bunu bir milat olarak kaydetmek gerekiyor. Çünkü yakın geçmişte 'masuniyet karinesi'ne hiç de riayet edilmedi. Mesela 28 Şubat döneminde pompalı silah kampanyası yapıldı. Tamamen psikolojik harekâta yönelik bir sindirme operasyonuydu. Güya "Refahlılar pompalı silah alıyor"du. O gün yapılan genellemeler delil olmaksızın herkesi zan altında bırakıyordu. Bugün her yerden Ergenekon cephanelikleri fışkırıyor. Zaten soruşturma da İstanbul Ümraniye'de ele geçirilen bir mühimmatla ortaya çıkmıştı. Arkasından olay, Eskişehir'e sıçramış, emekli bir askerin evinden silah deposu çıkmıştı. Sonrası malum Yarbay Sönmez'in cephaneliği, İbrahim Şahin'in cephaneliği, Poyrazköy cephaneliği... </p><p>Demem o ki hukuk, artık çifte standardı kaldırmıyor. Cephaneliklerle yakalanmış kişilere gösterilen saygı, hayatında karınca ezmemiş insanlardan esirgeniyorsa adalet duygusu yerle bir oluyor demektir. Bu durum hem adalet duygusunu yaralıyor hem de toplumsal barışı da zedeliyor. Eskiden çifte standartlara şaşaalı ambalajlar bulunurdu. Artık o dönem de sona erdi, çünkü insanlar her bilgiye onlarca kaynaktan ulaşıp olayların perde arkasına vâkıf olabiliyor. En iyisi bugün yargıya saygıyı hatırlatanlardan yemin billah söz almak. Söz verin kendinize yakın bulduğunuz insanlar için talep ettiğiniz adalet ve sağduyuyu herkese karşı göstereceğinize! Siz o saygıyı gösterebilirseniz bu ülke daha çabuk normalleşecek, şeffaflaşacak, demokratikleşecek... <a href="http://www.zaman.com.tr/ara.do?author=454B52454D2044554D414E4C49" target="_blank">EKREM DUMANLI </a></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="nuriye, post: 122428, member: 9424"] Bedrettin Dalan'a ait bir araziden cephanelikler çıktı. Vaktiyle İstanbul belediye başkanlığı yapmış bir insandan (ya da başkanlığını yaptığı vakıftan) cephanelikler çıkması beklenmeyecek bir tablo. Aynı şaşkınlık Ergenekon soruşturması kapsamında Dalan'a ait yerlerde arama yapıldığında da yaşanmıştı. 7 bin mermi, 5 tabanca çıkmıştı kasasından. Üniversite sahibi bir insanın silahlarla bu kadar sık anılması tabii ki soru işaretlerine neden oluyor; hele bir de o kişi Ergenekon davasından gıyabi tutuklama kararıyla aranıyorsa... Arazi İstek Vakfı'na ait; ancak askerî bir bölge olduğu ve oraya izinsiz girilemediği söyleniyor. Öyle olunca gözler TSK'ya dönüyor. Onlar da "Bizim araziye gömülü silahımız yok" diyor. Vakıf arazisinin bitişiğinde SAT komandolarına ait askerî birimler yer almakta. Yani mesele karışık; karışık olduğu kadar da şüphe uyandırıcı. Gerçeğin ortaya çıkarılması için güvenlik güçlerine ve yargıya çok iş düşüyor; tabii ki medyaya da... Medyanın aslî görevi ortadaki manzarayı net bir şekilde duyurmak; bu vahim manzara ile ilgili sorular yöneltip meselenin köküne inmek. Tabii ki hiçbir kimse (ya da kurum) şimdiden suçlu ilan edilemez; adı geçen kişiler ya da kurumların bir kalemde aklanıp paklanamayacağı gibi. Çünkü ortaya çıkan tablo herkesin tüylerini diken diken edecek kadar vahim... Doğan Grubu başta olmak üzere bazı medya kuruluşlarının Dalan konusundaki yayınlarını bir kenara not etmek şart! Çünkü hemen her konuya heyecanla yaklaşanlar, bu sefer hukuki sürece saygı ve yayıncılık sorumluluğuna vurgu yapıyor. Hatta bazı gazeteleri 'kirli' yayın yapmakla suçluyorlar. Söz konusu Bedrettin Bey olunca gazetelerinden bir kısmı nerdeyse bir cephane bulunmamış gibi davrandı. Bazıları da Dalan ismini, Dalan'ın vakfını adeta perdeleyerek verdi haberlerinde. "Niçin bir insanı hemen suçlu ilan ediyorsunuz?" şeklinde bir üslubu tercih ettiler. Tercih diyorum; çünkü sonuçta bu da bir duruş şeklidir. Eleştirebilirsiniz, beğenmeyebilirsiniz, hatta öfkelenebilirsiniz; lâkin bu yaklaşım biçiminin not edilmesi çok önemlidir. Bu saatten sonra kamuoyu şu soruyu her zaman soracak: 'Dalan konusunda gösterdiğiniz 'titizlik' bütün yurttaşlarımız için de geçerli olacak mı?' Farzı muhal, Dalan'ın evinde çıkan silahlar ya da arazisinde ele geçirilen cephanelikler herhangi bir vatandaştan çıksaydı aynı mantıkla hukuk vurgusu yapacak mıydınız? Allah korusun, herhangi bir cami avlusundan bir mantar tabancası çıksa Hürriyet Gazetesi yazı işlerinin yaklaşımını kestiremiyor insanlar. Ya da "saygın" bulmadıkları bir ismin kasasında 7 bin mermi çıksaydı Milliyet bu kadar sağduyulu yaklaşabilir mi, sorusuna 'evet' cevabı verilemiyor... "Bundan sonra herkes için daha sağduyulu yayın yapacağız." deniyorsa bunu bir milat olarak kaydetmek gerekiyor. Çünkü yakın geçmişte 'masuniyet karinesi'ne hiç de riayet edilmedi. Mesela 28 Şubat döneminde pompalı silah kampanyası yapıldı. Tamamen psikolojik harekâta yönelik bir sindirme operasyonuydu. Güya "Refahlılar pompalı silah alıyor"du. O gün yapılan genellemeler delil olmaksızın herkesi zan altında bırakıyordu. Bugün her yerden Ergenekon cephanelikleri fışkırıyor. Zaten soruşturma da İstanbul Ümraniye'de ele geçirilen bir mühimmatla ortaya çıkmıştı. Arkasından olay, Eskişehir'e sıçramış, emekli bir askerin evinden silah deposu çıkmıştı. Sonrası malum Yarbay Sönmez'in cephaneliği, İbrahim Şahin'in cephaneliği, Poyrazköy cephaneliği... Demem o ki hukuk, artık çifte standardı kaldırmıyor. Cephaneliklerle yakalanmış kişilere gösterilen saygı, hayatında karınca ezmemiş insanlardan esirgeniyorsa adalet duygusu yerle bir oluyor demektir. Bu durum hem adalet duygusunu yaralıyor hem de toplumsal barışı da zedeliyor. Eskiden çifte standartlara şaşaalı ambalajlar bulunurdu. Artık o dönem de sona erdi, çünkü insanlar her bilgiye onlarca kaynaktan ulaşıp olayların perde arkasına vâkıf olabiliyor. En iyisi bugün yargıya saygıyı hatırlatanlardan yemin billah söz almak. Söz verin kendinize yakın bulduğunuz insanlar için talep ettiğiniz adalet ve sağduyuyu herkese karşı göstereceğinize! Siz o saygıyı gösterebilirseniz bu ülke daha çabuk normalleşecek, şeffaflaşacak, demokratikleşecek... [URL="http://www.zaman.com.tr/ara.do?author=454B52454D2044554D414E4C49"]EKREM DUMANLI [/URL] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Genel ve Güncel Haberler
Söz verin o zaman!
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst