Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Söze Riayet
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 569669" data-attributes="member: 1004566"><p>Söze Riayet</p><p></p><p></p><p>Cenâb-ı Hak buyuruyor:</p><p></p><p>"Verdiğiniz sözü yerine getirin, çünkü verilen söz, sorumluluk gerektirir.” (İsrâ, 34)</p><p></p><p>Rasûlullah (sav) buyurdular:</p><p></p><p>"Münâfığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler. Söz verince sözünde durmaz. Kendisine bir şey emanet edilince hıyanet eder." (Buhârî, Îmân 24; Şehâdât 28, Vesâyâ 8, Edeb 69; Müslim, Îmân 107-108)</p><p></p><p>Abdullah bin Ebi’l-Hamsâ (ra) şöyle anlatıyor:</p><p></p><p>“Peygamberliğinden önce Rasûlullah (sav) ile bir alışveriş yapmıştım. Kendisine borçlandım, biraz beklerse hemen getireceğimi vaad ederek oradan ayrıldım. Fakat verdiğim sözü unutmuşum. Üç gün sonra hatırlayıp konuştuğumuz yere geldiğimde, O’nu aynı yerde beklerken buldum.</p><p></p><p>Bu uzun bekleyişe rağmen Allah Rasûlü (sav), beni azarlamadı ve sadece:</p><p></p><p>"−Ey delikanlı! Bana zahmet verdin, üç gündür burada seni bekliyorum." buyurdu.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 82/4996)</p><p></p><p>O’nun bu söze sadâkat ve benzeri hasletleri karşısında kendisine «Muhammedü’l-Emîn» denilmiştir. Öyle ki O’na inanmayan, son derecede düşman olanlar dahî O’nu «el-Emîn» ve «es-Sâdık» olarak tasdik ettiler. Ebû Cehil dedi ki:</p><p></p><p>“Sen hiç yalan söylemedin! Sen’in «el-Emîn» ve «es-Sâdık» olduğuna biz kānîyiz. Ancak biz Sen’in getirdiğini istemiyoruz.”</p><p></p><p>Nefsâniyet nasıl devâsâ bir ejderha olup insanı yutuyor. Ancak bu derecede nefsinin girdabında boğulanlar bile Efendimiz (sav)’in doğruluk ve söze riayetinde ittifak ediyorlar. Velhâsıl düşmanın bile takdir etmekten başka çare bulamadığı böylesine yüce haslet, günümüz insanının en büyük ihtiyacı. Kendimize her zaman sormak lâzım:</p><p></p><p>Ulu Peygamber’e uygun mu hayâtın, sıfatın,</p><p></p><p>Düşmanın methine şâyan değerin var mı gönül? (Osman Nûri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Mayıs-2007)</p><p></p><p>Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)</p><p></p><p>el-Kahhâr: Yenilmeyen, yegâne galip gelen, güç sahibi, her şeye istediğini yapacak sûrette gâlip ve hâkim olan demektir.</p><p></p><p>Kısa Günün Kârı</p><p></p><p>İnsan verdiği sözden, yaptığı anlaşmadan sorumlu olduğunu unutmamalıdır. Anlaşmalara uymadığı takdirde hem kanun karşısında hem de Allah'ın huzurunda yaptığı haksızlığın hesabını verecektir</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 569669, member: 1004566"] Söze Riayet Cenâb-ı Hak buyuruyor: "Verdiğiniz sözü yerine getirin, çünkü verilen söz, sorumluluk gerektirir.” (İsrâ, 34) Rasûlullah (sav) buyurdular: "Münâfığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler. Söz verince sözünde durmaz. Kendisine bir şey emanet edilince hıyanet eder." (Buhârî, Îmân 24; Şehâdât 28, Vesâyâ 8, Edeb 69; Müslim, Îmân 107-108) Abdullah bin Ebi’l-Hamsâ (ra) şöyle anlatıyor: “Peygamberliğinden önce Rasûlullah (sav) ile bir alışveriş yapmıştım. Kendisine borçlandım, biraz beklerse hemen getireceğimi vaad ederek oradan ayrıldım. Fakat verdiğim sözü unutmuşum. Üç gün sonra hatırlayıp konuştuğumuz yere geldiğimde, O’nu aynı yerde beklerken buldum. Bu uzun bekleyişe rağmen Allah Rasûlü (sav), beni azarlamadı ve sadece: "−Ey delikanlı! Bana zahmet verdin, üç gündür burada seni bekliyorum." buyurdu.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 82/4996) O’nun bu söze sadâkat ve benzeri hasletleri karşısında kendisine «Muhammedü’l-Emîn» denilmiştir. Öyle ki O’na inanmayan, son derecede düşman olanlar dahî O’nu «el-Emîn» ve «es-Sâdık» olarak tasdik ettiler. Ebû Cehil dedi ki: “Sen hiç yalan söylemedin! Sen’in «el-Emîn» ve «es-Sâdık» olduğuna biz kānîyiz. Ancak biz Sen’in getirdiğini istemiyoruz.” Nefsâniyet nasıl devâsâ bir ejderha olup insanı yutuyor. Ancak bu derecede nefsinin girdabında boğulanlar bile Efendimiz (sav)’in doğruluk ve söze riayetinde ittifak ediyorlar. Velhâsıl düşmanın bile takdir etmekten başka çare bulamadığı böylesine yüce haslet, günümüz insanının en büyük ihtiyacı. Kendimize her zaman sormak lâzım: Ulu Peygamber’e uygun mu hayâtın, sıfatın, Düşmanın methine şâyan değerin var mı gönül? (Osman Nûri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Mayıs-2007) Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri) el-Kahhâr: Yenilmeyen, yegâne galip gelen, güç sahibi, her şeye istediğini yapacak sûrette gâlip ve hâkim olan demektir. Kısa Günün Kârı İnsan verdiği sözden, yaptığı anlaşmadan sorumlu olduğunu unutmamalıdır. Anlaşmalara uymadığı takdirde hem kanun karşısında hem de Allah'ın huzurunda yaptığı haksızlığın hesabını verecektir [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Söze Riayet
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst