Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ahmet.1" data-source="post: 566603" data-attributes="member: 1040028"><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px">Ey arkadaş! Hikâye burada bitti. Eğer şu temsilin sırrını anladınsa bak, hakikatın yüzünü de gör: </span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px">İşte o saray, şu âlemdir ki; tavanı, tebessüm eden yıldızlarla tenvir edilmiş gök yüzüdür. Tabanı ise, şarktan garba gûna-gûn çiçeklerle süslendirilmiş yeryüzüdür. </span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px">O Melik ise, ezel ebed sultanı olan bir Zât-ı Mukaddes'tir ki, yedi kat semavat ve arz ve içlerinde olan herşey, kendilerine mahsus lisanlarla o zâtı takdis edip tesbih ediyorlar. Hem öyle bir Melik-i Kadîr ki, semavat ve arzı altı günde yaratarak arş-ı rububiyetinde durup; gece ve gündüzü, siyah ve beyaz iki hat gibi birbiri arkası sıra döndürüp, kâinat sahifesinde âyâtını yazan; ve Güneş, Ay, yıldızlar emrine müsahhar zîhaşmet ve zîkudret sahibidir. </span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px">O sarayın menzilleri ise, şu onsekiz bin âlemdir ki, herbirisi kendine lâyık bir tarz ile tezyin ve tanzim edilmiştir. İşte o sarayda gördüğün sanayi-i garibe ise, şu âlemde görünen kudret-i İlahiyenin mu'cizeleridir. Ve o sarayda gördüğün taamlar ise; şu âlemde, hele yaz mevsiminde, hele Barla bahçelerinde rahmet-i İlahiyenin semerat-ı hârikalarına işarettir. Ve oradaki ocak ve matbah ise, burada kalbinde ateş olan arz ve sath-ı arzdır. Ve orada temsilde gördüğün gizli definelerin cevherleri ise, şu hakikatta esma-i kudsiye-i İlahiyenin cilvelerine misaldir. Ve temsilde gördüğümüz nakışlar ve o nakışların remizleri ise, şu âlemi süslendiren muntazam masnuat ve mevzun nukuş-u kalem-i kudrettir ki, Kadîr-i Zülcelal'in esmasına delalet ederler. </span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px">Ve o üstad ise, Seyyidimiz Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'dır. Avenesi ise, Enbiya Aleyhimüsselâm'dır ve şakirdleri ise evliya ve asfiyadır. </span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px">O saraydaki hâkimin hizmetkârları ise, şu âlemde Melaike Aleyhimüsselâm'a işarettir. Temsilde, seyir ve ziyafete davet edilen misafirler ise, şu dünya misafirhanesinde cin ve ins ve insanın hizmetkârları olan hayvanlara işarettir. </span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px">Ve o iki fırka ise, burada birisi ehl-i imandır ki kitab-ı kâinatın âyâtının müfessiri olan Kur'an-ı Hakîm'in şakirdleridir. Diğer güruh ise ehl-i küfür ve tuğyandır ki, nefis ve şeytana tâbi' olup yalnız hayat-ı dünyeviyeyi tanıyan, hayvan gibi belki daha aşağı sağır, dilsiz, dâllîn güruhudur.</span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px">*Birinci kafile olan süeda ve ebrar ise, zülcenaheyn olan üstadı dinlediler. O üstad hem abddir; ubudiyet noktasında Rabbini tavsif ve tarif eder ki, Cenab-ı Hakk'ın dergâhında ümmetinin elçisi hükmündedir. Hem resuldür; risalet noktasında Rabbinin ahkâmını Kur'an vasıtasıyla cin ve inse tebliğ eder.</span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px">Şu bahtiyar cemaat, o resulü dinleyip Kur'ana kulak verdiler. Kendilerini, enva'-ı ibadatın fihristesi olan "namaz" ile birçok makamat-ı âliye içinde çok latif vazifelerle telebbüs etmiş gördüler. </span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px">Evet namazın mütenevvi ezkâr ve harekâtıyla işaret ettiği vezaifi, makamatı, mufassalan gördüler. Şöyle ki: </span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px">Evvelen: Âsâra bakıp, gaibane muamele suretinde saltanat-ı rububiyetin mehasinine temaşager makamında kendilerini gördüklerinden; tekbir ve tesbih vazifesini eda edip "Allahü Ekber" dediler.</span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px">Sâniyen: Esma-i kudsiye-i İlahiyenin cilveleri olan bedayi'ine ve parlak eserlerine dellâllık makamında görünmekle "Sübhanallah, Velhamdülillah" diyerek takdis ve tahmid vazifesini îfa ettiler.</span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px">Sâlisen: Rahmet-i İlahiyenin hazinelerinde iddihar edilen nimetlerini zahir ve bâtın duygularla tadıp anlamak makamında, şükür ve sena vazifesini edaya başladılar.</span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px">Râbian: Esma-i İlahiyenin definelerindeki cevherleri, manevî cihazat mizanlarıyla tartıp bilmek makamında, tenzih ve medih vazifesine başladılar.</span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px">Hâmisen: Mistar-ı kader üstünde kalem-i kudretiyle yazılan mektubat-ı Rabbaniyeyi mütalaa makamında, tefekkür ve istihsan vazifesine başladılar.</span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px">Sâdisen: Eşyanın yaratılışında ve masnuatın san'atındaki latif incelik ve nazenin güzellikleri temaşa ile tenzih makamında Fâtır-ı Zülcelal, Sâni'-i Zülcemal'lerine muhabbet ve iştiyak vazifesine girdiler.</span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px">Demek kâinata ve âsâra bakıp, gaibane muamele-i ubudiyetle mezkûr makamatta mezkûr vezaifi eda ettikten sonra Sâni'-i Hakîm'in dahi muamelesine ve ef'aline bakmak derecesine çıktılar ki, hazırane bir muamele suretinde evvelâ Hâlık-ı Zülcelal'in kendi san'atının mu'cizeleriyle kendini zîşuura tanıttırmasına karşı hayret içinde bir marifet ile mukabele ederek </span></em><span style="color: #b22222"><span style="font-size: 18px">ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻣَﺎ ﻋَﺮَﻓْﻨَﺎﻙَ ﺣَﻖَّ ﻣَﻌْﺮِﻓَﺘِﻚَ </span></span><em><span style="font-size: 12px">dediler. "Senin tarif edicilerin bütün masnuatındaki mu'cizelerindir." </span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px">Sonra o Rahman'ın kendi rahmetinin güzel meyveleriyle kendini sevdirmesine karşı, muhabbet ve aşk ile mukabele edip </span></em></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><span style="color: #b22222"><span style="font-size: 18px">ﺍِﻳَّﺎﻙَ ﻧَﻌْﺒُﺪُ ﻭَﺍِﻳَّﺎﻙَ ﻧَﺴْﺘَﻌِﻴﻦُ </span></span><em><span style="font-size: 12px">dediler. </span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px">Sonra o Mün'im-i Hakikî'nin tatlı nimetleriyle terahhum ve şefkatini göstermesine karşı şükür ve hamd ile mukabele ettiler; dediler:</span></em><span style="color: #b22222"><span style="font-size: 18px"> ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻭَﺑِﺤَﻤْﺪِﻙَ</span></span><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px">"Senin hak şükrünü nasıl eda edebiliriz? Sen öyle şükre lâyık bir meşkûrsun ki, bütün kâinata serilmiş bütün ihsanatın açık lisan-ı halleri, şükür ve senanızı okuyorlar. Hem âlem çarşısında dizilmiş ve zeminin yüzüne serpilmiş bütün nimetlerin ilânatıyla hamd ve medhinizi bildiriyorlar. Hem rahmet ve nimetin manzum meyveleri ve mevzun yemişleri, senin cûd u keremine şehadet etmekle senin şükrünü enzar-ı mahlukat önünde îfa ederler."</span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px">Sonra şu kâinatın yüzlerinde değişen mevcudat âyinelerinde cemal ve celal ve kemal ve kibriyasının izharına karşı, </span></em><span style="color: #b22222"><span style="font-size: 18px">ﺍَﻟﻠَّﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ </span></span><em><span style="font-size: 12px">deyip ta'zim içinde bir aczle rükua gidip mahviyet içinde bir muhabbet ve hayretle secde edip mukabele ettiler. </span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px"></span></em></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><em><span style="font-size: 12px">Sonra o Ganiyy-i Mutlak'ın servetinin çokluğunu ve rahmetinin genişliğini göstermesine karşı; fakr u hacetlerini izhar edip, dua edip, istemekle mukabele edip </span></em><span style="color: #b22222"><span style="font-size: 18px">ﻭَﺍِﻳَّﺎﻙَ ﻧَﺴْﺘَﻌِﻴﻦُ </span></span><em><span style="font-size: 12px">dediler.</span></em></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ahmet.1, post: 566603, member: 1040028"] [COLOR=#000000][FONT=arial][I][SIZE=3]Ey arkadaş! Hikâye burada bitti. Eğer şu temsilin sırrını anladınsa bak, hakikatın yüzünü de gör: İşte o saray, şu âlemdir ki; tavanı, tebessüm eden yıldızlarla tenvir edilmiş gök yüzüdür. Tabanı ise, şarktan garba gûna-gûn çiçeklerle süslendirilmiş yeryüzüdür. O Melik ise, ezel ebed sultanı olan bir Zât-ı Mukaddes'tir ki, yedi kat semavat ve arz ve içlerinde olan herşey, kendilerine mahsus lisanlarla o zâtı takdis edip tesbih ediyorlar. Hem öyle bir Melik-i Kadîr ki, semavat ve arzı altı günde yaratarak arş-ı rububiyetinde durup; gece ve gündüzü, siyah ve beyaz iki hat gibi birbiri arkası sıra döndürüp, kâinat sahifesinde âyâtını yazan; ve Güneş, Ay, yıldızlar emrine müsahhar zîhaşmet ve zîkudret sahibidir. O sarayın menzilleri ise, şu onsekiz bin âlemdir ki, herbirisi kendine lâyık bir tarz ile tezyin ve tanzim edilmiştir. İşte o sarayda gördüğün sanayi-i garibe ise, şu âlemde görünen kudret-i İlahiyenin mu'cizeleridir. Ve o sarayda gördüğün taamlar ise; şu âlemde, hele yaz mevsiminde, hele Barla bahçelerinde rahmet-i İlahiyenin semerat-ı hârikalarına işarettir. Ve oradaki ocak ve matbah ise, burada kalbinde ateş olan arz ve sath-ı arzdır. Ve orada temsilde gördüğün gizli definelerin cevherleri ise, şu hakikatta esma-i kudsiye-i İlahiyenin cilvelerine misaldir. Ve temsilde gördüğümüz nakışlar ve o nakışların remizleri ise, şu âlemi süslendiren muntazam masnuat ve mevzun nukuş-u kalem-i kudrettir ki, Kadîr-i Zülcelal'in esmasına delalet ederler. Ve o üstad ise, Seyyidimiz Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'dır. Avenesi ise, Enbiya Aleyhimüsselâm'dır ve şakirdleri ise evliya ve asfiyadır. O saraydaki hâkimin hizmetkârları ise, şu âlemde Melaike Aleyhimüsselâm'a işarettir. Temsilde, seyir ve ziyafete davet edilen misafirler ise, şu dünya misafirhanesinde cin ve ins ve insanın hizmetkârları olan hayvanlara işarettir. Ve o iki fırka ise, burada birisi ehl-i imandır ki kitab-ı kâinatın âyâtının müfessiri olan Kur'an-ı Hakîm'in şakirdleridir. Diğer güruh ise ehl-i küfür ve tuğyandır ki, nefis ve şeytana tâbi' olup yalnız hayat-ı dünyeviyeyi tanıyan, hayvan gibi belki daha aşağı sağır, dilsiz, dâllîn güruhudur. *Birinci kafile olan süeda ve ebrar ise, zülcenaheyn olan üstadı dinlediler. O üstad hem abddir; ubudiyet noktasında Rabbini tavsif ve tarif eder ki, Cenab-ı Hakk'ın dergâhında ümmetinin elçisi hükmündedir. Hem resuldür; risalet noktasında Rabbinin ahkâmını Kur'an vasıtasıyla cin ve inse tebliğ eder. Şu bahtiyar cemaat, o resulü dinleyip Kur'ana kulak verdiler. Kendilerini, enva'-ı ibadatın fihristesi olan "namaz" ile birçok makamat-ı âliye içinde çok latif vazifelerle telebbüs etmiş gördüler. Evet namazın mütenevvi ezkâr ve harekâtıyla işaret ettiği vezaifi, makamatı, mufassalan gördüler. Şöyle ki: Evvelen: Âsâra bakıp, gaibane muamele suretinde saltanat-ı rububiyetin mehasinine temaşager makamında kendilerini gördüklerinden; tekbir ve tesbih vazifesini eda edip "Allahü Ekber" dediler. Sâniyen: Esma-i kudsiye-i İlahiyenin cilveleri olan bedayi'ine ve parlak eserlerine dellâllık makamında görünmekle "Sübhanallah, Velhamdülillah" diyerek takdis ve tahmid vazifesini îfa ettiler. Sâlisen: Rahmet-i İlahiyenin hazinelerinde iddihar edilen nimetlerini zahir ve bâtın duygularla tadıp anlamak makamında, şükür ve sena vazifesini edaya başladılar. Râbian: Esma-i İlahiyenin definelerindeki cevherleri, manevî cihazat mizanlarıyla tartıp bilmek makamında, tenzih ve medih vazifesine başladılar. Hâmisen: Mistar-ı kader üstünde kalem-i kudretiyle yazılan mektubat-ı Rabbaniyeyi mütalaa makamında, tefekkür ve istihsan vazifesine başladılar. Sâdisen: Eşyanın yaratılışında ve masnuatın san'atındaki latif incelik ve nazenin güzellikleri temaşa ile tenzih makamında Fâtır-ı Zülcelal, Sâni'-i Zülcemal'lerine muhabbet ve iştiyak vazifesine girdiler. Demek kâinata ve âsâra bakıp, gaibane muamele-i ubudiyetle mezkûr makamatta mezkûr vezaifi eda ettikten sonra Sâni'-i Hakîm'in dahi muamelesine ve ef'aline bakmak derecesine çıktılar ki, hazırane bir muamele suretinde evvelâ Hâlık-ı Zülcelal'in kendi san'atının mu'cizeleriyle kendini zîşuura tanıttırmasına karşı hayret içinde bir marifet ile mukabele ederek [/SIZE][/I][COLOR=#b22222][SIZE=5]ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻣَﺎ ﻋَﺮَﻓْﻨَﺎﻙَ ﺣَﻖَّ ﻣَﻌْﺮِﻓَﺘِﻚَ [/SIZE][/COLOR][I][SIZE=3]dediler. "Senin tarif edicilerin bütün masnuatındaki mu'cizelerindir." Sonra o Rahman'ın kendi rahmetinin güzel meyveleriyle kendini sevdirmesine karşı, muhabbet ve aşk ile mukabele edip [/SIZE][/I][/FONT][/COLOR][COLOR=#000000][FONT=arial][COLOR=#b22222][SIZE=5]ﺍِﻳَّﺎﻙَ ﻧَﻌْﺒُﺪُ ﻭَﺍِﻳَّﺎﻙَ ﻧَﺴْﺘَﻌِﻴﻦُ [/SIZE][/COLOR][I][SIZE=3]dediler. Sonra o Mün'im-i Hakikî'nin tatlı nimetleriyle terahhum ve şefkatini göstermesine karşı şükür ve hamd ile mukabele ettiler; dediler:[/SIZE][/I][COLOR=#b22222][SIZE=5] ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻭَﺑِﺤَﻤْﺪِﻙَ[/SIZE][/COLOR][I][SIZE=3] [/SIZE][/I][/FONT][/COLOR][COLOR=#000000][FONT=arial][I][SIZE=3]"Senin hak şükrünü nasıl eda edebiliriz? Sen öyle şükre lâyık bir meşkûrsun ki, bütün kâinata serilmiş bütün ihsanatın açık lisan-ı halleri, şükür ve senanızı okuyorlar. Hem âlem çarşısında dizilmiş ve zeminin yüzüne serpilmiş bütün nimetlerin ilânatıyla hamd ve medhinizi bildiriyorlar. Hem rahmet ve nimetin manzum meyveleri ve mevzun yemişleri, senin cûd u keremine şehadet etmekle senin şükrünü enzar-ı mahlukat önünde îfa ederler." Sonra şu kâinatın yüzlerinde değişen mevcudat âyinelerinde cemal ve celal ve kemal ve kibriyasının izharına karşı, [/SIZE][/I][COLOR=#b22222][SIZE=5]ﺍَﻟﻠَّﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ [/SIZE][/COLOR][I][SIZE=3]deyip ta'zim içinde bir aczle rükua gidip mahviyet içinde bir muhabbet ve hayretle secde edip mukabele ettiler. Sonra o Ganiyy-i Mutlak'ın servetinin çokluğunu ve rahmetinin genişliğini göstermesine karşı; fakr u hacetlerini izhar edip, dua edip, istemekle mukabele edip [/SIZE][/I][COLOR=#b22222][SIZE=5]ﻭَﺍِﻳَّﺎﻙَ ﻧَﺴْﺘَﻌِﻴﻦُ [/SIZE][/COLOR][I][SIZE=3]dediler.[/SIZE][/I][/FONT][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst