Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ahmet.1" data-source="post: 567334" data-attributes="member: 1040028"><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong>Yedinci Sırr-ı Belâgat:</strong> Kâh oluyor ki âyet; zahirî sebebi, icadın kabiliyetinden azletmek ve uzak göstermek için müsebbebin gayelerini, semerelerini gösteriyor. Tâ anlaşılsın ki; sebeb, yalnız zahirî bir perdedir. Çünki gayet hakîmane gayeleri ve mühim semereleri irade etmek, gayet Alîm, Hakîm birinin işi olmak lâzımdır. Sebebi ise şuursuz, camiddir. </span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Hem semere ve gayetini zikretmekle âyet gösteriyor ki; sebebler çendan nazar-ı zahirîde ve vücudda müsebbebat ile muttasıl ve bitişik görünür. Fakat hakikatta mabeynlerinde uzak bir mesafe var. Sebebden müsebbebin icadına kadar o derece uzaklık var ki; en büyük bir sebebin eli, en edna bir müsebbebin icadına yetişemez. İşte sebeb ve müsebbeb ortasındaki uzun mesafede, esma-i İlahiye birer yıldız gibi tulû' eder. Matla'ları, o mesafe-i maneviyedir. Nasılki zahir nazarda dağların daire-i ufkunda semanın etekleri muttasıl ve mukarin görünür. Halbuki daire-i ufk-u cibalîden semanın eteğine kadar, umum yıldızların matla'ları ve başka şeylerin meskenleri olan bir mesafe-i azîme bulunduğu gibi; esbab ile müsebbebat mabeyninde öyle bir mesafe-i maneviye var ki, imanın dûrbîniyle, Kur'anın nuruyla görünür. </span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Meselâ:</span></span></em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A"> ﻓَﻠْﻴَﻨْﻈُﺮِ ﺍﻟْﺎِﻧْﺴَﺎﻥُ ﺍِﻟَﻰ ﻃَﻌَﺎﻣِﻪِ ٭ ﺍَﻧَّﺎ ﺻَﺒَﺒْﻨَﺎ ﺍﻟْﻤَٓﺎﺀَ ﺻَﺒًّﺎ ٭ ﺛُﻢَّ ﺷَﻘَﻘْﻨَﺎ ﺍﻟْﺎَﺭْﺽَ ﺷَﻘًّﺎ ٭ ﻓَﺎَﻧْﺒَﺘْﻨَﺎ ﻓِﻴﻬَﺎ ﺣَﺒًّﺎ ٭ ﻭَ ﻋِﻨَﺒًﺎ ﻭَ ﻗَﻀْﺒًﺎ ٭ ﻭَ ﺯَﻳْﺘُﻮﻧًﺎ ﻭَ ﻧَﺨْﻠﺎً ٭ ﻭَ ﺣَﺪَٓﺍﺋِﻖَ ﻏُﻠْﺒًﺎ ٭ ﻭَ ﻓَﺎﻛِﻬَﺔً ﻭَ ﺍَﺑًّﺎ ٭ ﻣَﺘَﺎﻋًﺎ ﻟَﻜُﻢْ ﻭَ ﻟِﺎَﻧْﻌَﺎﻣِﻜُﻢْ</span></span></span></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">İşte şu âyet-i kerime, mu'cizat-ı kudret-i İlahiyeyi bir tertib-i hikmetle zikrederek esbabı müsebbebata rabtedip en âhirde</span></span></em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A"> ﻣَﺘَﺎﻋًﺎ ﻟَﻜُﻢْ</span></span></span><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"> lafzıyla bir gayeyi gösterir ki; o gaye, bütün o müteselsil esbab ve müsebbebat içinde o gayeyi gören ve takib eden gizli bir mutasarrıf bulunduğunu ve o esbab, onun perdesi olduğunu isbat eder. </span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Evet</span></span></em> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A">ﻣَﺘَﺎﻋًﺎ ﻟَﻜُﻢْ ﻭَ ﻟِﺎَﻧْﻌَﺎﻣِﻜُﻢْ</span></span></span><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"> tabiriyle bütün esbabı, icad kabiliyetinden azleder. Manen der: "Size ve hayvanatınıza rızkı yetiştirmek için su semadan geliyor. O suda, size ve hayvanatınıza acıyıp şefkat edip rızık yetiştirmek kabiliyeti olmadığından; su gelmiyor, gönderiliyor demektir. Hem toprak, nebatatıyla açılıp, rızkınız oradan geliyor. Hissiz, şuursuz toprak, sizin rızkınızı düşünüp şefkat etmek kabiliyetinden pek uzak olduğundan, toprak kendi kendine açılmıyor, birisi o kapıyı açıyor, nimetleri ellerinize veriyor. Hem otlar, ağaçlar sizin rızkınızı düşünüp merhameten size meyveleri, hububatı yetiştirmekten pekçok uzak olduğundan, âyet gösteriyor ki, onlar bir Hakîm-i Rahîm'in perde arkasından uzattığı ipler ve şeritlerdir ki, nimetlerini onlara takmış, zîhayatlara uzatıyor. İşte şu beyanattan Rahîm, Rezzak, Mün'im, Kerim gibi çok esmanın matla'ları görünüyor.</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Hem meselâ:</span></span></em></p><p></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: #A52A2A">ﺍَﻟَﻢْ ﺗَﺮَ ﺍَﻥَّ ﺍﻟﻠَّﻪَ ﻳُﺰْﺟِﻰ ﺳَﺤَﺎﺑًﺎ ﺛُﻢَّ ﻳُﺆَﻟِّﻒُ ﺑَﻴْﻨَﻪُ ﺛُﻢَّ ﻳَﺠْﻌَﻠُﻪُ ﺭُﻛَﺎﻣًﺎ ﻓَﺘَﺮَﻯ ﺍﻟْﻮَﺩْﻕَ ﻳَﺨْﺮُﺝُ ﻣِﻦْ ﺧِﻠﺎَﻟِﻪِ ﻭَ ﻳُﻨَﺰِّﻝُ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀِ ﻣِﻦْ ﺟِﺒَﺎﻝٍ ﻓِﻴﻬَﺎ ﻣِﻦْ ﺑَﺮَﺩٍ ﻓَﻴُﺼِﻴﺐُ ﺑِﻪِ ﻣَﻦْ ﻳَﺸَٓﺎﺀُ ﻭَ ﻳَﺼْﺮِﻓُﻪُ ﻋَﻦْ ﻣَﻦْ ﻳَﺸَٓﺎﺀُ ﻳَﻜَﺎﺩُ ﺳَﻨَﺎ ﺑَﺮْﻗِﻪِ ﻳَﺬْﻫَﺐُ ﺑِﺎﻟْﺎَﺑْﺼَﺎﺭِ ٭ﻳُﻘَﻠِّﺐُ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﺍﻟَّﻴْﻞَ ﻭَ ﺍﻟﻨَّﻬَﺎﺭَ ﺍِﻥَّ ﻓِﻰ ﺫَﻟِﻚَ ﻟَﻌِﺒْﺮَﺓً ﻟِﺎُﻭﻟِﻰ ﺍﻟْﺎَﺑْﺼَﺎﺭِ ٭ ﻭَﺍﻟﻠَّﻪُ ﺧَﻠَﻖَ ﻛُﻞَّ ﺩَٓﺍﺑَّﺔٍ ﻣِﻦْ ﻣَٓﺎﺀٍ ﻓَﻤِﻨْﻬُﻢْ ﻣَﻦْ ﻳَﻤْﺸِﻰ ﻋَﻠَﻰ ﺑَﻄْﻨِﻪِ ﻭَ ﻣِﻨْﻬُﻢْ ﻣَﻦْ ﻳَﻤْﺸِﻰ ﻋَﻠَﻰ ﺭِﺟْﻠَﻴْﻦِ ﻭَ ﻣِﻨْﻬُﻢْ ﻣَﻦْ ﻳَﻤْﺸِﻰ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﺭْﺑَﻊٍ ﻳَﺨْﻠُﻖُ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻣَﺎ ﻳَﺸَٓﺎﺀُ ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠَّﻪَ ﻋَﻠَﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻗَﺪِﻳﺮٌ</span></span></span></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">İşte şu âyet, mu'cizat-ı rububiyetin en mühimlerinden ve hazine-i rahmetin en acib perdesi olan bulutların teşkilâtında yağmur yağdırmaktaki tasarrufat-ı acibeyi beyan ederken güya bulutun eczaları cevv-i havada dağılıp saklandığı vakit, istirahata giden neferat misillü bir boru sesiyle toplandığı gibi emr-i İlahî ile toplanır, bulut teşkil eder. Sonra küçük küçük taifeler bir ordu teşkil eder gibi, o parça parça bulutları te'lif edip, -kıyamette seyyar dağlar cesamet ve şeklinde ve rutubet ve beyazlık cihetinde kar ve dolu keyfiyetinde olan- o sehab parçalarından âb-ı hayatı bütün zîhayata gönderiyor. Fakat o göndermekte bir irade, bir kasd görünüyor. Hacata göre geliyor; demek gönderiliyor. Cevv berrak, safi, hiçbir şey yokken bir mahşer-i acaib gibi dağvari parçalar kendi kendine toplanmıyor; belki zîhayatı tanıyan birisidir ki, gönderiyor.</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">İşte şu mesafe-i maneviyede Kadîr, Alîm, Mutasarrıf, Müdebbir, Mürebbi, Mugis, Muhyî gibi esmaların matla'ları görünüyor.</span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"></span></span></em></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ahmet.1, post: 567334, member: 1040028"] [I][FONT=Arial][SIZE=3][B]Yedinci Sırr-ı Belâgat:[/B] Kâh oluyor ki âyet; zahirî sebebi, icadın kabiliyetinden azletmek ve uzak göstermek için müsebbebin gayelerini, semerelerini gösteriyor. Tâ anlaşılsın ki; sebeb, yalnız zahirî bir perdedir. Çünki gayet hakîmane gayeleri ve mühim semereleri irade etmek, gayet Alîm, Hakîm birinin işi olmak lâzımdır. Sebebi ise şuursuz, camiddir. Hem semere ve gayetini zikretmekle âyet gösteriyor ki; sebebler çendan nazar-ı zahirîde ve vücudda müsebbebat ile muttasıl ve bitişik görünür. Fakat hakikatta mabeynlerinde uzak bir mesafe var. Sebebden müsebbebin icadına kadar o derece uzaklık var ki; en büyük bir sebebin eli, en edna bir müsebbebin icadına yetişemez. İşte sebeb ve müsebbeb ortasındaki uzun mesafede, esma-i İlahiye birer yıldız gibi tulû' eder. Matla'ları, o mesafe-i maneviyedir. Nasılki zahir nazarda dağların daire-i ufkunda semanın etekleri muttasıl ve mukarin görünür. Halbuki daire-i ufk-u cibalîden semanın eteğine kadar, umum yıldızların matla'ları ve başka şeylerin meskenleri olan bir mesafe-i azîme bulunduğu gibi; esbab ile müsebbebat mabeyninde öyle bir mesafe-i maneviye var ki, imanın dûrbîniyle, Kur'anın nuruyla görünür. Meselâ:[/SIZE][/FONT][/I][FONT=Arial][SIZE=5][COLOR="#A52A2A"] ﻓَﻠْﻴَﻨْﻈُﺮِ ﺍﻟْﺎِﻧْﺴَﺎﻥُ ﺍِﻟَﻰ ﻃَﻌَﺎﻣِﻪِ ٭ ﺍَﻧَّﺎ ﺻَﺒَﺒْﻨَﺎ ﺍﻟْﻤَٓﺎﺀَ ﺻَﺒًّﺎ ٭ ﺛُﻢَّ ﺷَﻘَﻘْﻨَﺎ ﺍﻟْﺎَﺭْﺽَ ﺷَﻘًّﺎ ٭ ﻓَﺎَﻧْﺒَﺘْﻨَﺎ ﻓِﻴﻬَﺎ ﺣَﺒًّﺎ ٭ ﻭَ ﻋِﻨَﺒًﺎ ﻭَ ﻗَﻀْﺒًﺎ ٭ ﻭَ ﺯَﻳْﺘُﻮﻧًﺎ ﻭَ ﻧَﺨْﻠﺎً ٭ ﻭَ ﺣَﺪَٓﺍﺋِﻖَ ﻏُﻠْﺒًﺎ ٭ ﻭَ ﻓَﺎﻛِﻬَﺔً ﻭَ ﺍَﺑًّﺎ ٭ ﻣَﺘَﺎﻋًﺎ ﻟَﻜُﻢْ ﻭَ ﻟِﺎَﻧْﻌَﺎﻣِﻜُﻢْ[/COLOR][/SIZE][/FONT] [I][FONT=Arial][SIZE=3]İşte şu âyet-i kerime, mu'cizat-ı kudret-i İlahiyeyi bir tertib-i hikmetle zikrederek esbabı müsebbebata rabtedip en âhirde[/SIZE][/FONT][/I][FONT=Arial][SIZE=5][COLOR="#A52A2A"] ﻣَﺘَﺎﻋًﺎ ﻟَﻜُﻢْ[/COLOR][/SIZE][/FONT][I][FONT=Arial][SIZE=3] lafzıyla bir gayeyi gösterir ki; o gaye, bütün o müteselsil esbab ve müsebbebat içinde o gayeyi gören ve takib eden gizli bir mutasarrıf bulunduğunu ve o esbab, onun perdesi olduğunu isbat eder. Evet[/SIZE][/FONT][/I] [FONT=Arial][SIZE=5][COLOR="#A52A2A"]ﻣَﺘَﺎﻋًﺎ ﻟَﻜُﻢْ ﻭَ ﻟِﺎَﻧْﻌَﺎﻣِﻜُﻢْ[/COLOR][/SIZE][/FONT][I][FONT=Arial][SIZE=3] tabiriyle bütün esbabı, icad kabiliyetinden azleder. Manen der: "Size ve hayvanatınıza rızkı yetiştirmek için su semadan geliyor. O suda, size ve hayvanatınıza acıyıp şefkat edip rızık yetiştirmek kabiliyeti olmadığından; su gelmiyor, gönderiliyor demektir. Hem toprak, nebatatıyla açılıp, rızkınız oradan geliyor. Hissiz, şuursuz toprak, sizin rızkınızı düşünüp şefkat etmek kabiliyetinden pek uzak olduğundan, toprak kendi kendine açılmıyor, birisi o kapıyı açıyor, nimetleri ellerinize veriyor. Hem otlar, ağaçlar sizin rızkınızı düşünüp merhameten size meyveleri, hububatı yetiştirmekten pekçok uzak olduğundan, âyet gösteriyor ki, onlar bir Hakîm-i Rahîm'in perde arkasından uzattığı ipler ve şeritlerdir ki, nimetlerini onlara takmış, zîhayatlara uzatıyor. İşte şu beyanattan Rahîm, Rezzak, Mün'im, Kerim gibi çok esmanın matla'ları görünüyor. Hem meselâ:[/SIZE][/FONT][/I] [FONT=Arial][SIZE=5][COLOR="#A52A2A"]ﺍَﻟَﻢْ ﺗَﺮَ ﺍَﻥَّ ﺍﻟﻠَّﻪَ ﻳُﺰْﺟِﻰ ﺳَﺤَﺎﺑًﺎ ﺛُﻢَّ ﻳُﺆَﻟِّﻒُ ﺑَﻴْﻨَﻪُ ﺛُﻢَّ ﻳَﺠْﻌَﻠُﻪُ ﺭُﻛَﺎﻣًﺎ ﻓَﺘَﺮَﻯ ﺍﻟْﻮَﺩْﻕَ ﻳَﺨْﺮُﺝُ ﻣِﻦْ ﺧِﻠﺎَﻟِﻪِ ﻭَ ﻳُﻨَﺰِّﻝُ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀِ ﻣِﻦْ ﺟِﺒَﺎﻝٍ ﻓِﻴﻬَﺎ ﻣِﻦْ ﺑَﺮَﺩٍ ﻓَﻴُﺼِﻴﺐُ ﺑِﻪِ ﻣَﻦْ ﻳَﺸَٓﺎﺀُ ﻭَ ﻳَﺼْﺮِﻓُﻪُ ﻋَﻦْ ﻣَﻦْ ﻳَﺸَٓﺎﺀُ ﻳَﻜَﺎﺩُ ﺳَﻨَﺎ ﺑَﺮْﻗِﻪِ ﻳَﺬْﻫَﺐُ ﺑِﺎﻟْﺎَﺑْﺼَﺎﺭِ ٭ﻳُﻘَﻠِّﺐُ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﺍﻟَّﻴْﻞَ ﻭَ ﺍﻟﻨَّﻬَﺎﺭَ ﺍِﻥَّ ﻓِﻰ ﺫَﻟِﻚَ ﻟَﻌِﺒْﺮَﺓً ﻟِﺎُﻭﻟِﻰ ﺍﻟْﺎَﺑْﺼَﺎﺭِ ٭ ﻭَﺍﻟﻠَّﻪُ ﺧَﻠَﻖَ ﻛُﻞَّ ﺩَٓﺍﺑَّﺔٍ ﻣِﻦْ ﻣَٓﺎﺀٍ ﻓَﻤِﻨْﻬُﻢْ ﻣَﻦْ ﻳَﻤْﺸِﻰ ﻋَﻠَﻰ ﺑَﻄْﻨِﻪِ ﻭَ ﻣِﻨْﻬُﻢْ ﻣَﻦْ ﻳَﻤْﺸِﻰ ﻋَﻠَﻰ ﺭِﺟْﻠَﻴْﻦِ ﻭَ ﻣِﻨْﻬُﻢْ ﻣَﻦْ ﻳَﻤْﺸِﻰ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﺭْﺑَﻊٍ ﻳَﺨْﻠُﻖُ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻣَﺎ ﻳَﺸَٓﺎﺀُ ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠَّﻪَ ﻋَﻠَﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻗَﺪِﻳﺮٌ[/COLOR][/SIZE][/FONT] [I][FONT=Arial][SIZE=3]İşte şu âyet, mu'cizat-ı rububiyetin en mühimlerinden ve hazine-i rahmetin en acib perdesi olan bulutların teşkilâtında yağmur yağdırmaktaki tasarrufat-ı acibeyi beyan ederken güya bulutun eczaları cevv-i havada dağılıp saklandığı vakit, istirahata giden neferat misillü bir boru sesiyle toplandığı gibi emr-i İlahî ile toplanır, bulut teşkil eder. Sonra küçük küçük taifeler bir ordu teşkil eder gibi, o parça parça bulutları te'lif edip, -kıyamette seyyar dağlar cesamet ve şeklinde ve rutubet ve beyazlık cihetinde kar ve dolu keyfiyetinde olan- o sehab parçalarından âb-ı hayatı bütün zîhayata gönderiyor. Fakat o göndermekte bir irade, bir kasd görünüyor. Hacata göre geliyor; demek gönderiliyor. Cevv berrak, safi, hiçbir şey yokken bir mahşer-i acaib gibi dağvari parçalar kendi kendine toplanmıyor; belki zîhayatı tanıyan birisidir ki, gönderiyor. İşte şu mesafe-i maneviyede Kadîr, Alîm, Mutasarrıf, Müdebbir, Mürebbi, Mugis, Muhyî gibi esmaların matla'ları görünüyor. [/SIZE][/FONT][/I] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst