Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Strese girenin imanından şüphe ederim!
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="m_safiturk" data-source="post: 16630" data-attributes="member: 183"><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: black"><strong>Maşaallah...Bu konu hakkında bazı notlar düşmek istedim...Bir kere bu söz ve anlatılmak istenen maksad manaya pek muvafık değil...Çünkü imtihanın iki vechi vardır dersek..biri iradeye bağlı haller..Diğeri Külli icraata bağlı hükümler..Mesela zelzele afet .kainatta cereyan eden durumlar vs..gibi..İradeye bağlı hallerde ..desekki adalet noktasında başa gelen durumlardır..tahammül onda bir nebze galiptir...Diğerinde icraat gayesi ..Azamet ve kibriyanın kusursuz tecellisi olduğundan ve hikmet-i imtihan yaş kuru ayırmadığında..hisse umuma taksim edilir..herkes ister istemez o tesir altına girip..helecan ve heyecan içinde kalır... </strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: black"><strong>Bu Bir teklif muktezasıdır..Çünkü tecelli celal ve cemal olduğunda..havf ve reca taalluk eder..Korkunun ve endişenin o hale muvafık konumda..O hükmün iktizası teessurat ve itimad gibi şekillenir... </strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: black"><strong>burada stres veya sevinç gibi manalar manalar sabit manalar değildir ki hükümleri kat-i olsun..Mesela korkunun mahiyeti anlaşılsa sukünet hasıl olur..sevince şükür taalluk eder..hadiselr ve tecelliler arasında intikaller vardır..Çünkü her hal bir gayeyi ihtiva eder.Bir maksada yürür..sadec o ana has vaziyetler değildir..O nedenle burada o tahakkuk eden manayı yönlendirmeyi İman yapar... </strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: black"><strong>Yani imtiham ve dünya ve içindekilerini özelliği..Maddi ve manevi haller..herbirinin bir neticeye yürüyüşü var...Ve Hakimiyeti Mutlaka..Ve Rububiyeti İlahiye..Uluhiyeti Rabbaniye İcraatında..İstiklal ve infirad sahibi olduğunu bütün tedbirler üzerinde gösterir..İnsanın nefsine olan hakimiyet hissini bir hissin tahrikiyle yere indiri..bir zaafın eliyle enaniyetini kırar... </strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: black"><strong>Meşiet-i İlahiye meşiet-i beşeriyeyei geri verir..Kader konuşur İrade-i cüz-iyye susar..Der Bediüüzaman üstadımız... </strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: black"><strong>Şimdi bu konunun İnsan fıtratıyla ilgili bir ehemmiyetli yanı var...Önce İman ve İmansızlık öyle kolayına hüküm altına alınacak kavramlar değildir...Yani bir kimsenin imanına sözü şehadet etse..onun imansızlığına bir delalet olmasa siz onda görünen zaafa istinaden bu İmansızdır vs..gibi hadler belirliyemezsiniz... </strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: black"><strong>İnsan Yaratılış ve mahiyeti içeriği ile binler aleme numunedir...Aynı mana alemlerinede fıhristedir..hem tecelli eden nurlara mazhardır..Kabiliyetince eksettirir...Gerçek güç Allahındır..Ve İnsan doğumundan Ölümüne kadar o havl ve Kuvvetten medet alır... </strong></span></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: black">Şimdi Hayatın başına gelenler..İçindeki üzüntüler..Ezilen kalpler,yaşaran gözler..sadakatsizlikler..Muhataplarını gerer..Beklentiler...tutmayan hesaplar.kaybetmeler..içlerinde özellik olarak bulunan kaygılarla hükümlerini sürerler...Bu arada İman nuru sahibinden ,Mal sahibine rucu ettiği..Kuvve-i maneviyenin kırıldığı anlarda İnsan o hendeğe düşer..Buraya bir örnek vermek gerekirse;</span></span> </strong></p><p> </p><p> </p><p><u><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: red"><strong>BEŞİNCİ İŞARET </strong></span></span></u></p><p> </p><p><u><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: red"><strong>Cenâb-ı Hak, kütüb-ü semâviyede beşere karşı Cennet gibi azîm mükâfat ve Cehennem gibi dehşetli mücâzâtı göstermekle beraber, çok irşad, ikaz, ihtar, tehdit ve teşvik ettiği halde; ehl-i iman, bu kadar esbab-ı hidayet ve istikamet varken, hizbüşşeytanın mükâfatsız, çirkin, zayıf desiselerine karşı mağlûp olmaları, bir zaman beni çok düşündürüyordu. Acaba, iman varken, Cenâb-ı Hakkın o kadar şiddetli tehdidâtına ehemmiyet vermemek nasıl oluyor? Nasıl iman gitmiyor? ""Şeytanın desisesi zayıftır" sırrıyla şeytanın gayet zayıf desiselerine kapılıp Allah'a isyan ediyor. Hattâ benim arkadaşlarımdan bazıları, yüz hakikat dersini kalben tasdik ile beraber, benden işittiği ve bana karşı da fazla hüsn-ü zannı ve irtibatı varken, kalbsiz ve bozuk bir adamın ehemmiyetsiz ve riyâkârâne iltifatına kapıldı; onun lehinde, benim aleyhimde bir vaziyete geldi. "Fesübhânallah," dedim. "İnsanda bu derece sukut olabilir mi? Ne kadar hakikatsiz bir insandı!" diye o biçareyi gıybet ettim, günaha girdim. </strong></span></span></u></p><p> </p><p><u><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: red"><strong>Sonra, sabık işaretlerdeki hakikat inkişaf etti, karanlıklı çok noktaları aydınlattı. O nur ile, lillâhilhamd, hem Kur'ân-ı Hakîmin azîm tergibat ve teşvikatı tam yerinde olduğunu; hem ehl-i imanın desâis-i şeytaniyeye kapılmaları imansızlıktan ve imanın zayıflığından olmadığını; hem günah-ı kebâiri işleyen küfre girmediğini; hem Mutezile mezhebi ve bir kısım Hariciye mezhebi "Günah-ı kebâiri irtikâp eden kâfir olur veya iman ve küfür ortasında kalır" diye hükümlerinde hata ettiklerini; hem benim o biçare arkadaşım da yüz ders-i hakikati bir herifin iltifatına feda etmesi, düşündüğüm gibi çok sukut ve dehşetli alçaklık olmadığını anladım, Cenâb-ı Hakka şükrettim, o vartadan kurtuldum. Çünkü, sabıkan dediğimiz gibi, şeytan, cüz'î bir emr-i ademî ile insanı mühim tehlikelere atar. Hem insandaki nefis ise, şeytanı her vakit dinler. Kuvve-i şeheviye ve gadabiye ise, şeytanın desiselerine hem kabile, hem nâkile iki cihaz hükmündedir. </strong></span></span></u></p><p> </p><p><strong><u><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: red">İşte, bunun içindir ki, Cenâb-ı Hakkın Gafûr, Rahîm gibi iki ismi, tecellî-i âzamla ehl-i imana teveccüh ediyor. Ve Kur'ân-ı Hakîmde peygamberlere en mühim ihsanı mağfiret olduğunu gösteriyor ve onları istiğfar etmeye davet ediyor. Bismillâhirrahmânirrahîm kelime-i kudsiyesini her sûre başında tekrar ile ve her mübarek işlerde zikrine emretmesiyle, kâinatı ihata eden rahmet-i vâsiasını melce ve tahassungâh gösteriyor ve"festaiz (Sığınmak)" emriyle, Eûzü billâhi mine'ş-şeytâni'r-racîm kelimesini siper yapıyor.</span></span></u> </strong></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: black"><strong>Evet içinde bukadar hassas derecede nuansalar bulunan ve iman ve insan ve imtihan mabeyninde ki meseleye öyle bir bakış açısında bir manada noksanlık var... </strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: black"><strong>Bu satırlarda o cümlenin ağırlığı hedef edilmiştir... </strong></span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: black"><strong>Şimdi Stresin tanımında ifade edilmek istenen endişelenmek panik gibi hallerse bunlar..haddini aşmış evhama kalb olmuş hallerdir..Burada suluk eden intikal..hadise hayal idrak değerlendirme iz'an gibi aklı kalp ruh ve sair gibi hassa ve latifelerin üzerindeki denge noktasının vakanın tahrik etmesiyle sarsılmasıdır..geçici olmasında bir beis olmadığı gibi devamı hastalığa inkılap eder...devası hastalık konumuna göre reçetelenmiştir... </strong></span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: black"><strong>İmanın stres yönetimi vardır...Stres imansızlık değildir... İmanla stresin üzetesinden gelinir vs..Bu uslup belki daha münasip olur..Şimdi orada verilen örneklemede Kullanılan Peygamberler AS..bir meseleyi anlatmakta ikna için kullanılan konu değerlerinde en üst dereceyi göstermenin şöyle bir menfi yanı var; </strong></span></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: black">Kişi o zatların faziletine ve yetişilmemelerine bakarak kuvve-i maneviyesi kırılır..Nasıl sa öyle olamayacağım hissiyle o pozisyonundan kurtulamaz..Bediüzzaman üstadımız dan bir pragraf ekliyelim metodun niteliğine bakalım;</span></span> </strong></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: darkred"><u><strong>Tahmin ederim ki, nâsihlerin nasihatları şu zamanda tesirsiz kaldığının bir sebebi şudur ki: Ahlâksız insanlara derler: "Hased etme, hırs gösterme, adavet etme, inat etme, dünyayı sevme!" Yani, "Fıtratını değiştir!" gibi, zahiren onlarca mâlâyutak bir teklifte bulunurlar. Eğer deseler ki, "Bunların yüzlerini hayırlı şeylere çeviriniz, mecralarını değiştiriniz" hem nasihat tesir eder, hem daire-i ihtiyarlarında bir emr-i teklif olur. </strong></u></span></span></p><p> </p><p><strong><u><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: darkred">Mektûbat</span></span></u> </strong></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: black"><strong>Evet imanda İlmel yakinden Hakkal yakine Kadar mertebeler vardır..dünyanın kavi bir iman neticesinde ehli iman için daimi bir saadete olan seyehatinde..Cennetin ucuz olmadığı hakikikatiyle seyrinde şiddetli haller meydana izni İlahiyle gelir..İman o sert Rüzgarları göğsünde yumuşatır.. </strong></span></span></p><p> </p><p><strong><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: black">sekizinci sözden bir ilave ile bitirelim İnşaallah;</span></span> </strong></p><p> </p><p> </p><p><strong><u><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: darkred">Elhasıl: Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır. Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da, dünyasını Cennetin intizar salonu hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder.</span></span></u> </strong></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: blue"><u><strong>altıncı devadan;"Bu da geçer, yâ Hû" de, şekvâ yerinde şükret. </strong></u></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: black"><strong>demiş...</strong></span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: black"><u><strong>"Biz Allah'ın kullarıyız; dönüşümüz de ancak Onadır." Bakara Sûresi: 2:156.</strong></u></span> </span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: red"><u><strong>Yani, "Ben Mâlikimin hizmetindeyim. Ey musibet! Eğer Onun izin ve rızasıyla geldinse, merhaba, safâ geldin. Çünkü, elbette bir vakit Ona döneceğiz ve Onun huzuruna gideceğiz ve Ona müştâkız. Madem herhalde bir zaman bizi hayatın tekâlifinden âzâd edecektir. Haydi, ey musibet, o terhis ve o âzâd etmek senin elinle olsun, razıyım. Eğer benim emanet muhafazasında ve vazifeperverliğimi tecrübe suretinde sana emir ve irade etmiş, fakat sana teslim olmaklığıma izin ve rızası olmazsa, benim takatim yettikçe, emin olmayana, Mâlikimin emanetini teslim etmem" der. </strong></u></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: black"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: black"><strong>17.nci lem'adan</strong></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="m_safiturk, post: 16630, member: 183"] [FONT=Arial][COLOR=black][B]Maşaallah...Bu konu hakkında bazı notlar düşmek istedim...Bir kere bu söz ve anlatılmak istenen maksad manaya pek muvafık değil...Çünkü imtihanın iki vechi vardır dersek..biri iradeye bağlı haller..Diğeri Külli icraata bağlı hükümler..Mesela zelzele afet .kainatta cereyan eden durumlar vs..gibi..İradeye bağlı hallerde ..desekki adalet noktasında başa gelen durumlardır..tahammül onda bir nebze galiptir...Diğerinde icraat gayesi ..Azamet ve kibriyanın kusursuz tecellisi olduğundan ve hikmet-i imtihan yaş kuru ayırmadığında..hisse umuma taksim edilir..herkes ister istemez o tesir altına girip..helecan ve heyecan içinde kalır... [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=black][B]Bu Bir teklif muktezasıdır..Çünkü tecelli celal ve cemal olduğunda..havf ve reca taalluk eder..Korkunun ve endişenin o hale muvafık konumda..O hükmün iktizası teessurat ve itimad gibi şekillenir... [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=black][B]burada stres veya sevinç gibi manalar manalar sabit manalar değildir ki hükümleri kat-i olsun..Mesela korkunun mahiyeti anlaşılsa sukünet hasıl olur..sevince şükür taalluk eder..hadiselr ve tecelliler arasında intikaller vardır..Çünkü her hal bir gayeyi ihtiva eder.Bir maksada yürür..sadec o ana has vaziyetler değildir..O nedenle burada o tahakkuk eden manayı yönlendirmeyi İman yapar... [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=black][B]Yani imtiham ve dünya ve içindekilerini özelliği..Maddi ve manevi haller..herbirinin bir neticeye yürüyüşü var...Ve Hakimiyeti Mutlaka..Ve Rububiyeti İlahiye..Uluhiyeti Rabbaniye İcraatında..İstiklal ve infirad sahibi olduğunu bütün tedbirler üzerinde gösterir..İnsanın nefsine olan hakimiyet hissini bir hissin tahrikiyle yere indiri..bir zaafın eliyle enaniyetini kırar... [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=black][B]Meşiet-i İlahiye meşiet-i beşeriyeyei geri verir..Kader konuşur İrade-i cüz-iyye susar..Der Bediüüzaman üstadımız... [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=black][B]Şimdi bu konunun İnsan fıtratıyla ilgili bir ehemmiyetli yanı var...Önce İman ve İmansızlık öyle kolayına hüküm altına alınacak kavramlar değildir...Yani bir kimsenin imanına sözü şehadet etse..onun imansızlığına bir delalet olmasa siz onda görünen zaafa istinaden bu İmansızdır vs..gibi hadler belirliyemezsiniz... [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=black][B]İnsan Yaratılış ve mahiyeti içeriği ile binler aleme numunedir...Aynı mana alemlerinede fıhristedir..hem tecelli eden nurlara mazhardır..Kabiliyetince eksettirir...Gerçek güç Allahındır..Ve İnsan doğumundan Ölümüne kadar o havl ve Kuvvetten medet alır... [/B][/COLOR][/FONT] [B][FONT=Arial][COLOR=black]Şimdi Hayatın başına gelenler..İçindeki üzüntüler..Ezilen kalpler,yaşaran gözler..sadakatsizlikler..Muhataplarını gerer..Beklentiler...tutmayan hesaplar.kaybetmeler..içlerinde özellik olarak bulunan kaygılarla hükümlerini sürerler...Bu arada İman nuru sahibinden ,Mal sahibine rucu ettiği..Kuvve-i maneviyenin kırıldığı anlarda İnsan o hendeğe düşer..Buraya bir örnek vermek gerekirse;[/COLOR][/FONT] [/B] [U][FONT=Arial][COLOR=red][B]BEŞİNCİ İŞARET [/B][/COLOR][/FONT][/U] [U][FONT=Arial][COLOR=red][B]Cenâb-ı Hak, kütüb-ü semâviyede beşere karşı Cennet gibi azîm mükâfat ve Cehennem gibi dehşetli mücâzâtı göstermekle beraber, çok irşad, ikaz, ihtar, tehdit ve teşvik ettiği halde; ehl-i iman, bu kadar esbab-ı hidayet ve istikamet varken, hizbüşşeytanın mükâfatsız, çirkin, zayıf desiselerine karşı mağlûp olmaları, bir zaman beni çok düşündürüyordu. Acaba, iman varken, Cenâb-ı Hakkın o kadar şiddetli tehdidâtına ehemmiyet vermemek nasıl oluyor? Nasıl iman gitmiyor? ""Şeytanın desisesi zayıftır" sırrıyla şeytanın gayet zayıf desiselerine kapılıp Allah'a isyan ediyor. Hattâ benim arkadaşlarımdan bazıları, yüz hakikat dersini kalben tasdik ile beraber, benden işittiği ve bana karşı da fazla hüsn-ü zannı ve irtibatı varken, kalbsiz ve bozuk bir adamın ehemmiyetsiz ve riyâkârâne iltifatına kapıldı; onun lehinde, benim aleyhimde bir vaziyete geldi. "Fesübhânallah," dedim. "İnsanda bu derece sukut olabilir mi? Ne kadar hakikatsiz bir insandı!" diye o biçareyi gıybet ettim, günaha girdim. [/B][/COLOR][/FONT][/U] [U][FONT=Arial][COLOR=red][B]Sonra, sabık işaretlerdeki hakikat inkişaf etti, karanlıklı çok noktaları aydınlattı. O nur ile, lillâhilhamd, hem Kur'ân-ı Hakîmin azîm tergibat ve teşvikatı tam yerinde olduğunu; hem ehl-i imanın desâis-i şeytaniyeye kapılmaları imansızlıktan ve imanın zayıflığından olmadığını; hem günah-ı kebâiri işleyen küfre girmediğini; hem Mutezile mezhebi ve bir kısım Hariciye mezhebi "Günah-ı kebâiri irtikâp eden kâfir olur veya iman ve küfür ortasında kalır" diye hükümlerinde hata ettiklerini; hem benim o biçare arkadaşım da yüz ders-i hakikati bir herifin iltifatına feda etmesi, düşündüğüm gibi çok sukut ve dehşetli alçaklık olmadığını anladım, Cenâb-ı Hakka şükrettim, o vartadan kurtuldum. Çünkü, sabıkan dediğimiz gibi, şeytan, cüz'î bir emr-i ademî ile insanı mühim tehlikelere atar. Hem insandaki nefis ise, şeytanı her vakit dinler. Kuvve-i şeheviye ve gadabiye ise, şeytanın desiselerine hem kabile, hem nâkile iki cihaz hükmündedir. [/B][/COLOR][/FONT][/U] [B][U][FONT=Arial][COLOR=red]İşte, bunun içindir ki, Cenâb-ı Hakkın Gafûr, Rahîm gibi iki ismi, tecellî-i âzamla ehl-i imana teveccüh ediyor. Ve Kur'ân-ı Hakîmde peygamberlere en mühim ihsanı mağfiret olduğunu gösteriyor ve onları istiğfar etmeye davet ediyor. Bismillâhirrahmânirrahîm kelime-i kudsiyesini her sûre başında tekrar ile ve her mübarek işlerde zikrine emretmesiyle, kâinatı ihata eden rahmet-i vâsiasını melce ve tahassungâh gösteriyor ve"festaiz (Sığınmak)" emriyle, Eûzü billâhi mine'ş-şeytâni'r-racîm kelimesini siper yapıyor.[/COLOR][/FONT][/U] [/B] [FONT=Arial][COLOR=black][B]Evet içinde bukadar hassas derecede nuansalar bulunan ve iman ve insan ve imtihan mabeyninde ki meseleye öyle bir bakış açısında bir manada noksanlık var... [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=black][B]Bu satırlarda o cümlenin ağırlığı hedef edilmiştir... [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=black][B]Şimdi Stresin tanımında ifade edilmek istenen endişelenmek panik gibi hallerse bunlar..haddini aşmış evhama kalb olmuş hallerdir..Burada suluk eden intikal..hadise hayal idrak değerlendirme iz'an gibi aklı kalp ruh ve sair gibi hassa ve latifelerin üzerindeki denge noktasının vakanın tahrik etmesiyle sarsılmasıdır..geçici olmasında bir beis olmadığı gibi devamı hastalığa inkılap eder...devası hastalık konumuna göre reçetelenmiştir... [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=black][B]İmanın stres yönetimi vardır...Stres imansızlık değildir... İmanla stresin üzetesinden gelinir vs..Bu uslup belki daha münasip olur..Şimdi orada verilen örneklemede Kullanılan Peygamberler AS..bir meseleyi anlatmakta ikna için kullanılan konu değerlerinde en üst dereceyi göstermenin şöyle bir menfi yanı var; [/B][/COLOR][/FONT] [B][FONT=Arial][COLOR=black]Kişi o zatların faziletine ve yetişilmemelerine bakarak kuvve-i maneviyesi kırılır..Nasıl sa öyle olamayacağım hissiyle o pozisyonundan kurtulamaz..Bediüzzaman üstadımız dan bir pragraf ekliyelim metodun niteliğine bakalım;[/COLOR][/FONT] [/B] [FONT=Arial][COLOR=darkred][U][B]Tahmin ederim ki, nâsihlerin nasihatları şu zamanda tesirsiz kaldığının bir sebebi şudur ki: Ahlâksız insanlara derler: "Hased etme, hırs gösterme, adavet etme, inat etme, dünyayı sevme!" Yani, "Fıtratını değiştir!" gibi, zahiren onlarca mâlâyutak bir teklifte bulunurlar. Eğer deseler ki, "Bunların yüzlerini hayırlı şeylere çeviriniz, mecralarını değiştiriniz" hem nasihat tesir eder, hem daire-i ihtiyarlarında bir emr-i teklif olur. [/B][/U][/COLOR][/FONT] [B][U][FONT=Arial][COLOR=darkred]Mektûbat[/COLOR][/FONT][/U] [/B] [FONT=Arial][COLOR=black][B]Evet imanda İlmel yakinden Hakkal yakine Kadar mertebeler vardır..dünyanın kavi bir iman neticesinde ehli iman için daimi bir saadete olan seyehatinde..Cennetin ucuz olmadığı hakikikatiyle seyrinde şiddetli haller meydana izni İlahiyle gelir..İman o sert Rüzgarları göğsünde yumuşatır.. [/B][/COLOR][/FONT] [B][FONT=Arial][COLOR=black]sekizinci sözden bir ilave ile bitirelim İnşaallah;[/COLOR][/FONT] [/B] [B][U][FONT=Arial][COLOR=darkred]Elhasıl: Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır. Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da, dünyasını Cennetin intizar salonu hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder.[/COLOR][/FONT][/U] [/B] [FONT=Arial][COLOR=blue][U][B]altıncı devadan;"Bu da geçer, yâ Hû" de, şekvâ yerinde şükret. [/B][/U][/COLOR][/FONT] [FONT=Arial][COLOR=black][B]demiş...[/B][/COLOR][/FONT] [B][/B] [B][/B] [FONT=Arial][COLOR=black][U][B]"Biz Allah'ın kullarıyız; dönüşümüz de ancak Onadır." Bakara Sûresi: 2:156.[/B][/U][/COLOR] [COLOR=red][U][B]Yani, "Ben Mâlikimin hizmetindeyim. Ey musibet! Eğer Onun izin ve rızasıyla geldinse, merhaba, safâ geldin. Çünkü, elbette bir vakit Ona döneceğiz ve Onun huzuruna gideceğiz ve Ona müştâkız. Madem herhalde bir zaman bizi hayatın tekâlifinden âzâd edecektir. Haydi, ey musibet, o terhis ve o âzâd etmek senin elinle olsun, razıyım. Eğer benim emanet muhafazasında ve vazifeperverliğimi tecrübe suretinde sana emir ve irade etmiş, fakat sana teslim olmaklığıma izin ve rızası olmazsa, benim takatim yettikçe, emin olmayana, Mâlikimin emanetini teslim etmem" der. [/B][/U][/COLOR] [COLOR=black][B] 17.nci lem'adan[/B][/COLOR][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Strese girenin imanından şüphe ederim!
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst