Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Şualar
şualar notlari
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="FaKiR" data-source="post: 86857" data-attributes="member: 10"><p>• “Her asırda <strong>mehdi</strong> manasına ümmetin fıtrî bir ihtiyacına binaen beklemişler. Ve birkaç vecihte rivayetlerin delaletiyle birkaç mehdi, belki her asırda bir nevi mehdi sâdât-ı Ehl-i Beyt'ten geleceği ümmetçe kabul edilmiş” s:368</p><p></p><p>• “<strong>İbn-i Cevzî</strong> gibi büyük bir muhaddis bazı sahih ehadîsi mevzu' dediğini, ulemalar taaccüple nakletmişler.” S:368-369</p><p></p><p>• “Said'i bilenler bilirler ki, mümkün olduğu kadar <strong>tekfirden</strong> çekinir. Hattâ sarih küfrü bir adamdan görse de, yine tevile çalışır. Onu tekfir etmez. Her vakit hüsn-ü zan ile hareket ettiği halde” </p><p></p><p>• “<strong>Bir tek hakikat-ı imaniyeyi dünya saltanatıyla değiştirmeyiz. Ve birtek nükte-i Kur'aniyenin bir paşalık rütbesinden daha ziyade yanımızda ehemmiyeti var.”</strong> S:375</p><p></p><p>• “<strong>Ben kusurlarımla beraber bu milletin saadetine ve imanının kurtulmasına hayatımı vakfettim</strong>. Ve milyonlarla kahraman başların feda oldukları bir hakikata, yani Kur'an hakikatına benim başım dahi feda olsun diye bütün kuvvetimle Risale-i Nur'la çalıştım. Bütün zalimane taziblere karşı tevfik-i İlahî ile dayandım, geri çekilmedim. s:393</p><p></p><p>• <strong>Şapka</strong> giymekte hiçbir maddi-manevi maslahat yok. S:397</p><p></p><p><strong>• 5. Şua ile ilgili</strong>; “Gerçi evvelce mahrem tutuyorduk, fakat madem mahkemeler onu teşhir edip beraetle bize iade ettiler. Demek bir zararı yoktur diye teksirine izin verdim. Ve o Beşinci Şua'ın aslı, otuz-kırk sene evvel yazılmış müteşabih hadîslerdir.” S:379</p><p></p><p>• Üstad, <strong>hapse girmesinin bir hikmetini</strong> şöyle izah ediyor; “rızkımız bizi çağırdı.” S:422</p><p></p><p>• “Kat'iyyen vücudum <strong>aşıya</strong> gelmez.” S:423</p><p></p><p>• “Nurlarla ya <strong>okumak</strong> veya <strong>okutmak</strong> veya <strong>yazmak</strong> suretindeki meşguliyet; tecrübelerle kalbe <strong>ferah</strong>, ruha <strong>rahat</strong>, rızka <strong>bereket</strong>, vücuda <strong>sıhhat</strong> veriyor.”s:426</p><p></p><p>• “Şimdi <strong>Hüsrev</strong> gibi Nur kahramanı size ihsan edildi.”s:426</p><p></p><p>• “Ben şimdiye kadar <strong>Hüsrev'i</strong> ehl-i dünyaya göstermiyordum, gizlerdim. Fakat neşredilen mecmualar, onu ehl-i siyasete tamamıyla gösterdi, gizli bir şey kalmadı. Onun için ben onun iki-üç hizmetini has kardeşlerime izhar ettim. Hem ben, hem o, daha gizlemek değil, lüzum ise aynı hakikat beyan edilecek” s:426</p><p></p><p>• “Hakikat ve maslahat <strong>sulhtur</strong>.” S:427</p><p></p><p>• Risalelerin verdiği manevi kazançtan hissedar olmak için “<strong>sadık müşteri</strong>” olmak lazım. s:429</p><p></p><p>• Hizmette <strong>ihtiyata</strong> alışmalı. S:431</p><p></p><p>• 1949’ların Diyanet reisi, Üstad hakkında demiş: "<strong>Kim onunla görüşse, ona kapılır.. cazibesi kuvvetlidir.</strong>” s:431</p><p></p><p>• “Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, <strong>Receb-i Şerifte</strong> yüzden geçer, <strong>Şaban-ı Muazzamda</strong> üçyüzden ziyade ve <strong>Ramazan-ı Mübarekte </strong>bine çıkar ve <strong>cuma gecelerinde</strong> binlere ve <strong>Leyle-i Kadir'de</strong> otuz bine çıkar.”s:433</p><p></p><p>• “Bazen bir adamın <strong>ihlası</strong>, yirmi adam kadar faide verir.” S:433</p><p></p><p>• Üstad 3 aylar için “<strong>ahiret pazarı</strong>” diyor. S:433</p><p></p><p>• “Mabeynimizdeki <strong>hakikî ve uhrevî uhuvvet</strong>, gücenmek ve tarafgirlik kaldırmaz”s:437</p><p></p><p>• <strong>Şakirdlerin kalpleri birbirine karşı</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">1-Tam sadakat</span><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">2-Muhabbet</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">3-Uhuvvet</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">4-Şefkat ile dolu olmalı.s:437</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• Birbirimize karşı <strong>az nazlanma</strong> bile hizmete zarar veriyor. S:437</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• Hizmette “demir gibi sarsılmaz” olmalı. S:437</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• Bizim <strong>en kuvvetli nokta-i istinadımız</strong>;*tesanüd</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">*birbirinin kusuruna bakmamak.s:437</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• Üstad, ağabeyler arasında <strong>az bir soğukluk için</strong>; “Sakın, sakın, sakın! Çabuk bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz. Vallahi bu hâdisenin bizim hapse girmemizden daha ziyade Kur'an ve iman hizmetimize -hususan bu sırada- zarar vermek ihtimali kavîdir” diyor.s:438</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>Leyle-i Mi'rac</strong>, ikinci bir Leyle-i Kadir hükmündedir. Bu gece mümkün oldukça çalışmakla kazanç birden bine çıkar.”s:438</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “Bizler imkân dairesinde bütün kuvvetimizle Lem'a-i İhlas'ın düsturlarını ve hakikî ihlasın sırrını mabeynimizde ve birbirimize karşı istimal etmek, vücub derecesine gelmiş. <strong>Kat'î haber aldım ki, üç aydan beri buradaki has kardeşleri birbirine karşı meşreb veya fikir ihtilafıyla bir soğukluk vermek için üç adam tayin edilmiş</strong>”s:439</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “Sakın sakın!. Şimdiye kadar mabeyninizdeki <strong>fedakârane uhuvvet</strong> ve <strong>samimane muhabbet</strong> sarsılmasın. Bir zerre kadar olsa bile, bize büyük zarar olur.s:439</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “Ben Rusya'da esir iken, en evvel <strong>Bolşevizm'in fırtınası</strong> hapishanelerden başladığı gibi, <strong>Fransız İhtilâl-i Kebiri</strong> dahi en evvel hapishanelerden ve tarihlerde serseri namıyla yâdedilen mahpuslardan çıkmasına binaen” s:440</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>Nur'un takvadarane ve riyazetkârane meşrebi</strong>,”s:441</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• Şakirdler arası az bir <strong>gerginlik</strong> bir hizmete menfi tesir ediyor. S:441</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>Metin, muhlis şakirdler</strong>” s:441</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “Şimdi dehşetli bir plânla, <strong>Nur'un erkânlarını birbirinden soğutmak</strong> için resmen bir iş'ar var” s:442</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “Göze bir saç düşmek gibi <strong>az bir nazlanmak</strong> sizin gibilerin mabeyninde hayat-ı Nuriyemize bir bomba olur.”s:443</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>Üstadımız olan şakirdlerin şahs-ı manevîsi”</strong>s:443</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “Hüsrev'le Feyzi'de benim gibi insanlardan <strong>tevahhuş</strong> ve <strong>sıkılmak</strong> var. Hem birbirine bir derece <strong>meşrebce</strong> ayrıdırlar. Ve Sabri ise, <strong>akraba ve tarz-ı maişet cihetinde hayat-ı içtimaiye ile birkaç vecihle alâkadar ve ihtiyata mecburdur</strong>. İşte üçünüz bu ihtilaf-ı meslek ve meşreb haysiyetiyle o dağdağalı koğuşta ve sıkıntılı kalabalık içinde her halde tam tahammül ve sabır edemediğinizden ben telaş edip vesvese ediyorum. Çünkü pek az bir muhalefet, bu sırada pek zararı var.”s:443</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “Bu gelen gece olan <strong>Leyle-i Berat</strong>, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin proğramı nev'inden olması cihetiyle Leyle-i Kadr'in kudsiyetindedir. Herbir hasenenin Leyle-i Kadir'de otuzbin olduğu gibi, bu Leyle-i Berat'ta herbir amel-i sâlihin ve herbir harf-i Kur'anın sevabı yirmibine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhur-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyali-i meşhurede onbinler, yirmibin veya otuzbinlere çıkar. Bu geceler, elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur'anla ve istiğfar ve salâvatla meşgul olmak büyük bir kârdır.”s:443</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>Cengiz, Hülâgu denilen üç deccaldan birisi</strong>” s:444</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>Acaba kütüb-ü hadîsiyede Kur'ana, şeair-i İslâm'a ait hattâ cüz'î şeyleri de haber veren Sahib-i Şeriat, hiç mümkün müdür ki bu zamanımızdaki pek acib hâdisattan haber vermesin</strong>” s:444</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>Yahudi milleti</strong> hubb-u hayat ve dünyaperestlikte ifrat ettikleri için her asırda zillet ve meskenet tokadını yemeğe müstehak olmuşlar” s:444</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>Küreviyet-i Arz</strong>, ülema-i İslâmca kabul edilmiş, dine muhalefeti yok. Âyetteki satıh demesi, kürevî olmadığına delalet etmiyor” s:445</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>Kâ'be-i Mükerreme'</strong>nin üstü tâ arşa kadar ve altı ferşe kadar bir amud-u nurani olması” s:445</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>Ramazan-ı Şerifte hayrı birden bine çıkan</strong> <strong>evradlarımızla</strong>” s:446</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “Bizler için şimdi <strong>her şeyin iyi tarafına ve güzel cihetine ve ferah verecek vechine </strong>bakmak lâzımdır ki manasız, lüzumsuz, zararlı, sıkıntılı, çirkin, geçici haller nazar-ı dikkatimizi celp edip kalbimizi meşgul etmesin.s:447</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• Üstad <strong>Ramazan’ın 27.gecesi</strong> için; “Yarın gece Leyle-i Kadir olmak ihtimali çok kuvvetli olmasından bir kısım müçtehidler o geceye Leyle-i Kadr'i tahsis etmişler. Hakikî olmasa da, madem ümmet o geceye o nazarla bakıyor. İnşâallah hakikî hükmünde kabule mazhar olur” diyor. S:448</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• Üstad hazretleri köyü <strong>Nurs’u</strong> en son 1900 yılında görmüş.s:449</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “Sizi kasemle emin ederim ki; <strong>biriniz bana en büyük bir hakaret yapsa ve şahsımın haysiyetini bütün bütün kırsa, fakat hizmet-i Kur'aniye ve imaniye ve Nuriyeden vazgeçmezse ben onu helâl ederim, barışırım, gücenmemeğe çalışırım</strong>” s:450</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “Gizli düşmanlarımız iki plânı takib edip.. <strong>biri</strong> beni ihanetlerle çürütmek; <strong>ikincisi</strong>, mabeynimize bir soğukluk vermektir” s:457</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “Ben size ilân ederim ki; <strong>Hüsrev'in</strong> bin kusuru olsa ben onun aleyhinde bulunmaktan korkarım. Çünkü şimdi onun aleyhinde bulunmak, doğrudan doğruya Risale-i Nur aleyhinde ve benim aleyhimde ve bizi perişan edenlerin lehinde bir azîm hıyanettir.”s:457</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “Konya kahramanı <strong>Zübeyr</strong>” s:457</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• Hizmet insanının saf altın hale gelmesi için <strong>imtihan ve musibet eleklerinden</strong> geçmesi lazım. s:459</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “Ben <strong>Nurlarla</strong> meşgul oldukça sıkıntılar azalıyor. Demek vazifemiz Nurlarla iştigaldir ve geçici şeylere ehemmiyet vermemek ve sabır ve şükretmektir.” S:460</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “Şimdi <strong>ehl-i imanın ittihadına</strong> pek çok lüzum var. Biz o hakikatı bilmediğimiz için kaderin adalet tokadını yeriz.”s:468</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>Kışta</strong> her şey tevakkuf eder.” S:469</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “Nurlara zarar gelmemek için <strong>cesurane ve ihtiyatsız hareketten</strong> bir derece çekinmek lâzımdır.” S:471</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• <strong>Nurun mesleği olan</strong>; *Mübareze etmemek</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">*Ehl-i dünya ile uğraşmamak</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">*Siyasete girmemek</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">*Lüzum olsa kısaca müdafaa etmek. S:472</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>Eski Said'in</strong>, onbeş yaşında iken medrese usûlünce onbeş senede okunan ilmi onbeş haftada okumağa inayet-i İlahiye ile muvaffak olması” s:473</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>Âhirzamanda vukua gelecek hâdisata dair hadîslerin</strong> bir kısmı müteşabihat-ı Kur'aniye gibi derin manaları var. Muhkemat gibi tefsir edilmez ve herkes bilemez. Belki tefsir yerinde tevil ederler.” S:509</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>İman ve teklif;</strong> ihtiyar dairesinde bir imtihan, bir tecrübe, bir müsabaka olduğundan, perdeli ve derin ve tedkik ve tecrübeye muhtaç olan nazarî mes'eleleri elbette bedihî olmaz. Ve herkes ister istemez tasdik edecek derecede zarurî olmaz. Tâ ki Ebu Bekirler a'lâ-yı illiyyîne çıksınlar ve Ebu Cehiller esfel-i safilîne düşsünler. İhtiyar kalmazsa teklif olamaz” s:509</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “Dâr-ı teklifte gözle görünecek olan <strong>alâmet-i kıyamet ve eşrat-ı saat</strong>, bir kısım müteşabihat-ı Kur'aniye gibi kapalı ve tevilli oluyor.” S:510</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın nüzulü</strong> dahi ve kendisi İsa Aleyhisselâm olduğu, nur-u imanın dikkatiyle bilinir; herkes bilemez.”s:510 </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>Deccal ve Süfyan</strong> gibi eşhas-ı müdhişe, kendileri dahi kendilerini bilmiyorlar.” S:510</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>Hakaik-i imaniyeye girmeyen cüz'î hâdisat-ı istikbaliye</strong>, nazar-ı nübüvvette ehemmiyetsizdir” s:510</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>Teşbihler ve temsiller</strong> suretinde rivayet edilen bir kısım hadîsler, mürur-u zamanla avamın nazarında hakikat telakki edildiğinden vakıa mutabık çıkmıyor. Ayn-ı hakikat olduğu halde vakıa mutabakatı görünmüyor.” S:510</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>Bir kısım hadîsler İslâmların ekseriyeti noktasında veya hükûmet-i İslâmiyenin veya merkez-i hilafetin nokta-i nazarında vürûd ettiği halde, </strong>umum ehl-i dünyaya şamil zannedilmiş ve bir cihette hususî bulunduğu halde, küllî ve âmm telakki edilmiş” s:510</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “Hem <strong>Deccal'ın</strong> rejimine ve teşkil ettiği komitesine ve hükûmetine ait garib halleri ve dehşetli icraatı, onun şahsıyla münasebetdar rivayet edilmesi cihetiyle manası gizlenmiş.”s:511</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>Hem bir kısım râvilerin kabil-i hata içtihadlarıyla olan tefsirleri ve hükümleri, hadîs kelimelerine karışıp hadîs zannedilir, mana gizlenir</strong>” s.512</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>Eski zamanda, bu zaman gibi cemaatin ve cem'iyetin şahs-ı manevîsi inkişaf etmediğinden ve fikr-i infiradî galib olduğundan</strong>, cemaatin sıfat-ı azîmesi ve büyük harekâtı o cemaatın başında bulunan şahıslara verildiği cihetiyle; o şahıslar, hârika ve küllî sıfatlara lâyık ve muvafık olmak için yüz derece cisminden ve kuvvetinden büyük bir acûbe cisim ve müdhiş bir heykel ve çok hârika bir kuvvet ve iktidar bulunmak lâzım geldiğinden öyle tasvir edilmiş. Vakıa mutabakatı görünmüyor ve o rivayet müteşabih olur.”s:512</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>Hem iki Deccal'ın sıfatları ve halleri ayrı ayrı olduğu halde</strong>, mutlak gelen rivayetlerde iltibas oluyor, biri öteki zannedilir”s:512</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>Büyük Mehdi"nin halleri sâbık Mehdilere işaret eden rivayetlere mutabık çıkmıyor</strong>, hadîs-i müteşabih hükmüne geçer”s:512</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• “<strong>İmam-ı Ali</strong> (R.A.) yalnız İslâm Deccalından bahseder.” S:512</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">• Bu zamanda <strong>israfa</strong> girmek insanı <strong>Süfyan’ın</strong> yaşam tarzına zorlar, esir eder. :513</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="FaKiR, post: 86857, member: 10"] • “Her asırda [B]mehdi[/B] manasına ümmetin fıtrî bir ihtiyacına binaen beklemişler. Ve birkaç vecihte rivayetlerin delaletiyle birkaç mehdi, belki her asırda bir nevi mehdi sâdât-ı Ehl-i Beyt'ten geleceği ümmetçe kabul edilmiş” s:368 • “[B]İbn-i Cevzî[/B] gibi büyük bir muhaddis bazı sahih ehadîsi mevzu' dediğini, ulemalar taaccüple nakletmişler.” S:368-369 • “Said'i bilenler bilirler ki, mümkün olduğu kadar [B]tekfirden[/B] çekinir. Hattâ sarih küfrü bir adamdan görse de, yine tevile çalışır. Onu tekfir etmez. Her vakit hüsn-ü zan ile hareket ettiği halde” • “[B]Bir tek hakikat-ı imaniyeyi dünya saltanatıyla değiştirmeyiz. Ve birtek nükte-i Kur'aniyenin bir paşalık rütbesinden daha ziyade yanımızda ehemmiyeti var.”[/B] S:375 • “[B]Ben kusurlarımla beraber bu milletin saadetine ve imanının kurtulmasına hayatımı vakfettim[/B]. Ve milyonlarla kahraman başların feda oldukları bir hakikata, yani Kur'an hakikatına benim başım dahi feda olsun diye bütün kuvvetimle Risale-i Nur'la çalıştım. Bütün zalimane taziblere karşı tevfik-i İlahî ile dayandım, geri çekilmedim. s:393 • [B]Şapka[/B] giymekte hiçbir maddi-manevi maslahat yok. S:397 [B]• 5. Şua ile ilgili[/B]; “Gerçi evvelce mahrem tutuyorduk, fakat madem mahkemeler onu teşhir edip beraetle bize iade ettiler. Demek bir zararı yoktur diye teksirine izin verdim. Ve o Beşinci Şua'ın aslı, otuz-kırk sene evvel yazılmış müteşabih hadîslerdir.” S:379 • Üstad, [B]hapse girmesinin bir hikmetini[/B] şöyle izah ediyor; “rızkımız bizi çağırdı.” S:422 • “Kat'iyyen vücudum [B]aşıya[/B] gelmez.” S:423 • “Nurlarla ya [B]okumak[/B] veya [B]okutmak[/B] veya [B]yazmak[/B] suretindeki meşguliyet; tecrübelerle kalbe [B]ferah[/B], ruha [B]rahat[/B], rızka [B]bereket[/B], vücuda [B]sıhhat[/B] veriyor.”s:426 • “Şimdi [B]Hüsrev[/B] gibi Nur kahramanı size ihsan edildi.”s:426 • “Ben şimdiye kadar [B]Hüsrev'i[/B] ehl-i dünyaya göstermiyordum, gizlerdim. Fakat neşredilen mecmualar, onu ehl-i siyasete tamamıyla gösterdi, gizli bir şey kalmadı. Onun için ben onun iki-üç hizmetini has kardeşlerime izhar ettim. Hem ben, hem o, daha gizlemek değil, lüzum ise aynı hakikat beyan edilecek” s:426 • “Hakikat ve maslahat [B]sulhtur[/B].” S:427 • Risalelerin verdiği manevi kazançtan hissedar olmak için “[B]sadık müşteri[/B]” olmak lazım. s:429 • Hizmette [B]ihtiyata[/B] alışmalı. S:431 • 1949’ların Diyanet reisi, Üstad hakkında demiş: "[B]Kim onunla görüşse, ona kapılır.. cazibesi kuvvetlidir.[/B]” s:431 • “Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, [B]Receb-i Şerifte[/B] yüzden geçer, [B]Şaban-ı Muazzamda[/B] üçyüzden ziyade ve [B]Ramazan-ı Mübarekte [/B]bine çıkar ve [B]cuma gecelerinde[/B] binlere ve [B]Leyle-i Kadir'de[/B] otuz bine çıkar.”s:433 • “Bazen bir adamın [B]ihlası[/B], yirmi adam kadar faide verir.” S:433 • Üstad 3 aylar için “[B]ahiret pazarı[/B]” diyor. S:433 • “Mabeynimizdeki [B]hakikî ve uhrevî uhuvvet[/B], gücenmek ve tarafgirlik kaldırmaz”s:437 • [B]Şakirdlerin kalpleri birbirine karşı[/B] [FONT=Verdana]1-Tam sadakat[/FONT][FONT=Verdana] 2-Muhabbet 3-Uhuvvet 4-Şefkat ile dolu olmalı.s:437 • Birbirimize karşı [B]az nazlanma[/B] bile hizmete zarar veriyor. S:437 • Hizmette “demir gibi sarsılmaz” olmalı. S:437 • Bizim [B]en kuvvetli nokta-i istinadımız[/B];*tesanüd *birbirinin kusuruna bakmamak.s:437 • Üstad, ağabeyler arasında [B]az bir soğukluk için[/B]; “Sakın, sakın, sakın! Çabuk bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz. Vallahi bu hâdisenin bizim hapse girmemizden daha ziyade Kur'an ve iman hizmetimize -hususan bu sırada- zarar vermek ihtimali kavîdir” diyor.s:438 • “[B]Leyle-i Mi'rac[/B], ikinci bir Leyle-i Kadir hükmündedir. Bu gece mümkün oldukça çalışmakla kazanç birden bine çıkar.”s:438 • “Bizler imkân dairesinde bütün kuvvetimizle Lem'a-i İhlas'ın düsturlarını ve hakikî ihlasın sırrını mabeynimizde ve birbirimize karşı istimal etmek, vücub derecesine gelmiş. [B]Kat'î haber aldım ki, üç aydan beri buradaki has kardeşleri birbirine karşı meşreb veya fikir ihtilafıyla bir soğukluk vermek için üç adam tayin edilmiş[/B]”s:439 • “Sakın sakın!. Şimdiye kadar mabeyninizdeki [B]fedakârane uhuvvet[/B] ve [B]samimane muhabbet[/B] sarsılmasın. Bir zerre kadar olsa bile, bize büyük zarar olur.s:439 • “Ben Rusya'da esir iken, en evvel [B]Bolşevizm'in fırtınası[/B] hapishanelerden başladığı gibi, [B]Fransız İhtilâl-i Kebiri[/B] dahi en evvel hapishanelerden ve tarihlerde serseri namıyla yâdedilen mahpuslardan çıkmasına binaen” s:440 • “[B]Nur'un takvadarane ve riyazetkârane meşrebi[/B],”s:441 • Şakirdler arası az bir [B]gerginlik[/B] bir hizmete menfi tesir ediyor. S:441 • “[B]Metin, muhlis şakirdler[/B]” s:441 • “Şimdi dehşetli bir plânla, [B]Nur'un erkânlarını birbirinden soğutmak[/B] için resmen bir iş'ar var” s:442 • “Göze bir saç düşmek gibi [B]az bir nazlanmak[/B] sizin gibilerin mabeyninde hayat-ı Nuriyemize bir bomba olur.”s:443 • “[B]Üstadımız olan şakirdlerin şahs-ı manevîsi”[/B]s:443 • “Hüsrev'le Feyzi'de benim gibi insanlardan [B]tevahhuş[/B] ve [B]sıkılmak[/B] var. Hem birbirine bir derece [B]meşrebce[/B] ayrıdırlar. Ve Sabri ise, [B]akraba ve tarz-ı maişet cihetinde hayat-ı içtimaiye ile birkaç vecihle alâkadar ve ihtiyata mecburdur[/B]. İşte üçünüz bu ihtilaf-ı meslek ve meşreb haysiyetiyle o dağdağalı koğuşta ve sıkıntılı kalabalık içinde her halde tam tahammül ve sabır edemediğinizden ben telaş edip vesvese ediyorum. Çünkü pek az bir muhalefet, bu sırada pek zararı var.”s:443 • “Bu gelen gece olan [B]Leyle-i Berat[/B], bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin proğramı nev'inden olması cihetiyle Leyle-i Kadr'in kudsiyetindedir. Herbir hasenenin Leyle-i Kadir'de otuzbin olduğu gibi, bu Leyle-i Berat'ta herbir amel-i sâlihin ve herbir harf-i Kur'anın sevabı yirmibine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhur-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyali-i meşhurede onbinler, yirmibin veya otuzbinlere çıkar. Bu geceler, elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur'anla ve istiğfar ve salâvatla meşgul olmak büyük bir kârdır.”s:443 • “[B]Cengiz, Hülâgu denilen üç deccaldan birisi[/B]” s:444 • “[B]Acaba kütüb-ü hadîsiyede Kur'ana, şeair-i İslâm'a ait hattâ cüz'î şeyleri de haber veren Sahib-i Şeriat, hiç mümkün müdür ki bu zamanımızdaki pek acib hâdisattan haber vermesin[/B]” s:444 • “[B]Yahudi milleti[/B] hubb-u hayat ve dünyaperestlikte ifrat ettikleri için her asırda zillet ve meskenet tokadını yemeğe müstehak olmuşlar” s:444 • “[B]Küreviyet-i Arz[/B], ülema-i İslâmca kabul edilmiş, dine muhalefeti yok. Âyetteki satıh demesi, kürevî olmadığına delalet etmiyor” s:445 • “[B]Kâ'be-i Mükerreme'[/B]nin üstü tâ arşa kadar ve altı ferşe kadar bir amud-u nurani olması” s:445 • “[B]Ramazan-ı Şerifte hayrı birden bine çıkan[/B] [B]evradlarımızla[/B]” s:446 • “Bizler için şimdi [B]her şeyin iyi tarafına ve güzel cihetine ve ferah verecek vechine [/B]bakmak lâzımdır ki manasız, lüzumsuz, zararlı, sıkıntılı, çirkin, geçici haller nazar-ı dikkatimizi celp edip kalbimizi meşgul etmesin.s:447 • Üstad [B]Ramazan’ın 27.gecesi[/B] için; “Yarın gece Leyle-i Kadir olmak ihtimali çok kuvvetli olmasından bir kısım müçtehidler o geceye Leyle-i Kadr'i tahsis etmişler. Hakikî olmasa da, madem ümmet o geceye o nazarla bakıyor. İnşâallah hakikî hükmünde kabule mazhar olur” diyor. S:448 • Üstad hazretleri köyü [B]Nurs’u[/B] en son 1900 yılında görmüş.s:449 • “Sizi kasemle emin ederim ki; [B]biriniz bana en büyük bir hakaret yapsa ve şahsımın haysiyetini bütün bütün kırsa, fakat hizmet-i Kur'aniye ve imaniye ve Nuriyeden vazgeçmezse ben onu helâl ederim, barışırım, gücenmemeğe çalışırım[/B]” s:450 • “Gizli düşmanlarımız iki plânı takib edip.. [B]biri[/B] beni ihanetlerle çürütmek; [B]ikincisi[/B], mabeynimize bir soğukluk vermektir” s:457 • “Ben size ilân ederim ki; [B]Hüsrev'in[/B] bin kusuru olsa ben onun aleyhinde bulunmaktan korkarım. Çünkü şimdi onun aleyhinde bulunmak, doğrudan doğruya Risale-i Nur aleyhinde ve benim aleyhimde ve bizi perişan edenlerin lehinde bir azîm hıyanettir.”s:457 • “Konya kahramanı [B]Zübeyr[/B]” s:457 • Hizmet insanının saf altın hale gelmesi için [B]imtihan ve musibet eleklerinden[/B] geçmesi lazım. s:459 • “Ben [B]Nurlarla[/B] meşgul oldukça sıkıntılar azalıyor. Demek vazifemiz Nurlarla iştigaldir ve geçici şeylere ehemmiyet vermemek ve sabır ve şükretmektir.” S:460 • “Şimdi [B]ehl-i imanın ittihadına[/B] pek çok lüzum var. Biz o hakikatı bilmediğimiz için kaderin adalet tokadını yeriz.”s:468 • “[B]Kışta[/B] her şey tevakkuf eder.” S:469 • “Nurlara zarar gelmemek için [B]cesurane ve ihtiyatsız hareketten[/B] bir derece çekinmek lâzımdır.” S:471 • [B]Nurun mesleği olan[/B]; *Mübareze etmemek *Ehl-i dünya ile uğraşmamak *Siyasete girmemek *Lüzum olsa kısaca müdafaa etmek. S:472 • “[B]Eski Said'in[/B], onbeş yaşında iken medrese usûlünce onbeş senede okunan ilmi onbeş haftada okumağa inayet-i İlahiye ile muvaffak olması” s:473 • “[B]Âhirzamanda vukua gelecek hâdisata dair hadîslerin[/B] bir kısmı müteşabihat-ı Kur'aniye gibi derin manaları var. Muhkemat gibi tefsir edilmez ve herkes bilemez. Belki tefsir yerinde tevil ederler.” S:509 • “[B]İman ve teklif;[/B] ihtiyar dairesinde bir imtihan, bir tecrübe, bir müsabaka olduğundan, perdeli ve derin ve tedkik ve tecrübeye muhtaç olan nazarî mes'eleleri elbette bedihî olmaz. Ve herkes ister istemez tasdik edecek derecede zarurî olmaz. Tâ ki Ebu Bekirler a'lâ-yı illiyyîne çıksınlar ve Ebu Cehiller esfel-i safilîne düşsünler. İhtiyar kalmazsa teklif olamaz” s:509 • “Dâr-ı teklifte gözle görünecek olan [B]alâmet-i kıyamet ve eşrat-ı saat[/B], bir kısım müteşabihat-ı Kur'aniye gibi kapalı ve tevilli oluyor.” S:510 • “[B]Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın nüzulü[/B] dahi ve kendisi İsa Aleyhisselâm olduğu, nur-u imanın dikkatiyle bilinir; herkes bilemez.”s:510 • “[B]Deccal ve Süfyan[/B] gibi eşhas-ı müdhişe, kendileri dahi kendilerini bilmiyorlar.” S:510 • “[B]Hakaik-i imaniyeye girmeyen cüz'î hâdisat-ı istikbaliye[/B], nazar-ı nübüvvette ehemmiyetsizdir” s:510 • “[B]Teşbihler ve temsiller[/B] suretinde rivayet edilen bir kısım hadîsler, mürur-u zamanla avamın nazarında hakikat telakki edildiğinden vakıa mutabık çıkmıyor. Ayn-ı hakikat olduğu halde vakıa mutabakatı görünmüyor.” S:510 • “[B]Bir kısım hadîsler İslâmların ekseriyeti noktasında veya hükûmet-i İslâmiyenin veya merkez-i hilafetin nokta-i nazarında vürûd ettiği halde, [/B]umum ehl-i dünyaya şamil zannedilmiş ve bir cihette hususî bulunduğu halde, küllî ve âmm telakki edilmiş” s:510 • “Hem [B]Deccal'ın[/B] rejimine ve teşkil ettiği komitesine ve hükûmetine ait garib halleri ve dehşetli icraatı, onun şahsıyla münasebetdar rivayet edilmesi cihetiyle manası gizlenmiş.”s:511 • “[B]Hem bir kısım râvilerin kabil-i hata içtihadlarıyla olan tefsirleri ve hükümleri, hadîs kelimelerine karışıp hadîs zannedilir, mana gizlenir[/B]” s.512 • “[B]Eski zamanda, bu zaman gibi cemaatin ve cem'iyetin şahs-ı manevîsi inkişaf etmediğinden ve fikr-i infiradî galib olduğundan[/B], cemaatin sıfat-ı azîmesi ve büyük harekâtı o cemaatın başında bulunan şahıslara verildiği cihetiyle; o şahıslar, hârika ve küllî sıfatlara lâyık ve muvafık olmak için yüz derece cisminden ve kuvvetinden büyük bir acûbe cisim ve müdhiş bir heykel ve çok hârika bir kuvvet ve iktidar bulunmak lâzım geldiğinden öyle tasvir edilmiş. Vakıa mutabakatı görünmüyor ve o rivayet müteşabih olur.”s:512 • “[B]Hem iki Deccal'ın sıfatları ve halleri ayrı ayrı olduğu halde[/B], mutlak gelen rivayetlerde iltibas oluyor, biri öteki zannedilir”s:512 • “[B]Büyük Mehdi"nin halleri sâbık Mehdilere işaret eden rivayetlere mutabık çıkmıyor[/B], hadîs-i müteşabih hükmüne geçer”s:512 • “[B]İmam-ı Ali[/B] (R.A.) yalnız İslâm Deccalından bahseder.” S:512 • Bu zamanda [B]israfa[/B] girmek insanı [B]Süfyan’ın[/B] yaşam tarzına zorlar, esir eder. :513 [/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Şualar
şualar notlari
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst