Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Sular da Sızlar mı?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="GÖNÜLSIZIM" data-source="post: 160926" data-attributes="member: 11723"><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Öyleyse, suyun sızısını dindirecek su var mıdır?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Islanmayı özlediği zamanlar yok mudur yağmurun?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Yağmuru sevindiren bir yağmur var mı?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Taşlar da kalpleşir mi?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Kalplerin taşlaşması gibi, taşların da taş olmaktan bıkıp yumuşamaya meylettiği zamanlar yok mudur?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Yollar da özler mi? Yolun da alıp başını gidesi gelmez mi?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Ateş de yanmayı arzulamaz mı? Ateşi de yakıp kavuran bir ateş olamaz mı?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Güneş de bekler mi gündoğumunu? Bir akşam üstü güneş de seyretmeyi dilemez mi günbatımını?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Ayrılık bıkmadı mı onca sevgili arasında durup beklemekten?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Ayrılık da ayırmaktan usanmaz mı; yok mudur kavuşmak dilediği?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Aşk da aşık olamaz mı? Bunca zamandır örselenmekten, anlaşılmamaktan şikayetçi değil midir?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Herkesin dilinde olup da, kimseye yâr olmamak aşka da ah ettirmiyor mudur?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Şarkıların da sevdiği bir şarkı yok mudur?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Onlar da ara sıra durup dinlemek istemez mi acıların ve neşelerin nağmelerini?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Toprak da bir gün toprağa uzanmayı arzulamaz mı? Ona da topraktan bir mezar bulunamaz mı?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Gündelik hayatta her şey pürüzsüzce akıyor gibi gelir bize.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Taş katıdır. Ateş yakar. Sular serindir. Yol yolcuyu bekler.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Böyle bildik, çünkü, böyle bulduk. Şaşırmaya gerek yok. Mecnun olmaya mahal yok. Her şey olduğu yerde kalsın. Yeni sorularla yeni kaygılar doğurmanın lüzumu yok. Aklına de ki, "Otur oturduğun yerde!" Kalbine tembihle ki, "Dur durduğun yerde!"</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">İnsan olduğundan fazlasıdır her zaman. İnsan, her an olabileceğinden daha azıyla vardır.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">İnsan böyle iken, sular böyle değildir meselâ.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Sular sızılara deva olurken, kendi sızılarından habersiz olabilir.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Suların da sızlayıp sızlamadığını dert edinmek insana düşer.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Yağmur her şeyi nezaketle ıslatırken, bir yağmurda ıslanmanın hasretine körkalmış olabilir?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Yağmurun da ıslanmaya aç olabileceği bir tek insanın hatırına gelir.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Taşlar hep katı dururken, kalplerin katılaşmasından habersiz kalabilir.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Taşların da katılıktan usanabileceği ancak insanın aklına düşebilir.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Aşk nicelerini ah ettirirken, ah etmemiş olabilir.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Aşkın ah edebileceği ihtimali sadece insanın kalbinde yer bulabilir.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Öyleyse, bir kez daha bakmalı değil miyiz kendimize?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Şu andaki varlığımız bizi biz etmeye yetiyor mu sence?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Olduğumuzdan fazlası olmaya niyetli değil miyiz?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Yetiyor muyuz kendimizi kendimiz eylemeye?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Ayaklarımız varıyor mu fıtratımızın zirvelerine?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Elimiz yetişebilir mi kalbimizin derinliklerine?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Ne kadar âşinayız varlığımızın gizli köşelerine?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Uzanabiliyor muyuz ruhumuzun labirentlerine?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Dokunabiliyor muyuz hatıralarımızın kuytu köşelerine?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Koparabiliyor muyuz duygularımızın acı tatlı meyvelerini?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Ne kadar sarkabiliyoruz lâtifelerimizin derin kuyularına?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Kimiz biz? Neyiz? Neredeyiz?</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Kim bilir; belki de kendimizi kendimizden ayıran bir dağız. Ferhad olup Şirin olan yanımızı arıyoruz. Dağın öbür tarafında bırakıyoruz kendimizi; hep bu yamaçta kalıp kazıyoruz kazıyoruz</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Kim bilir, belki de kendi kendimizi kesen bir bıçağız. İsmail olup kendimizi kurban ediyoruz; hep eksiltiyoruz kendimizi, hep kesiyoruz kendimizden.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Kim bilir kendimizi kendimize haram eyleyen bir günahız. Züleyha olup Yusuf olan yanımızı kandırıyoruz, Yusuf olan kalbimizi zindana sürüyoruz.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Kim.bilir; kendimizi kendimizden ayıran bir çölüz. Mecnun olup Leylâ olan yanımızı yalnız yapayalnız bırakıyoruz. Kim bilir kendi kendimizi ağlatan kocaman bir yarayız. Kerem olup aslımızı arıyoruz; bulamıyoruz.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Suların sızısından habersiz yaşıyoruz. Suların sızılarını bile fark edebilecekken, kendi sızılarımıza körleşiyoruz. Kendimizi de fark etmez hale geliyoruz. Kendimizi kendimizde yitiriyoruz. Kendi ellerimizi kendi ellerimizden çekiyoruz.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Göz göze gelemiyoruz kendimizle. Yüzleşemiyoruz.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Kendi kendimizi sokağa atıyoruz.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Kendimizi kendimizden sürgün ediyoruz.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Kendimize kendimizi çok görüyoruz.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Oysa insan olduğundan fazlasıdır her zaman.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Ama bilmiyoruz. Ama bilmediğimizi de bilmiyoruz.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff">Sızısız yaşıyoruz. Issız yaşıyoruz.</span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="color: #3366ff"></span><span style="color: #ff0000">SENAİ DEMİRCİ</span></em></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="GÖNÜLSIZIM, post: 160926, member: 11723"] [B][I][COLOR=#3366ff]Öyleyse, suyun sızısını dindirecek su var mıdır? Islanmayı özlediği zamanlar yok mudur yağmurun? Yağmuru sevindiren bir yağmur var mı? Taşlar da kalpleşir mi? Kalplerin taşlaşması gibi, taşların da taş olmaktan bıkıp yumuşamaya meylettiği zamanlar yok mudur? Yollar da özler mi? Yolun da alıp başını gidesi gelmez mi? Ateş de yanmayı arzulamaz mı? Ateşi de yakıp kavuran bir ateş olamaz mı? Güneş de bekler mi gündoğumunu? Bir akşam üstü güneş de seyretmeyi dilemez mi günbatımını? Ayrılık bıkmadı mı onca sevgili arasında durup beklemekten? Ayrılık da ayırmaktan usanmaz mı; yok mudur kavuşmak dilediği? Aşk da aşık olamaz mı? Bunca zamandır örselenmekten, anlaşılmamaktan şikayetçi değil midir? Herkesin dilinde olup da, kimseye yâr olmamak aşka da ah ettirmiyor mudur? Şarkıların da sevdiği bir şarkı yok mudur? Onlar da ara sıra durup dinlemek istemez mi acıların ve neşelerin nağmelerini? Toprak da bir gün toprağa uzanmayı arzulamaz mı? Ona da topraktan bir mezar bulunamaz mı? Gündelik hayatta her şey pürüzsüzce akıyor gibi gelir bize. Taş katıdır. Ateş yakar. Sular serindir. Yol yolcuyu bekler. Böyle bildik, çünkü, böyle bulduk. Şaşırmaya gerek yok. Mecnun olmaya mahal yok. Her şey olduğu yerde kalsın. Yeni sorularla yeni kaygılar doğurmanın lüzumu yok. Aklına de ki, "Otur oturduğun yerde!" Kalbine tembihle ki, "Dur durduğun yerde!" İnsan olduğundan fazlasıdır her zaman. İnsan, her an olabileceğinden daha azıyla vardır. İnsan böyle iken, sular böyle değildir meselâ. Sular sızılara deva olurken, kendi sızılarından habersiz olabilir. Suların da sızlayıp sızlamadığını dert edinmek insana düşer. Yağmur her şeyi nezaketle ıslatırken, bir yağmurda ıslanmanın hasretine körkalmış olabilir? Yağmurun da ıslanmaya aç olabileceği bir tek insanın hatırına gelir. Taşlar hep katı dururken, kalplerin katılaşmasından habersiz kalabilir. Taşların da katılıktan usanabileceği ancak insanın aklına düşebilir. Aşk nicelerini ah ettirirken, ah etmemiş olabilir. Aşkın ah edebileceği ihtimali sadece insanın kalbinde yer bulabilir. Öyleyse, bir kez daha bakmalı değil miyiz kendimize? Şu andaki varlığımız bizi biz etmeye yetiyor mu sence? Olduğumuzdan fazlası olmaya niyetli değil miyiz? Yetiyor muyuz kendimizi kendimiz eylemeye? Ayaklarımız varıyor mu fıtratımızın zirvelerine? Elimiz yetişebilir mi kalbimizin derinliklerine? Ne kadar âşinayız varlığımızın gizli köşelerine? Uzanabiliyor muyuz ruhumuzun labirentlerine? Dokunabiliyor muyuz hatıralarımızın kuytu köşelerine? Koparabiliyor muyuz duygularımızın acı tatlı meyvelerini? Ne kadar sarkabiliyoruz lâtifelerimizin derin kuyularına? Kimiz biz? Neyiz? Neredeyiz? Kim bilir; belki de kendimizi kendimizden ayıran bir dağız. Ferhad olup Şirin olan yanımızı arıyoruz. Dağın öbür tarafında bırakıyoruz kendimizi; hep bu yamaçta kalıp kazıyoruz kazıyoruz Kim bilir, belki de kendi kendimizi kesen bir bıçağız. İsmail olup kendimizi kurban ediyoruz; hep eksiltiyoruz kendimizi, hep kesiyoruz kendimizden. Kim bilir kendimizi kendimize haram eyleyen bir günahız. Züleyha olup Yusuf olan yanımızı kandırıyoruz, Yusuf olan kalbimizi zindana sürüyoruz. Kim.bilir; kendimizi kendimizden ayıran bir çölüz. Mecnun olup Leylâ olan yanımızı yalnız yapayalnız bırakıyoruz. Kim bilir kendi kendimizi ağlatan kocaman bir yarayız. Kerem olup aslımızı arıyoruz; bulamıyoruz. Suların sızısından habersiz yaşıyoruz. Suların sızılarını bile fark edebilecekken, kendi sızılarımıza körleşiyoruz. Kendimizi de fark etmez hale geliyoruz. Kendimizi kendimizde yitiriyoruz. Kendi ellerimizi kendi ellerimizden çekiyoruz. Göz göze gelemiyoruz kendimizle. Yüzleşemiyoruz. Kendi kendimizi sokağa atıyoruz. Kendimizi kendimizden sürgün ediyoruz. Kendimize kendimizi çok görüyoruz. Oysa insan olduğundan fazlasıdır her zaman. Ama bilmiyoruz. Ama bilmediğimizi de bilmiyoruz. Sızısız yaşıyoruz. Issız yaşıyoruz. [/COLOR][COLOR=#ff0000]SENAİ DEMİRCİ[/COLOR][/I][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Sular da Sızlar mı?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst