Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Bunları Biliyormusunuz
Tarihden Bir Yaprak
Sultan Hamid’in burnu Hamidi burun mu yoksa “sümüklü burun” mudur?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="&amp;#304;lim-irfan" data-source="post: 171889" data-attributes="member: 8679"><p><strong><span style="color: blue">İttihad ve Terakki merkez-i umumîsi azalarından Fatin Gökmen'in aktardığına göre; Sultan Abdülhamid'in hıyanetine ilişkin bir vesika bulmak amacıyla Hâfız İsmail Hakkı Paşa ile birlikte hazine-i hassa'nın tüm evraklarını ve hesaplarını tetkike memur edilirler. Üç aylık tetkikleri sırasında; Bulgar Kralı'ndan gelen bir telgraf bulurlar. Kralın gönderdiği telgraf metni şöyledir:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">"Edirne'yi bana verirseniz ben Hareket Ordusu'nu dağıtırım ve saltanatınız tehlikeden masun kalır."</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Sultan Abdülhamid ise telgrafında şu karşılığı verir:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">"Ben ne saltanatım ne de hanedanım için Müslüman askerlerinin üzerine bir Hıristiyan ordusunun taarruzunu asla istemem."</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bunları anlatırken gözleri yaşaran Fatin Gökmen: "Biz bu telgrafı bulunca hayretten donakaldık. Ve o zaman kanaat getirdik ki merhum Sultan Hamid'e isnad olunan kötülüklerin hepsi yalan ve iftiradır<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />." (İbrahim Arvas, Tarihî Hakikatler, Ankara 1964, s. 10).</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Yine bu noktada 31 Mart Hadisesi"nin Sultan Hamid'e hamledilmesi en yanlış hadiselerden ve kanaatlerden birisidir. Özellikle Sultan Hamid bu vakanın tahrikçisi olmak bir yana tam tersine önlemeye çalışanlardan birisidir.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Sultan Hamid'le ilgili bu doğru tespitleri dile getirdikten sonra onun hâl hadisesinin bir başka boyutunu ele alalım:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Sultan Abdülhamid'in otuz üç sene süren saltanatı, 27 Nisan 1909'da "Meclis-i Mebusan"ın aldığı bir kararla sona erer. Sabık padişah kendisine Çırağan Sarayı'nın tahsis edilmesini talep etse de, bu talebi dikkate alınmaz ve Selanik'e sürgüne gönderilir. Yerine kardeşi Mehmed Reşad Efendi geçer.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Aslında Sultan Hamid'in hal edilmesi II. Meşrutiyet'in ilânıyla başlar. İttihad ve Terakki iş başındadır. Meclis-i Mebusan'ın pek çoğu cihan padişahı Sultan Abdülhamid'in siyasetinin farkında değildir. Bir de bu süreç de yapılan seçimlerde pek çok gayri Müslim Meclis'e girer. Nitekim Selanik'ten seçilen mebus dağılımı bunun bariz göstergesidir. Selanik'ten 9 Kasım 1908'de çekilen telgraf metninde şu isimlerin mebus seçildiği bildirilmektedir:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">"Selanik sancağı: Altı mebus dağılımı:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">- Evienoszâde Rahmi Bey, Müslüman (Dönme)</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">- Cavid Bey Müslüman (Dönme)</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">- Emanuel Karasu: Yahudi</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">- Artas Efendi: Rum</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">- Chonas Efendi: Rum</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">- Vlahoff: Bulgar</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Sultan Abdülhamid, Meşrutiyet'i ikinci kez ilân etmeyi kabullenmekle yenilgiyi bilinçli olarak kabullenmiş gibidir. Bu kabullenmenin arka planında yatan unsur, Sultan Abdülhamid'in inisiyatif elinde tutmasına karşın iç çatışmalardan ve karmaşadan devleti uzak tutma endişesi ön planda tutmasıdır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">"Selanik'ten gelen Hareket ordusu Yeşilköy'de karargâhını kurar. Sultan Abdülhamid bütün telkinlere ve ısrarlara rağmen İstanbul'da bulunan Hassa Ordusu'nu "Kardeş kanı dökülmesinin önüne geçmek için" Hareket ordusu"na karşı çıkarmayı reddeder. Bu reddiye aynı zamanda Sultan Abdülhamid'in kendi kendini "hal" etmesi anlamına da gelir. Çünkü çok geçmeden Yeşilköy'e gelen Hareket Ordusu komutanlığında Sultan Abdülhamid'in "hal" kararı alınır.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">İbnülemin'in Sultan Hamid ile ilgili aktardığı ilginç bir değerlendirmeyle yazımızı noktalayalım:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">"Sultan Hamid'in burnunun büyükçe olmasını da büyük bir kusur farz ederek "Hamidî bir burun" diye eğlenen sümüklüler ve "Kârizde olukdur güya sümüklü burnu" tarzında hezeyan eden serhoş şairler, bilmelidirler ki burun büyüklüğünde, küçüklük de, güzellik de, çirkinlik de mahlûkun sun'i yoktur. Hazreti Hâlık, nasıl istemişse öyle yaratmıştır. Merhumun -eğlenilen, alay edilen- burnu ise asaletini isbat eder ki, Osmanlı padişahlarının burunları ekseren o şekildedir."</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Yine bu bağlamda kızı Ayşe Sultan'ın yazdığı eserde babasının burnunu anlatış şekli de İbnülemin'i destekler mahiyettedir:</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">"Rahmetli babam orta boyluydu. Saçı sakalı koyu kumraldı<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />. Burnu yüksekti: Osmanlı Hanedanı'nın alâmetini taşıyan biçimdeydi<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />.</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: red">Fahri Güven - Milli Gazete</span></span></strong></p><p></p><p><strong><span style="color: red">19/12/2009</span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="İlim-irfan, post: 171889, member: 8679"] [B][COLOR=blue]İttihad ve Terakki merkez-i umumîsi azalarından Fatin Gökmen'in aktardığına göre; Sultan Abdülhamid'in hıyanetine ilişkin bir vesika bulmak amacıyla Hâfız İsmail Hakkı Paşa ile birlikte hazine-i hassa'nın tüm evraklarını ve hesaplarını tetkike memur edilirler. Üç aylık tetkikleri sırasında; Bulgar Kralı'ndan gelen bir telgraf bulurlar. Kralın gönderdiği telgraf metni şöyledir:[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]"Edirne'yi bana verirseniz ben Hareket Ordusu'nu dağıtırım ve saltanatınız tehlikeden masun kalır."[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Sultan Abdülhamid ise telgrafında şu karşılığı verir:[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]"Ben ne saltanatım ne de hanedanım için Müslüman askerlerinin üzerine bir Hıristiyan ordusunun taarruzunu asla istemem."[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Bunları anlatırken gözleri yaşaran Fatin Gökmen: "Biz bu telgrafı bulunca hayretten donakaldık. Ve o zaman kanaat getirdik ki merhum Sultan Hamid'e isnad olunan kötülüklerin hepsi yalan ve iftiradır[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif[/IMG]." (İbrahim Arvas, Tarihî Hakikatler, Ankara 1964, s. 10).[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Yine bu noktada 31 Mart Hadisesi"nin Sultan Hamid'e hamledilmesi en yanlış hadiselerden ve kanaatlerden birisidir. Özellikle Sultan Hamid bu vakanın tahrikçisi olmak bir yana tam tersine önlemeye çalışanlardan birisidir.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Sultan Hamid'le ilgili bu doğru tespitleri dile getirdikten sonra onun hâl hadisesinin bir başka boyutunu ele alalım:[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Sultan Abdülhamid'in otuz üç sene süren saltanatı, 27 Nisan 1909'da "Meclis-i Mebusan"ın aldığı bir kararla sona erer. Sabık padişah kendisine Çırağan Sarayı'nın tahsis edilmesini talep etse de, bu talebi dikkate alınmaz ve Selanik'e sürgüne gönderilir. Yerine kardeşi Mehmed Reşad Efendi geçer.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Aslında Sultan Hamid'in hal edilmesi II. Meşrutiyet'in ilânıyla başlar. İttihad ve Terakki iş başındadır. Meclis-i Mebusan'ın pek çoğu cihan padişahı Sultan Abdülhamid'in siyasetinin farkında değildir. Bir de bu süreç de yapılan seçimlerde pek çok gayri Müslim Meclis'e girer. Nitekim Selanik'ten seçilen mebus dağılımı bunun bariz göstergesidir. Selanik'ten 9 Kasım 1908'de çekilen telgraf metninde şu isimlerin mebus seçildiği bildirilmektedir:[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]"Selanik sancağı: Altı mebus dağılımı:[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]- Evienoszâde Rahmi Bey, Müslüman (Dönme)[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]- Cavid Bey Müslüman (Dönme)[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]- Emanuel Karasu: Yahudi[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]- Artas Efendi: Rum[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]- Chonas Efendi: Rum[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]- Vlahoff: Bulgar[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Sultan Abdülhamid, Meşrutiyet'i ikinci kez ilân etmeyi kabullenmekle yenilgiyi bilinçli olarak kabullenmiş gibidir. Bu kabullenmenin arka planında yatan unsur, Sultan Abdülhamid'in inisiyatif elinde tutmasına karşın iç çatışmalardan ve karmaşadan devleti uzak tutma endişesi ön planda tutmasıdır.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]"Selanik'ten gelen Hareket ordusu Yeşilköy'de karargâhını kurar. Sultan Abdülhamid bütün telkinlere ve ısrarlara rağmen İstanbul'da bulunan Hassa Ordusu'nu "Kardeş kanı dökülmesinin önüne geçmek için" Hareket ordusu"na karşı çıkarmayı reddeder. Bu reddiye aynı zamanda Sultan Abdülhamid'in kendi kendini "hal" etmesi anlamına da gelir. Çünkü çok geçmeden Yeşilköy'e gelen Hareket Ordusu komutanlığında Sultan Abdülhamid'in "hal" kararı alınır.[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]İbnülemin'in Sultan Hamid ile ilgili aktardığı ilginç bir değerlendirmeyle yazımızı noktalayalım:[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]"Sultan Hamid'in burnunun büyükçe olmasını da büyük bir kusur farz ederek "Hamidî bir burun" diye eğlenen sümüklüler ve "Kârizde olukdur güya sümüklü burnu" tarzında hezeyan eden serhoş şairler, bilmelidirler ki burun büyüklüğünde, küçüklük de, güzellik de, çirkinlik de mahlûkun sun'i yoktur. Hazreti Hâlık, nasıl istemişse öyle yaratmıştır. Merhumun -eğlenilen, alay edilen- burnu ise asaletini isbat eder ki, Osmanlı padişahlarının burunları ekseren o şekildedir."[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]Yine bu bağlamda kızı Ayşe Sultan'ın yazdığı eserde babasının burnunu anlatış şekli de İbnülemin'i destekler mahiyettedir:[/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]"Rahmetli babam orta boyluydu. Saçı sakalı koyu kumraldı[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif[/IMG]. Burnu yüksekti: Osmanlı Hanedanı'nın alâmetini taşıyan biçimdeydi[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif[/IMG].[/COLOR][/B] [B][SIZE=2][COLOR=red]Fahri Güven - Milli Gazete[/COLOR][/SIZE][/B] [B][COLOR=red]19/12/2009[/COLOR][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Bunları Biliyormusunuz
Tarihden Bir Yaprak
Sultan Hamid’in burnu Hamidi burun mu yoksa “sümüklü burun” mudur?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst