Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Sultanü’l-Ârifîn
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 580932" data-attributes="member: 1004566"><p>Sultanü’l-Ârifîn</p><p></p><p></p><p></p><p>Cenâb-ı Hak buyuruyor:</p><p></p><p>“Rableri katında onlara esenlik yurdu (cennet) vardır. Ve yapmakta oldukları (güzel) işler sebebiyle Allah onların dostudur.” (En’âm, 127)</p><p></p><p>Rasûlullah (sav) buyuruyor:</p><p></p><p>“…Benim dostlarım Allah Teâlâ ile iyi mü’minlerdir…” (Buhârî, Edeb 14; Müslim, Îmân 366)</p><p></p><p>Muhterem Mahmud Sâmî Ramazanoğlu Hazretleri; çok muntazami nizamlı, saatli hayatları vardı. Müracaat eden ziyaretçiye kabul saati evvelce bildirilirdi. Misafirin geleceği vakitte giyimli, tertibli bir vaziyette (kat’iyyen ev hali ile değil) hazır bulunurlardı. Söz verdiği halde vaktinde sebebsiz yere gelemeyenlere çok üzülürler, misafiri kapıda güler yüzle karşılarlar ve karşılarında yer verirlerdi. Ziyaretçi için hangi mevzu, hangi kelam faideli ise o mevzuda konuşurlardı. Kısa bir zaman içinde, ziyaretçi, niyet ve ihlâsının ölçüsünde mutmain olmuş bir halde, büyük bir neşe ile huzurlarından ümidli olarak ayrılırdı. Gene vedalaşırken de kapıya kadar geçirirlerdi.</p><p></p><p>Bilhassa tevâzû ve alçak gönüllülükleri tarife sığmaz, lisan ile anlatılmazdı. Bilâ istisnâ herkesi kendilerinden üstün görürlerdi. Herkesin horladığı, küçük ve hakir gördükleri diyanet-perver acizlerin, miskinlerin ziyaretlerine gider, kendilerinden duâ talebinde bulunurlardı.</p><p></p><p>Övülmekden, senâ edilmekten hazzetmezler, hatta üzülürlerdi. Muhâtabları kendilerine ne kadar senâ ederlerse etsinler, kat’iyyen kendilerine mal etmezler, hemen “Bi-iznillah” demekle her şeyin ancak Hak celle ve alâ hazretlerinin izniyle vuku bulduğunu söylerler, imâ ederlerdi. Nezâketen muhatablarını incitmemeğe de çok dikkatli olurlardı.</p><p></p><p>Mahmud Sami (ks) hazretleri, Allah teâlâ ve tekaddes hazretlerinin rızâsı, hastalıkların ve musibetlerin def’i için dâima kurban kesmeği ve sadaka vermeği tavsiye ederlerdi. Kendilerinin de bedelini vererek sık sık kurban kestirmek âdetleri idi. (Sâdık Dânâ, Erkam Yay. Mahmûd Sâmî Ramazanoğlu)</p><p></p><p>Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)</p><p></p><p>el-Muahhir: İstediğini geride bırakan, arkaya koyan, hikmeti gereği tehir edilmesi gerekenleri erteleyen demektir.</p><p></p><p>Kısa Günün Kârı</p><p></p><p>Hakîkatte Allah dostlarının insanlar tarafından övülmeye, senâ edilmeye ihtiyaçları yoktur. Çünkü yüce Mevlâmız Rabbü’l-âlemîn Hazretleri onları sevmiş, derecelerini âlî eylemiş; onları seveni de kendisini seviyor saymış… Bu sevilenlerden birisi de Sultanü’l-arifîn Mahmud Sâmî Ramazanoğlu (ks) hazretleridir.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 580932, member: 1004566"] Sultanü’l-Ârifîn Cenâb-ı Hak buyuruyor: “Rableri katında onlara esenlik yurdu (cennet) vardır. Ve yapmakta oldukları (güzel) işler sebebiyle Allah onların dostudur.” (En’âm, 127) Rasûlullah (sav) buyuruyor: “…Benim dostlarım Allah Teâlâ ile iyi mü’minlerdir…” (Buhârî, Edeb 14; Müslim, Îmân 366) Muhterem Mahmud Sâmî Ramazanoğlu Hazretleri; çok muntazami nizamlı, saatli hayatları vardı. Müracaat eden ziyaretçiye kabul saati evvelce bildirilirdi. Misafirin geleceği vakitte giyimli, tertibli bir vaziyette (kat’iyyen ev hali ile değil) hazır bulunurlardı. Söz verdiği halde vaktinde sebebsiz yere gelemeyenlere çok üzülürler, misafiri kapıda güler yüzle karşılarlar ve karşılarında yer verirlerdi. Ziyaretçi için hangi mevzu, hangi kelam faideli ise o mevzuda konuşurlardı. Kısa bir zaman içinde, ziyaretçi, niyet ve ihlâsının ölçüsünde mutmain olmuş bir halde, büyük bir neşe ile huzurlarından ümidli olarak ayrılırdı. Gene vedalaşırken de kapıya kadar geçirirlerdi. Bilhassa tevâzû ve alçak gönüllülükleri tarife sığmaz, lisan ile anlatılmazdı. Bilâ istisnâ herkesi kendilerinden üstün görürlerdi. Herkesin horladığı, küçük ve hakir gördükleri diyanet-perver acizlerin, miskinlerin ziyaretlerine gider, kendilerinden duâ talebinde bulunurlardı. Övülmekden, senâ edilmekten hazzetmezler, hatta üzülürlerdi. Muhâtabları kendilerine ne kadar senâ ederlerse etsinler, kat’iyyen kendilerine mal etmezler, hemen “Bi-iznillah” demekle her şeyin ancak Hak celle ve alâ hazretlerinin izniyle vuku bulduğunu söylerler, imâ ederlerdi. Nezâketen muhatablarını incitmemeğe de çok dikkatli olurlardı. Mahmud Sami (ks) hazretleri, Allah teâlâ ve tekaddes hazretlerinin rızâsı, hastalıkların ve musibetlerin def’i için dâima kurban kesmeği ve sadaka vermeği tavsiye ederlerdi. Kendilerinin de bedelini vererek sık sık kurban kestirmek âdetleri idi. (Sâdık Dânâ, Erkam Yay. Mahmûd Sâmî Ramazanoğlu) Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri) el-Muahhir: İstediğini geride bırakan, arkaya koyan, hikmeti gereği tehir edilmesi gerekenleri erteleyen demektir. Kısa Günün Kârı Hakîkatte Allah dostlarının insanlar tarafından övülmeye, senâ edilmeye ihtiyaçları yoktur. Çünkü yüce Mevlâmız Rabbü’l-âlemîn Hazretleri onları sevmiş, derecelerini âlî eylemiş; onları seveni de kendisini seviyor saymış… Bu sevilenlerden birisi de Sultanü’l-arifîn Mahmud Sâmî Ramazanoğlu (ks) hazretleridir. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Sultanü’l-Ârifîn
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst