Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
sünnet-i seniyye edeptir.
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="NuruAhsen" data-source="post: 23617" data-attributes="member: 857"><p><strong><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">11.LEM'A YEDİNCİ NÜKTE</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Sünnet-i Seniyye edeptir. Hiçbir meselesi yoktur ki, altında bir nur, bir edep bulunmasın. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş:</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">اَدَّبَنِى رَبِّى فَاَحْسَنَ تَاْدِيبِى Yani, “Rabbim bana edebi güzel bir surette ihsan etmiş, edeplendirmiş.”<strong><em><span style="color: black">(el-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, 1:224; İbni Teymiye, Mecmûu Fetâvâ, 18:375; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 1:70.)</span></em></strong></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Evet, siyer-i Nebeviyeye dikkat eden ve Sünnet-i Seniyyeyi bilen, kat’iyen anlar ki, edebin envâını, Cenâb-ı Hak, Habibinde cem etmiştir <strong><em><span style="color: black">(bk. Kalem Sûresi, 68:4. )</span></em></strong>. Onun Sünnet-i Seniyyesini terk eden, edebi terk eder. بِى اَدَبْ مَحْرُومْ بَاشَدْ اَزْ لُطْفِ رَبْ <strong><em><span style="color: black">(Edepsiz kişi Allah’ın lütfundan mahrum olur).</span></em></strong>kaidesine mâsadak <strong><em><span style="color: black">(bir söz veya hükmü doğrulayan husus, doğrulayıcı)</span></em></strong> olur, hasâretli bir edepsizliğe düşer.</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Sual: Herşeyi bilen ve gören ve hiçbir şey Ondan gizlenemeyen Allâmü’l-Guyûba <strong><em><span style="color: black">(bk. Mâide Sûresi, 5:109, 106; Tevbe Sûresi, 9:78; Sebe Sûresi, 34:48.) </span></em></strong>karşı edep nasıl olur? Sebeb-i hacâlet<strong><em><span style="color: black">(utanmaya sebep olan şey)</span></em></strong> olan hâletler Ondan gizlenemez. Edebin bir nev’i tesettürdür, mucib-i istikrah <strong><em><span style="color: black">( tiksintiyi gerektiren)</span></em></strong> hâlâtı setretmektir. Allâmü’l-Guyûba karşı tesettür olamaz.</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred"></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Elcevap: Evvelâ, Sâni-i Zülcelâl nasıl ki kemâl-i ehemmiyetle san’atını güzel göstermek istiyor ve müstekreh <strong><em><span style="color: black">(tiksinti uyandıran)</span></em></strong> şeyleri perdeler altına alıyor ve nimetlerine, o nimetleri süslendirmek cihetiyle nazar-ı dikkati celb ediyor. Öyle de, mahlûkatını ve ibâdını sair zîşuurlara güzel göstermek istiyor. Çirkin vaziyetlerde görünmeleri, Cemîl ve Müzeyyin ve Lâtîf ve Hakîm gibi isimlerine karşı bir nevi isyan ve hilâf-ı edep oluyor. <strong><em><span style="color: red">İşte, Sünnet-i Seniyyedeki edep, o Sâni-i Zülcelâlin esmâlarının hudutları içinde bir mahz-ı edep vaziyetini takınmaktır.</span></em></strong></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Palatino Linotype'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkred">Saniyen: Nasıl ki bir tabip, doktorluk noktasında, bir nâmahremin en nâmahrem uzvuna bakar ve zaruret olduğu vakit ona gösterilir, hilâf-ı edep denilmez. Belki, edeb-i tıp öyle iktiza eder denilir. Fakat o tabip, recüliyet ünvanıyla yahut vâiz ismiyle yahut hoca sıfatıyla o nâmahremlere bakamaz, ona gösterilmesini edep fetvâ veremez. Ve o cihette ona göstermek hayâsızlıktır. Öyle de, Sâni-i Zülcelâlin çok esmâsı var; herbir ismin ayrı bir cilvesi var. <strong><em><span style="color: red">Meselâ, Gaffâr ismi günahların vücudunu ve Settâr ismi kusûrâtın bulunmasını iktiza ettikleri gibi, Cemîl ismi de çirkinliği görmek istemez. Lâtîf, Kerîm, Hakîm, Rahîm gibi esmâ-i cemâliye ve kemâliye, mevcudatın güzel bir surette ve mümkün vaziyetlerin en iyisinde bulunmalarını iktiza ederler</span></em></strong>. Ve o esmâ-i cemâliye ve kemâliye ise, melâike ve ruhanî ve cin ve insin nazarında güzelliklerini, mevcudatın güzel vaziyetleriyle ve hüsn-ü edepleriyle göstermek isterler. İşte, Sünnet-i Seniyyedeki âdâb, bu ulvî âdâbın işaretidir ve düsturlarıdır ve nümuneleridir.</span></span></span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NuruAhsen, post: 23617, member: 857"] [B][FONT=Palatino Linotype][SIZE=3][COLOR=darkred]11.LEM'A YEDİNCİ NÜKTE Sünnet-i Seniyye edeptir. Hiçbir meselesi yoktur ki, altında bir nur, bir edep bulunmasın. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş: اَدَّبَنِى رَبِّى فَاَحْسَنَ تَاْدِيبِى Yani, “Rabbim bana edebi güzel bir surette ihsan etmiş, edeplendirmiş.”[B][I][COLOR=black](el-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, 1:224; İbni Teymiye, Mecmûu Fetâvâ, 18:375; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 1:70.)[/COLOR][/I][/B] Evet, siyer-i Nebeviyeye dikkat eden ve Sünnet-i Seniyyeyi bilen, kat’iyen anlar ki, edebin envâını, Cenâb-ı Hak, Habibinde cem etmiştir [B][I][COLOR=black](bk. Kalem Sûresi, 68:4. )[/COLOR][/I][/B]. Onun Sünnet-i Seniyyesini terk eden, edebi terk eder. بِى اَدَبْ مَحْرُومْ بَاشَدْ اَزْ لُطْفِ رَبْ [B][I][COLOR=black](Edepsiz kişi Allah’ın lütfundan mahrum olur).[/COLOR][/I][/B]kaidesine mâsadak [B][I][COLOR=black](bir söz veya hükmü doğrulayan husus, doğrulayıcı)[/COLOR][/I][/B] olur, hasâretli bir edepsizliğe düşer. Sual: Herşeyi bilen ve gören ve hiçbir şey Ondan gizlenemeyen Allâmü’l-Guyûba [B][I][COLOR=black](bk. Mâide Sûresi, 5:109, 106; Tevbe Sûresi, 9:78; Sebe Sûresi, 34:48.) [/COLOR][/I][/B]karşı edep nasıl olur? Sebeb-i hacâlet[B][I][COLOR=black](utanmaya sebep olan şey)[/COLOR][/I][/B] olan hâletler Ondan gizlenemez. Edebin bir nev’i tesettürdür, mucib-i istikrah [B][I][COLOR=black]( tiksintiyi gerektiren)[/COLOR][/I][/B] hâlâtı setretmektir. Allâmü’l-Guyûba karşı tesettür olamaz. Elcevap: Evvelâ, Sâni-i Zülcelâl nasıl ki kemâl-i ehemmiyetle san’atını güzel göstermek istiyor ve müstekreh [B][I][COLOR=black](tiksinti uyandıran)[/COLOR][/I][/B] şeyleri perdeler altına alıyor ve nimetlerine, o nimetleri süslendirmek cihetiyle nazar-ı dikkati celb ediyor. Öyle de, mahlûkatını ve ibâdını sair zîşuurlara güzel göstermek istiyor. Çirkin vaziyetlerde görünmeleri, Cemîl ve Müzeyyin ve Lâtîf ve Hakîm gibi isimlerine karşı bir nevi isyan ve hilâf-ı edep oluyor. [B][I][COLOR=red]İşte, Sünnet-i Seniyyedeki edep, o Sâni-i Zülcelâlin esmâlarının hudutları içinde bir mahz-ı edep vaziyetini takınmaktır.[/COLOR][/I][/B] Saniyen: Nasıl ki bir tabip, doktorluk noktasında, bir nâmahremin en nâmahrem uzvuna bakar ve zaruret olduğu vakit ona gösterilir, hilâf-ı edep denilmez. Belki, edeb-i tıp öyle iktiza eder denilir. Fakat o tabip, recüliyet ünvanıyla yahut vâiz ismiyle yahut hoca sıfatıyla o nâmahremlere bakamaz, ona gösterilmesini edep fetvâ veremez. Ve o cihette ona göstermek hayâsızlıktır. Öyle de, Sâni-i Zülcelâlin çok esmâsı var; herbir ismin ayrı bir cilvesi var. [B][I][COLOR=red]Meselâ, Gaffâr ismi günahların vücudunu ve Settâr ismi kusûrâtın bulunmasını iktiza ettikleri gibi, Cemîl ismi de çirkinliği görmek istemez. Lâtîf, Kerîm, Hakîm, Rahîm gibi esmâ-i cemâliye ve kemâliye, mevcudatın güzel bir surette ve mümkün vaziyetlerin en iyisinde bulunmalarını iktiza ederler[/COLOR][/I][/B]. Ve o esmâ-i cemâliye ve kemâliye ise, melâike ve ruhanî ve cin ve insin nazarında güzelliklerini, mevcudatın güzel vaziyetleriyle ve hüsn-ü edepleriyle göstermek isterler. İşte, Sünnet-i Seniyyedeki âdâb, bu ulvî âdâbın işaretidir ve düsturlarıdır ve nümuneleridir.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
sünnet-i seniyye edeptir.
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst