Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Peygamberimizin Sünneti
Sünneti nasılmış bakalım :BENİ KUREYZA GAZASI
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="KaSýRgA" data-source="post: 35711" data-attributes="member: 1555"><p> <span style="font-size: 15px"> <strong> Hendek harbinden sonra derin bir nefes almağa başlayan Müslümanlar, Rasûlüllah ile evlerine dönüyor, hepsinin ağzında zafer nağmeleri dolaşıyordu. Rasûlü Ekrem evine gelip kılıcını ve zırhını henüz çıkarmıştı ki Cebrâil (A.S.) geldi. "Biz harp elbiselerini çıkarmadık, Sen de çıkarma. Beni Kureyza'ya git! Yeryüzünü onlardan temizle..." dedi. </strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong> Peygamber Efendimiz, tekrar silahlandı. Bilal-i Habeşi'yi çağırarak O'na şöyle nida etmesini söyledi: "Allâh'ın emrine itaat edenler ikindi namazını Benî Kurayza bölgesinde kılsın." </strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong> Bilâl, Rasûlü Ekrem'in ne demek istediğini anlamış, hemen dışarı çıkarak cadde cadde nida etmeğe başlamıştı. </strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong> Allah yolunda her zaman hazır olan Müslümanlar, bu sesi duyar duymaz, derhâl silahlarını kuşanarak toplanmışlardı. Peygamber Efendimiz sancağı Hz.Ali'ye verdi ve Kureyza'ya doğru süratle yürüdüler. </strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong> Kurayza kâbilesi, Müslümanları böyle görünce, Allah onların kalbine bir korku verdi. Ok atarak mukabele etmeğe başladılar. Fakat, Müslümanlar herşeye rağmen onların kalelerini kuşattı. Böylece 25 gün muhasara altında kaldılar. Sonra benî Nâdir kabîlesinin yaptıkları gibi silahlarını bırakmak şartı ile mal ve canlarını alarak memleketlerini terk etmeğe râzı oldular. </strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong> Fakat, Allah Rasûlü onların bu isteklerini kabul etmedi. Çünkü, Hz.Allah onlar hakkında idam hükmünü vermişti. Onların niyetleri Müslümanların kökünü kazımaktı. </strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong> Benî Kurayza, Peygamberimiz'den, Evs kabîlesinden Ebû Lübabe'nin istişâre için yanlarına gönderilmesini istediler. Bunun üzerine Ebû Lübabe, gönderildi. Ebû Lübabe, Medîne yahûdîlerinden Müslüman olmuş servet sâhibi bir kimse idi. Peygamberimiz, kendisine kıymet verirdi. Peygamberimiz, Ebû Lübabe'yi gönderirken; "git onlara Allah ve Rasûlü için nasihat et." buyurdu. </strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong> Ebû Lübabe, kale kapısından yanlarına vardı. </strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong> Kureyza yahûdîleri O'na; "Yâ Eba Lübabe! Sen ne dersin? Muhammed bize, «benim hükmüm ile kaleden dışarı çıkın!» dedi" dediler. </strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong> Ebû Lübabe de onlara nasihat etti. Fakat, bu arada bir eliyle sakalını bir eliyle de boğazını tutarak, «başınızı keser bilmiş olasınız» diye, harbetmelerine işâret etti. </strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong> Fakat, onun bu hareketi bir nevi ihanetti. Sonra çok pişman oldu. Medîne'ye gelerek kendini Mescidi Nebevi'nin direğine bağlayarak affolunmadan hiçbir şey yemeyeceğini, içmeyeceğini söyleyip ağlayıp, Allâh'ın hükmünü bekledi. </strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong> Nitekim bu samimi tövbesi affına vesîle oldu. Hakkında Kur'ân-ı Kerim'de şu ûlvi âyet nâzil oldu: "Onlardan diğer bir kısmı da günahlarını itiraf ettiler. Onlar iyi bir ameli başka bir kötü ile karıştırmışlardır. Olur ki Allah onların tevbelerini kabul eder. Çünkü, Allah hiç şüphesiz çok yargılayıcı, çok esirgeyicidir." (Sûre-i Tevbe, âyet 102.).</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong> Allâh'ın Rasûlü, Benî Kurayza'nın yaptıklarını hüküm vermek üzere, Evs kabîlesinin reislerinden Sa'd ibn-i Muaz'ı hakem olarak seçti. Sa'd da Hendek Harbinde yaralanmış, kendisi mescidde tedavi ediliyordu. Sa'd ibn-i Muaz, Benî Kurayza'nın ihanetine hükmetti ve haklarında şöyle karar beyân etti: "Erkek yahûdîler îdam edilecek, kadınlar ve çocuklar esir olacak. Malları ganîmet olacak". </strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong> Peygamberimiz O'na; "Ey Saad! Aynen Allâh'ın hükmünü verdin." dedi. Kararından memnun oldu. </strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong> Benî Kureyza yahûdîlerine bu hüküm hemen tatbik edildi. Onlardan kalan ganîmet, 1500 kılınç, 300 zırh, 1000 mızrak, 500 kalkan ve ok, koyun, deve ve diğer bâzı mallardır. </strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="KaSýRgA, post: 35711, member: 1555"] [size=4] [b] Hendek harbinden sonra derin bir nefes almağa başlayan Müslümanlar, Rasûlüllah ile evlerine dönüyor, hepsinin ağzında zafer nağmeleri dolaşıyordu. Rasûlü Ekrem evine gelip kılıcını ve zırhını henüz çıkarmıştı ki Cebrâil (A.S.) geldi. "Biz harp elbiselerini çıkarmadık, Sen de çıkarma. Beni Kureyza'ya git! Yeryüzünü onlardan temizle..." dedi. Peygamber Efendimiz, tekrar silahlandı. Bilal-i Habeşi'yi çağırarak O'na şöyle nida etmesini söyledi: "Allâh'ın emrine itaat edenler ikindi namazını Benî Kurayza bölgesinde kılsın." Bilâl, Rasûlü Ekrem'in ne demek istediğini anlamış, hemen dışarı çıkarak cadde cadde nida etmeğe başlamıştı. Allah yolunda her zaman hazır olan Müslümanlar, bu sesi duyar duymaz, derhâl silahlarını kuşanarak toplanmışlardı. Peygamber Efendimiz sancağı Hz.Ali'ye verdi ve Kureyza'ya doğru süratle yürüdüler. Kurayza kâbilesi, Müslümanları böyle görünce, Allah onların kalbine bir korku verdi. Ok atarak mukabele etmeğe başladılar. Fakat, Müslümanlar herşeye rağmen onların kalelerini kuşattı. Böylece 25 gün muhasara altında kaldılar. Sonra benî Nâdir kabîlesinin yaptıkları gibi silahlarını bırakmak şartı ile mal ve canlarını alarak memleketlerini terk etmeğe râzı oldular. Fakat, Allah Rasûlü onların bu isteklerini kabul etmedi. Çünkü, Hz.Allah onlar hakkında idam hükmünü vermişti. Onların niyetleri Müslümanların kökünü kazımaktı. Benî Kurayza, Peygamberimiz'den, Evs kabîlesinden Ebû Lübabe'nin istişâre için yanlarına gönderilmesini istediler. Bunun üzerine Ebû Lübabe, gönderildi. Ebû Lübabe, Medîne yahûdîlerinden Müslüman olmuş servet sâhibi bir kimse idi. Peygamberimiz, kendisine kıymet verirdi. Peygamberimiz, Ebû Lübabe'yi gönderirken; "git onlara Allah ve Rasûlü için nasihat et." buyurdu. Ebû Lübabe, kale kapısından yanlarına vardı. Kureyza yahûdîleri O'na; "Yâ Eba Lübabe! Sen ne dersin? Muhammed bize, «benim hükmüm ile kaleden dışarı çıkın!» dedi" dediler. Ebû Lübabe de onlara nasihat etti. Fakat, bu arada bir eliyle sakalını bir eliyle de boğazını tutarak, «başınızı keser bilmiş olasınız» diye, harbetmelerine işâret etti. Fakat, onun bu hareketi bir nevi ihanetti. Sonra çok pişman oldu. Medîne'ye gelerek kendini Mescidi Nebevi'nin direğine bağlayarak affolunmadan hiçbir şey yemeyeceğini, içmeyeceğini söyleyip ağlayıp, Allâh'ın hükmünü bekledi. Nitekim bu samimi tövbesi affına vesîle oldu. Hakkında Kur'ân-ı Kerim'de şu ûlvi âyet nâzil oldu: "Onlardan diğer bir kısmı da günahlarını itiraf ettiler. Onlar iyi bir ameli başka bir kötü ile karıştırmışlardır. Olur ki Allah onların tevbelerini kabul eder. Çünkü, Allah hiç şüphesiz çok yargılayıcı, çok esirgeyicidir." (Sûre-i Tevbe, âyet 102.). Allâh'ın Rasûlü, Benî Kurayza'nın yaptıklarını hüküm vermek üzere, Evs kabîlesinin reislerinden Sa'd ibn-i Muaz'ı hakem olarak seçti. Sa'd da Hendek Harbinde yaralanmış, kendisi mescidde tedavi ediliyordu. Sa'd ibn-i Muaz, Benî Kurayza'nın ihanetine hükmetti ve haklarında şöyle karar beyân etti: "Erkek yahûdîler îdam edilecek, kadınlar ve çocuklar esir olacak. Malları ganîmet olacak". Peygamberimiz O'na; "Ey Saad! Aynen Allâh'ın hükmünü verdin." dedi. Kararından memnun oldu. Benî Kureyza yahûdîlerine bu hüküm hemen tatbik edildi. Onlardan kalan ganîmet, 1500 kılınç, 300 zırh, 1000 mızrak, 500 kalkan ve ok, koyun, deve ve diğer bâzı mallardır. [/b][/size] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Resûlüllah (Aleyhisselatü Vesselam)
Peygamberimizin Sünneti
Sünneti nasılmış bakalım :BENİ KUREYZA GAZASI
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst