Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Takva dairesinde yaşamak
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Muvahhid1" data-source="post: 245024" data-attributes="member: 1003203"><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">Takvâ, zannedildiği gibi, dünya işlerinden el etek çekip, sadece ibadetlerin şekil yönü üzerinde hassasiyet göstermek değildir. Hayatın bütün safhalarını, katmanlarını içine alır. Târifi şöyle yapılmaktadır: Takvâ; bütün günahlardan kendini korumak, dinin yasak ettiğinden veya haram olduğunda şüphesi olan şeylerden çekinmek; amel-i salih denen emir dairesinde hayrat kazanmaktır. </span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">Hakkın en çok beğendiği iş takvâ, en temiz, en nezih kulları da müttakiler; yâni takvâ ile yaşayanlardır. Mü’minin en saf, en duru mesajı, en koruyucu elbisesi takvâdır. Onun sayesinde şeytanın vesveseleri tesirsiz kalır. Bütün hayır vesilelerini değerlendirme, bütün şer yollarına karşı kapalı kalma veya kapalı kalmaya çalışma mânâlarına gelen takvâ sayesinde insan; esfel-i sâfilîn denen aşağıların aşağısına yuvarlanmaktan kurtulur ve alâ-yı illiyyin (yüksek mertebeler) yolcusu olur. </span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">İnsan, niçin ibâdet ve takvâ üzere yaşamak zorundadır? Çünkü, insanların yaratılışından maksat, ibâdetin kemâli olan takvâdır. Yâni, istidat (potansiyel yetenek) ve kabiliyete ekilen veya vazife ve yaratılışta kastedilen takvânın kuvveden/potansiyel hâlinden fiile/pratiğe çıkarılması lâzımdır. </span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">Nasıl ki bir insan, bir iş için bir adamı teçhiz ettiği (çeşitli bilgi ve cihazlarla donattığı) zaman, o işin o adamdan yapılmasını ümit eder. Temsilde hata olmaz, Cenâb-ı Hak, insanlara, tekâmül için bir istidat, imtihan için bir kabiliyet ve bir ihtiyar/hür irâde vermiştir. Bu itibarla, Cenâb-ı Hak, insanlardan o işlerin yapılmasını beklemektedir denilebilir. Sanki beşere emrediyor: </span></span></span></strong></span><span style="color: black">“<span style="color: darkslateblue">Ey beşer! Yüksek ve alçak bütün ecrâmı sizin istifadenize tahsis etmekle sizlere bu kadar izaz ve ikramlarda bulunan Cenâb-ı Hakka ibadet ediniz ve sizlere yaptığı kerâmete karşı liyakatinizi izhar ediniz!”1</span> </span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">İşte hayatlarını, bu takvâ çizgisinde sürdürenler, şeytanın bir hücumuna maruz kaldıklarında vartaya düşmekten kurtulurlar. Doğru ilmin, tâdil-i erkân ile kılınan namazın, sahibini istikamete ve mutluluğa ulaştırması gibi<img src="http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" />. Bu husus, “<span style="color: red">Takva sahipleri, kendilerine şeytandan bir vesvese iliştiğinde güzelce düşünürler ve derhal hakkı görüverirler”</span>2 âyetiyle dikkate sunulur. Takvâ çizgisinden sapanlar ise, bundan mahrumdurlar. Altyapıları olmadığından şeytan onları aldatıp vartalara düşürebilir. </span></span></span></strong></span></p><p> </p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">Meselenin bu yönünü Kur’ân, <span style="color: red">“Şeytanların kardeşlerine gelince, şeytanlar onları azgınlığa sürüklerler. Sonra yakalarını hiç mi hiç kurtaramazlar</span>”3 şeklinde dikkate verir. Allah sevgisi, yardımı ve koruması da ancak takvâ ile elde edilebilir: <span style="color: red">“Şüphesiz ki Allah takvâya sarılanlarla, iyilik yapan ve iyi kullukta bulunanlarla beraberdir</span>.” 4 </span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">Kur’ân-ı Kerim, takvâyı üç mertebesiyle zikretmiştir: Birincisi, şirki terk; ikincisi, maâsiyi/günahı, isyanı terk; üçüncüsü, mâsivâullahı/Allah’tan gayrısını terk etmektir. </span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">Temizlik ise hasenât/iyilik, sevap, güzellik ile olur. Hasenât da ya kalble olur veya kalıp ve bedenle olur veyahut malla olur. Kalbî amellerin güneşi, imândır. Bedenî amellerin fihristesi, namazdır. Mâlî ibâdetlerin kutbu, zekâttır.5 İnsan taşkınlık ve azgınlıktan ancak takvâ yörüngesinde bulunursa kurtulabilir. Çünkü, insandaki “şehvet gücünü” meşrû çizgiye, takvâ çeker. Bediüzzaman bu noktayı da şöyle aydınlatır: </span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: darkslateblue">Kuvve-i şeheviye ile arzda fesat meydana gelir. Gadap gücünün tecavüzüyle de cinayet ve savaşlar olur. Halbuki arz, takva üzerine tesis edilmiş bir mescid hükmündedir.6</span> </span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">Ebedî yolculukta da en mükemmel binek takvâdır: İnsan, mezara, haşre/diriliş meydanına, ebede olan yolculuğunda amele (ibadete) takvâ kuvvetine göre o uzun yolu farklı derecelerde alır. Bir kısım takvâ sahipleri, şimşek gibi; bin senelik yolu bir günde keser. Bir kısmı da, hayal gibi, elli bin senelik bir mesafeyi bir günde kat’ eder.7 </span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">Dini görevleri/farzları bilen ve işleyen ve kebâiri (büyük günahları) terk ve günahları işlememek için nefis ve şeytanla mücâhede eden takva üzere ibadet etmesi gerektiği âyetle ortaya konmaktadır: </span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">“<span style="color: red">Ey insanlar! Sizi ve sizden evvelkileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, takva mertebesine vasıl olasınız. Ve yine Rabbinize ibadet ediniz ki, arzı size döşek, semayı binanıza dam yapmış ve semadan suları indirmiş ki, sizlere rızık olmak üzere yerden meyve ve sair gıdaları çıkartsın. Öyleyse, Allah’a misil ve şerik yapmayınız. Bilirsiniz ki, Allah’tan başka mabud ve hâlıkınız yoktur.”</span> 8 </span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">Dipnotlar: </span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">1- İşârâtü’l-İ’câz, s. 152-154 Name=371; HotwordStyle=BookDefault; </span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">2- Kur’ân, A’râf, 201. </span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">3- Kur’ân, A’râf, s. 202. </span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">4- Agk, Nahl, 128. </span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">5- İşârâtü’l-İ’câz, s. 45. </span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">6- Age, s. 252. </span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">7- Sözler, s. 27. </span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black">8- Kur’ân, Bakara, 21-22.</span></span></span></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong></strong></span></p><p><span style="color: #0000ff"><strong></strong></span><span style="color: red">Ali Ferşadoğlu</span> </p><p><span style="color: red"><strong>Yeni Asya</strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Muvahhid1, post: 245024, member: 1003203"] [COLOR=#0000ff][B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][COLOR=black]Takvâ, zannedildiği gibi, dünya işlerinden el etek çekip, sadece ibadetlerin şekil yönü üzerinde hassasiyet göstermek değildir. Hayatın bütün safhalarını, katmanlarını içine alır. Târifi şöyle yapılmaktadır: Takvâ; bütün günahlardan kendini korumak, dinin yasak ettiğinden veya haram olduğunda şüphesi olan şeylerden çekinmek; amel-i salih denen emir dairesinde hayrat kazanmaktır. Hakkın en çok beğendiği iş takvâ, en temiz, en nezih kulları da müttakiler; yâni takvâ ile yaşayanlardır. Mü’minin en saf, en duru mesajı, en koruyucu elbisesi takvâdır. Onun sayesinde şeytanın vesveseleri tesirsiz kalır. Bütün hayır vesilelerini değerlendirme, bütün şer yollarına karşı kapalı kalma veya kapalı kalmaya çalışma mânâlarına gelen takvâ sayesinde insan; esfel-i sâfilîn denen aşağıların aşağısına yuvarlanmaktan kurtulur ve alâ-yı illiyyin (yüksek mertebeler) yolcusu olur. İnsan, niçin ibâdet ve takvâ üzere yaşamak zorundadır? Çünkü, insanların yaratılışından maksat, ibâdetin kemâli olan takvâdır. Yâni, istidat (potansiyel yetenek) ve kabiliyete ekilen veya vazife ve yaratılışta kastedilen takvânın kuvveden/potansiyel hâlinden fiile/pratiğe çıkarılması lâzımdır. Nasıl ki bir insan, bir iş için bir adamı teçhiz ettiği (çeşitli bilgi ve cihazlarla donattığı) zaman, o işin o adamdan yapılmasını ümit eder. Temsilde hata olmaz, Cenâb-ı Hak, insanlara, tekâmül için bir istidat, imtihan için bir kabiliyet ve bir ihtiyar/hür irâde vermiştir. Bu itibarla, Cenâb-ı Hak, insanlardan o işlerin yapılmasını beklemektedir denilebilir. Sanki beşere emrediyor: [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B][/COLOR][COLOR=black]“[COLOR=darkslateblue]Ey beşer! Yüksek ve alçak bütün ecrâmı sizin istifadenize tahsis etmekle sizlere bu kadar izaz ve ikramlarda bulunan Cenâb-ı Hakka ibadet ediniz ve sizlere yaptığı kerâmete karşı liyakatinizi izhar ediniz!”1[/COLOR] [/COLOR] [COLOR=#0000ff][B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][COLOR=black] İşte hayatlarını, bu takvâ çizgisinde sürdürenler, şeytanın bir hücumuna maruz kaldıklarında vartaya düşmekten kurtulurlar. Doğru ilmin, tâdil-i erkân ile kılınan namazın, sahibini istikamete ve mutluluğa ulaştırması gibi[IMG]http://www.islamiforum.info/images/smilies/nokta.gif[/IMG]. Bu husus, “[COLOR=red]Takva sahipleri, kendilerine şeytandan bir vesvese iliştiğinde güzelce düşünürler ve derhal hakkı görüverirler”[/COLOR]2 âyetiyle dikkate sunulur. Takvâ çizgisinden sapanlar ise, bundan mahrumdurlar. Altyapıları olmadığından şeytan onları aldatıp vartalara düşürebilir. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=#0000ff][B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=#0000ff][B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][COLOR=black]Meselenin bu yönünü Kur’ân, [COLOR=red]“Şeytanların kardeşlerine gelince, şeytanlar onları azgınlığa sürüklerler. Sonra yakalarını hiç mi hiç kurtaramazlar[/COLOR]”3 şeklinde dikkate verir. Allah sevgisi, yardımı ve koruması da ancak takvâ ile elde edilebilir: [COLOR=red]“Şüphesiz ki Allah takvâya sarılanlarla, iyilik yapan ve iyi kullukta bulunanlarla beraberdir[/COLOR].” 4 Kur’ân-ı Kerim, takvâyı üç mertebesiyle zikretmiştir: Birincisi, şirki terk; ikincisi, maâsiyi/günahı, isyanı terk; üçüncüsü, mâsivâullahı/Allah’tan gayrısını terk etmektir. Temizlik ise hasenât/iyilik, sevap, güzellik ile olur. Hasenât da ya kalble olur veya kalıp ve bedenle olur veyahut malla olur. Kalbî amellerin güneşi, imândır. Bedenî amellerin fihristesi, namazdır. Mâlî ibâdetlerin kutbu, zekâttır.5 İnsan taşkınlık ve azgınlıktan ancak takvâ yörüngesinde bulunursa kurtulabilir. Çünkü, insandaki “şehvet gücünü” meşrû çizgiye, takvâ çeker. Bediüzzaman bu noktayı da şöyle aydınlatır: [COLOR=darkslateblue]Kuvve-i şeheviye ile arzda fesat meydana gelir. Gadap gücünün tecavüzüyle de cinayet ve savaşlar olur. Halbuki arz, takva üzerine tesis edilmiş bir mescid hükmündedir.6[/COLOR] Ebedî yolculukta da en mükemmel binek takvâdır: İnsan, mezara, haşre/diriliş meydanına, ebede olan yolculuğunda amele (ibadete) takvâ kuvvetine göre o uzun yolu farklı derecelerde alır. Bir kısım takvâ sahipleri, şimşek gibi; bin senelik yolu bir günde keser. Bir kısmı da, hayal gibi, elli bin senelik bir mesafeyi bir günde kat’ eder.7 Dini görevleri/farzları bilen ve işleyen ve kebâiri (büyük günahları) terk ve günahları işlememek için nefis ve şeytanla mücâhede eden takva üzere ibadet etmesi gerektiği âyetle ortaya konmaktadır: “[COLOR=red]Ey insanlar! Sizi ve sizden evvelkileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, takva mertebesine vasıl olasınız. Ve yine Rabbinize ibadet ediniz ki, arzı size döşek, semayı binanıza dam yapmış ve semadan suları indirmiş ki, sizlere rızık olmak üzere yerden meyve ve sair gıdaları çıkartsın. Öyleyse, Allah’a misil ve şerik yapmayınız. Bilirsiniz ki, Allah’tan başka mabud ve hâlıkınız yoktur.”[/COLOR] 8 Dipnotlar: 1- İşârâtü’l-İ’câz, s. 152-154 Name=371; HotwordStyle=BookDefault; 2- Kur’ân, A’râf, 201. 3- Kur’ân, A’râf, s. 202. 4- Agk, Nahl, 128. 5- İşârâtü’l-İ’câz, s. 45. 6- Age, s. 252. 7- Sözler, s. 27. 8- Kur’ân, Bakara, 21-22.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/B][/COLOR][COLOR=red]Ali Ferşadoğlu[/COLOR][COLOR=red] [/COLOR] [COLOR=red][B]Yeni Asya[/B][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Takva dairesinde yaşamak
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst