Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Tasavvufta Yol AlmakEdeple Olur
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 308487" data-attributes="member: 1004566"><p><span style="color: black"><strong><em>Tasavvufta Yol Almak Edeple Olur </em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em></em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em>Nakşibendi büyükleri, Hz. Resûlullah (s.a.v) Efendimizin öğrettiği hem zâhir hem de bâtıni edeplere sımsıkı sarılmışlardır. </em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em></em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em>Seyri sülük esnasındaki sohbet, vird, hatme ve diğer zikirler zâhirî edepler içine girer. </em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em></em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em>Kalbin gaflet ve kötülüklerden temizlenmesi, nefsin terbiye edilmesi ve ruhun ilahi huzura yükselecek hâle getirilmesi de bâtınî edepler içine girer. </em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em></em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em>Edeb, her şeyi gereğince ve yerince yapmaktır. Bunun yolu da, bütün fikir ve fiillerde edeb abidesi, peygamberlerin imamı Hz. Resûlullah (s.a.v) Efendimize uymaktır. Bütün Allah dostları, Hak yolunda ne elde etmiş iseler, Efendimizin edebine uyarak elde etmişlerdir. </em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em></em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em>Büyük veli Seriy es-Sakati: (k.s): </em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em></em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em>“Edeb, aklın tercümanıdır.” demiştir. Demek ki herkes edebi kadar akıllı, aklı kadar şerefli, şerefi kadar kıymetlidir. </em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em></em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em>Edebine göre yapılmayan şeyler ne kadar çok olursa olsun fayda sağlamaz. insan bir işin usulüne göre gitmez ise o işte ömrünü verse hayırlı bir sonuç alamaz. </em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em></em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em>Allah’ın yeryüzündeki şahidi ve hâlifesi olan ariflere hürmet kalpteki takvadan ileri gelir. Onlara karşı edebi koruyamayan kimsenin tasavvuf yolunda hiç bir nasibi olmaz.9 </em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em></em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em>Arifler: “önce usul, sonra vusul” demişlerdir. Yani, maksadına ulaşmak isteyen kimse, önce o işin usulüne göre yola çıkarsa, hedefine varır, yoksa yolda kalır. </em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em></em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em>Büyük alim Abdullah b. Mubarek (r.a) ne güzel söylemiş: </em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em></em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em>“Bizler daha çok ilme değil, daha fazla edebe muhtacız.”10 </em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em></em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em>Hak yoluna giren talip için ana sermaye edeptir. Edebi olmayanın Allah yolunda elde edeceği hiç bir şeyi yoktur. </em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em></em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em></em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em></em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em>Edeb, kalbte, sözde ve fiilde olur </em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em></em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em>Kalbin edebi, niyette ihlas ve samimiyettir. Bunların sonucu, Allah için sevmek, Allah için vermek, Allah için yermek ve Allah için menetmektir. Bu hâl, imanın en yüksek zirvesidir ve kâmil insan olmanın alametidir. O, Allahu Tealanın sevdiği kullarına bir hediyesidir. Büyükler, bu ahlakın ihsan mertebesi olduğunu ve onun vücuda ancak zati zikir sayesinde yerleşeceğini belirtiyorlar. Zati zikir; her yerde, her işte, her hâlde kalb, ruh, sır ve diğer latifelerle Allahu Teala’yı zikretmekten ibarettir. </em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em></em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em>Gavs-ı Bilvanisî Seyyid Abdulhakim el-Hüseyni (k.s) zikir ve edep hakkındaki bir sohbetinde şöyle buyurmuştur: </em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em></em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em>“Bakınız, bu milletin başına ne geldiyse gafletten geldi. şah-ı Hazne (k.s): “gaflet kadar hiçbir kötü hâl yoktur” derdi. Kimin başına ne geldiyse nefsinin hilelerinden gafil kaldığı için gelmiştir. Bir kişi kendi kuvveti ile gafleti terk edemiyorsa edebe sarılsın. şöyle ki, Rabbim her an her yerde beni görüyor diye düşünsün ve o konuda nefsini zorlasın. Açık ve gizli edeplere uymakla insanın kalbi uyanır. Böylece gaflet yok olur.”11 </em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em></em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em>Sözün edebi, makama uygun söylenmesidir. Her makam, ayrı bir tarz ve tavır ister. Her söz yerinde, zamanında, gereği kadar söylenirse değerli ve geçerlidir. Söz, hacet kadar sarf edilmelidir. Sözde yalan ve yapmacık olmamalıdır. Söz sahibinin sözü ile özü, içi ile dışı aynı olmalıdır. Mürşide ve müminlere karşı samimiyet ancak böyle mümkün olur. </em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em></em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em>Fiilin/işin edebi, makama uygun davranmaktır. Her şahsın, her makamın, her ibadet ve taatın kendine has edebi vardır. Bütün edepler, sünnet-i seniyyede öğretilmiştir. Edep, Hakka ve halka karşı nasıl davranacağını bilmektir. Kısaca güzel ahlaktır. Bu edepleri, tek tek öğrenmeli ve güç nisbetinde yapmalıdır. </em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em></em></strong></span></p><p><span style="color: black"><strong><em>ilim edeple güzel olur. Hak yolcusu ancak edeple yol alır. Zikir, edeple fayda verir. ibadet edeple yapılırsa Allah’a yükselir. Tövbe, edeple kabul edilir. Bunun için Allah dostları talebelerinden her işte edep ister, edep bekler. Tasavvuf yolunda, bütün menzil ve makamlarda insanın önüne tek levha çıkar:</em></strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 308487, member: 1004566"] [COLOR=black][B][I]Tasavvufta Yol Almak Edeple Olur Nakşibendi büyükleri, Hz. Resûlullah (s.a.v) Efendimizin öğrettiği hem zâhir hem de bâtıni edeplere sımsıkı sarılmışlardır. Seyri sülük esnasındaki sohbet, vird, hatme ve diğer zikirler zâhirî edepler içine girer. Kalbin gaflet ve kötülüklerden temizlenmesi, nefsin terbiye edilmesi ve ruhun ilahi huzura yükselecek hâle getirilmesi de bâtınî edepler içine girer. Edeb, her şeyi gereğince ve yerince yapmaktır. Bunun yolu da, bütün fikir ve fiillerde edeb abidesi, peygamberlerin imamı Hz. Resûlullah (s.a.v) Efendimize uymaktır. Bütün Allah dostları, Hak yolunda ne elde etmiş iseler, Efendimizin edebine uyarak elde etmişlerdir. Büyük veli Seriy es-Sakati: (k.s): “Edeb, aklın tercümanıdır.” demiştir. Demek ki herkes edebi kadar akıllı, aklı kadar şerefli, şerefi kadar kıymetlidir. Edebine göre yapılmayan şeyler ne kadar çok olursa olsun fayda sağlamaz. insan bir işin usulüne göre gitmez ise o işte ömrünü verse hayırlı bir sonuç alamaz. Allah’ın yeryüzündeki şahidi ve hâlifesi olan ariflere hürmet kalpteki takvadan ileri gelir. Onlara karşı edebi koruyamayan kimsenin tasavvuf yolunda hiç bir nasibi olmaz.9 Arifler: “önce usul, sonra vusul” demişlerdir. Yani, maksadına ulaşmak isteyen kimse, önce o işin usulüne göre yola çıkarsa, hedefine varır, yoksa yolda kalır. Büyük alim Abdullah b. Mubarek (r.a) ne güzel söylemiş: “Bizler daha çok ilme değil, daha fazla edebe muhtacız.”10 Hak yoluna giren talip için ana sermaye edeptir. Edebi olmayanın Allah yolunda elde edeceği hiç bir şeyi yoktur. Edeb, kalbte, sözde ve fiilde olur Kalbin edebi, niyette ihlas ve samimiyettir. Bunların sonucu, Allah için sevmek, Allah için vermek, Allah için yermek ve Allah için menetmektir. Bu hâl, imanın en yüksek zirvesidir ve kâmil insan olmanın alametidir. O, Allahu Tealanın sevdiği kullarına bir hediyesidir. Büyükler, bu ahlakın ihsan mertebesi olduğunu ve onun vücuda ancak zati zikir sayesinde yerleşeceğini belirtiyorlar. Zati zikir; her yerde, her işte, her hâlde kalb, ruh, sır ve diğer latifelerle Allahu Teala’yı zikretmekten ibarettir. Gavs-ı Bilvanisî Seyyid Abdulhakim el-Hüseyni (k.s) zikir ve edep hakkındaki bir sohbetinde şöyle buyurmuştur: “Bakınız, bu milletin başına ne geldiyse gafletten geldi. şah-ı Hazne (k.s): “gaflet kadar hiçbir kötü hâl yoktur” derdi. Kimin başına ne geldiyse nefsinin hilelerinden gafil kaldığı için gelmiştir. Bir kişi kendi kuvveti ile gafleti terk edemiyorsa edebe sarılsın. şöyle ki, Rabbim her an her yerde beni görüyor diye düşünsün ve o konuda nefsini zorlasın. Açık ve gizli edeplere uymakla insanın kalbi uyanır. Böylece gaflet yok olur.”11 Sözün edebi, makama uygun söylenmesidir. Her makam, ayrı bir tarz ve tavır ister. Her söz yerinde, zamanında, gereği kadar söylenirse değerli ve geçerlidir. Söz, hacet kadar sarf edilmelidir. Sözde yalan ve yapmacık olmamalıdır. Söz sahibinin sözü ile özü, içi ile dışı aynı olmalıdır. Mürşide ve müminlere karşı samimiyet ancak böyle mümkün olur. Fiilin/işin edebi, makama uygun davranmaktır. Her şahsın, her makamın, her ibadet ve taatın kendine has edebi vardır. Bütün edepler, sünnet-i seniyyede öğretilmiştir. Edep, Hakka ve halka karşı nasıl davranacağını bilmektir. Kısaca güzel ahlaktır. Bu edepleri, tek tek öğrenmeli ve güç nisbetinde yapmalıdır. ilim edeple güzel olur. Hak yolcusu ancak edeple yol alır. Zikir, edeple fayda verir. ibadet edeple yapılırsa Allah’a yükselir. Tövbe, edeple kabul edilir. Bunun için Allah dostları talebelerinden her işte edep ister, edep bekler. Tasavvuf yolunda, bütün menzil ve makamlarda insanın önüne tek levha çıkar:[/I][/B][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Nakşıbendi ve Nakşıbendilik
Sufinin Dünyası
Tasavvufta Yol AlmakEdeple Olur
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst