Tebliğde iletişim ve muhatap

TEBLİĞDE İLETİŞİM VE MUHATAP:
1. Sağır bir adam hasta olan komşusunu ziyaret edecekmiş. Ben onun yanına varınca “nasılsın” derim, o da “hamdolsun iyiyim” der. Bende “maşallah. Çok memnun oldum” derim. Yine ben “doktorlardan kim gelip gidiyor” diye sorarım oda “falanca doktor” der. Bende “çok iyi, çok iyi. Onun eli.............. Kıssadan hisse muhatabı tanımadan anlamadan yapılan konuşmalar bazen aksülamel yapar.
2. (tebliğde önemli olan karşımızdaki şahsa bir şey söylemiş olmak değildir. Önemli olan onun anlayarak, kabul edebileceği şeyi söyleyebilmektir. Bunun şartıda muhatabı anlamaktan geçer)
3. Doktor hastayı tedavi etmek istiyorsa ilk önce hastayı dinlemeli, muayene etmeli ve teşhisi koymalıdır. Hastalığı teşhis etmeden gelişi güzel verilecek reçete neticede hastayı kabristana götürür. Kur’anın bir vasfıda onun şifa olmasıdır. Kur’an insanların bütün manevi hastalıkları için şifadır. Fakat biz bu eczahaneden insanlara ilaç dağıtırken insanların hangi hastalığa düçar olduğunu tesbit etmeden, tavsiye edeceğimiz ilaçlar, hastalara ne kadar ve nasıl faideli olacak. Hastalar değiştikçe onlara verilecek ilaçlarda tebeddül eder.
4. Tebliğde ne söylediğimiz kadar belki de ondan daha mühimmi nasıl söylediğimizdir. Aynı şeyleri söyleyen 2 kişinin sözlerinden biri hüsnü kabul görürken diğeri aksül amel yapabilir. (rüya tabir eden 2 kişi)
5. Üzüm almak isteyenler : engür, ineb üzüm (mevlana)
6. Tebliğde muhatabı tanımak ve ona göre konuşmak, davranışlarımızı da ona göre ayarlamak zorundayız.
7. muhatabı nasıl tanıyacağız?
8. (kıtal : 30- Biz dileseydik onları sana gösterirdik de sen onları yüzlerinden tanırdın. Yemin olsun ki sen onları konuşma üsluplarından tanırsın. Allah amellerinizi bilir.)
9. Mevlana “insanlar karpuza benziyor. Nasıl karpuzu tıklatınca onun ham veya olgun olduğu anlaşılıyorsa, insanlarıda konuşturunca onlarında ham ve olgun olanlarını bilirsin” demiş.
10. (likülli makamin makal, ve likülli ormanin çakal )
11. Kelama kuvvet veren 4 şeydir : mütekellim, muhatap, makam ve maksat.
12. Tenezzülatı ilahiye
13. İnsanlara akıllarının miktarınca (yani onların anlayacağı şekilde) söz söyleyiniz. Kellimünnase...
14. “Ben Kastamonu'nun dağında bağırarak mükerrer defa dedim: "Kardeşlerim! Ata et, arslana ot atmayınız." Yani her risaleyi herkese vermeyiniz; tâ, bize taarruz edilmesin. Yaya gidilse yedi gün uzakta Hâfız Ali (Rahmetullahi Aleyh), manevî telefonuyla işitiyor gibi aynı vakit bana yazıyor ki: "Evet Üstadım, Risale-i Nur'un bir kerametidir ki; ata et, arslana ot atmaz. Belki ata ot, arslana et atar ki, o arslan hocaya İhlas Risalesi'ni verdi." Yedi gün sonra mektubunu aldık, hesab ettik; aynı zamanda, ben dağda bağırırken, o da garib sözleri mektubunda yazıyormuş.” Lemalardan
15. Muhataplar:
16. Fert ve toplum : İslamın ilk devirlerinde 3 sene gizli olarak fertlere tebliğ yapılmıştı ( 10 kişi ile döğüşen elbette dayak yer. Fakat teke tek döğüştüğümüz zaman bir ihtimal var)
17. En yakın olanlar. “En yakın akrabanı (tebliğle) inzar et” şuara: )(her insanın bir çevresi vardır ve içlerinde mutlaka tebliğe ve kabüle müsaid kimselerde mevcuttur.
18. Şuursuz avam : (ibadet ve islamı yaşamayı telkin)
19. Şuurlu fertler:
20. Gençler ve ihtiyarlar:
1- İbrahim as genç yaşta putları kırmıştı : “....dediler ki; putları kötüleyen bir genç işittik. Ona ibrahim deniyor.” Enbiya : 60
2- Ashabı kehf 7 genç idi. “onlar rablerine iman eden gençlerdi, bizde onların hidayetini artırdık.” Kehf : 13
3- “Musaya bir kısım gençlerden başka iman eden olmadı” yunus: 83
4- Sahabelerin ekserisi gençlerden müteşekkil idi.
5- İsrailoğulları (ibni haldun)
15- Zenginler ve fakirler :
a- Ekseriyetle tarih boyunca peygamberlere karşı çıkanlar toplumun ileri gelenleri olmuştur. Bunlar zenginler, makam sahipleri, toplumda lider mevkiinde olan kimselerdi. Kur’an bunları “mele” kelimesiyle ifade eder. Yine peygamberlere tabi olanların ekseriyetini de fakirler, toplumda aşağı tabaka olarak kabul edilen kimseler olmuştur. Madem tarih böyle cereyan etmiştir; bize düşen vazifede tebliğde en çok gençlerin ve fakir tabakanın üzerinde durmaktır.(abese – b-
b- “Sabah-akşam Rablerinin rızasını dileyerek, o’na yalvaranlarla beraber sabret; dünya hayatının zînetini isteyerek gözlerini onlardan ayırma; kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, nefsinin arzusuna uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye itaat etme.de ki: hak rabbindendir; artık dileyen iman etsin; dileyen inkâr etsin”.( Kehf : 28- 29- 30- )
21. Ehli cemaat: müspet hareket etmek. İbadette rekabet riyadır.(isa as. )
22. Dinsizler :( dinsizleri de kısımlara ayırmak zorundayız .herkesi muhatap kabul etmek zorunda değiliz) kuran bir kısım kafirlerin “inzar edilselerde edilmeselerde” eşit olduğunu onların iman etmeyeceğini söylemiştir. Bazı kimselerin muhatap kabul edilmemesi gerektiği bazı müslümanlar tarafından hala anlaşılamamıştır. (hadisi şerifde şöyle buyrulmuştur : ehil olmayanlara ilmi öğreten ineklerin boynuna inciden gerdanlık asanlar gibidir.)(faide verecekse öğüt ver.ala suresi. Mümtehin suresi.......
23. İslamı tebliğde muhatap bütün insanlardır. Tebliğde öncelik olabilir fakat tahsis olmaz. Üstelik tebliğde muvaffak olmakta şart değildir. (taha ve a'raf)
24. Kimin hidayete geleceğini kimin iman edeceğini Allah bilir. bize düşen tebliğdir.
 
Üst